Mehmet ÇELİKEL
Köşe Yazarı
Mehmet ÇELİKEL
 

YALANLAR VE GERÇEKLER: REALİTE NEDİR?..

  Doğruyu söylemek ve doğrucu olmak yani realiteden yana olmak ilkemiz olmalı. Büyükdedemin dediği gibi insanın hayatı boyunca pilavın üzerindeki karabiber kadar yalan söylemeye hakkı varmış. Noksanlarımız olabilir. Zaten kişi noksanını bildiği kadar büyük irfan olmaz der eskiler. Eskilerin lafına değer vermek gerek. Neden bu konuda yazıyorum diye sorabilirsiniz. İşin mi yok seninde yalanı doğrusu ile uğraşıyorsun. Belki haklısınız ama yalanların havada uçuştuğu ve gerçeklikten saptığımız bir girdaptan geçiyoruz gibi geliyor bana. Gündelik hayatımızın içinde o kadar çok kolpa ve uyduruk haber var ki. İnsanlar durmadan bunlara takılıp habbeyi kubbe yapıyor. Sonunda dev bir yalan haber çıkıyor ortaya. Bu sefer uyduran kişi bile buna inanır oluyor. İşte açmaz burada.   Yalan söylemek çok zor derler. Neden diye sordunuz mu hiç kendinize? Çünkü unutursunuz ve gelecekte söylediğiniz yalanı hatırlayamaz ve baltayı taşa saplarsınız. Doğrusu ağzınızdan çıkar. Neden? Çünkü insanın bilinçaltı gördüğü gerçekliği kaydeder. Söylediğiniz uydurma yalanı asla kaydetmez. Çünkü gerçek değildir. O zaman yalan söylemekte maharet isteyen bir iştir. Zeki kimselerin yapabileceği birşeydir. Adnan sanlan şeytanlık yapmaktır bir yerde. Şeytanlıkla bir işimiz olmazsa yalanda söylemek zorunda kalmayız. Gerçekleri konuşuruz ve realiteyi uygularız. Böylece sorun olamaz.   Ama işin başka boyutlarıda olabilir. Mesela bir abimin lafıdır ki işi kötü giden ve borç içinde yüzen bir kişi yalan söylemek zorunda kalabilir. Çok doğru çünkü beynen açmaza girmiştir ve hemen o kaleye sığınır. Tabi süreli olarak. Belli bir süre sonra gerçek açığa çıkacaktır. Bunu yapmayanlarda olabilir. Gerçekleri son çıplaklığı ile ifade edip doğruyu söyleme yoluna gidebilir. Bu seferde kavga çıkma ihtimali yükselir. Çünkü karşısındaki kişi duymak istediklerini duymadığı veya istediği olmadığını anladığı anda kıyameti koparabilir. Genellikle parasal olsa da başkaca konularıda kapsayabilir bu diyaloğ. Herkes kendi istediği duymak isteği zaman genelde sorun oluşur. Pareto Optimumu gibi. Birinin faydasının maksimize olduğu yerde diğerinin faydası minimize olur. Yani çekişmeden bir kişi galip çıkar. Dayağı yesede doğruyu söyleyen ve gerçekliği ifade eden kişi. Yalan söyleyen zaten belli bir süre sonra kaybedecektir.    Bu konu çok önemli aslında. Gündelik hayatımızda insanlar arasında daha çok yalan kullanılmaya başlandı. Elbette ekonomik başta olamk kaydı ile insanların sorunlu oldurulmaları veya akılını kullanmasının önüne geçilmesi bu ortamı doğuruyor olabilir. Ama kişi noksanı kendinde arayacak ve bu tuzaklara düşmeyecek. Kandırılmaya müsait olmayacak. Peki nasıl? İlk önce okuyup araştıran ve kendini her yaşta geliştiren, düşünmesini ve analiz etmesini bilen bir kişi olacak. Aklını kullanacak ve doğru karar verecek. O zaman asla mandepsiye basmaz. Akıllı kararlar verir ve çukurun içine düşmez. Gerek ekonomik olarak. Gerekse yaşantısal olarak. Zora girmedikçe yalan söylemez ve reel yani gerçekçi bir toplum olur. Yalan söylemeyi iş bilmiş olanlarıda tasfiye etmesini bilir. Hayal kursun. Bunu nasıl gerçekleştirebilirm diye çalışır. Hayal etmeden yaşanmaz. Doğrucu ve realiteye inanmış bir toplum olalım lütfen.   Saygılarımla...   
Ekleme Tarihi: 16 Mart 2016 - Çarşamba
Mehmet ÇELİKEL

YALANLAR VE GERÇEKLER: REALİTE NEDİR?..

