Ali GÜLTEKİN
Köşe Yazarı
Ali GÜLTEKİN
 

23 NİSAN'DAN 19 MAYIS'A

Dokuz yaş uykusunun en güzel yerinde anne, baba seslenişi, okşayışı, çocuksu rüyaları ile uyanmak isterdi. Sıcak suyu akan muslukta yüzünü yıkamak, kum saati eşliğinde dişlerini fırçalamak isterdi. Umut, babasının üç yıl önce terk ettiği böbrek yetmezliği çeken annesinin acı iniltileri ile uyandı.  Altında yamalı minder, üstünde derme çatma yorgan olan tek odalı evindeki yatağından fırladığında henüz alaca karanlıktı. Lastikli pantolonunu yan tarafa attığı sol elli ile bir hamlede bulup atik bir hareketle ayağa kalkıp giyindi. Fenerbahçe forması tişörtünü yastığının hemen yanından alıp kafasına geçirdiği anda terliğinin birisini ayağına takmayı başarıp, ikincisini de kapının eşiğinde ayağına taktığında avluya çıkmıştı. Çam ağacın gövdesine kocaman zincirler ile sarılmış el arabasının taktığı asma kilidi acele ile açtı. Annesinin avluda geceden odun sobasında hazırladığı börekleri ve boyacı sandığını özenle el arabasına yerleştirdi. İnişli, çıkışlı, daracık sokakları geçerek işçiler birer, ikişer, kümeler halinde işçi servislerinin kalkacağı alanda birikmeye başladıkları caddeye geldi. Umut el arabasından çıkardığı boyacı sandığı ile yaptığı tezgâhın üzerine börek tepsisini yerleştirdi.   Böreklerin tadını bilen işçilerden çoğu Umut’un sürekli müşterilerdi. Umut servise yetişmek isteyen işçilerin koşturmacaları, dün akşamki futbol maçını tartışan fanatiklerin tartışmaları, boğazında yemek kalmış gibi hırıldayan yaşlı servis arabalarının gürültüleri, araba egzozlarından çıkan kötü duman kokusu arasında böreklerini satmaya başladı. Sakinliği, güler yüzlülüğü ve lezzetli börekleri sayesinde sürekli müşterilerinin olmasının avantajını kullanan Umut işçi servislerinin çekildiğinde böreklerini bitirmişti. Boya sandığının üzerindeki tepsiyi el arabasını altına koyarak kahvelerin olduğu işlek caddeye doğru el arabasını sürerek yürümeye başladı. Boydan boya 23 Nisan için süslenen cadde boyunca anne ve babalarını elinden tutmuş rengârenk giysiler içindeki çocukları gördü. Az ilerde kırmızı bir arabadan inen çocuğunu kucağına alıp anlındaki teri mendili ile silen Baba’ya dikkatlice baktı. Kümeler halinde yürüyen çocukların renkli giysilerini gözlemledi. Tam kendi evini, yaşamını hayale edecekti ki bando sesi ile irkilip, el arabasının kollarını iki eli ile sıkıca kavrayarak kenara çekildi. Siyah arabalardan inen siyah gözlüklü, gri, siyah ton giysili insanlar “Umut’un” 23 Nisan bayramını kutlamak için alanlara geliyorlar. Umut el arabasında boyacı sandığı ve börek tepsisi ile işe gidiyor. Çocuk seslerinin iyice yakınlaştığında okul bahçesine yaklaştığını anlayan Umut k törenleri uzaktan seyretmek için adımlarını hızlandırdı. Bir süre sonra bu hızla törenleri yetişemeyeceği korkusu içini sarınca arabayı hızlandırarak koşmaya başladı. Okulun önüne geldiğinde bahçe duvarlarının yüksekliğini de hesaba katarak tören alanına hâkim yüksek bir yer arayıp kısa sürede istediği yeri buldu. Arabasını sağlama alıp üzerine çıktığında tören alanını rahatlıkla görebildiği için çok mutluydu. Büyüklerin sıralanışına, masalardaki çiçeklere, çocukların renk cümbüşü içinde sıralanışlarına dalgın dalgın baktı.  El arabası, içindeki boya sandığı ve börek tepsisinden ibaret geleceği ayaklarının altında 23 Nisan programını izleme başladı. İstiklal marşına geçildiğinde kendini toparlayarak dik durdu. Tahminen sekizinci sınıf öğrencisi kız çocuğunu istiklal marşına başladığı an Umut’un gözlerinden iki damla, ardından iki damla daha yaş süzüldü. Solgun yüzünden akarak dudağının bir kenarından ağzına su damlacıkları geldiğinde ikinci sınıftan ayrılmadan önceki katıldığı 23 Nisanları ve böbrek yetmezliğinden hasta yatağında inleyerek acı içinde yatan annesinin okul yıllarında 19 Mayıs törenlerinde çektirdiği fotoğrafını anımsadı. Umut dik duruşunu sürdürerek gözünü dalgalanan Türk bayrağından ayırmadı. İçindeki duygularının dışarı fırlayışına engel olamadı. “ Bizim 23 Nisanımızı kutlayan büyüklerimizin ben karnını doyuruyor, ayakkabılarını boyuyor, onlar için çalışıyorum. Onlar bizi görmüyor.  Ben sana dualar ediyorum. Sen bari gör bizi Allah’ım.“  Dediğinde “rahat” sesi ile Umut saygı duruşunu bozup el arabasını üzerinden inerek ayakkabı boya sandığını kuracağı yere hareket etti. Umut, 19 Mayıs törenlerine de gelecek mi? Hadi Hayırlısı…
Ekleme Tarihi: 25 Nisan 2014 - Cuma
Ali GÜLTEKİN

