Sernur Yassıkaya
Köşe Yazarı
Sernur Yassıkaya
 

TANRI (!) VAR MI, YOK MU (2)

Sayın Özkök ve Dan Brown’la, sohbete devam ediyoruz…. Dikkat edin, adamcağız bakın ne diyor: Duygusal olarak… Bizden daha büyük bir varlığın bulunmadığını…” söyleyemezmiş! Gerçekten fikren çok perişan, kaos içinde. Aklı reddediyor da duygusal olarak yani kalp ve vicdanı, onlardan “… daha büyük bir varlığın bulunmadığını söyleyemem” diyebiliyor. Gerçi vardır da diyemiyor ama hiç olmazsa bir adım doğruya doğru ilerliyor. Duygusal olarak… bulunmadığını söyleyemezmiş! Size de biraz kıvırıyor gibi geldi mi? Kâinat insandan büyük, çok varlıkla dolu. Siz Yaratıcı anlamında, yaratılan varlıklardan daha büyük bir varlığı kaydediyorsanız. Ha bileydiniz’ Çok şükür bunu söylemişsiniz. Problem buradan hareketle çözülür zaten. Sipil Dağı Manisa’dan bakınca sema ile bitişik gibi görünüyor. Fakat tepesine çıkınca oradan çok uzakta olan bir semanın varlığını anlarsınız. İşte o içinin hala görünmediği atomdan, adeta cambaliklerden oluştuğu kabul edilen; bu cambalik veya bilyelerden çekirdekte yer alan proton ve nötron ile yörüngedeki elektronlarda sayı değişince adeta fıtratı değişen, vasıfları tamamen başkalaşan elementler oluşuveriyor (!) ya, 10 üzeri 79 adet olduğu ilmen kabul edilen atom, yüz küsur elementi oluşturuyor görünüyor(!) Bunlar da bütün varlıkların yapı taşları olarak bütün canlı cansız her şeyi yapıyor(!) Şekillerini, karmaşık vücut ve organlarını, mesela gözlerini, -ihtiyaç ise- eklemleri ile iskeletlerini, maslahata uygun kaslarını, inanılmaz üstünlükte sinir hücrelerini, karaciğerini, akciğerini bütün karmaşık fonksiyonlarıyla yapıyor(!), Sunisinin çamaşır makinesinden büyük ve hantal olarak bazı fonksiyonlarını ancak gerçekleştirmeye çalıştığı böbreklerini; kan ve kan içindeki organelleri; günde on defa, 50–100 trilyon hücremizin şifre kontrolünü yapan Lenfositleri, beyin hücrelerini yapıyormuş(!) Mitoz bölünme ile insanoğlunun yapamadığı, aczini ilan ettiği pek çok şeyi Endoderm, Ektoderm, Mezoderm unvanı verilince, göz açıp kapayıncaya kadar seri çalışan modern makineler gibi bu atomlar yapıp adeta döktürüyormuş(!) Yapıyor görünüyor. Yahu kendisi görünmeyen, saniyede neredeyse sayısız defa enerji-madde arası değişip durduğu söylenen, tespit edilen; asla, ilim, kudret, irade gibi vasıfları hiç