Mehmet ÇELİKEL
Köşe Yazarı
Mehmet ÇELİKEL
 

FİYATLAR GENEL SEVİYESİ VE ZAMLARA DAİR...

  Ekonomide fiyatların bir genel seviyesi vardır. Piyasada geçerli fiyatlara fiyatlar genel seviyesi denir ve bu ekonomik bir veridir. Bu esas alınıp planlamalar yapılır ve bütçeler oluşturulur. Gerek kamu maliyesinde ve gerekse özel sektörde esas bir veridir bu. Geleceğe yönelik hesaplamalarda ve planlamalarda önemli bir ögedir. Ama bir karışmaya başladı mı hiçbir hesap tutmaz. Kazanıyor musunuz, kayıp mı ediyorsunuz bilemez hale gelirsiniz.   Yaz tatili bitti. Kurdaki aşırı yükseliş tam yaz tatiline denk geldi. Bilirsiniz ki tatil bir rahatlık ve rehavet getirir. Hiçbir şey düşünmeden tatilinizi geçirmek istersiniz. Ne iş ne sorun. Yalnızca kendiniz, aileniz, dostlarınızla gülerek geçirmek istersiniz. Piyasalarda ne kadar karmaşa olursa olsun takılmak istemezsiniz. Ama tatil bitince bütün gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Boyalar silindi ve acayip bir gerçeklik ortaya çıktı. Sattığınızı yerine koyamaz oldunuz. Kazançlar daraldı ve hatta zarara dönüştü. Kısacası tuttuğunuz şey elinizde kalmaya başladı. Sıkıldınız, üzüldünüz ama bu tip şeyleri geçmiştede yaşamıştınız. Bazıları ilk kez yaşadı. Karşınıza bir zam furyası çıkmaya başladı. Bazı mal ve malzemelerde fiyatlar genel seviyesi yüzde yüz yukarı çıkmış ve hiçbir hesap tutmamaya başlamıştı. İşte gerçeklik şu anda ülkemizde bu. Baktığınız her şey zamlı ve belki de bir kesim bazı şeylere para yetiştiremiyor. Peki ne yapmak gerek?   Piyasada para dönmesi için harcamaların olması gerekiyor. Ama bunlar lüzumlu ve lüzumsuz diye ikiye ayrılıyor. Üretimde hammadde ve malzeme girdisi gereklidir. Üretim yapacaksınız çünkü. Ama çalışan bir parçayı, giden bir arabayı, yeterli bir cep telefonunu değiştirmek gerekli midir? Bunu kendinize soracaksınız aslında ama bazı konularda tasarruflu bir döneme girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hani eskilerin dediği gibi işten artmaz dişten artar mantığı artık devrede olmalı. Çünkü zaten paramız aşınmış duruma girdi. Devletin en güzel adımı yabancı para ile kiralama işini yasaklaması oldu. Yabancı para yani döviz lazım olana. Lazım olmayana gereksiz. Israr edilirse belki daha sıkı tedbirler alabilirler. Bu konuda anlayışlı olmak gerekiyor.   Gerekli olanda zam yapıyor olmayanda. Şimdi bunda haklı olunan yönde var. işe üstten alta bakarak anlamak mümkün. Tekelci mal üreten veya daha doğrusu kartelleşmiş firmalar ürettikleri mala veya sattıkları mala döviz artış oranında zam yapınca bu olduğu gibi aşağıya yansıyor. Vergisel tabanda büyüyor ama alttakiler bu zammı aynen yansıtmaz ise kayıplar yaşamaya başlıyor. Ayrıca gerekli yaşam koşulları pahalandığı için alakalı olmasa da zammı aynen yansıtanlar var. Bunu yapmak zorundalar mı? Bir yerde evet zorundalar. Mesela yerli üretim bir mala veya gıda maddesine dövize bağlı zamlar yapıldı. Unun çuvalından peynirin kilosuna kadar. Pazarda bile bazı mallarda zam yapıldığı görüldü. Şimdi bunun için kişileri eleştirmekten geri durmalıyız. Çünkü ekonomik küçülmemeler yaşanıyor. Esas altta kalan çalışan maaşlı kesim ve emekliler. Altta kalan onlar ve canları acıyor. Üstüne üstlük okulların açılışına denk geldi bu durum.   Bankaların faiz artırımı da enflasyonu körüklüyor. Borsanın düşüşünü durdurmak ve paranın dışarı kaçmasını engellemek için bu artışlarda mal ve maddede etkili oluyor. Yani fiyatlar genel seviyesini tırmandırıyor. Çünkü finansman pahalı. Geçen hafta bankalar yıllık yüzde 28 e hatta 30 a kadar çıktı mevduat faizinde. Herkes bir çıkış yolu arıyor. Amaç dövizi düşürmek. Fiyatlar genel seviyesini aşağıya çekmek. Ama böyle bir yöntem doğru mu ki? Herşey pahalanıyor ama halkın cebindeki para o kadar oynamıyor, hatta hiç oynamıyor. Başka çözüm var mı ki? Olmalı.   Esasen halkı düşünmek gerek. Sermayedar yani holding bazındaki firmaların sayısı ve gücü belli. Bunlar üst kademeyi oluşturuyor ve bazıları da kartel. Basıyor zammı. İyide KOBİ düzeyindeki firmalar ve halka nasıl iyileştirme yapmak gerek. Yani önlerini nasıl açmak gerek. Esasen bunu düşünmeliyiz.   Bir kere faizleri yükseltmek pahalılık demek ve paranın piyasadan yastık altına girmesi demek. Yani muamele saiki olan paranın piyasadan çekilmesi ve tasarruf saikine dönmesi demek. Dikkat: kazanılan paradan değil havadan gelen paradan tasarruf bu. Hazır para bankada uyuyor ve faiz üretiyor. Hem de yüklü miktarda. Tabi para yüklü ise daha iyi. Ne Bir şey alınıyor, ne Bir şey satılıyor. Vergi gelirleri de düşüyor diyelim. Peki bunu ters çevirirsek ne olur. Döviz yükselir, ama faizler düşük olduğundan para piyasaya çıkar. Peki nasıl para bulacağız işlere. Para ucuzladı mı? Evet. Krediler ucuzladı, mal ve madde üzerindeki baskı azaldı. Unutmayalım bankacılıkta kredi mevduatı yaratır. Mevduat krediyi yaratmaz pahalandırır. Bence bırakın döviz dağınık kalsın ve esas şeklini bulsun da biz işimize bakalım. Bir kere dayak yiyelim. Sonra kendimizi, ülkemizi nasılsa korur kollarız. Aksi takdirde yine kur savaşlarının kucağında olacağız gibi geliyor. Dövizle iş yapan dövizi kullansın. Aklımız milli terbiyenin içinde olursak başarırız. Çekişme bizlere zarar verir. Faizi arttırmak bizi tekrar ekonomik tuzağa düşürebilir. Dikkat!   Saygılarımla... 
Ekleme Tarihi: 17 Eylül 2018 - Pazartesi
Mehmet ÇELİKEL

