Ali GÜLTEKİN
Köşe Yazarı
Ali GÜLTEKİN
 

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk duruyor araç yolunun tam ortasında. Çamurdan sarı renk olduğu yer yer gözüken ayağında  büyük duran pabuçları ile. Sol ayağından diz altına kadar çekilmiş yeşil çorabı. Sağ pabucunun ucunun yırtığından siyah çorabını sündürerek dışarı çıkaran başparmağı gözüküyor.  UTANÇ RESMİ Bir çocuk yol kenarında duruyor. Kartal bakışlı gözleri ile sarı, kırmızı, yeşil yanıp sönerek yayalara, araçlara  yol veren trafik lambalarını izliyor. Milyon dolarlık, yüzlerce milyar liralık, milyarlık arabaların gelip geçtiği kavşağın orta yerinde  elinde ambalajı buruşmuş iki çift kâğıt mendili ile bir çocuk duruyor. UTANÇ RESMİ Bir çocuk dolaşıyor sırtında iki beden büyük ceketi ile trafik lambaları arasında. Solgun yüzleri,  çelimsiz bedenleri, üşümüş elindeki mendili camı açık araçlara uzatıp kaç lira verirlerse almak için. UTANÇ RESMİ Bir çocuk dolaşıyor araçların arasında. Çocuğun boyu yanına yaklaştığı TIR’ın tekerinin boyundan daha küçük. Yolcu otobüslerinin tekerinden azıcık daha büyük.  Şoförlerin bazıları  bir elini aracının açık camından dışarı sarkıtmış tespihini çekiyor. Kimileri aracının camını açarak sönmemiş  sigara izmaritlerini atıyor  yere. Kimileri telefonla konuşurken, birileri son ses  müzik dinliyor. UTANÇ RESMİ UTANÇ RESMİ Bir çocuk fırladı yola.  Tam araçlara kırmızı yanmıştı. Parayı bastırıp soyadını  plakasına yazdırmış araç acı firen yaparak zor durdu. Tanımayanlar soysuz sanmasınlar diye aracının plakasına "soyunu”  yazarak tüm cihana ilan etmiş. Aracı zor durduran hatun yan koltukta açık duran çantasını alıp dikiz aynasına bakarak dudağına rujunu sürerken  arka tarafta elinde mendil olan kirli dağınık saçlı, gözleri ay ışığı kadar parlak, üzerindeki ceketi iki beden büyük çocuk gördü. Aniden otomatik düğmeye basarak aracın camını kapadı. Aracın arka koltuğunda  cep telefonu ile oynayan çocuğuna seslendi. "bak kızım bir daha söz dinlemez, yaramazlık yaparsan seni de bu çocuk gibi buraya bırakır çalıştırırım. Şu kağıt mendil satan dilenci kılıklı çocuğu görüyor musun?" Elindeki dokunmatik telefonla oynayan çocuk ne etrafına baktı ne de annesine cevap verdi.  Belki de Annesini hiç duymadı. Anne rujunu yan koltuğun üzerinde duran ağzı açık çantasına atarak vitesi  ikileyip gaza basarak yoluna devam etti. UTANÇ RESMİ Bir çocuk duruyor trafik lambasının tam önünde. Annesi yayalara yeşil yanan ışıktan geçen bir diğer çocuk  annesini durdurdu. " Anne  çocuk üşümüş.Elindeki iki mendili alalım evine gitsin.” Anne: Onlar bizden zengin. Hem bak bugün öğretmenler günü olduğu için çok para verip öğretmenine hediye aldım. Onların annesi benim gibi iyi anne değil. Kötü anneler çocuklarını okula  göndermeyip çalıştırıyorlar.  UTANÇ RESMİ Bir çocuk fırladı yola. Bazılarının annesi,  bazılarının babası yok. Kimileri annesiz  ve babasız... Ne okula gitmezlik yapmış ne de haylazlık yapmıştı. Onlar, vatansız, evsiz, okulsuz, eşyasız, oturumları olmayan… Göçmendiler... UTANÇ RESMİ Muradiye'de ağacın dalından kopardığı cevizi  karga tam İngolstadt bulvarı üzerinde uçarken gagasından boşluğa düşürdü. Suriyeli Bediya yeşil alanda ağaca  sırtını yaslamış gözleri pür dikkat araçlara kırmızı yanacak elettik direğe bakıyor.  Kırmızı ışık yandı. Araç gürültüleri azaldı Bediya tam yavaşlayan araçlara  doğru harekete geçecekti ki ayakkabısının tozunu alarak önüne bir ceviz düştü. Ceviz kabuğundan ayrıldı, ama kırılmadı. Bediya cevizi elinden alıp karganın peşinden koşmak, hatta kanatlanıp uçarak yetişip cevizini vermek istedi. Sağ elinde tuttuğu cevizi  parmaklarını ağır ağır açarak tam avucunun ortasına getirdi. Sol elini de sağ elinin yanına getirip cevizi iki avucunun ortasına alarak buğulu gözleri ile soğuktan titreyen ellerinde duran cevize baktı. Bediya: Karga cevizi acaba yavrusuna götürüyor olabilir mi? Bugün başka yiyeceği var mıydı? Bu düşünceler ile derinden iç çekerek bir kez daha gökyüzüne baktı. Cevizini gagasından düşüren karga sise karışarak gökyüzünde, Bediya avucunda sımsıkı tuttuğu cevizi ile  akşam karanlığına karışarak yeryüzünde   kayboldular. UTANÇ RESMİ Bu acılı yaşamları; Cumhurbaşkanları görüyor. Başbakanlar görüyor. Bakanlar görüyor Muhalefet Parti liderleri görüyor. Milletvekilleri görüyor. Valiler görüyor. Kaymakamlar görüyor Belediye başkanları görüyor İş adamları görüyor.  “Karga bir cevizini veriyor” ... Körelmiş vicdanlar görmüyor. Hadi hayırlısı… 
Ekleme Tarihi: 24 Kasım 2016 - Perşembe
Ali GÜLTEKİN

