banner83

Esirgeme Yurdundan Başkanlığa

Siyasetin Nabzı’nın bu haftaki konuğu CHP Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Şadiye Uysal oldu.

Esirgeme Yurdundan Başkanlığa
banner87

Siyasetin Nabzı köşemize konuk olan CHP Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Şadiye Uysal, koronavirüs salgını döneminde kadın kolları olarak yaptıkları çalışmaları anlattı. Kadınların yaşadıkları sıkıntılara çözüm bulmak için başlattıkları Yaşam Hak projesinin Manisa’daki işleyişi hakkında bilgi veren Uysal, kadın politikalarına yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

Hayat hikayesine dair samimi açıklamalarda bulunan CHP Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Şadiye Uysal’ın, Türkiye’de kadınların yaşadığı sıkıntılara ve gündeme dair yaptığı dikkat çeken açıklamalardan öne çıkan kısımlar şu şekilde;

AİLESİ OLAN ARKADAŞLARIMA ÜZÜLÜYORDUM”

-Şadiye Uysal kimdir?

-Ben yetiştirme yurdunda büyüdüm ve bunun için kendimi çok şanslı hissediyorum. Biz yurtta yaşayan arkadaşlarımla hiç eski bir şey giymedik. Terzimiz vardı. Bize hep güzel elbiseler dikerdi. İyi ki yetiştirme yurdunda büyüdüm. Öyle ki okulda ailesi olan arkadaşlarıma üzülüyordum. Şöyle örnek vermem gerekirse bu duruma; biz siyah önlükler giyerdik, üstümüz başımız tertemizdi. Fakat ailesi olan çoğu arkadaşımızın üstü kırarmış bir şekildeydi. Hatta bir arkadaşımın bu halini görüp, önlüğümü ona vermiştim. Bunun için yurda gittiğimde dayağı da yemiştim ama ona hiç söylemedim.

KARDEŞİMLE FARKLI YURTLARA VERİLDİK”

*Yuvaya girme hikayeniz nasıl ve ne zaman oluştu?

-2 buçuk 3 yaşındayken, babamızın ölümüyle iki kardeş yuvaya girdik. Belli bir yaştan sonra kardeşimle ayrılma zorunda kaldık. Çünkü Konya’da yetiştirme yurdu yoktu. Beni Antalya’ya aldılar, kardeşim orada kaldı. Ama hiç ayrılmadık. Antalya’da sağlık kolejini kazandım ve Kayseri’ye gittim. Orada bir sağlık problemi yaşadıktan sonra Manisa’ya geldim ve burada kaldım. 45 yıllık Manisalıyım.

DEVLET, DEVLETİ MAHKEMEYE VERDİ”

-Sağlık kolejini kazandığım dönem 5 yıllıktı daha sonra 7 yıllığa çıktı. O iki yıl dönemini ben 18 yaşında doldurdum diye yurtta kalmamı kabul etmediler. Devlet beni mahkemeye verdi. Devlet, devleti mahkemeye verdi. Komik bir olaydı. Neyse ben mahkemeyi kazandım. O dönemde eşimle evlendim. Eşim, çok düzgün ve dürüst bir insandır. İki çocuğum oldu. Hayatım benim için çocuklarımdı. 3 tane torunum var.

KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ ANNEYİM”

*Manisa’da yürüttüğünüz bu görevde de özellikle çocuklar ve kadınlar üzerine titriyorsunuz. Sanırım yurtta yetişmenizin de buna katkısı büyük.

-Kesinlikle öyle. Ben o zamanlarda kendimi büyük hissederdim. Anaç bir yapım vardı. Yurtta bizim Hasan babamız vardı. Benim için ‘bu çocukların annesi’ derdi. Şu an ki görevimde de bu anaçlığım ön planda. Mahalleleri gezerken de gördüğüm çocuklar benim için çok önemli. Sanırım küçüklüğümden beri anneyim. Anne olmaya da devam ediyorum.

SİYASETİ ÇOK BİLMEM”

*Siyasetle tanışmanız nasıl oldu peki?

