banner83

AK Partili Kıvırcık İklim Kriziyle Mücadeleyi Etv’de Anlattı

AK Parti Manisa Milletvekili ve TBBM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu Sözcüsü Semra Kaplan Kıvırcık, küresel iklim değişikliğinin etkileri, kuraklıkla mücadele ve su kaynaklarının verimli kullanılması için yaptıkları çalışmaları Etv ekranlarında anlattı.

AK Partili Kıvırcık İklim Kriziyle Mücadeleyi Etv’de Anlattı
banner87

AK Parti Manisa Milletvekili ve TBBM İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu Sözcüsü Semra Kaplan Kıvırcık, Etv ekranlarında Meteoroloji Mühendisleri Odası Manisa İl Temsilcisi Lütfi Vural’ın hazırlayıp sunduğu Manisa’da Hava ve Değişen İklim programına konuk oldu. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin en aza indirilmesi, kuraklıkla mücadele ve su kaynaklarının verimli kullanılması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan komisyon kapsamında Manisa’da yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kıvırcık ayrıca, Türkiye genelinde bu konular ile ilgili yapılan çalışmalara değindi.

DOĞAL DEĞİŞİKLİKLER NEDENİYLE ÜZÜM DAR BİR ALANDA SIKIŞIYOR!”

Komisyon kapsamında, iklim değişikliğine bağlı olarak hayatın her alanında yaşanacak olası etkilere hazırlıklı olmak için tüm kurum müdürleri ile ortak bir çalışma yürüttüklerini ifade eden AK Partili Kıvırcık, “Biz komisyonumuzda meteoroloji, bitkisel, orman, hayvancılık müdürlüklerimizden, halk sağlığından önümüzdeki 50 yıllık projeksiyonlarını çıkarmalarını istedik. Mesela halk sağlığına dedik ki; iklim değişikliğine bağlı olarak gelen kuraklık, bitki örtüsünün değişmesi vb. yeni ön gördüğünüz hastalıklar neler, bunlarla ilgili tedavi modelini çalışıyor musunuz? gibi sorular sorduk. Döndük bitkisel üretime. Peki buralarda şu anda yetiştirilen bitkisel üretim yerine ne koyabiliriz? Bitkisel desen değişikliği…Çünkü biz Tarım Bakanlığı’nın zaten vazifesi budur. Havza bazlı olarak desteklemeleri değiştirerek aslında vatandaşımızı ‘sizin toprağınıza, ikliminize, meteorolojik şartlarına göre bunu ekerseniz daha fazla ürün alırsınız’ diye yönlendirilmektedir. Mesela şu anda üzüm, zeytin, pamuk, tütün Manisamızın en önemli kaynaklarındandır. Ama üzüm ile ilgili olarak yaşadığımız bu doğal değişiklikler sonucunda coğrafyamızda üzüm, dar bir alanda sıkışıyor.”

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ GİDEREK HİSSEDİLİYOR

Sera gazları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı, su kaynakları, Paris Anlaşması, santraller, çölleşme, kuraklık, yasalar, maden aramaları, ısınan dünya, mevcut yasalar gibi önemli konuların yakından ele alınmasına zemin hazırlayan komisyonda, giderek etkisini gösteren iklim değişikliği ve küresel ısınma için mücadele ettiklerini ifade eden AK Partili Kıvırcık, “İklim değişikliği ile ilgili bazı tedbirlerin alınması gerektiği hem küresel anlamda , hem de ülkemizde Türkiye Cumhuriyeti tarafından yeni idrak edilen bir konu değil. Biz geriye dönük olarak bakanlıklarımızın çalışması, yürütmesi, araştırma ve hazırlıklarıyla pek çok konuda yasal düzenleme safhasına gelmiş olarak bu konuyla mücadeleye başlamış durumdayız. Giderek de artık etkilerini görmeye başladığımız, olumsuz sonuçlarını yaşamaya başladığımız için alınan tedbirler noktasında iş birliği yaparak ve bu tedbirler noktasında belli hedefler koyarak, artık bu tehlikenin ortadan kaldırılması noktasında dünya ülkeleri ile bir araya gelerek ilerlememiz gerekiyor.” dedi.

AMACIMIZ BİR”

Komisyonda tüm partilerin el birliği ile çalıştığına dikkat çeken AK Partili Kıvırcık, “Konunun ehemmiyeti ve amacın birliği bizi ivedilikle çözüm üretebilmek adına en verimli şekilde gayretle çalışmaya itiyor. Bakanlıklarımız zaten birtakım öngörülerle, gerekliliklerle düzenlemeleri yapıyorlar bakanlıkların koordineli bir şekilde çalışması için bakanlıklarımızın kendi iç yönetmelikleriyle düzenlemelerinde yasal yetki olmayan, meclisten kanun olarak çıkarmamız gereken yasaların aciliyetinin farkında olduğumuz için amacımız bir” diye konuştu.

