banner83

Sıradaki Hedef Olimpiyat Şampiyonluğu

Aerobik Jimnastik Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza atan Manisalı milli jimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı, Denge’ye özel açıklamalarda bulundu.

Sıradaki Hedef Olimpiyat Şampiyonluğu
banner87

Azerbeycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Aerobik Jimnastik Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak kadınlar kategorisinde dünya şampiyonu olan ilk milli sporcu unvanını alan 19 yaşındaki Ayşe Begüm Onbaşı, Gazetemiz Denge’ye spor kariyerindeki başarı yolculuğunu anlatarak, gelecek hedeflerini açıkladı. Aldığı derecelerle her seferinde Türkiye’nin ve Manisa’nın göğsünü kabartmayı başaran Manisalı Onbaşı, ailesinin yönlendirmesiyle 3 yaşında bale eğitimiyle kariyerine başladığını belirtti. Kuzey’den Güney’e, Doğu’dan Batı’ya dünyanın her yerinde yarıştığını söyleyen Onbaşı, şimdilerde, Eylül ayında yapılacak olarak Avrupa şampiyonasına gözünü diktiğini aktardı. Onbaşı, bundan sonraki hedefini ise şu sözlerle aktarı; “En büyük hedefim aslında olimpiyatlara katılmak. Olimpiyatta ülkemi temsil etmek ve altın madalya kazanmak istiyorum”

ANNEM VE BABAM DA SPORCU”

Memleketi Akhisar’da, 3 yaşında baleye başlamasıyla birlikte spor kariyerinde madalyalara doymadığı o başarı sürecinin temelleri atılan milli gururumuz Ayşe Begüm Onbaşı, bu başarı yolcuğunun başlangıcını şu sözlerle anlattı; “Spora 3 yaşında başladım. Başladığım dönemi de pek söyleyemem. Ailemin yönlendirmesiyle baleye başlamışım ilk defa. Akhisar Belediyesi’nin düzenlemiş ve vermiş olduğu hobi gruplarında bale kursu vardı. Ailem beni oraya yönlendirmiş. Zaten ikisi de sporcu. Annem basketbol ve atletizm ile uğraşmış, babam ise futbol ile uğraşmış. İlk olarak orada başladım. Daha sonrasında artistik jimnastiğe geçiş yaptım. Yine antrenörümün yönlendirmesiyle. Ondan sonra da sırasıyla da Manisa’da düzenlenen okullar arası turnuvadan sonra aerobik jimnastiğe geçiş yaptım. 2010 yılından beri de aslında yarışmalara katılıyorum. 2013 yılında ilk defa milli takıma katıldım ve o süreçten beri de milli takımda rol alıyorum.”

13 YIL AKHİSAR-MANİSA ARASINDA MEKİK DOKUDU

Manisa’nın Akhisar ilçesinde yaşayan Onbaşı, başarı yolcuğunda antrenman yapmak için 13 yıl Akhisar- Manisa arasında mekik dokuduğunu aktardı. Bu nedenle de en büyük destekçisinin ailesi olduğunu vurgulayan Onbaşı, “Ailem en büyük destekçim. Akhisar’dan Manisa’ya gidip geldiğimiz yaklaşık 13 senelik bir süreç var bu süreçte. En büyük destekçim onlardı. Çünkü 7-8 yaşındaki bir çocuğun Akhisar’dan Manisa’ya gidip gelmesi, o 50 kilometreyi alması çok zor bir olay. Ve ondan dolayı, ailem olmasaydı bu günlere gelemezdim zaten. O süreçte de kendileri beni antrenmana götürüp getirebilmek için tam bir seferber olmuşlardı. Ve gerçekten hem onların desteği hem de antrenörlerin desteği inanılmaz noktada” dedi.

KUZEYDEN GÜNEYE, DOĞUDAN BATIYA HER YERDE YARIŞTIK”

Bu zamana kadar hangi ülkelerde yarıştığını ve toplamda kaç ödül aldığı hakkında bilgi veren Ayşe Begüm Onbaşı, “Aslında Kuzey’den Güney’e, Doğu’dan Batı’ya her yerde yarıştık diyebilirim. En doğu olarak Güney Kore’ye gittik. En batı olarak Meksika’ya gittik. Hemen hemen her kıtada yarışmalara katıldık diyebilirim. Dediğim gibi 2013 yılından beri düzenli olarak yarışmalara katılıyorum. Kaç ödülüm var konusuna gelecek olursak da bir kesinliğim yok açıkçası ama 100’ün üzerinde olduğunu biliyorum” diye konuştu.