-Kendimi Cumhuriyet Kadını olarak tanımlıyorum. Partiye gelmem bir arkadaşımın vesilesi ile oldu. Siyaseti çok bilerek girmedim açıkçası. Çok da bilmem. Öğreniyorum. Benim amacım burada siyaset yaparak insanlara dokunmak. Bu dokunuşlarla insanları buraya çekebiliyorum.

KARNI AÇ İNSANA SİYASETİ ANLATAMAZSIN”

-Partide 8’inci senem. Hep seçimlere denk geldim. Bu süreçte sürekli kırsal mahallelere gittik. Oraya gittiğimizde yaptığımız hizmetlerde asla partiden söz etmedim. Çünkü karnı aç insana siyaseti anlatamazsın. Çoğu da benim ailem gibi oldu. Kimseye, partimize üye olmaları için teklifte bulunmadım. Bizim samimiyetimizi gördükleri için o kırsal mahallelerden bize üye olan insan çok oldu.

BU KADAR RAHAT ÇALIŞABİLİYORSAM İL BAŞKANIMIZ BALABAN’IN KATKISI BÜYÜK”

-Ben evde otururken de arkadaşlarım ile sürekli eşya vb. şeylerle, ihtiyaç sahibi insanlara destek oluyordum. Ancak bu yardımlar partiye katılmamla ve görevimle beraber daha hızlı ve kolay olmaya başladı. Ben bu kadar rahat çalışabiliyorsam bunda İl Başkanımız Semih Balaban’ın katkısı büyük. Bize her konuda tam destek veriyor. Kendisine ve tüm parti teşkilatımıza verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum.

KADINLAR BENİ DUYUP PARTİ BİNASINA GELİYOR”

-Dürüstlük, doğruluk ve samimiyetten yanayım. Ben yapamayacağım hiçbir şeye olur demedim. Bir ihtiyaç durumunda arkadaşlarımı arıyorum destek olabiliyorsak karşı tarafa destek olacağımızı söyleyip, yardım ediyoruz. Ben yapılan yardımları fotoğraflamayı ve konuşmayı sevmiyorum. Öyle bir durum oluştu ki bu sahada yaptığım çalışmalar sonrası özellikle sıkıntısı olan kadınlar beni duyup parti binasına geliyor. En son geçtiğimiz hafta eşinden darp gören bir kadın parti binamıza geldi. Ona yardım etmemizi istedi. Sığınma evine yönlendirdik. Bir sıkıntı olursa bize ulaşmasını isteyerek kartımızı verdik. Bir yandan bu şiddet olaylarına çok üzülüyorum bir yandan da özellikle kadınların, bir sıkıntı yaşadığında bize güvenerek buraya gelmelerinden gurur duyuyorum. Demek ki biz gerçekten de insanların hayatına dokunuyoruz.

KADINA ŞİDDETİN TEMELİNDE ANNENİN ERKEK ÇOCUĞUNA TUTUMU YATIYOR”

*Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin temelinde ne yatıyor sizce?

-Bunun temelinde annenin erkek ve kız çocuğunu eşit haklarla yetiştirmemesinde yatıyor. Ben bir anneyim, oğlum hangi saatte kadar dışarıda olabiliyorsa kızım da o saate kadar dışarıda olabildi. Özellikle oğlan çocukları, kız çocuklarıyla eşit tutarak yetiştirmeli; onlara yemek yapmayı, temizlik yapmayı öğretilmeli. Erkek ve kız çocukları eşit şartlarda yetiştirilmeli. Şiddetin bir diğer önemli nedeni de yoksulluk bence. Yoksulluğun girdiği evde kavga ve tartışma daha fazla oluyor.

KIRSAL MAHALLELERDEKİ KADINLAR DAHA FAZLA DEĞER GÖRÜYOR”

-Kırsal mahallelere gittiğimde kadınların daha fazla değer gördüğünü görüyorum. Çok güzel adamlar var, eşine bakışından ona minnet duyduğu belli olan. Fakat merkeze bir geliyorsun kadın, hem evde çalışıyor hem işte çalışıyor hayatını evine adıyor ama eşinden darp ediliyor. Kadına değer verilmesi gerekiyor. Eğer bir baba eşini seviyor ve değer veriyorsa o çocuklarda onu örnek alıyor. Eğer anne evde mutsuzsa çocukta mutsuz oluyor. Bu mutsuzluk çocuklarda şiddete meyillimi artırıyor.

