Ali GÜLTEKİN
Köşe Yazarı
Ali GÜLTEKİN
 

OBASYA YUNT DAĞLARINDA!

Alaca karanlıkta kalkıp salon penceresini açıp, büyük evinin küçücük bahçesine baktığında cam ağacının heybetli duruşuna rağmen yalnızlığındaki hüznü fark eden Mustafa Pala hüzünlendi.  Doğaya saygısından dolayı daha fazla sahip çıkamama duygusundan başını kaldırıp Spil’e bakamadı… NEDEN 1+1? Tek tek yüzüne damlayan yaşlı gözlerini evinin odalarında gezdiren Pala, Kocaman salon, üst katta 1.2.3 oda, bir üst katta devam eden odaları hesapladı.  Koca evde yaşayan yalnızca iki kişiydiler. Her sabah gazetesini okuduğu koltuğa oturdu. İnsanlığın doğayı hoyratça kullanıyor olmasına öfkelendi. Gözlerini evinin büyük salonuna dikti. Salonunu biraz geri çekerek boşalan yere iki limon ağacı dikti. Yukarı katta iki odayı kaldırarak 3 çınar, 1 yasemin, 1 iğde ağacı yerleştirdi.  Evi küçülterek1+1 konumuna getirdi. Oturduğu yerden “Bunu nasıl düşünemedim” diyerek kendine kızgın bir şekilde ayağa kalktı.  Uyuyan eşini kaldırmak, hayallerin,  onunla paylaşmak istediyse de, eşinin geç yattığını bildiğinden uyandırmaya kıyamadı. Kitaplına yöneldi. Kentler ve kooperatifler konulu notlarını karıştırdı. Uzun süredir üzerinde çalıştığı 1+1 dosyasını raftan çıkararak eline alıp, “o gün bugün” diyerek hedefe kilitlendi. MANİSA’DA 1+1 KONUTLAR YÜKSELİYOR Dün, Mustafa Pala’nın öncülüğünde, dönemin koşulları ve Manisa’nın ihtiyaçlarını belirleyerek kurulan Manisa Birlik kooperatifi, konut-yeşil meydan-sosyal alan-heykel tasarımları bugün Manisa’da tek nefes alabileceğimiz yerleşim alanları. Bugün, büyük konutların küçük bahçelerini terse çevirerek ihtiyaca göre küçük konutlar, büyük bahçeler tasarlanarak 1+1 konutlar inşa ediliyor.   OBASYA YAŞAMI Mustafa Pala, köy yaşamının yok olunduğunu, kentlerde insanların yalnızlaştığı düşünürken Moğolların bir şey yapmalı parçası aklına geldi.  Kırgız, Kazak, Özbek obalarında günümüzde süren geleneksel Oba yaşamını düşündü. Atalarımızın yaşadığı; yurt, oymak, boy, kolları uzun süredir incelediğinden bu konuda oldukça donanımlıydı.  Okuduğu kitapları, seyrettiği belgeselleri, filmleri,  gezdiği mekânları, çalışma notlarını bütünleştirdi… YUNT DAĞLARINDA OBASYA YAŞAMI YENİDEN BAŞLIYOR …Şaha kalkmış Kazak atının üzengine ayağını koyarak Çerkez at binicisi çevikliği ile atın üzerine atlayıp dizginleri sıkıca tuttuğunda at yönü Yunt Dağlarına çevrildi. Muradiye, Yağcılar, Sümbülleri dörtnalla geçti. Orta Köyün girişindeki hayvan barınağına çevrilmiş eski Yunt Dağı evinin bahçe duvarından Atın dizginlerini sıkıca çekerek durdurdu.  Eski Yunt Dağı evinin avlusunda köylü kadın keçilerini sağıyor. Yan evin önünde yanan odun sobasının üzerinde ateş isinden kararmış çaydanlıktaki su fokur, fokur kaynıyor. Küçük bir kız çocuğu evin bahçesindeki kümesten tavukların çığlıkları arasından aldığı iki yumurtayı dikkatlice elinde tutarak mutfak kapısına doğru yürüyor.  