İKLİM DEĞİŞİKLİNİN EN ÖNEMLİ SEBEBİ: SERA GAZI

Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamak amacıyla kurulan Kyoto Protokolü'nde Türkiye’nin de yer aldığını ifade eden AK Partili Kıvırcık, “Biz Kyoto Anlaşması’nda da Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ülkemizin durumunu ifade eden, ülkemizin çerçevesini, pozisyonunun çerçevesini çizen özel koşulları düşünerek imza attık ve onayladık. Sera gazı, küresel iklim değişikliğinin en birinci sebebi olarak gözlemleniyor” dedi.

TÜRKİYE SERA GAZI SALINIMINDA DÜNYAYI EN AZ KİRLETEN ÜLKELER ARASINDA

Dünyanın havasını kirleten ülkeler arasında Türkiye’nin çok düşük bir etkisinin olduğunu vurgulayan Kıvırcık, “Emisyon oranlarının düşürülmesi hedefinde dünyaya, atmosfere saldığımız sera gazını azaltmalıyız. Şu anda Amerika ve Çin özellikle sanayileşme devrimine tamamlamış ülkelerde sera gazı salınımı %18 %20 %22 gibi çok yüksek oranlarda Türkiye’nin atmosfere saldığı emisyon oranına baktığımız zaman biz şu anda %1,1 oranında. Paris İklim Anlaşması dediğimiz gibi küresel iklim değişikliği ile mücadele dünya üzerindeki bütün ülkelerin ortak bir hedefe kitlenmesi ile başarıya ulaşabilecek bir şey. Biz devlet olarak, hükümet olarak bunun idrakında ve farkındayız ancak bu anlaşmalara imza attıktan ve taraf olduktan sonra ülkenin uygulanabilir şartlar ile bu anlaşmada yer alması çok önemli. -Biz şu anda çok düşük oranda etki yapan bir ülkeyiz. Buna rağmen %1,1 noktasındayız ve sıfır emisyon hedefi için çalışıyoruz. Emisyon oranlarına baktığımız zaman biz de 15-16. sıralarda çok düşük emisyon salınımı yapan bir ülkeyiz”

HERŞEY EKONOMİ DEĞİİL”

İklim krizinin ve hava kirliliğinin etkilerinin azaltılması için yenilebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımın Türkiye’de giderek arttığını belirten Kıvırcık şöyle konuştu; “Biz şu anda hükümet olarak yenilenebilir elektrik santralleri dediğimiz RES, GES rüzgar, güneş enerjisiyle üretim yapan santrallerin kurulması için müthiş bir gayret, destek ve atılım içerisindeyiz. Geçtiğimiz günlerde Konya’da çok büyük bir lansman ile açılışı yapılan güneş enerjisi üretim santralimize umarım şahit olabilmişsinizdir. Kapasite olarak, Avrupa’da söz sahibi olan bir tesis. Biz bunları yaparken, sanki yapmıyormuş da fosil yakıtlara yöneliyormuş gibi bir anlayış içerisinde olmamız biraz yanlış. Biz fosil ile çalışan santrallerimiz ile ilgili de düzenlemeler yaptık. Bu santrallerimizin filtreleriyle ilgili sorumluluklar getirdik ve hatta Manisa da dahil olmak üzere bir miktar kapasite azalmasına da gittik. Çünkü her şey ekonomi demek değil. Bizim için vatandaşımızın sağlığı, ekonomisi, ısınması da önemli. Fosil yakıt ile üretim yapan tesislerle, bununla ilgili üretim yapabilirsiniz ama belirli şartları, doğaya salınımı kontrol altında, temiz salınım yapmanız gerekiyor. Bununla ilgili düzenlemeler yaptık. Bu şekilde yenilenebilir enerji ile güneş, rüzgar enerjisi dediğimiz enerjilerle ilgili çok ciddi desteklerimiz var.”

DENİZLERİ KORUMAK İÇİN SIFIR ATIK MAVİ PROJESİ

Türkiye’nin çevreci projesi ‘Sıfır Atık’ ile doğada milyonlarca ağacın kesilmesini önlediklerini ve çevrenin temiz tutulmasını sağladıklarını söyleyen Kıvırcık, “Herkesin artık toplumsal bir bilinç olarak, kulağında bir konuyla ilgili bilgi sahibi olduğu ‘Sıfır Atık’ projemiz var. Cumhurbaşkanı’mızın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde, Birleşmiş Milletlerin örnek alacağı, en iyi çevreci ödülünü almış bir proje. Şimdi aynı şekilde ‘Sıfır Atık Mavi’yi de çalışıyoruz, denizlerimizi korumak için” dedi.

BİZ VATANIMIZIN DOĞAL KAYNAKLARININ KIYMETİNİN İDRAKINDAYIZ”

Türkiye’de her bakanlığın, küresel iklim ısınması tehlikesine karşılık çalışma politikalarını şekillendirdiğine dikkat çeken Kıvırcık, “Aslında demek istediğim şey şu; biz bu işe bugün başlamadık. Biz Kyoto, Paris Anlaşması’yla başlamadık. Biz vatanımızın doğal kaynaklarının, toprağının, suyunun, havasının kıymetinin idrakındayız. Şimdi baraj projelerimiz var. Artık Avrupa’da uygulamada 1 numara haline geldiğimiz, yer altı barajlarına giriyoruz” şeklinde konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94