görülmemiş, tespit edilememiş, bu atomcağız nasıl Yaratıcı olsun! Yeryüzündeki atım efradının tamamı proton-elektron arası boşluk kaldırılsa bir kaşık madde olduğu fen ve ilim tarafından söyleniyor! Bunlar, ilmin önemli verileri olduğu halde hangi akılla, bir anda sebep ve sonuç ilişkisi ile her şeyi bu zavallı varlığa vermeye cüret ediyorsunuz anlamak mümkün değil! Buna kim inanır. Siz bile inanmıyorsunuzdur amma, çaresiz kaldığınızdan bu yalanın arkasına sığınıyorsunuz, gözünüzü kapatarak, mantığınızın bağırdığı, vicdan ve kalbinizin akılla beraber feryadınıza göz ve kulaklarınızı kapatıp, hakikati sırt çevirmeye çalışıyorsunuz. Ama “Duygusal olarak… bulunmadığını söyleyemem’” demek mecburiyetinde de kalıyorsunuz. Çünkü Spil Dağı tepesine çıkınca sema ile dağ tepesinin arasında çok büyük bir uzaklık olduğunun farkına vardığınız gibi bir aldanış var. Bu bir kaşığa sığan 10 üzeri 79 tanecik, bir kainatı bütün girift ve kompleksliği ile mucizane yapabilir mi? Bu akılsız, aciz, ilim, kudret, irade sıfatları falan olmayan, görünemeyen, bir şeyin, yaptığını sandığınız sonuçlarla asla bir alakası olamaz! Bu mucizeli yapılışlar, hala ilmin tam çözemediği, eteklerinde dolaştığı hakaik ile atom, ilişkilendirilemeyecek kadar uzakta, aczde, cehalettedir. Siz Manisa’nın biraz rahatsız olan, bir hastanede halen tedavi olduğun öğrendiğimiz Fazlı’sını tanımazsınız. Onun, CBÜ’nün bütün fakültelerinde, bütün branşlarda, muvaffakiyetle profesörlere bile ders verdiğini görseniz; aklen geriliği herkesçe bilinen bu safi insanın bir de Manisa Organize Sanayinde bulunan bütün fabrikalarda, o sahanın en üst derecedeki uzmanlarından daha harika imalatlar yaptığını görseniz, makineleri ve mühendisleri yönettiğine bizzat muttali olsanız ne dersiniz. Hiç kimse için söylenemeyecek bir iddia ortaya atıp “Fazlı bütün branşlarda ordinaryüs profesördür, her sanatın zirvesinde bir usta, her dalda en üstün bir mühendistir” deseniz Manisalı sizi ya taşlar veya ıslahınız, dengeli hale gelmeniz, doğru dürüst bir insan olmanız için Sarı Binamıza davet eder efendim! (Yaratıcıyı reddetmenin arkasında, inanmanın getireceği mükellefiyetler, ağır vazifeler var ise; yanlış bilindiğini ve Darvin ile fâil-i meçhulleri Özkök’ün röportaj metnine bağlı anlatarak devam edeceğiz.)
Ekleme Tarihi: 12 Kasım 2019 - Salı
Sernur Yassıkaya

