Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bağımlılık iç güvenliğimizi de ilgilendiren bir mesele"
GENEL
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
18.07.2026 - 18:08, Güncelleme:
18.07.2026 - 17:06
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bağımlılık iç güvenliğimizi de ilgilendiren bir mesele"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bağımlılık iç güvenliğimizi de ilgilendiren bir mesele"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımlılıkla mücadeleye ilişkin, "Mesele sadece bireyler ve ailelerin yaşadığı sıkıntılar, bunun açtığı sosyal yaraların ötesinde, genel kalkınma mücadelemizle de çok ilişkili, aynı zamanda hem iç güvenliğimiz hem de genel güvenliğimiz açısından da çok önemli" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin onursal başkanı olduğu Türkiye Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV) tarafından "Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık" sempozyumu düzenlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katıldığı programda, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi ve güncel çözüm önerilerinin ele alınması amaçlandı. Sempozyumda ayrıca, bağımlılıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması ve daha etkin politikaların geliştirilmesine katkı sunulması hedeflendi.
Programda bir konuşma gerçekleştiren Yılmaz, bağımlılığı hem halk sağlığı hem de güvenlik boyutuyla ele alan çalışmanın, konuya ilişkin farkındalığın artırılmasına, uygulanan politikaların etkinliğinin güçlendirilmesine ve bağımlılıkla mücadeleye önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti.
"Bağımlılık iç güvenliğimizi ilgilendiren bir mesele"
Yılmaz, bağımlılık sorununun kalkınma süreci ile iç ve toplumsal güvenlik bakımından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirterek, "Mesele sadece bireyler ve ailelerin yaşadığı sıkıntılar, bunun açtığı sosyal yaraların ötesinde, genel kalkınma mücadelemizle de çok ilişkili, aynı zamanda hem iç güvenliğimiz hem de genel güvenliğimiz açısından da çok önemli. Bugün hapishanelerde bulunan vatandaşlarımızın aşağı yukarı üçte biri uyuşturucu nedeniyle hapiste. Diğer suçların kökenine indiğinizde de bunun çok ciddi bir etkide bulunduğunu görüyorsunuz. Yani hırsızlık, gasp, kadına yönelik şiddet ve çeşitli suçları bir arada değerlendirdiğinizde bunların da önemli bir kısmının aslında bu bağımlılıklarla bağlantılı olduğunu, uyuşturucuya erişememek veya bunun yol açtığı ruh haliyle işlenen suçlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla bu konuştuğumuz mesele aynı zamanda toplumsal güvenliğimizi de yakından ilgilendiren bir mesele" diye konuştu.
"Asıl olan sorun ortaya çıkmadan engellemek"
Son yıllarda bağımlılık türlerinin çeşitlenmesi ve dijitalleşmenin etkisinin artmasının bağımlılıkla mücadeleyi bütün dünyada kamu politikalarının önemli bir başlığı haline dönüştürdüğünü kaydeden Yılmaz, "Tütün kullanımı, alkol kullanımı, uyuşturucu maddeler ve davranışsal bağımlılıklar çoğu zaman ortak risk faktörlerinden beslenmekte ve birbirini tetiklemektedir. Teknoloji, internet ve kumar alanında ortaya çıkan yeni bağımlılık türleri riskleri daha karmaşık hale getirmekte, mücadelemizin kapsamlılığını ve sorumluluğumuzu artırmaktadır. Bu tablo, kurumlarımız arasında güçlü bir eş güdümü ve koruyucu hizmetlerden danışmanlık, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyuma kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Burada en önemlisi bana göre ilk aşama; koruyucu ve önleyici tedbirler. Sorun ortaya çıktıktan sonra elbette etkili müdahale etmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
Yılmaz, bağımlılıkla mücadelede sosyal risk haritalarının temel araçlardan biri olduğunu belirterek, Türkiye’de bu kapsamda ilk kez oluşturulan sosyal risk haritasının geliştirilmeye devam edileceğini ve mücadeleye önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Başkanlığını yürüttüğü Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon sağlandığını kaydeden Yılmaz, kurulda alınan kararların yaklaşık yüzde 95’inin hayata geçirildiğini, eylem planları kapsamında belirlenen sorumlulukların takip edilerek uygulama etkinliğinin artırıldığını ifade etti.