YÜZDE 50 KOTASINA ULAŞACAĞIMIZ GÜNÜ BEKLİYORUM”

*Türkiye’de kadının yerini konuşurken bir de siyasete değinmek istiyorum. Sizce ülkemiz siyasetinde ve sizin partinizde kadının yeri nerede? Hak ettiği konumda mı?

-Bence kadınlar siyasette hak ettikleri yerde değiller. Çünkü kadınlar alanlarda, sokaklarda ama yönetimde söz sahibi değiller. Bence yüzde 50 yüzde 50 kotası her partide olmalı. Bizim partimizde de durum aynı ama bunu aşmak için kadın üyelerimizi artırmaya çalışıyoruz. Bizim çalışmalarımızın amacı bu. Yüzde 50 kotasına ulaşacağımız günü bekliyorum. Genel Başkanımız Nazlı Aka bu yolda müthiş çalışıyor. 81 ilde durmaksızın çalışıyor. İlk çalışmamı onunla yaptım ve kendisiyle gurur duyuyorum.

YAŞAM HAK PROJESİ TANITILDIKTAN SONRA MANİSA’DA 14 KADIN BAŞVURDU

*CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka geçtiğimiz ay Manisa’ya ziyarete geldiğinde, Etv ekranlarına konuk olmuştu. Kadınların sorunları çözmeye yönelik başlattıkları Yaşam Hak Projesi’ni anlatmıştı. Proje ne durumda?

- Tüm Türkiye’de hayata geçen çok güzel bir proje. Barolar ve Türk Tabiler Birliği ve psikolojik danışmanlık merkezleri ile anlaşma yaptık. Bu alanlarda ücretsiz destek veriyoruz. Onlara iş buluyoruz. Amacımız sadece şiddet gören kadınların yaşam hakkını savunmak değil; aynı zamanda bu yaşama yön vermek, değiştirmek. Nazlıaka bu projeyi Manisa’da tanıttıktan sonra 14 kadın başvurdu bize.

DESTEK ALMAK İSTEYEN KADINLAR BU NUMARAYLA İLETİŞİME GEÇEBİLİYOR

-Bu proje kapsamında 7/24 çalışan bir çağrı merkezi kurduk. Kadınların sesi olacağız. 444 82 85 numaralı hatta gelen çağrılar ve yasamhak.com adresine atılan mesajlar doğrultusunda kadınlara hukuk, maddiyat, maneviyat ve sağlık anlamında gereken desteği veriyoruz.

BU DÖNEMDE HEP SAHADAYDIK”

*Pandemi sürecinde kadın kolları olarak ne gibi çalışmalar yaptınız?

-Evimden çıkıp, partiye gelene kadar neredeyse tüm dükkanların kapalı olduğunu görüyorum. Devletimizin bu pandeminin başlangıcında tedbir alması gerekiyordu. Tedbirler ilk zamanlar sıkı tutulsaydı, bu durumda olmazdık. Biz kadın kolları olarak pandemi öncesinde de sahadaydık ancak bu salgınla iş başa düştü. Neredeyse hiç sahadan inmedik. Bu süreç bizim tam anlamıyla çalışma dönemimiz oldu. Biz elimizden geleni yapıyoruz tabi ama devletin elindeki imkanlar bizde yok. Keşke iktidar da bu desteği vatandaşlara verebilseydi.

ÇAKTIRMADAN DÜKKANLARINA POŞET BIRAKIP GİTTİĞİMİZ ÇOK OLDU”

-Bu dönemde gördüğüm manzaralar karşısında gerçekten üzülüyorum. Arkadaşlarımızla erzak desteği bulunurken bazı esnaflar bize bakıyor, çekindiğinden isteyemiyor. Onlar için çok üzücü bir durum. Ama biz çaktırmadan onların dükkanlarına poşet bırakıp gittiğimiz çok oldu.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94