FİYATLAR GENEL SEVİYESİ VE ZAMLARA DAİR...



  Ekonomide fiyatların bir genel seviyesi vardır. Piyasada geçerli fiyatlara fiyatlar genel seviyesi denir ve bu ekonomik bir veridir. Bu esas alınıp planlamalar yapılır ve bütçeler oluşturulur. Gerek kamu maliyesinde ve gerekse özel sektörde esas bir veridir bu. Geleceğe yönelik hesaplamalarda ve planlamalarda önemli bir ögedir. Ama bir karışmaya başladı mı hiçbir hesap tutmaz. Kazanıyor musunuz, kayıp mı ediyorsunuz bilemez hale gelirsiniz.

  Yaz tatili bitti. Kurdaki aşırı yükseliş tam yaz tatiline denk geldi. Bilirsiniz ki tatil bir rahatlık ve rehavet getirir. Hiçbir şey düşünmeden tatilinizi geçirmek istersiniz. Ne iş ne sorun. Yalnızca kendiniz, aileniz, dostlarınızla gülerek geçirmek istersiniz. Piyasalarda ne kadar karmaşa olursa olsun takılmak istemezsiniz. Ama tatil bitince bütün gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Boyalar silindi ve acayip bir gerçeklik ortaya çıktı. Sattığınızı yerine koyamaz oldunuz. Kazançlar daraldı ve hatta zarara dönüştü. Kısacası tuttuğunuz şey elinizde kalmaya başladı. Sıkıldınız, üzüldünüz ama bu tip şeyleri geçmiştede yaşamıştınız. Bazıları ilk kez yaşadı. Karşınıza bir zam furyası çıkmaya başladı. Bazı mal ve malzemelerde fiyatlar genel seviyesi yüzde yüz yukarı çıkmış ve hiçbir hesap tutmamaya başlamıştı. İşte gerçeklik şu anda ülkemizde bu. Baktığınız her şey zamlı ve belki de bir kesim bazı şeylere para yetiştiremiyor. Peki ne yapmak gerek?