YAPTIĞIMIZ İŞ BİR TAKIM İŞİ”

Jimnastik branşının bireysel bir spor olarak adlandırılmasına karşılık, elde edilen başarıların bireysel bir çalışma ile gelmediğine ve takım ruhuyla kazanıldığına dikkat çeken Onbaşı, “Altın madalyayı boynuma taktığım günden itibaren şöyle söylüyorum ben; Altın madalya benim boynumda duruyor ama aslında yaptığımız iş bir takım işi. Yani bu podyum üzerinde benim modum düştüğü zaman, benim takım arkadaşlarım yükseltiyor ve aslında beraber bu başarıyı kazandık. Bundan dolayı da baktığımız zaman, ne kadar bireysel spor olarak adlandırılsa da takımla beraber çalışmak, o sinerjiyi yakalayabilmek çok önemli diye düşünüyorum. İki tane takım arkadaşım var büyükler kategorisinde, küçüklerde ise bir sürü sporcumuz var, milli takıma katılmış ve katılacak olanlar. Erkut ve Emir’le beraber çalışıyoruz. İkisi de antrenman esnasında bana çok büyük destekçiler. Bu da tabii hem benim için hem de antrenman performansım için önemli bir etken. Böyle takım arkadaşlarına sahip olmak herkese nasip olmuyor” dedi.

ANTRENÖR, SPORCUNUN CEVHERİNİ ORTAYA ÇIKARAN BİR FAKTÖR”

Elde ettiği başarılarda antrenörü Mehmet Ali Ekin’in büyük katkısı olduğunu belirten Onbaşı, “Aslında zaten 3 yaşından beri, belli takım antrenörleriyle çalışıyoruz. Onların yönlendirmeleri, düzgün destekleri olmasaydı bugünlere gelemezdim diye düşünüyorum. İlk aerobik jimnastik ile tanıştığımda, aerobik jimnastiğin a’sını bilmezken Mehmet Ali hocayla tanıştım. Ve o bana her şeyi öğretti. 2013 yılında kendisi bakanlığa atanınca yollarımız ayrıldı ama 2019 yılında tekrardan kesişti federasyonumuzun yönlendirilmesiyle. 2019 yılından beri tekrardan çalışmalara başladık aslında. Büyükler kategorisinde onunla birlikte yarışmalara katılıyorum. Baktığım zaman tabii çok önemli bir faktör, antrenör faktörüdür. Bu anlamda doğru yönlendirmelerin yapılması, antrenörlerin daha da bilinçlenmesi tabii ki sporcunun başarısını, o cevheri ortaya çıkaran bir faktör oluyor bence” diye konuştu.

CUMHURİYET TARİHİNDE ALINAN İLK ALTIN MADALYA”

Jimnastik branşında Cumhuriyet tarihinde bir ilki yaşatmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadığını ifade eden Ayşe Begüm Onbaşı, son şampiyonlukta tanınırlığının daha da arttığını belirterek, “2016 yılında gençlerde şampiyon olmuştum. Bu geçtiğimiz ay yapılan şampiyonada da büyüklerde şampiyon oldum. Tabii büyüklerde şampiyon olmak, gençlerde de olabilirsiniz belki, o süreç de en iyi döneminiz olabilir ama büyüklerde başarıya ulaşmak tabii ki bizim için artık bu hem yeteneğin kanıtlanması, hem de emeklerimizin karşılığını aldığımız anlamına geliyor ki bizi çok sevindiren bir şampiyonluktu. Büyükler kategorisinde katıldığımız ilk dünya şampiyonasıydı. Ben şunu da belirtmek istiyorum; Cumhuriyet tarihinde alınan da ilk altın madalyaydı bu.” dedi.

