Ali GÜLTEKİN
Köşe Yazarı
Ali GÜLTEKİN
 

ÇILGIN SEÇMEN

Çılgın Türkler, çılgın projeler, çılgın adaylar derken Türkiye ortaya çığlın seçmen trendini çıkardı. Çankaya köşkü olanca heybeti ile yeni ev sahibini bekliyor. Cumhurbaşkanını bugün Türkiye halkları hangi ortak talepleri üzerinden seçerse, seçilen aday o talepleri temel alarak kırmızı halılı merdivenlerden köşke çıkacak. Biz ne seçiyoruz? Türkiye Cumhurbaşkanı adaylarını din, mezhep, ulus, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet… Tartışmaları üzerinden Çankaya’ya taşıma yolunda. Kimin hangi inançtan, mezhepten, hangisi daha çok inançlı, inançsız olduğunu sorguluyoruz. Kimin daha çok ulusalcı, milliyetçi olduğunu analiz ediliyor. Türkiye’nin bütçesini aşan hırsızlık yolsuzluk iddiaları tartışılıyor. Adayların soyu mercek altına alınıyor. Genetik yapısı sorgulanıyor. Ulusal dokusu inceleniyor. Bütün bunların bize ne faydası var? Bu kadar mı acizleştik… -Hala sosyal bir devlet olamadık. -Tarım’ı kimyasal atıklara, sele, suya, pahalı yakıt, gübre ve ilaçlara heba ettik. -Hayvancılığı köy boşaltma, ithal et sevdamıza harcadık. -Köylü efendiliğini şehirli olama hevesi ile yitirdi. -Dışa bağımlı sanayimiz; sularımızı, doğamızı kirletip, ucuz iş gücü ile işçilerimizi insanca yaşamdan uzaklaştırdı. -Üretimden koparak tüketici toplumu olduk. -Sağlık hizmetlerimizde ekran önü ve arkası açık piyasa ticareti ile sürdürüyor. -Eğitim sistemimize sızan Roma rakamları hesapları karıştırdığından 4.8.4+4-2 terimlerinin içinden çıkamıyoruz. Golü kimden yeriz? Eğitim, sağlık, toplu taşıma, imar, sosyal alanlar, şehir meydanları, toplu taşıma, çevre, ulaşım, işsizlik, pahalılık, insanca yaşama, doğa, can-mal güvenliği… (Hala suyu elektriği olamayan yerleşim alanlarımız var) gibi ortak sorunlarımıza göz yumarak dinci, mezhepçi, ulusalcı, milliyetçi Cumhurbaşkanı seçme oyumuzu taca atıyoruz. Golü kimden yeriz? Bekleyip göreceğiz İslam anlayışımız bu düzeye mi indi? Kim daha çok Müslüman? Kimin mezhebi İslam’ın içinde? Kim daha çok Türk? Kim daha çok milliyetçi? Kim daha çok ulusalcı...? Bir an donuyorsunuz.  Bu ülkeye din âlimi mi seçiyoruz. Cumhurbaşkanı mı? Kim hırsız? Kim rüşvetçi? Kim yolsuzluk yaptı...? Bir an korkuya kapılıyorsunuz. Sulh ceza mahkemesinde miyiz? Kim hangi yetki ile kimin inancını sorgulaya bilir? Bu hakkı kim nereden alıyor? Din, inanç adına bu nasıl bir kurgu? İnançlarımız bu kadar mı zayıfladı? Biz bu kadar insanlıktan çıktık mı? İslam anlayışımız bu düzeye mi indi? Çocuklarımızı ateşin içine atıyoruz Padişahların fermanına baş eğmekten, Cumhuriyet dönemi askeri darbelerinin kurduğu idam sehpalarına can vermekten, işkence tezgâhlarında ölmekten, ceza evlerinde “terbiye edilmekten” , Dinimiz ile korkutulmaktan bıktık. Din, mezhep, ulusal… Ayrışmasının acısından kurtulmaya çalışırken sönen acıların koruna odun taşıyarak harlamaya çalışanlara çocuklarımızı kurban vermeyelim. Bu davet bizim Cumhurbaşkanı seçimlerinde toplumsal bütünlük, ülkenin orta değerleri, ekonomi, sosyal, siyasal… Politikaları üzerinde tartışılarak sürdürülmeli. Devlet olanaklarını kullanıp milyarlarca haksız kazanç elde edenler bir milyon harcayarak 10 çocuğu toplu sünnet ettiren bu ülkede "hayırsever vatandaş" oluyor.  Ülkesi için can veren “hayır’a muhtaç vatandaş ” oluyor.  Hadi hayırlısı...
Ekleme Tarihi: 01 Ağustos 2014 - Cuma
Ali GÜLTEKİN

ÇILGIN SEÇMEN

Çılgın Türkler, çılgın projeler, çılgın adaylar derken Türkiye ortaya çığlın seçmen trendini çıkardı.