Karşı evin bahçesinde domates, tere ve patlıcanların içindeki yaban otlarını seçen kadının sırtında sarılı bir erkek çocuğu ağlıyor.  Fatma ana sabah namazı sonrası evin salonuna kurduğu halı tezgâhına Umay motifleri ilmekleri atarak tarih işliyor. Kalaycı Mustafa düğün hazırlığında olan Ayşe kadının bakır kazanının parlatırken kalay kokusu köye yayılmış durumda.  Emekli Halil akşam torununa söz verdiği yay ve oku torunu ile birlikte yapmak için köy dışındaki bahçesindeki ağaçtan kestiği iki dal ile eşeksırtında köye girdi. Muhtarın radyosu evinin açık penceresinden bütün köye 06.00 ajansını veriyor.  Mustafa Pala, gerçeğe dönüştüreceği hayallerini büyütürken odun ateşinde pişmiş bir bardak süttü ikram etmek için yanına yaklaşan köylü kızı fark edemedi. “Amca Attan insene” sözü ile hayallerini diri tutarak kendine geldi.  Atından inerek köylü kızın elinden sıcak keçi sütü ile evinin avlusunda köy yapımı fırında ev ahalisine ekmek pişiren Nazlı hanımın yanına gitti. Bahçesindeki çam ağacının altında sıcak köy ekmeği, keçi peyniri, yağı, bahçe domatesi, tere yumurta…  İle kahvaltı yapan Hasan Efendi ve çocuklarına selam vererek yanlarına oturdu. Mustafa Pala’ya sofrada yer açan Hasan Efendi:  Biz geleneğimizi yaşatamadık. Gençlerimiz üçer beşer köyleri terk ediyor. Devlet kültürel değerlerimiz olan obalarımızı korumamız için bizlere destek sağlamıyor.  Obamız Asya’dan gelen Türk boyu Atalarımızca kurulmuş. Hasan Efendi, konuşmasını sürdürüyordu ki, Mustafa Pala elindeki sıcak sütü masaya koyarak birden ayağa kalktı. “Obasya evet Obasya” diyerek mırıldandığını fark eden Hasan Efendi  “Mustafa Efendi neden kalktın?” dediğinde Mustafa Pala Hasan Efendi’yi duymadı.  Türkmen Şelalesi, Aigai, Kilise… Tarihi yerler, Yunt Dağlarındaki Türkmen yaşamı, yok olan halıcılık, okçuluk, demircilik, kalaycılık,  hayvancılık, el sanatlarına akıp gitti… Sağa sola koşturan öğrencinin elinde sallayarak çaldığı okul zilinin Spil’de yankılanan sesi ile kendine geldiğinde OBASYA ismi kesinleşmişti. ZAMAN GEÇİDİ MÜZESİ Mustafa Pala: Yunt Dağı evleri, Türkmen oba kültürü yaşatılmalı. Köy yaşamı geliştirilip, zenginleştirilmeli. Atalarımızın geçmiş yaşamları zaman geçidi müzesi olarak hayata geçirilmeli. Bölgemizin tarihi, kültürel zenginliği turizme açılmalı. Bahçemizde sebzeler, meyveler, bitkiler yetişmeli. Hayvancılık geliştirilmeli, el sanatlarımız tekrar üretilmeli, kentlerde yalnızlaşan insanlarımız köylerimizde muhabbet içinde olmalı… OBASYA şeması çiziliyor, mekânı belirleniyor, çalışma arkadaşlarını oluşuyor…  Mustafa Pala,  Altan Türe, Yaşar Coşkun, Volkan Anık, Ömre Yılmaz yan yana geliyor.  Bilgiler, yetenekler harmanlanıyor. Yüz oba çadırı, yüzlerce köy özlemi çeken Odabaşlar, OBASYA’nın temelleri atılıyor. Hadi hayırlısı…
Ekleme Tarihi: 03 Şubat 2014 - Pazartesi
Ali GÜLTEKİN

OBASYA YUNT DAĞLARINDA!

