Mehmet ÇELİKEL
Köşe Yazarı
Mehmet ÇELİKEL
 

TARIMDA YENİ YAKLAŞIM:DOĞALLIK...

Olması gereken bir teori. İhtiyacımız olan şey. Kesin devlet kontrolü şart. Bu iş hayvancılığı da kapsıyor. Fiyat kontrolünde şart. Nihai tüketicinin kazıklanmasını önlemek için. GDO'lu ürünleri piyasadan mümkün mertebe silmek için. Zehirlenmemek için. Ne sayarsanız sayın amaç doğallık. Doğanın kabul ettiği ürünleri tüketmek için. Tabii ki bu ürünleri fırsat bilerek faiş fiyat uygulayanların önüne geçerek. Bunu ne yapar. Devlet kontrolü. Siyaseti bu işin dışında tutarak.   Anadolu da hala var olan doğal ürünleri yani kendinden tohum üreten cinsleri aktive etmek gerekiyor. Ayrıca üretimde de sıkı denetim ve aynı zamanda destek gerekiyor. Bugün ziraat odaları ve tarım kredi kooperatifleri üreticiye para ile birlikte akıl da vermeli. Amaç üreticiyi paralandırıp borçlandırmak olduğu kadar doğru yola sevk etmekte olmalı. Çünkü buna ihtiyaç var. dünyaya baktığımız zaman özellikle az gelişmiş ülkelerde tarımsal ürünlerde sorun var. Hep GDO'lu ürünler mevcut. Bizde de dolu var. belki az gelişmiş değiliz ama aldırmadığımız aşikar. Toplumun zehirlenmesinin önüne geçecek devlet olduğu kadar insanların aklıda lazım. Bilinçli ve araştırmacı kafalar lazım. Merak lazım. Nasıl bulurum, nerede üretebilirim gibi araştırmacı kişiliklerde lazım. Yok mudur. Elbette vardır ama bilmeyenleri bilgilendirmek gerekmez mi? Yani doğallığa yönelmemiz gerekiyor.   Yeni yaklaşım dedim çünkü öyle olması gerekiyor. Bugün toplumumuzda doğallık arayışı var. Gıdalarda insanlar daha doğal ürünler tüketmek istiyor. Gerekirse mevsimi olamayan ürünleri tüketmek istemiyor. Bazı tanıdıklarım yazın bile salatalık tüketmiyor. Neden mi? Yolda gelirken veya buzdolabında salatalık uzuyor. Garip değil mi? Bunu dikkate alan kişilerde artış var. mesela kız kardeşim arıyor ve diyor ki İzmir'den Manisa'nın Yuntdağı'na gidip süt ve peynir alıyorlar diyor. Pazarlara ilgi fazla. Gerçi Perşembe pazarı yok edildi nedendir bilinir. Kısacası piyasaya baktığımda gerek hayvani gerekse nebati ürünlerde doğallık arıyor insanlar. Çünkü zehrin onlarda farkındalar. Çocukları bu bozuk ürünlerden kullansın istemiyorlar haklı olarak.   Bir konuda direnişi ancak halklar yapar. Gıda konusunda da bu direnişi halk yapıyor. Bakıyorum da paketlenmiş endüstriyel ürünler yerine halk daha çok açık ve dökme gıdalara yöneliyor. Köylü pazarlarına gidiyor. Doğal ürün arıyor. İşte bunun desteğini devlet verecek ve kontrollü olarak doğal gıda ve kendini üreten tohuma insanları yani üretenleri yönlendirecek. Gerekirse odalar burada üreticinin eğitimi için koşacak. Para ile her şey olmaz. Esas akıl lazım. Akıl bizde varsa bu doğallığı yani tarımdaki yenilikçi yaklaşımı idare ederiz. İnsanların beslenmesinde bir yenilik yaratabiliriz. Atatürk birçok çiftlik kurmuştu. Neden? Tarımın modernizasyonu ve tohumların ıslahı için. Devlet Üretme Çiftlikleri bu amaçla kurulmuştu. Cehaleti yenmek ve köylüye yeni bir vizyon kazandırmak için. Kendi tohumumuzu yetiştirmek için. Bugün Anadolu da 3-5 bin yıllık tohumlar mevcut ve hala kullanılıyor. Kavlıca ve Siyez buğdayları örnek sayılabilir. Bugün GDO'lu tohumların üretildiği ülkelerde bu tip tohumlar tüketilmiyor. O ülkelerde hastalık bile çok az. Ama ürettikleri bozuk tohumları başka ülkelere sokup halkların zehirlenmesini ve hastalanmasını sağlıyorlar. Kılları bile kıpırdamıyor. Tarımda milli olmak bunlara karşı dik durmak demektir. Gıda ve ilaç konusunda milli olmak demektir. İlk önce sizi hasta edecekler ve sonrada ilaçlarla soyacaklar. İşte milli olmak bu gibi şeylere direnmek demektir. Gelecek nesilleri düşünmeli tarımda yenilikçi ve doğal ortamı elbirliği ile oluşturmalıyız. İnanın son 3 senedir eve paket süt almıyorum. Dökme süt alıyorum. İlk önce kokusu garip geldi ama alıştım. Çiğ süt bile içtim. Ama o paket içindeki bazı sütlerden şüphe ederim. Köyden gelen yoğrulmuş tereyağı alıp ekmeğin üzerine sürerim. Aman efendim pastörize değil derler. Eskiden pastörize mi vardı. Hele lezzeti. Gıdalardaki sunileşme lezzetleri etkiler. Doğallaşmamız ve milli düşünmemiz dileğiyle. Saygılarımla...
Ekleme Tarihi: 06 Mayıs 2018 - Pazar
Mehmet ÇELİKEL

TARIMDA YENİ YAKLAŞIM:DOĞALLIK...