Çankaya köşkü olanca heybeti ile yeni ev sahibini bekliyor. Cumhurbaşkanını bugün Türkiye halkları hangi ortak talepleri üzerinden seçerse, seçilen aday o talepleri temel alarak kırmızı halılı merdivenlerden köşke çıkacak.

Biz ne seçiyoruz?

Türkiye Cumhurbaşkanı adaylarını din, mezhep, ulus, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet… Tartışmaları üzerinden Çankaya’ya taşıma yolunda. Kimin hangi inançtan, mezhepten, hangisi daha çok inançlı, inançsız olduğunu sorguluyoruz. Kimin daha çok ulusalcı, milliyetçi olduğunu analiz ediliyor. Türkiye’nin bütçesini aşan hırsızlık yolsuzluk iddiaları tartışılıyor. Adayların soyu mercek altına alınıyor. Genetik yapısı sorgulanıyor. Ulusal dokusu inceleniyor. Bütün bunların bize ne faydası var?

Bu kadar mı acizleştik…

-Hala sosyal bir devlet olamadık.

-Tarım’ı kimyasal atıklara, sele, suya, pahalı yakıt, gübre ve ilaçlara heba ettik.

-Hayvancılığı köy boşaltma, ithal et sevdamıza harcadık.

-Köylü efendiliğini şehirli olama hevesi ile yitirdi.

-Dışa bağımlı sanayimiz; sularımızı, doğamızı kirletip, ucuz iş gücü ile işçilerimizi insanca yaşamdan uzaklaştırdı.

-Üretimden koparak tüketici toplumu olduk.

-Sağlık hizmetlerimizde ekran önü ve arkası açık piyasa ticareti ile sürdürüyor.

-Eğitim sistemimize sızan Roma rakamları hesapları karıştırdığından 4.8.4+4-2 terimlerinin içinden çıkamıyoruz.

Golü kimden yeriz?

Eğitim, sağlık, toplu taşıma, imar, sosyal alanlar, şehir meydanları, toplu taşıma, çevre, ulaşım, işsizlik, pahalılık, insanca yaşama, doğa, can-mal güvenliği… (Hala suyu elektriği olamayan yerleşim alanlarımız var) gibi ortak sorunlarımıza göz yumarak dinci, mezhepçi, ulusalcı, milliyetçi Cumhurbaşkanı seçme oyumuzu taca atıyoruz. Golü kimden yeriz? Bekleyip göreceğiz

İslam anlayışımız bu düzeye mi indi?

Kim daha çok Müslüman?

Kimin mezhebi İslam’ın içinde?

Kim daha çok Türk?

Kim daha çok milliyetçi?

Kim daha çok ulusalcı...?

Bir an donuyorsunuz.

 Bu ülkeye din âlimi mi seçiyoruz. Cumhurbaşkanı mı?

Kim hırsız?

Kim rüşvetçi?

Kim yolsuzluk yaptı...?

Bir an korkuya kapılıyorsunuz. Sulh ceza mahkemesinde miyiz?

Kim hangi yetki ile kimin inancını sorgulaya bilir? Bu hakkı kim nereden alıyor? Din, inanç adına bu nasıl bir kurgu? İnançlarımız bu kadar mı zayıfladı? Biz bu kadar insanlıktan çıktık mı? İslam anlayışımız bu düzeye mi indi?

Çocuklarımızı ateşin içine atıyoruz

Padişahların fermanına baş eğmekten, Cumhuriyet dönemi askeri darbelerinin kurduğu idam sehpalarına can vermekten, işkence tezgâhlarında ölmekten, ceza evlerinde “terbiye edilmekten” , Dinimiz ile korkutulmaktan bıktık. Din, mezhep, ulusal… Ayrışmasının acısından kurtulmaya çalışırken sönen acıların koruna odun taşıyarak harlamaya çalışanlara çocuklarımızı kurban vermeyelim.

Bu davet bizim

Cumhurbaşkanı seçimlerinde toplumsal bütünlük, ülkenin orta değerleri, ekonomi, sosyal, siyasal… Politikaları üzerinde tartışılarak sürdürülmeli.

Devlet olanaklarını kullanıp milyarlarca haksız kazanç elde edenler bir milyon harcayarak 10 çocuğu toplu sünnet ettiren bu ülkede "hayırsever vatandaş" oluyor.  Ülkesi için can veren “hayır’a muhtaç vatandaş ” oluyor.

 Hadi hayırlısı...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.