23 NİSAN'DAN 19 MAYIS'A

Dokuz yaş uykusunun en güzel yerinde anne, baba seslenişi, okşayışı, çocuksu rüyaları ile uyanmak isterdi. Sıcak suyu akan muslukta yüzünü yıkamak, kum saati eşliğinde dişlerini fırçalamak isterdi. Umut, babasının üç yıl önce terk ettiği böbrek yetmezliği çeken annesinin acı iniltileri ile uyandı.  Altında yamalı minder, üstünde derme çatma yorgan olan tek odalı evindeki yatağından fırladığında henüz alaca karanlıktı. Lastikli pantolonunu yan tarafa attığı sol elli ile bir hamlede bulup atik bir hareketle ayağa kalkıp giyindi. Fenerbahçe forması tişörtünü yastığının hemen yanından alıp kafasına geçirdiği anda terliğinin birisini ayağına takmayı başarıp, ikincisini de kapının eşiğinde ayağına taktığında avluya çıkmıştı.

Çam ağacın gövdesine kocaman zincirler ile sarılmış el arabasının taktığı asma kilidi acele ile açtı. Annesinin avluda geceden odun sobasında hazırladığı börekleri ve boyacı sandığını özenle el arabasına yerleştirdi. İnişli, çıkışlı, daracık sokakları geçerek işçiler birer, ikişer, kümeler halinde işçi servislerinin kalkacağı alanda birikmeye başladıkları caddeye geldi. Umut el arabasından çıkardığı boyacı sandığı ile yaptığı tezgâhın üzerine börek tepsisini yerleştirdi.  

Böreklerin tadını bilen işçilerden çoğu Umut’un sürekli müşterilerdi. Umut servise yetişmek isteyen işçilerin koşturmacaları, dün akşamki futbol maçını tartışan fanatiklerin tartışmaları, boğazında yemek kalmış gibi hırıldayan yaşlı servis arabalarının gürültüleri, araba egzozlarından çıkan kötü duman kokusu arasında böreklerini satmaya başladı.

Sakinliği, güler yüzlülüğü ve lezzetli börekleri sayesinde sürekli müşterilerinin olmasının avantajını kullanan Umut işçi servislerinin çekildiğinde böreklerini bitirmişti. Boya sandığının üzerindeki tepsiyi el arabasını altına koyarak kahvelerin olduğu işlek caddeye doğru el arabasını sürerek yürümeye başladı.

Boydan boya 23 Nisan için süslenen cadde boyunca anne ve babalarını elinden tutmuş rengârenk giysiler içindeki çocukları gördü. Az ilerde kırmızı bir arabadan inen çocuğunu kucağına alıp anlındaki teri mendili ile silen Baba’ya dikkatlice baktı. Kümeler halinde yürüyen çocukların renkli giysilerini gözlemledi. Tam kendi evini, yaşamını hayale edecekti ki bando sesi ile irkilip, el arabasının kollarını iki eli ile sıkıca kavrayarak kenara çekildi.

Siyah arabalardan inen siyah gözlüklü, gri, siyah ton giysili insanlar “Umut’un” 23 Nisan bayramını kutlamak için alanlara geliyorlar. Umut el arabasında boyacı sandığı ve börek tepsisi ile işe gidiyor. Çocuk seslerinin iyice yakınlaştığında okul bahçesine yaklaştığını anlayan Umut k törenleri uzaktan seyretmek için adımlarını hızlandırdı. Bir süre sonra bu hızla törenleri yetişemeyeceği korkusu içini sarınca arabayı hızlandırarak koşmaya başladı. Okulun önüne geldiğinde bahçe duvarlarının yüksekliğini de hesaba katarak tören alanına hâkim yüksek bir yer arayıp kısa sürede istediği yeri buldu.

Arabasını sağlama alıp üzerine çıktığında tören alanını rahatlıkla görebildiği için çok mutluydu.

Büyüklerin sıralanışına, masalardaki çiçeklere, çocukların renk cümbüşü içinde sıralanışlarına dalgın dalgın baktı.  El arabası, içindeki boya sandığı ve börek tepsisinden ibaret geleceği ayaklarının altında 23 Nisan programını izleme başladı. İstiklal marşına geçildiğinde kendini toparlayarak dik durdu. Tahminen sekizinci sınıf öğrencisi kız çocuğunu istiklal marşına başladığı an Umut’un gözlerinden iki damla, ardından iki damla daha yaş süzüldü. Solgun yüzünden akarak dudağının bir kenarından ağzına su damlacıkları geldiğinde ikinci sınıftan ayrılmadan önceki katıldığı 23 Nisanları ve böbrek yetmezliğinden hasta yatağında inleyerek acı içinde yatan annesinin okul yıllarında 19 Mayıs törenlerinde çektirdiği fotoğrafını anımsadı.

Umut dik duruşunu sürdürerek gözünü dalgalanan Türk bayrağından ayırmadı. İçindeki duygularının dışarı fırlayışına engel olamadı.

“ Bizim 23 Nisanımızı kutlayan büyüklerimizin ben karnını doyuruyor, ayakkabılarını boyuyor, onlar için çalışıyorum. Onlar bizi görmüyor.  Ben sana dualar ediyorum. Sen bari gör bizi Allah’ım.“  Dediğinde “rahat” sesi ile Umut saygı duruşunu bozup el arabasını üzerinden inerek ayakkabı boya sandığını kuracağı yere hareket etti.

Umut, 19 Mayıs törenlerine de gelecek mi?

Hadi Hayırlısı…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.