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk duruyor araç yolunun tam ortasında. Çamurdan sarı renk olduğu yer yer gözüken ayağında  büyük duran pabuçları ile. Sol ayağından diz altına kadar çekilmiş yeşil çorabı. Sağ pabucunun ucunun yırtığından siyah çorabını sündürerek dışarı çıkaran başparmağı gözüküyor. 

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk yol kenarında duruyor. Kartal bakışlı gözleri ile sarı, kırmızı, yeşil yanıp sönerek yayalara, araçlara  yol veren trafik lambalarını izliyor.

Milyon dolarlık, yüzlerce milyar liralık, milyarlık arabaların gelip geçtiği kavşağın orta yerinde  elinde ambalajı buruşmuş iki çift kâğıt mendili ile bir çocuk duruyor.

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk dolaşıyor sırtında iki beden büyük ceketi ile trafik lambaları arasında. Solgun yüzleri,  çelimsiz bedenleri, üşümüş elindeki mendili camı açık araçlara uzatıp kaç lira verirlerse almak için.

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk dolaşıyor araçların arasında. Çocuğun boyu yanına yaklaştığı TIR’ın tekerinin boyundan daha küçük. Yolcu otobüslerinin tekerinden azıcık daha büyük.  Şoförlerin bazıları  bir elini aracının açık camından dışarı sarkıtmış tespihini çekiyor. Kimileri aracının camını açarak sönmemiş  sigara izmaritlerini atıyor  yere. Kimileri telefonla konuşurken, birileri son ses  müzik dinliyor.

UTANÇ RESMİ

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk fırladı yola. 

