ZOR BİR KIŞ…

Zor bir kışa giriyoruz. Tüm belirsizlikler çevremizi sarmış durumda. Virüs ne olacak, ekonomi ne olacak, eğitim ne olacak, döviz ne olacak, Amerika politikası ne olacak, ödemeler nasıl olacak? Bir sürü soru ama sorunun çözümü ufukta daha belirmedi. Vergi ve sigorta affı yasallaştı ama nasıl ödenecek. İşler çok durgun. Devlet bir taraftan teşvikler verse de tüm dünyayı saran virüs tehlikesi nedeni ile ticaret ve sanayi çok ağır ilerliyor. Büyümeden bahsedemezsiniz bile. Küçülmeyelim yeter. Küçülme iflaslar, kapanmalar, işsizlik demek.

*******

Amerika seçimleri sonuçlandı Biden kazandı. Tabi bir liberal Katolik ve laik bir politikası olmakla beraber dış politikaları ne olacağı herkes için merak konusu. Aslında gidişatın pek farklı olabileceğini söylemek zor çünkü Amerika’nın da içinde çok sorunlar var. Hem sağlık hem de ekonomik olarak çözülmesi gereken problemleri var. Bence dış politikadan önce bunlara yönlenecek. Her ne kadar başkanın yetkileri sınırsız olsa bile bu ülkede şiddetli bir güçler ayrılığı ilkesi kuruluşundan beri var. Hükümet, anayasa mahkemesi ve kongre. Bekleyip göreceğiz. Sırf bizi ilgilendirmiyor, tüm dünyayı ilgilendiriyor.

*******

Vergi ve SGK affı çıktı. Tabi bu eski borçları silmek için bir fırsat ama pandemiden dolayı piyasayı açmak için verilen düşük faizli kredilerinde ödemesi de aynı dönem içine giriyor. Yani 2021 de tahsilatlar hızlı. Hem devlet hem de bankalar tahsilat yapacaklar. Ocakta başlayacak. Peki bunlar olabilecek mi? İşte bu soru işareti. Çünkü ekonomiye can vermek gerekiyor. Yani piyasanın devir hızı artmalı. Yani sirkülasyon artmalı ama nasıl? Virüs gerçeği her şeyi frenliyor. Eğer böyle giderse ve artış yaşanırsa kısıtlamalar gelebilir. Kısıtlama işlerin belli zamanlarda durması demek. Yani sirkülasyonun önüne geçecek. Nasıl bir şekil bulmak lazım esas mesele bu.

*******

Belki ekonomide büyüme sağlamayabiliriz ama en azından küçülmenin önüne geçmek gerekiyor. Bu pandemi bitmeden veya yavaşlamadan işlerin önü açılmaz. Çünkü insanlarda bir korku belası oluştu. Gelecek kaygısı ve sağlık tehdidi. Bunlarda toplumun psikolojik katsayısını etkiliyor. Bazen maskesiz insanlar görüyorsunuz. Birçoğu ne olacaksa olsun diye çıkarıyor. Artık bıkmış. Nefes alamıyor çünkü; ‘Hastalanacaksam hastalanırım’ diyor. Bu da toplumda bu sağlık konusunda bir isyanı tetikliyor. İş yerleri ve AVM’ler tam çalışamıyor. Zaten insanlarda bir gelecek endişesi var. Hepimiz biliyoruz ki fiyatlar genel seviyesi dövizden dolayı aşırı yükseldi. Dışa bağımlıyız çünkü. Hammadde ve enerji. İthalatın yüzde 70 i hammadde ve enerji.

*******

Herkes aynı şeyi söylüyor. Yerli üretim. O kadar kolay değil çünkü zaman istiyor. Olanı çalıştırmak için destek ve teşvik şart. Siyasi bir ayırım yapmadan. Çünkü bindiğimiz dal kırılmak üzere. Hani şu İzmir depremindeki hassasiyeti ekonomide de uygulamamız gerekiyor. Ferdi düşünceden çıkıp azıcıkta hem toplumu ve hem de devleti düşünmemiz artık şart. El birliği ve güveni tesis etmek ve boş laf dinlememiz gerekiyor. Virüs konusunda hassas olarak çalışırsak ve kendimizden feragat edip işlerimizi yürütürsek bu tüneli geçeriz ve tek bir düsturumuz olsun. İşten artmaz, dişten artar. Elbette harcamalar artınca işler artacak ama israf asla. O görünmeyen kötü bir kalem. Saygılarımla…

YORUM EKLE

banner95

banner94