SOKAKTA İNSANLARIN BENİ TANIMASI ÇOK MUTLU EDİYOR

Dünya çapında ve Türkiye’de tanınmış başarı bir sporcu olmanın kendisine nasıl duygular hissettirdiğini ise şu sözlerle aktardı; “Tanınır olmak tabii ki güzel bir duygu yerine göre. Şimdi çıktığımız zaman sokakta insanların beni tanıması, kendi kızları gibi görmesi beni çok mutlu ediyor. Ben de olabildiğince onların bu sıcak yaklaşımlarına destek şekilde davranmaya çalışıyorum. Hani gerçekten çok güzel. Çünkü insanların beni sevmesi, beni benimsemesi…Ben de onlara yakışır bir şekilde ülkemi temsil etmeye çalışıyorum.”

EN BÜYÜK HEDEFİM: OLİMPİYATLARDA ÜLKEMİ TEMSİL ETMEK”

Dünya şampiyonu olmasının ardından bundan sonraki hedefinin, olimpiyatlarda altın madalya kazanmak olduğunu açıklayan Ayşe Begüm Onbaşı, “Şimdi baktığımız zaman önümüzdeki en yakın turnuva olarak Avrupa şampiyonası var. Eylül ayının ortasında İtalya’da yapılacak. En yakın hedefimiz orası zaten. Yarışmaların sonu yok. Dünya şampiyonluğunu aldık, şimdi o yarışma bitti. Sonrasında başka yarışmalara hazırlanmaya başladık. Tabii her sporcunun olduğu gibi benim de en büyük hedefim aslında olimpiyatlara katılmak, olimpiyatta ülkemi temsil etmek ve altın madalya kazanmak. Bence bir sporcunun en yüksek hedefi budur diye düşünüyorum. Ulaşabileceği en yüksek mertebe o dur. İnşallah olimpiyatlara da katılma fırsatımız olur 2024’te ve ülkemizi en iyi şekilde temsil ederiz. Benim en büyük hayalim bu”dedi.

BAŞARININ SIRRI SEVMEK, YETENEKLİ OLMAK VE ÇOK ÇALIŞMAKTAN GEÇİYOR

Başarılı olmak için ilk önce yaptığın işi sevmek gerektiğini vurgulayan Milli gururumuz Ayşe Begüm Onbaşı, “Öncelikle her iş için konuşmak gerekirse yaptığımız severek yaparsak ve onun üzerinde çok fazla azimli, disiplinli bir şekilde yılmadan, pes etmeden çalışırsak gerçekten başarıya ulaşmak kaçınılmaz oluyor diye düşünüyorum. Jimnastik sadece çalışmanın yanında sadece yeteneğin yeterli olmayacağı bir branş. Tabiri caizse çok nankör bir branş. Bir gün antrenman yapmadığımız zaman bizi 3 gün geriye götürebiliyor. Ve böyle bir branşla mücadele ederken bir yandan diğer etkenlerde var. Yani ben salonun içerisinde yaşamıyorum, salonun dışından da kişisel bir hayatım var. Bunların hepsini yönetebilmek, bence hem yaptığımız işi sevmekten hem de keyif almaktan geçiyor. Dediğim gibi jimnastik üzerinde konuşmak gerekirse de hem yaptığımız işi sevmek hem yetenekli olmak hem de çok çalışmak gerekiyor diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

SON DÖNEMLERDE JİMNASTİĞİN ALDIĞI İVME BU YATIRIMLARIN BİR GÖSTERGESİ”

Son yıllarda Gençlik ve Spor Bakanlığının girişimleriyle Türkiye’de jimnastik branşının geliştiğini ifade eden Onbaşı, “Tabi burada küçük çocuklarla beraber velileri de yönlendirmek gerekiyor. Bu anlamda bakanlığımız ve federasyonumuz da çok iyi yönlendirmeler yapıyor. Özellikle Fuat Çelen’in yaptığı 81 İl’de Jimnastik projesi ile Türkiye’nin her iline jimnastik ulaşmış durumda ve baktığımız zaman jimnastik temel bir branş. Çocuklar jimnastik yaptıktan sonra diğer branşlar olsun, ya da daha başarılı olduklarını biz tespit ediyoruz. Bilimsel olarak da kanıtlanmış bir şey. Tabii bakanlığımızın yaptığı neden oluyor, hem de bu anlamda çocukların daha da fazla gelişmesine yol açıyor. Son dönemlerde jimnastiğin aldığı ivme zaten bence bu yatırımların bir göstergesi diyebilirim” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95

banner94