Tam araçlara kırmızı yanmıştı. Parayı bastırıp soyadını  plakasına yazdırmış araç acı firen yaparak zor durdu. Tanımayanlar soysuz sanmasınlar diye aracının plakasına "soyunu”  yazarak tüm cihana ilan etmiş. Aracı zor durduran hatun yan koltukta açık duran çantasını alıp dikiz aynasına bakarak dudağına rujunu sürerken  arka tarafta elinde mendil olan kirli dağınık saçlı, gözleri ay ışığı kadar parlak, üzerindeki ceketi iki beden büyük çocuk gördü. Aniden otomatik düğmeye basarak aracın camını kapadı. Aracın arka koltuğunda  cep telefonu ile oynayan çocuğuna seslendi. "bak kızım bir daha söz dinlemez, yaramazlık yaparsan seni de bu çocuk gibi buraya bırakır çalıştırırım. Şu kağıt mendil satan dilenci kılıklı çocuğu görüyor musun?" Elindeki dokunmatik telefonla oynayan çocuk ne etrafına baktı ne de annesine cevap verdi.  Belki de Annesini hiç duymadı. Anne rujunu yan koltuğun üzerinde duran ağzı açık çantasına atarak vitesi  ikileyip gaza basarak yoluna devam etti.

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk duruyor trafik lambasının tam önünde. Annesi yayalara yeşil yanan ışıktan geçen bir diğer çocuk  annesini durdurdu. " Anne  çocuk üşümüş.Elindeki iki mendili alalım evine gitsin.” Anne: Onlar bizden zengin. Hem bak bugün öğretmenler günü olduğu için çok para verip öğretmenine hediye aldım. Onların annesi benim gibi iyi anne değil. Kötü anneler çocuklarını okula  göndermeyip çalıştırıyorlar. 

UTANÇ RESMİ

Bir çocuk fırladı yola. Bazılarının annesi,  bazılarının babası yok. Kimileri annesiz  ve babasız... Ne okula gitmezlik yapmış ne de haylazlık yapmıştı. Onlar, vatansız, evsiz, okulsuz, eşyasız, oturumları olmayan… Göçmendiler...

UTANÇ RESMİ

Muradiye'de ağacın dalından kopardığı cevizi  karga tam İngolstadt bulvarı üzerinde uçarken gagasından boşluğa düşürdü. Suriyeli Bediya yeşil alanda ağaca  sırtını yaslamış gözleri pür dikkat araçlara kırmızı yanacak elettik direğe bakıyor.  Kırmızı ışık yandı. Araç gürültüleri azaldı Bediya tam yavaşlayan araçlara  doğru harekete geçecekti ki ayakkabısının tozunu alarak önüne bir ceviz düştü. Ceviz kabuğundan ayrıldı, ama kırılmadı. Bediya cevizi elinden alıp karganın peşinden koşmak, hatta kanatlanıp uçarak yetişip cevizini vermek istedi. Sağ elinde tuttuğu cevizi  parmaklarını ağır ağır açarak tam avucunun ortasına getirdi. Sol elini de sağ elinin yanına getirip cevizi iki avucunun ortasına alarak buğulu gözleri ile soğuktan titreyen ellerinde duran cevize baktı. Bediya: Karga cevizi acaba yavrusuna götürüyor olabilir mi? Bugün başka yiyeceği var mıydı? Bu düşünceler ile derinden iç çekerek bir kez daha gökyüzüne baktı.

Cevizini gagasından düşüren karga sise karışarak gökyüzünde, Bediya avucunda sımsıkı tuttuğu cevizi ile  akşam karanlığına karışarak yeryüzünde   kayboldular.

UTANÇ RESMİ

Bu acılı yaşamları;

Cumhurbaşkanları görüyor.

Başbakanlar görüyor.

Bakanlar görüyor

Muhalefet Parti liderleri görüyor.

Milletvekilleri görüyor.

Valiler görüyor.

Kaymakamlar görüyor

Belediye başkanları görüyor

İş adamları görüyor.

 “Karga bir cevizini veriyor”

... Körelmiş vicdanlar görmüyor.

Hadi hayırlısı… 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.