"Bağımlılıkla mücadeleyi Türkiye’nin her bir köşesine bütüncül bir anlayışla yaygınlaştırıyoruz"
Yılmaz, uyuşturucu, alkol ve tütün ürünlerinin yanı sıra teknoloji, internet ve kumar alanındaki davranışsal bağımlılıkları da öncelikli politika alanları arasında ele aldıklarının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
"Hayata geçirdiğimiz 2024-2028 Dönemi Tütün Kontrolü, Uyuşturucuyla Mücadele ve Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadele Ulusal Strateji Belgeleri ve Eylem Planları mücadelemizin temel yol haritasını oluşturmaktadır. Öncelikli olarak zorunlu tedavi süreçlerinin etkinleştirilmesi başta olmak üzere yenilikçi çalışmalarımızı vatandaş odaklı bir perspektifle ele alıyoruz. Her yıl güncel durum ve ihtiyaçları analiz ederek uygulamalarımızı gözden geçiriyoruz. Değişen risk alanlarına göre planlamalarımızla gerekli güncellemeleri yapıyoruz. İllerde faaliyet gösteren bağımlılıkla mücadele il koordinasyon kurullarımız aracılığıyla bağımlılıkla mücadeleyi Türkiye’nin her bir köşesine bütüncül bir anlayışla yaygınlaştırıyoruz. Bu iş sadece merkezde başarılabilecek bir iş değil. Bütün kılcal damarlara kadar geliştirilmesi gereken bir mücadele."
"Koruyucu ve önleyici hizmetlerden tedavi ve rehabilitasyona kadar birçok alanda önemli adımlar attık"
İllerde risk önceliklerine göre hareket edildiğini, kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesiyle sahadaki etkinliğin artırılmasının hedeflendiğini söyleyen Yılmaz, "Bu süreçte koruyucu ve önleyici hizmetlerden tedavi ve rehabilitasyona kadar birçok alanda önemli adımlar attık. Uyuşturucuyla mücadelede caydırıcılığı artıran düzenlemeler hayata geçirilirken, tedaviye başvuran vatandaşlarımızın bu sürece güvenle devam edebilmelerini sağlayan çeşitli mevzuat değişiklikleri gerçekleştirdik. Genel sağlık sigortası kapsamındaki vatandaşlarımızın tedavi hizmetlerinden daha etkin yararlanmasını temin ettik. Sigara bırakma hizmetlerini aile hekimliği sistemi ve mobil ekip uygulamalarını da kapsayacak şekilde güçlendirdik. Koruyucu ve önleyici hizmetler bağımlılıkla mücadelenin kilit taşı olduğundan okul temelli önleme programlarını yaygınlaştırıyor, risk altındaki çocukların bağımlılık gelişmeden önce tespitini sağlayan erken müdahale modellerini de hayata geçiriyoruz" diye kaydetti.
"Okul temelli bir sistemin risk yönetimi çok kıymetli"
Bağımlılıkla mücadelede okulların önemine de değinen Yılmaz, "Milyonlarca çocuğumuz, evladımız bu kurumlarda. Risk tespiti alanında okullarımızdaki çalışmaları çok önemli gördüğümüzü ifade etmek isterim. Burada tabii psikolojik rehberlik ve danışmanlık faaliyetleri var ama biz doğrusu şuna inanıyoruz; tüm öğretmenlerimizin hangi branşta olurlarsa olsunlar bu konularda bir farkındalık sahibi olmaları ve riskleri önceden tespit edip engelleyici mekanizmaları hayata geçirmeleri çok önemli. Bu anlamda okul temelli bir sistemin risk yönetiminin de çok kıymetli olduğunu söylemek isterim" şeklinde konuştu.
"Bahis ve kumarla mücadelede uluslararası iş birliğini önemli bir başlık olarak görüyoruz"
Yılmaz, Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’nın da uygulamaya geçirildiğini hatırlatarak, yasa dışı bahisle mücadele kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü ifade etti. Yılmaz, 7 ana başlık altında hazırlanan eylem planıyla ilgili kurumların sorumluluklarının belirlendiğini ve özellikle finansal tedbirlerin öncelikli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Yasa dışı bahis ve kumarla mücadelede tüm kurumların katkısıyla etkin bir mücadele yürütüldüğünü ifade eden Yılmaz, yasa dışı bahisle mücadele kapsamında uygulanan eylem planıyla dijital erişimin engellenmesi, ödeme kuruluşlarının denetlenmesi ve suç gelirlerinin önlenmesinde önemli sonuçlar elde edildiğini, uluslararası iş birliğinin de güçlendirildiğini belirtti. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Önemli kazanımlardan biri de uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi oldu. Küresel bir dünyadayız. Herhangi bir ülkeden maalesef bir site oluşturup birçok faaliyet yürütülebiliyor sanal ortamlarda. Dolayısıyla bu anlamda uluslararası iş birliğini önemli bir başlık olarak görüyoruz. Yasa dışı yayın yapan yüzlerce internet sitesi ve hizmet sağlayıcısı ülke bilgileriyle birlikte tespit edildi. Büyükelçilikler ve ilgili yabancı makamlar nezdinde girişimlerde bulunuldu. Bilgi paylaşımı ve operasyona yönelik iş birliği kanalları geliştirildi. Bu da eylem planımızın önemli bir boyutu olarak hayata geçiriliyor. Bunu da Dışişleri Bakanlığımız kanalıyla gerçekleştiriyoruz."