Alaca karanlıkta kalkıp salon penceresini açıp, büyük evinin küçücük bahçesine baktığında cam ağacının heybetli duruşuna rağmen yalnızlığındaki hüznü fark eden Mustafa Pala hüzünlendi.  Doğaya saygısından dolayı daha fazla sahip çıkamama duygusundan başını kaldırıp Spil’e bakamadı…

NEDEN 1+1?

Tek tek yüzüne damlayan yaşlı gözlerini evinin odalarında gezdiren Pala, Kocaman salon, üst katta 1.2.3 oda, bir üst katta devam eden odaları hesapladı.  Koca evde yaşayan yalnızca iki kişiydiler. Her sabah gazetesini okuduğu koltuğa oturdu. İnsanlığın doğayı hoyratça kullanıyor olmasına öfkelendi. Gözlerini evinin büyük salonuna dikti. Salonunu biraz geri çekerek boşalan yere iki limon ağacı dikti. Yukarı katta iki odayı kaldırarak 3 çınar, 1 yasemin, 1 iğde ağacı yerleştirdi.  Evi küçülterek1+1 konumuna getirdi. Oturduğu yerden “Bunu nasıl düşünemedim” diyerek kendine kızgın bir şekilde ayağa kalktı.  Uyuyan eşini kaldırmak, hayallerin,  onunla paylaşmak istediyse de, eşinin geç yattığını bildiğinden uyandırmaya kıyamadı. Kitaplına yöneldi. Kentler ve kooperatifler konulu notlarını karıştırdı. Uzun süredir üzerinde çalıştığı 1+1 dosyasını raftan çıkararak eline alıp, “o gün bugün” diyerek hedefe kilitlendi.

MANİSA’DA 1+1 KONUTLAR YÜKSELİYOR

Dün, Mustafa Pala’nın öncülüğünde, dönemin koşulları ve Manisa’nın ihtiyaçlarını belirleyerek kurulan Manisa Birlik kooperatifi, konut-yeşil meydan-sosyal alan-heykel tasarımları bugün Manisa’da tek nefes alabileceğimiz yerleşim alanları. Bugün, büyük konutların küçük bahçelerini terse çevirerek ihtiyaca göre küçük konutlar, büyük bahçeler tasarlanarak 1+1 konutlar inşa ediliyor.  

OBASYA YAŞAMI

Mustafa Pala, köy yaşamının yok olunduğunu, kentlerde insanların yalnızlaştığı düşünürken Moğolların bir şey yapmalı parçası aklına geldi.  Kırgız, Kazak, Özbek obalarında günümüzde süren geleneksel Oba yaşamını düşündü. Atalarımızın yaşadığı; yurt, oymak, boy, kolları uzun süredir incelediğinden bu konuda oldukça donanımlıydı.  Okuduğu kitapları, seyrettiği belgeselleri, filmleri,  gezdiği mekânları, çalışma notlarını bütünleştirdi…