  Doğruyu söylemek ve doğrucu olmak yani realiteden yana olmak ilkemiz olmalı. Büyükdedemin dediği gibi insanın hayatı boyunca pilavın üzerindeki karabiber kadar yalan söylemeye hakkı varmış. Noksanlarımız olabilir. Zaten kişi noksanını bildiği kadar büyük irfan olmaz der eskiler. Eskilerin lafına değer vermek gerek. Neden bu konuda yazıyorum diye sorabilirsiniz. İşin mi yok seninde yalanı doğrusu ile uğraşıyorsun. Belki haklısınız ama yalanların havada uçuştuğu ve gerçeklikten saptığımız bir girdaptan geçiyoruz gibi geliyor bana. Gündelik hayatımızın içinde o kadar çok kolpa ve uyduruk haber var ki. İnsanlar durmadan bunlara takılıp habbeyi kubbe yapıyor. Sonunda dev bir yalan haber çıkıyor ortaya. Bu sefer uyduran kişi bile buna inanır oluyor. İşte açmaz burada.

  Yalan söylemek çok zor derler. Neden diye sordunuz mu hiç kendinize? Çünkü unutursunuz ve gelecekte söylediğiniz yalanı hatırlayamaz ve baltayı taşa saplarsınız. Doğrusu ağzınızdan çıkar. Neden? Çünkü insanın bilinçaltı gördüğü gerçekliği kaydeder. Söylediğiniz uydurma yalanı asla kaydetmez. Çünkü gerçek değildir. O zaman yalan söylemekte maharet isteyen bir iştir. Zeki kimselerin yapabileceği birşeydir. Adnan sanlan şeytanlık yapmaktır bir yerde. Şeytanlıkla bir işimiz olmazsa yalanda söylemek zorunda kalmayız. Gerçekleri konuşuruz ve realiteyi uygularız. Böylece sorun olamaz.

  Ama işin başka boyutlarıda olabilir. Mesela bir abimin lafıdır ki işi kötü giden ve borç içinde yüzen bir kişi yalan söylemek zorunda kalabilir. Çok doğru çünkü beynen açmaza girmiştir ve hemen o kaleye sığınır. Tabi süreli olarak. Belli bir süre sonra gerçek açığa çıkacaktır. Bunu yapmayanlarda olabilir. Gerçekleri son çıplaklığı ile ifade edip doğruyu söyleme yoluna gidebilir. Bu seferde kavga çıkma ihtimali yükselir. Çünkü karşısındaki kişi duymak istediklerini duymadığı veya istediği olmadığını anladığı anda kıyameti koparabilir. Genellikle parasal olsa da başkaca konularıda kapsayabilir bu diyaloğ. Herkes kendi istediği duymak isteği zaman genelde sorun oluşur. Pareto Optimumu gibi. Birinin faydasının maksimize olduğu yerde diğerinin faydası minimize olur. Yani çekişmeden bir kişi galip çıkar. Dayağı yesede doğruyu söyleyen ve gerçekliği ifade eden kişi. Yalan söyleyen zaten belli bir süre sonra kaybedecektir. 

  Bu konu çok önemli aslında. Gündelik hayatımızda insanlar arasında daha çok yalan kullanılmaya başlandı. Elbette ekonomik başta olamk kaydı ile insanların sorunlu oldurulmaları veya akılını kullanmasının önüne geçilmesi bu ortamı doğuruyor olabilir. Ama kişi noksanı kendinde arayacak ve bu tuzaklara düşmeyecek. Kandırılmaya müsait olmayacak. Peki nasıl? İlk önce okuyup araştıran ve kendini her yaşta geliştiren, düşünmesini ve analiz etmesini bilen bir kişi olacak. Aklını kullanacak ve doğru karar verecek. O zaman asla mandepsiye basmaz. Akıllı kararlar verir ve çukurun içine düşmez. Gerek ekonomik olarak. Gerekse yaşantısal olarak. Zora girmedikçe yalan söylemez ve reel yani gerçekçi bir toplum olur. Yalan söylemeyi iş bilmiş olanlarıda tasfiye etmesini bilir. Hayal kursun. Bunu nasıl gerçekleştirebilirm diye çalışır. Hayal etmeden yaşanmaz. Doğrucu ve realiteye inanmış bir toplum olalım lütfen.

  Saygılarımla...

  

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.