"Tedavi olmuş vatandaşlarımıza farklı çalışma ortamı sağlamak da çok kıymetli"
Yılmaz, bağımlılığın kronik ve yineleyici bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, tedavi sürecini tamamlayan bireylerin sosyal ve çalışma hayatına yeniden kazandırılmasına yönelik uygulamaların yaygınlaştırıldığını kaydederek, " Tedavi olmuş, bu illetten kurtulmuş vatandaşlarımıza farklı bir sosyal ortam ve çalışma ortamı sağlamak da çok kıymetli. Bu anlamda Sağlık Bakanlığımızla İŞKUR arasında örnek bir çalışma sergileniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinasyonunda bu illetten kurtulmuş vatandaşlarımızı iş gücü piyasalarına mesleki eğitimlerle birlikte yönlendiren güzel bir program var; İş Gücü Uyum Programı dediğimiz. Bunu da bu alana has bir alt başlık olarak sisteme dahil etmiş durumdayız. Bir diğer son dönemde yaptığımız uygulama ise ceza infaz kurumlarında bu mücadeleyi sürdürmek. Ceza infaz kurumlarında Adana’da ilk defa bu modeli hayata geçirdik. Örnek bir pilot uygulama yapıyoruz. Daha sonra bunu tüm ülkede yaygınlaştıracağız. Burada da ceza infaz kurumlarını tedavi, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma sürecinin etkin bir parçası haline getirme gayreti içindeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, bağımlılıkla mücadele kapsamında alınan bazı tedbirlerin belirli kısıtlamalar içerebildiğini ancak bunların amacının özgürlükleri sınırlamak değil, bireylerin bağımlılıktan uzak, özgür iradeleriyle yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.
Bağımlılıkla mücadele çerçevesinde güçlü aile yapısının korunması, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesinin temel öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Yılmaz, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı bu işin merkezinde görüyoruz. Güçlü aile varsa aslında bu sorunların birçoğu kendiliğinden zaten ortadan kalkıyor. Bağımlılıkla mücadelede her adımda bu amaçlarımıza hizmet ediyor" dedi.
"Kamu-sivil toplum iş birliğini daha güçlü ve kurumsal bir zemine taşıyacak bir model üzerinde çalışıyoruz"
Yılmaz, bağımlılıkla mücadelenin devletin kararlı politikalarının yanı sıra akademinin bilimsel birikimi ve sivil toplumun sahadaki tecrübesini de gerekli kılan çok yönlü bir mücadele olduğunun altını çizerek, "Bu anlayışla bağımlılıkla mücadelede kamu-sivil toplum iş birliğini daha güçlü ve kurumsal bir zemine taşıyacak bir model üzerinde çalışıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında fedakârca çalışan 994 derneğimiz ve gönüllülerimiz kimi zaman bir gencimizin hayatına dokunuyor, kimi zaman bir ailenin kapısını çalıyor, kimi zaman da toplumu kuşatan güçlü farkındalık çalışmalarıyla sahada etkili bir dönüşüme öncülük ediyor. Son üç yılı ve bu yılın ilk altı ayını kapsayan dönemde, bağımlılıkla mücadele alanında faaliyet gösteren 72 derneğimizin projelerine katkı sağladık. Sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki çalışmalarını önümüzdeki dönemde de güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz" dedi.
Yılmaz, Yeşilay başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitesinin güçlendirildiğini belirterek, kamu kurumları ile sivil toplum arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesiyle bağımlılıkla mücadele ve sosyal uyum çalışmalarının daha etkin yürütüldüğünü vurguladı.
Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Yılmaz, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve TASAV Başkanı İsmail Faruk Aksu’nun yanı sıra katkı sunan akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine, kamu kurumlarına, Yeşilay’a ve bağımlılıkla mücadeleye gönüllü destek veren vatandaşlara şükranlarını sundu.