  Piyasada para dönmesi için harcamaların olması gerekiyor. Ama bunlar lüzumlu ve lüzumsuz diye ikiye ayrılıyor. Üretimde hammadde ve malzeme girdisi gereklidir. Üretim yapacaksınız çünkü. Ama çalışan bir parçayı, giden bir arabayı, yeterli bir cep telefonunu değiştirmek gerekli midir? Bunu kendinize soracaksınız aslında ama bazı konularda tasarruflu bir döneme girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hani eskilerin dediği gibi işten artmaz dişten artar mantığı artık devrede olmalı. Çünkü zaten paramız aşınmış duruma girdi. Devletin en güzel adımı yabancı para ile kiralama işini yasaklaması oldu. Yabancı para yani döviz lazım olana. Lazım olmayana gereksiz. Israr edilirse belki daha sıkı tedbirler alabilirler. Bu konuda anlayışlı olmak gerekiyor.

  Gerekli olanda zam yapıyor olmayanda. Şimdi bunda haklı olunan yönde var. işe üstten alta bakarak anlamak mümkün. Tekelci mal üreten veya daha doğrusu kartelleşmiş firmalar ürettikleri mala veya sattıkları mala döviz artış oranında zam yapınca bu olduğu gibi aşağıya yansıyor. Vergisel tabanda büyüyor ama alttakiler bu zammı aynen yansıtmaz ise kayıplar yaşamaya başlıyor. Ayrıca gerekli yaşam koşulları pahalandığı için alakalı olmasa da zammı aynen yansıtanlar var. Bunu yapmak zorundalar mı? Bir yerde evet zorundalar. Mesela yerli üretim bir mala veya gıda maddesine dövize bağlı zamlar yapıldı. Unun çuvalından peynirin kilosuna kadar. Pazarda bile bazı mallarda zam yapıldığı görüldü. Şimdi bunun için kişileri eleştirmekten geri durmalıyız. Çünkü ekonomik küçülmemeler yaşanıyor. Esas altta kalan çalışan maaşlı kesim ve emekliler. Altta kalan onlar ve canları acıyor. Üstüne üstlük okulların açılışına denk geldi bu durum.
  Bankaların faiz artırımı da enflasyonu körüklüyor. Borsanın düşüşünü durdurmak ve paranın dışarı kaçmasını engellemek için bu artışlarda mal ve maddede etkili oluyor. Yani fiyatlar genel seviyesini tırmandırıyor. Çünkü finansman pahalı. Geçen hafta bankalar yıllık yüzde 28 e hatta 30 a kadar çıktı mevduat faizinde. Herkes bir çıkış yolu arıyor. Amaç dövizi düşürmek. Fiyatlar genel seviyesini aşağıya çekmek. Ama böyle bir yöntem doğru mu ki? Herşey pahalanıyor ama halkın cebindeki para o kadar oynamıyor, hatta hiç oynamıyor. Başka çözüm var mı ki? Olmalı.

  Esasen halkı düşünmek gerek. Sermayedar yani holding bazındaki firmaların sayısı ve gücü belli. Bunlar üst kademeyi oluşturuyor ve bazıları da kartel. Basıyor zammı. İyide KOBİ düzeyindeki firmalar ve halka nasıl iyileştirme yapmak gerek. Yani önlerini nasıl açmak gerek. Esasen bunu düşünmeliyiz.

  Bir kere faizleri yükseltmek pahalılık demek ve paranın piyasadan yastık altına girmesi demek. Yani muamele saiki olan paranın piyasadan çekilmesi ve tasarruf saikine dönmesi demek. Dikkat: kazanılan paradan değil havadan gelen paradan tasarruf bu. Hazır para bankada uyuyor ve faiz üretiyor. Hem de yüklü miktarda. Tabi para yüklü ise daha iyi. Ne Bir şey alınıyor, ne Bir şey satılıyor. Vergi gelirleri de düşüyor diyelim. Peki bunu ters çevirirsek ne olur. Döviz yükselir, ama faizler düşük olduğundan para piyasaya çıkar. Peki nasıl para bulacağız işlere. Para ucuzladı mı? Evet. Krediler ucuzladı, mal ve madde üzerindeki baskı azaldı. Unutmayalım bankacılıkta kredi mevduatı yaratır. Mevduat krediyi yaratmaz pahalandırır. Bence bırakın döviz dağınık kalsın ve esas şeklini bulsun da biz işimize bakalım. Bir kere dayak yiyelim. Sonra kendimizi, ülkemizi nasılsa korur kollarız. Aksi takdirde yine kur savaşlarının kucağında olacağız gibi geliyor. Dövizle iş yapan dövizi kullansın. Aklımız milli terbiyenin içinde olursak başarırız. Çekişme bizlere zarar verir. Faizi arttırmak bizi tekrar ekonomik tuzağa düşürebilir. Dikkat!
  Saygılarımla... 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.