TANRI (!) VAR MI, YOK MU (2)

Sayın Özkök ve Dan Brown’la, sohbete devam ediyoruz….

Dikkat edin, adamcağız bakın ne diyor:

Duygusal olarak… Bizden daha büyük bir varlığın bulunmadığını…” söyleyemezmiş!

Gerçekten fikren çok perişan, kaos içinde. Aklı reddediyor da duygusal olarak yani kalp ve vicdanı, onlardan “… daha büyük bir varlığın bulunmadığını söyleyemem” diyebiliyor. Gerçi vardır da diyemiyor ama hiç olmazsa bir adım doğruya doğru ilerliyor. Duygusal olarak… bulunmadığını söyleyemezmiş! Size de biraz kıvırıyor gibi geldi mi?

Kâinat insandan büyük, çok varlıkla dolu. Siz Yaratıcı anlamında, yaratılan varlıklardan daha büyük bir varlığı kaydediyorsanız. Ha bileydiniz’ Çok şükür bunu söylemişsiniz. Problem buradan hareketle çözülür zaten. Sipil Dağı Manisa’dan bakınca sema ile bitişik gibi görünüyor. Fakat tepesine çıkınca oradan çok uzakta olan bir semanın varlığını anlarsınız.

İşte o içinin hala görünmediği atomdan, adeta cambaliklerden oluştuğu kabul edilen; bu cambalik veya bilyelerden çekirdekte yer alan proton ve nötron ile yörüngedeki elektronlarda sayı değişince adeta fıtratı değişen, vasıfları tamamen başkalaşan elementler oluşuveriyor (!) ya, 10 üzeri 79 adet olduğu ilmen kabul edilen atom, yüz küsur elementi oluşturuyor görünüyor(!) Bunlar da bütün varlıkların yapı taşları olarak bütün canlı cansız her şeyi yapıyor(!) Şekillerini, karmaşık vücut ve organlarını, mesela gözlerini, -ihtiyaç ise- eklemleri ile iskeletlerini, maslahata uygun kaslarını, inanılmaz üstünlükte sinir hücrelerini, karaciğerini, akciğerini bütün karmaşık fonksiyonlarıyla yapıyor(!), Sunisinin çamaşır makinesinden büyük ve hantal olarak bazı fonksiyonlarını ancak gerçekleştirmeye çalıştığı böbreklerini; kan ve kan içindeki organelleri; günde on defa, 50–100 trilyon hücremizin şifre kontrolünü yapan Lenfositleri, beyin hücrelerini yapıyormuş(!) Mitoz bölünme ile insanoğlunun yapamadığı, aczini ilan ettiği pek çok şeyi Endoderm, Ektoderm, Mezoderm unvanı verilince, göz açıp kapayıncaya kadar seri çalışan modern makineler gibi bu atomlar yapıp adeta döktürüyormuş(!)

Yapıyor görünüyor. Yahu kendisi görünmeyen, saniyede neredeyse sayısız defa enerji-madde arası değişip durduğu söylenen, tespit edilen; asla, ilim, kudret, irade gibi vasıfları hiç görülmemiş, tespit edilememiş, bu atomcağız nasıl Yaratıcı olsun! Yeryüzündeki atım efradının tamamı proton-elektron arası boşluk kaldırılsa bir kaşık madde olduğu fen ve ilim tarafından söyleniyor! Bunlar, ilmin önemli verileri olduğu halde hangi akılla, bir anda sebep ve sonuç ilişkisi ile her şeyi bu zavallı varlığa vermeye cüret ediyorsunuz anlamak mümkün değil! Buna kim inanır. Siz bile inanmıyorsunuzdur amma, çaresiz kaldığınızdan bu yalanın arkasına sığınıyorsunuz, gözünüzü kapatarak, mantığınızın bağırdığı, vicdan ve kalbinizin akılla beraber feryadınıza göz ve kulaklarınızı kapatıp, hakikati sırt çevirmeye çalışıyorsunuz. Ama “Duygusal olarak… bulunmadığını söyleyemem’” demek mecburiyetinde de kalıyorsunuz.

Çünkü Spil Dağı tepesine çıkınca sema ile dağ tepesinin arasında çok büyük bir uzaklık olduğunun farkına vardığınız gibi bir aldanış var. Bu bir kaşığa sığan 10 üzeri 79 tanecik, bir kainatı bütün girift ve kompleksliği ile mucizane yapabilir mi? Bu akılsız, aciz, ilim, kudret, irade sıfatları falan olmayan, görünemeyen, bir şeyin, yaptığını sandığınız sonuçlarla asla bir alakası olamaz! Bu mucizeli yapılışlar, hala ilmin tam çözemediği, eteklerinde dolaştığı hakaik ile atom, ilişkilendirilemeyecek kadar uzakta, aczde, cehalettedir.

Siz Manisa’nın biraz rahatsız olan, bir hastanede halen tedavi olduğun öğrendiğimiz Fazlı’sını tanımazsınız. Onun, CBÜ’nün bütün fakültelerinde, bütün branşlarda, muvaffakiyetle profesörlere bile ders verdiğini görseniz; aklen geriliği herkesçe bilinen bu safi insanın bir de Manisa Organize Sanayinde bulunan bütün fabrikalarda, o sahanın en üst derecedeki uzmanlarından daha harika imalatlar yaptığını görseniz, makineleri ve mühendisleri yönettiğine bizzat muttali olsanız ne dersiniz. Hiç kimse için söylenemeyecek bir iddia ortaya atıp “Fazlı bütün branşlarda ordinaryüs profesördür, her sanatın zirvesinde bir usta, her dalda en üstün bir mühendistir” deseniz Manisalı sizi ya taşlar veya ıslahınız, dengeli hale gelmeniz, doğru dürüst bir insan olmanız için Sarı Binamıza davet eder efendim!

(Yaratıcıyı reddetmenin arkasında, inanmanın getireceği mükellefiyetler, ağır vazifeler var ise; yanlış bilindiğini ve Darvin ile fâil-i meçhulleri Özkök’ün röportaj metnine bağlı anlatarak devam edeceğiz.)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.