Program, Yılmaz’ın konuşmasının ardından sempozyum oturumlarıyla devam etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bağımlılık iç güvenliğimizi de ilgilendiren bir mesele"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımlılıkla mücadeleye ilişkin, "Mesele sadece bireyler ve ailelerin yaşadığı sıkıntılar, bunun açtığı sosyal yaraların ötesinde, genel kalkınma mücadelemizle de çok ilişkili, aynı zamanda hem iç güvenliğimiz hem de genel güvenliğimiz açısından da çok önemli" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin onursal başkanı olduğu Türkiye Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV) tarafından "Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık" sempozyumu düzenlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katıldığı programda, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi ve güncel çözüm önerilerinin ele alınması amaçlandı. Sempozyumda ayrıca, bağımlılıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması ve daha etkin politikaların geliştirilmesine katkı sunulması hedeflendi.
Programda bir konuşma gerçekleştiren Yılmaz, bağımlılığı hem halk sağlığı hem de güvenlik boyutuyla ele alan çalışmanın, konuya ilişkin farkındalığın artırılmasına, uygulanan politikaların etkinliğinin güçlendirilmesine ve bağımlılıkla mücadeleye önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti.
"Bağımlılık iç güvenliğimizi ilgilendiren bir mesele"
Yılmaz, bağımlılık sorununun kalkınma süreci ile iç ve toplumsal güvenlik bakımından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirterek, "Mesele sadece bireyler ve ailelerin yaşadığı sıkıntılar, bunun açtığı sosyal yaraların ötesinde, genel kalkınma mücadelemizle de çok ilişkili, aynı zamanda hem iç güvenliğimiz hem de genel güvenliğimiz açısından da çok önemli. Bugün hapishanelerde bulunan vatandaşlarımızın aşağı yukarı üçte biri uyuşturucu nedeniyle hapiste. Diğer suçların kökenine indiğinizde de bunun çok ciddi bir etkide bulunduğunu görüyorsunuz. Yani hırsızlık, gasp, kadına yönelik şiddet ve çeşitli suçları bir arada değerlendirdiğinizde bunların da önemli bir kısmının aslında bu bağımlılıklarla bağlantılı olduğunu, uyuşturucuya erişememek veya bunun yol açtığı ruh haliyle işlenen suçlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla bu konuştuğumuz mesele aynı zamanda toplumsal güvenliğimizi de yakından ilgilendiren bir mesele" diye konuştu.
"Asıl olan sorun ortaya çıkmadan engellemek"
Son yıllarda bağımlılık türlerinin çeşitlenmesi ve dijitalleşmenin etkisinin artmasının bağımlılıkla mücadeleyi bütün dünyada kamu politikalarının önemli bir başlığı haline dönüştürdüğünü kaydeden Yılmaz, "Tütün kullanımı, alkol kullanımı, uyuşturucu maddeler ve davranışsal bağımlılıklar çoğu zaman ortak risk faktörlerinden beslenmekte ve birbirini tetiklemektedir. Teknoloji, internet ve kumar alanında ortaya çıkan yeni bağımlılık türleri riskleri daha karmaşık hale getirmekte, mücadelemizin kapsamlılığını ve sorumluluğumuzu artırmaktadır. Bu tablo, kurumlarımız arasında güçlü bir eş güdümü ve koruyucu hizmetlerden danışmanlık, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyuma kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Burada en önemlisi bana göre ilk aşama; koruyucu ve önleyici tedbirler. Sorun ortaya çıktıktan sonra elbette etkili müdahale etmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
Yılmaz, bağımlılıkla mücadelede sosyal risk haritalarının temel araçlardan biri olduğunu belirterek, Türkiye’de bu kapsamda ilk kez oluşturulan sosyal risk haritasının geliştirilmeye devam edileceğini ve mücadeleye önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Başkanlığını yürüttüğü Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon sağlandığını kaydeden Yılmaz, kurulda alınan kararların yaklaşık yüzde 95’inin hayata geçirildiğini, eylem planları kapsamında belirlenen sorumlulukların takip edilerek uygulama etkinliğinin artırıldığını ifade etti.
"Bağımlılıkla mücadeleyi Türkiye’nin her bir köşesine bütüncül bir anlayışla yaygınlaştırıyoruz"
Yılmaz, uyuşturucu, alkol ve tütün ürünlerinin yanı sıra teknoloji, internet ve kumar alanındaki davranışsal bağımlılıkları da öncelikli politika alanları arasında ele aldıklarının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
"Hayata geçirdiğimiz 2024-2028 Dönemi Tütün Kontrolü, Uyuşturucuyla Mücadele ve Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadele Ulusal Strateji Belgeleri ve Eylem Planları mücadelemizin temel yol haritasını oluşturmaktadır. Öncelikli olarak zorunlu tedavi süreçlerinin etkinleştirilmesi başta olmak üzere yenilikçi çalışmalarımızı vatandaş odaklı bir perspektifle ele alıyoruz. Her yıl güncel durum ve ihtiyaçları analiz ederek uygulamalarımızı gözden geçiriyoruz. Değişen risk alanlarına göre planlamalarımızla gerekli güncellemeleri yapıyoruz. İllerde faaliyet gösteren bağımlılıkla mücadele il koordinasyon kurullarımız aracılığıyla bağımlılıkla mücadeleyi Türkiye’nin her bir köşesine bütüncül bir anlayışla yaygınlaştırıyoruz. Bu iş sadece merkezde başarılabilecek bir iş değil. Bütün kılcal damarlara kadar geliştirilmesi gereken bir mücadele."