YUNT DAĞLARINDA OBASYA YAŞAMI YENİDEN BAŞLIYOR

…Şaha kalkmış Kazak atının üzengine ayağını koyarak Çerkez at binicisi çevikliği ile atın üzerine atlayıp dizginleri sıkıca tuttuğunda at yönü Yunt Dağlarına çevrildi. Muradiye, Yağcılar, Sümbülleri dörtnalla geçti. Orta Köyün girişindeki hayvan barınağına çevrilmiş eski Yunt Dağı evinin bahçe duvarından Atın dizginlerini sıkıca çekerek durdurdu.  Eski Yunt Dağı evinin avlusunda köylü kadın keçilerini sağıyor. Yan evin önünde yanan odun sobasının üzerinde ateş isinden kararmış çaydanlıktaki su fokur, fokur kaynıyor. Küçük bir kız çocuğu evin bahçesindeki kümesten tavukların çığlıkları arasından aldığı iki yumurtayı dikkatlice elinde tutarak mutfak kapısına doğru yürüyor.  Karşı evin bahçesinde domates, tere ve patlıcanların içindeki yaban otlarını seçen kadının sırtında sarılı bir erkek çocuğu ağlıyor.  Fatma ana sabah namazı sonrası evin salonuna kurduğu halı tezgâhına Umay motifleri ilmekleri atarak tarih işliyor. Kalaycı Mustafa düğün hazırlığında olan Ayşe kadının bakır kazanının parlatırken kalay kokusu köye yayılmış durumda.  Emekli Halil akşam torununa söz verdiği yay ve oku torunu ile birlikte yapmak için köy dışındaki bahçesindeki ağaçtan kestiği iki dal ile eşeksırtında köye girdi. Muhtarın radyosu evinin açık penceresinden bütün köye 06.00 ajansını veriyor.  Mustafa Pala, gerçeğe dönüştüreceği hayallerini büyütürken odun ateşinde pişmiş bir bardak süttü ikram etmek için yanına yaklaşan köylü kızı fark edemedi. “Amca Attan insene” sözü ile hayallerini diri tutarak kendine geldi.  Atından inerek köylü kızın elinden sıcak keçi sütü ile evinin avlusunda köy yapımı fırında ev ahalisine ekmek pişiren Nazlı hanımın yanına gitti. Bahçesindeki çam ağacının altında sıcak köy ekmeği, keçi peyniri, yağı, bahçe domatesi, tere yumurta…  İle kahvaltı yapan Hasan Efendi ve çocuklarına selam vererek yanlarına oturdu.

Mustafa Pala’ya sofrada yer açan Hasan Efendi:  Biz geleneğimizi yaşatamadık. Gençlerimiz üçer beşer köyleri terk ediyor. Devlet kültürel değerlerimiz olan obalarımızı korumamız için bizlere destek sağlamıyor.  Obamız Asya’dan gelen Türk boyu Atalarımızca kurulmuş. Hasan Efendi, konuşmasını sürdürüyordu ki, Mustafa Pala elindeki sıcak sütü masaya koyarak birden ayağa kalktı. “Obasya evet Obasya” diyerek mırıldandığını fark eden Hasan Efendi  “Mustafa Efendi neden kalktın?” dediğinde Mustafa Pala Hasan Efendi’yi duymadı.  Türkmen Şelalesi, Aigai, Kilise… Tarihi yerler, Yunt Dağlarındaki Türkmen yaşamı, yok olan halıcılık, okçuluk, demircilik, kalaycılık,  hayvancılık, el sanatlarına akıp gitti… Sağa sola koşturan öğrencinin elinde sallayarak çaldığı okul zilinin Spil’de yankılanan sesi ile kendine geldiğinde OBASYA ismi kesinleşmişti.

ZAMAN GEÇİDİ MÜZESİ

Mustafa Pala: Yunt Dağı evleri, Türkmen oba kültürü yaşatılmalı. Köy yaşamı geliştirilip, zenginleştirilmeli. Atalarımızın geçmiş yaşamları zaman geçidi müzesi olarak hayata geçirilmeli. Bölgemizin tarihi, kültürel zenginliği turizme açılmalı. Bahçemizde sebzeler, meyveler, bitkiler yetişmeli. Hayvancılık geliştirilmeli, el sanatlarımız tekrar üretilmeli, kentlerde yalnızlaşan insanlarımız köylerimizde muhabbet içinde olmalı… OBASYA şeması çiziliyor, mekânı belirleniyor, çalışma arkadaşlarını oluşuyor…

 Mustafa Pala,  Altan Türe, Yaşar Coşkun, Volkan Anık, Ömre Yılmaz yan yana geliyor.  Bilgiler, yetenekler harmanlanıyor. Yüz oba çadırı, yüzlerce köy özlemi çeken Odabaşlar, OBASYA’nın temelleri atılıyor.

Hadi hayırlısı…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.