Olması gereken bir teori. İhtiyacımız olan şey. Kesin devlet kontrolü şart. Bu iş hayvancılığı da kapsıyor. Fiyat kontrolünde şart. Nihai tüketicinin kazıklanmasını önlemek için. GDO'lu ürünleri piyasadan mümkün mertebe silmek için. Zehirlenmemek için. Ne sayarsanız sayın amaç doğallık. Doğanın kabul ettiği ürünleri tüketmek için. Tabii ki bu ürünleri fırsat bilerek faiş fiyat uygulayanların önüne geçerek. Bunu ne yapar. Devlet kontrolü. Siyaseti bu işin dışında tutarak.
 
Anadolu da hala var olan doğal ürünleri yani kendinden tohum üreten cinsleri aktive etmek gerekiyor. Ayrıca üretimde de sıkı denetim ve aynı zamanda destek gerekiyor. Bugün ziraat odaları ve tarım kredi kooperatifleri üreticiye para ile birlikte akıl da vermeli. Amaç üreticiyi paralandırıp borçlandırmak olduğu kadar doğru yola sevk etmekte olmalı. Çünkü buna ihtiyaç var. dünyaya baktığımız zaman özellikle az gelişmiş ülkelerde tarımsal ürünlerde sorun var. Hep GDO'lu ürünler mevcut. Bizde de dolu var. belki az gelişmiş değiliz ama aldırmadığımız aşikar. Toplumun zehirlenmesinin önüne geçecek devlet olduğu kadar insanların aklıda lazım. Bilinçli ve araştırmacı kafalar lazım. Merak lazım. Nasıl bulurum, nerede üretebilirim gibi araştırmacı kişiliklerde lazım. Yok mudur. Elbette vardır ama bilmeyenleri bilgilendirmek gerekmez mi? Yani doğallığa yönelmemiz gerekiyor.
 
Yeni yaklaşım dedim çünkü öyle olması gerekiyor. Bugün toplumumuzda doğallık arayışı var. Gıdalarda insanlar daha doğal ürünler tüketmek istiyor. Gerekirse mevsimi olamayan ürünleri tüketmek istemiyor. Bazı tanıdıklarım yazın bile salatalık tüketmiyor. Neden mi? Yolda gelirken veya buzdolabında salatalık uzuyor. Garip değil mi? Bunu dikkate alan kişilerde artış var. mesela kız kardeşim arıyor ve diyor ki İzmir'den Manisa'nın Yuntdağı'na gidip süt ve peynir alıyorlar diyor. Pazarlara ilgi fazla. Gerçi Perşembe pazarı yok edildi nedendir bilinir. Kısacası piyasaya baktığımda gerek hayvani gerekse nebati ürünlerde doğallık arıyor insanlar. Çünkü zehrin onlarda farkındalar. Çocukları bu bozuk ürünlerden kullansın istemiyorlar haklı olarak.
 
Bir konuda direnişi ancak halklar yapar. Gıda konusunda da bu direnişi halk yapıyor. Bakıyorum da paketlenmiş endüstriyel ürünler yerine halk daha çok açık ve dökme gıdalara yöneliyor. Köylü pazarlarına gidiyor. Doğal ürün arıyor. İşte bunun desteğini devlet verecek ve kontrollü olarak doğal gıda ve kendini üreten tohuma insanları yani üretenleri yönlendirecek. Gerekirse odalar burada üreticinin eğitimi için koşacak. Para ile her şey olmaz. Esas akıl lazım. Akıl bizde varsa bu doğallığı yani tarımdaki yenilikçi yaklaşımı idare ederiz. İnsanların beslenmesinde bir yenilik yaratabiliriz.
Atatürk birçok çiftlik kurmuştu. Neden? Tarımın modernizasyonu ve tohumların ıslahı için. Devlet Üretme Çiftlikleri bu amaçla kurulmuştu. Cehaleti yenmek ve köylüye yeni bir vizyon kazandırmak için. Kendi tohumumuzu yetiştirmek için. Bugün Anadolu da 3-5 bin yıllık tohumlar mevcut ve hala kullanılıyor. Kavlıca ve Siyez buğdayları örnek sayılabilir. Bugün GDO'lu tohumların üretildiği ülkelerde bu tip tohumlar tüketilmiyor. O ülkelerde hastalık bile çok az. Ama ürettikleri bozuk tohumları başka ülkelere sokup halkların zehirlenmesini ve hastalanmasını sağlıyorlar. Kılları bile kıpırdamıyor. Tarımda milli olmak bunlara karşı dik durmak demektir. Gıda ve ilaç konusunda milli olmak demektir. İlk önce sizi hasta edecekler ve sonrada ilaçlarla soyacaklar. İşte milli olmak bu gibi şeylere direnmek demektir. Gelecek nesilleri düşünmeli tarımda yenilikçi ve doğal ortamı elbirliği ile oluşturmalıyız. İnanın son 3 senedir eve paket süt almıyorum. Dökme süt alıyorum. İlk önce kokusu garip geldi ama alıştım. Çiğ süt bile içtim. Ama o paket içindeki bazı sütlerden şüphe ederim. Köyden gelen yoğrulmuş tereyağı alıp ekmeğin üzerine sürerim. Aman efendim pastörize değil derler. Eskiden pastörize mi vardı. Hele lezzeti. Gıdalardaki sunileşme lezzetleri etkiler. Doğallaşmamız ve milli düşünmemiz dileğiyle.
Saygılarımla...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.