"Koruyucu ve önleyici hizmetlerden tedavi ve rehabilitasyona kadar birçok alanda önemli adımlar attık"
İllerde risk önceliklerine göre hareket edildiğini, kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesiyle sahadaki etkinliğin artırılmasının hedeflendiğini söyleyen Yılmaz, "Bu süreçte koruyucu ve önleyici hizmetlerden tedavi ve rehabilitasyona kadar birçok alanda önemli adımlar attık. Uyuşturucuyla mücadelede caydırıcılığı artıran düzenlemeler hayata geçirilirken, tedaviye başvuran vatandaşlarımızın bu sürece güvenle devam edebilmelerini sağlayan çeşitli mevzuat değişiklikleri gerçekleştirdik. Genel sağlık sigortası kapsamındaki vatandaşlarımızın tedavi hizmetlerinden daha etkin yararlanmasını temin ettik. Sigara bırakma hizmetlerini aile hekimliği sistemi ve mobil ekip uygulamalarını da kapsayacak şekilde güçlendirdik. Koruyucu ve önleyici hizmetler bağımlılıkla mücadelenin kilit taşı olduğundan okul temelli önleme programlarını yaygınlaştırıyor, risk altındaki çocukların bağımlılık gelişmeden önce tespitini sağlayan erken müdahale modellerini de hayata geçiriyoruz" diye kaydetti.
"Okul temelli bir sistemin risk yönetimi çok kıymetli"
Bağımlılıkla mücadelede okulların önemine de değinen Yılmaz, "Milyonlarca çocuğumuz, evladımız bu kurumlarda. Risk tespiti alanında okullarımızdaki çalışmaları çok önemli gördüğümüzü ifade etmek isterim. Burada tabii psikolojik rehberlik ve danışmanlık faaliyetleri var ama biz doğrusu şuna inanıyoruz; tüm öğretmenlerimizin hangi branşta olurlarsa olsunlar bu konularda bir farkındalık sahibi olmaları ve riskleri önceden tespit edip engelleyici mekanizmaları hayata geçirmeleri çok önemli. Bu anlamda okul temelli bir sistemin risk yönetiminin de çok kıymetli olduğunu söylemek isterim" şeklinde konuştu.
"Bahis ve kumarla mücadelede uluslararası iş birliğini önemli bir başlık olarak görüyoruz"
Yılmaz, Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’nın da uygulamaya geçirildiğini hatırlatarak, yasa dışı bahisle mücadele kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü ifade etti. Yılmaz, 7 ana başlık altında hazırlanan eylem planıyla ilgili kurumların sorumluluklarının belirlendiğini ve özellikle finansal tedbirlerin öncelikli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Yasa dışı bahis ve kumarla mücadelede tüm kurumların katkısıyla etkin bir mücadele yürütüldüğünü ifade eden Yılmaz, yasa dışı bahisle mücadele kapsamında uygulanan eylem planıyla dijital erişimin engellenmesi, ödeme kuruluşlarının denetlenmesi ve suç gelirlerinin önlenmesinde önemli sonuçlar elde edildiğini, uluslararası iş birliğinin de güçlendirildiğini belirtti. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Önemli kazanımlardan biri de uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi oldu. Küresel bir dünyadayız. Herhangi bir ülkeden maalesef bir site oluşturup birçok faaliyet yürütülebiliyor sanal ortamlarda. Dolayısıyla bu anlamda uluslararası iş birliğini önemli bir başlık olarak görüyoruz. Yasa dışı yayın yapan yüzlerce internet sitesi ve hizmet sağlayıcısı ülke bilgileriyle birlikte tespit edildi. Büyükelçilikler ve ilgili yabancı makamlar nezdinde girişimlerde bulunuldu. Bilgi paylaşımı ve operasyona yönelik iş birliği kanalları geliştirildi. Bu da eylem planımızın önemli bir boyutu olarak hayata geçiriliyor. Bunu da Dışişleri Bakanlığımız kanalıyla gerçekleştiriyoruz."
"Tedavi olmuş vatandaşlarımıza farklı çalışma ortamı sağlamak da çok kıymetli"
Yılmaz, bağımlılığın kronik ve yineleyici bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, tedavi sürecini tamamlayan bireylerin sosyal ve çalışma hayatına yeniden kazandırılmasına yönelik uygulamaların yaygınlaştırıldığını kaydederek, " Tedavi olmuş, bu illetten kurtulmuş vatandaşlarımıza farklı bir sosyal ortam ve çalışma ortamı sağlamak da çok kıymetli. Bu anlamda Sağlık Bakanlığımızla İŞKUR arasında örnek bir çalışma sergileniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinasyonunda bu illetten kurtulmuş vatandaşlarımızı iş gücü piyasalarına mesleki eğitimlerle birlikte yönlendiren güzel bir program var; İş Gücü Uyum Programı dediğimiz. Bunu da bu alana has bir alt başlık olarak sisteme dahil etmiş durumdayız. Bir diğer son dönemde yaptığımız uygulama ise ceza infaz kurumlarında bu mücadeleyi sürdürmek. Ceza infaz kurumlarında Adana’da ilk defa bu modeli hayata geçirdik. Örnek bir pilot uygulama yapıyoruz. Daha sonra bunu tüm ülkede yaygınlaştıracağız. Burada da ceza infaz kurumlarını tedavi, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma sürecinin etkin bir parçası haline getirme gayreti içindeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, bağımlılıkla mücadele kapsamında alınan bazı tedbirlerin belirli kısıtlamalar içerebildiğini ancak bunların amacının özgürlükleri sınırlamak değil, bireylerin bağımlılıktan uzak, özgür iradeleriyle yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.
Bağımlılıkla mücadele çerçevesinde güçlü aile yapısının korunması, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesinin temel öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Yılmaz, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı bu işin merkezinde görüyoruz. Güçlü aile varsa aslında bu sorunların birçoğu kendiliğinden zaten ortadan kalkıyor. Bağımlılıkla mücadelede her adımda bu amaçlarımıza hizmet ediyor" dedi.
"Kamu-sivil toplum iş birliğini daha güçlü ve kurumsal bir zemine taşıyacak bir model üzerinde çalışıyoruz"
Yılmaz, bağımlılıkla mücadelenin devletin kararlı politikalarının yanı sıra akademinin bilimsel birikimi ve sivil toplumun sahadaki tecrübesini de gerekli kılan çok yönlü bir mücadele olduğunun altını çizerek, "Bu anlayışla bağımlılıkla mücadelede kamu-sivil toplum iş birliğini daha güçlü ve kurumsal bir zemine taşıyacak bir model üzerinde çalışıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında fedakârca çalışan 994 derneğimiz ve gönüllülerimiz kimi zaman bir gencimizin hayatına dokunuyor, kimi zaman bir ailenin kapısını çalıyor, kimi zaman da toplumu kuşatan güçlü farkındalık çalışmalarıyla sahada etkili bir dönüşüme öncülük ediyor. Son üç yılı ve bu yılın ilk altı ayını kapsayan dönemde, bağımlılıkla mücadele alanında faaliyet gösteren 72 derneğimizin projelerine katkı sağladık. Sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki çalışmalarını önümüzdeki dönemde de güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz" dedi.
Yılmaz, Yeşilay başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitesinin güçlendirildiğini belirterek, kamu kurumları ile sivil toplum arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesiyle bağımlılıkla mücadele ve sosyal uyum çalışmalarının daha etkin yürütüldüğünü vurguladı.
Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Yılmaz, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve TASAV Başkanı İsmail Faruk Aksu’nun yanı sıra katkı sunan akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine, kamu kurumlarına, Yeşilay’a ve bağımlılıkla mücadeleye gönüllü destek veren vatandaşlara şükranlarını sundu.
Program, Yılmaz’ın konuşmasının ardından sempozyum oturumlarıyla devam etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin onursal başkanı olduğu Türkiye Stratejik Araştırmalar Vakfı (TASAV) tarafından "Ulusal Halk Sağlığı ve Güvenlik Sorunu: Bağımlılık" sempozyumu düzenlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katıldığı programda, bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi ve güncel çözüm önerilerinin ele alınması amaçlandı. Sempozyumda ayrıca, bağımlılıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması ve daha etkin politikaların geliştirilmesine katkı sunulması hedeflendi.
Programda bir konuşma gerçekleştiren Yılmaz, bağımlılığı hem halk sağlığı hem de güvenlik boyutuyla ele alan çalışmanın, konuya ilişkin farkındalığın artırılmasına, uygulanan politikaların etkinliğinin güçlendirilmesine ve bağımlılıkla mücadeleye önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti.
"Bağımlılık iç güvenliğimizi ilgilendiren bir mesele"
Yılmaz, bağımlılık sorununun kalkınma süreci ile iç ve toplumsal güvenlik bakımından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirterek, "Mesele sadece bireyler ve ailelerin yaşadığı sıkıntılar, bunun açtığı sosyal yaraların ötesinde, genel kalkınma mücadelemizle de çok ilişkili, aynı zamanda hem iç güvenliğimiz hem de genel güvenliğimiz açısından da çok önemli. Bugün hapishanelerde bulunan vatandaşlarımızın aşağı yukarı üçte biri uyuşturucu nedeniyle hapiste. Diğer suçların kökenine indiğinizde de bunun çok ciddi bir etkide bulunduğunu görüyorsunuz. Yani hırsızlık, gasp, kadına yönelik şiddet ve çeşitli suçları bir arada değerlendirdiğinizde bunların da önemli bir kısmının aslında bu bağımlılıklarla bağlantılı olduğunu, uyuşturucuya erişememek veya bunun yol açtığı ruh haliyle işlenen suçlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla bu konuştuğumuz mesele aynı zamanda toplumsal güvenliğimizi de yakından ilgilendiren bir mesele" diye konuştu.
"Asıl olan sorun ortaya çıkmadan engellemek"
Son yıllarda bağımlılık türlerinin çeşitlenmesi ve dijitalleşmenin etkisinin artmasının bağımlılıkla mücadeleyi bütün dünyada kamu politikalarının önemli bir başlığı haline dönüştürdüğünü kaydeden Yılmaz, "Tütün kullanımı, alkol kullanımı, uyuşturucu maddeler ve davranışsal bağımlılıklar çoğu zaman ortak risk faktörlerinden beslenmekte ve birbirini tetiklemektedir. Teknoloji, internet ve kumar alanında ortaya çıkan yeni bağımlılık türleri riskleri daha karmaşık hale getirmekte, mücadelemizin kapsamlılığını ve sorumluluğumuzu artırmaktadır. Bu tablo, kurumlarımız arasında güçlü bir eş güdümü ve koruyucu hizmetlerden danışmanlık, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyuma kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Burada en önemlisi bana göre ilk aşama; koruyucu ve önleyici tedbirler. Sorun ortaya çıktıktan sonra elbette etkili müdahale etmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
Yılmaz, bağımlılıkla mücadelede sosyal risk haritalarının temel araçlardan biri olduğunu belirterek, Türkiye’de bu kapsamda ilk kez oluşturulan sosyal risk haritasının geliştirilmeye devam edileceğini ve mücadeleye önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Başkanlığını yürüttüğü Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon sağlandığını kaydeden Yılmaz, kurulda alınan kararların yaklaşık yüzde 95’inin hayata geçirildiğini, eylem planları kapsamında belirlenen sorumlulukların takip edilerek uygulama etkinliğinin artırıldığını ifade etti.
"Bağımlılıkla mücadeleyi Türkiye’nin her bir köşesine bütüncül bir anlayışla yaygınlaştırıyoruz"
Yılmaz, uyuşturucu, alkol ve tütün ürünlerinin yanı sıra teknoloji, internet ve kumar alanındaki davranışsal bağımlılıkları da öncelikli politika alanları arasında ele aldıklarının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
"Hayata geçirdiğimiz 2024-2028 Dönemi Tütün Kontrolü, Uyuşturucuyla Mücadele ve Davranışsal Bağımlılıklarla Mücadele Ulusal Strateji Belgeleri ve Eylem Planları mücadelemizin temel yol haritasını oluşturmaktadır. Öncelikli olarak zorunlu tedavi süreçlerinin etkinleştirilmesi başta olmak üzere yenilikçi çalışmalarımızı vatandaş odaklı bir perspektifle ele alıyoruz. Her yıl güncel durum ve ihtiyaçları analiz ederek uygulamalarımızı gözden geçiriyoruz. Değişen risk alanlarına göre planlamalarımızla gerekli güncellemeleri yapıyoruz. İllerde faaliyet gösteren bağımlılıkla mücadele il koordinasyon kurullarımız aracılığıyla bağımlılıkla mücadeleyi Türkiye’nin her bir köşesine bütüncül bir anlayışla yaygınlaştırıyoruz. Bu iş sadece merkezde başarılabilecek bir iş değil. Bütün kılcal damarlara kadar geliştirilmesi gereken bir mücadele."
"Koruyucu ve önleyici hizmetlerden tedavi ve rehabilitasyona kadar birçok alanda önemli adımlar attık"
İllerde risk önceliklerine göre hareket edildiğini, kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesiyle sahadaki etkinliğin artırılmasının hedeflendiğini söyleyen Yılmaz, "Bu süreçte koruyucu ve önleyici hizmetlerden tedavi ve rehabilitasyona kadar birçok alanda önemli adımlar attık. Uyuşturucuyla mücadelede caydırıcılığı artıran düzenlemeler hayata geçirilirken, tedaviye başvuran vatandaşlarımızın bu sürece güvenle devam edebilmelerini sağlayan çeşitli mevzuat değişiklikleri gerçekleştirdik. Genel sağlık sigortası kapsamındaki vatandaşlarımızın tedavi hizmetlerinden daha etkin yararlanmasını temin ettik. Sigara bırakma hizmetlerini aile hekimliği sistemi ve mobil ekip uygulamalarını da kapsayacak şekilde güçlendirdik. Koruyucu ve önleyici hizmetler bağımlılıkla mücadelenin kilit taşı olduğundan okul temelli önleme programlarını yaygınlaştırıyor, risk altındaki çocukların bağımlılık gelişmeden önce tespitini sağlayan erken müdahale modellerini de hayata geçiriyoruz" diye kaydetti.
"Okul temelli bir sistemin risk yönetimi çok kıymetli"
Bağımlılıkla mücadelede okulların önemine de değinen Yılmaz, "Milyonlarca çocuğumuz, evladımız bu kurumlarda. Risk tespiti alanında okullarımızdaki çalışmaları çok önemli gördüğümüzü ifade etmek isterim. Burada tabii psikolojik rehberlik ve danışmanlık faaliyetleri var ama biz doğrusu şuna inanıyoruz; tüm öğretmenlerimizin hangi branşta olurlarsa olsunlar bu konularda bir farkındalık sahibi olmaları ve riskleri önceden tespit edip engelleyici mekanizmaları hayata geçirmeleri çok önemli. Bu anlamda okul temelli bir sistemin risk yönetiminin de çok kıymetli olduğunu söylemek isterim" şeklinde konuştu.
"Bahis ve kumarla mücadelede uluslararası iş birliğini önemli bir başlık olarak görüyoruz"
Yılmaz, Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı’nın da uygulamaya geçirildiğini hatırlatarak, yasa dışı bahisle mücadele kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü ifade etti. Yılmaz, 7 ana başlık altında hazırlanan eylem planıyla ilgili kurumların sorumluluklarının belirlendiğini ve özellikle finansal tedbirlerin öncelikli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Yasa dışı bahis ve kumarla mücadelede tüm kurumların katkısıyla etkin bir mücadele yürütüldüğünü ifade eden Yılmaz, yasa dışı bahisle mücadele kapsamında uygulanan eylem planıyla dijital erişimin engellenmesi, ödeme kuruluşlarının denetlenmesi ve suç gelirlerinin önlenmesinde önemli sonuçlar elde edildiğini, uluslararası iş birliğinin de güçlendirildiğini belirtti. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Önemli kazanımlardan biri de uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi oldu. Küresel bir dünyadayız. Herhangi bir ülkeden maalesef bir site oluşturup birçok faaliyet yürütülebiliyor sanal ortamlarda. Dolayısıyla bu anlamda uluslararası iş birliğini önemli bir başlık olarak görüyoruz. Yasa dışı yayın yapan yüzlerce internet sitesi ve hizmet sağlayıcısı ülke bilgileriyle birlikte tespit edildi. Büyükelçilikler ve ilgili yabancı makamlar nezdinde girişimlerde bulunuldu. Bilgi paylaşımı ve operasyona yönelik iş birliği kanalları geliştirildi. Bu da eylem planımızın önemli bir boyutu olarak hayata geçiriliyor. Bunu da Dışişleri Bakanlığımız kanalıyla gerçekleştiriyoruz."
"Tedavi olmuş vatandaşlarımıza farklı çalışma ortamı sağlamak da çok kıymetli"
Yılmaz, bağımlılığın kronik ve yineleyici bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, tedavi sürecini tamamlayan bireylerin sosyal ve çalışma hayatına yeniden kazandırılmasına yönelik uygulamaların yaygınlaştırıldığını kaydederek, " Tedavi olmuş, bu illetten kurtulmuş vatandaşlarımıza farklı bir sosyal ortam ve çalışma ortamı sağlamak da çok kıymetli. Bu anlamda Sağlık Bakanlığımızla İŞKUR arasında örnek bir çalışma sergileniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinasyonunda bu illetten kurtulmuş vatandaşlarımızı iş gücü piyasalarına mesleki eğitimlerle birlikte yönlendiren güzel bir program var; İş Gücü Uyum Programı dediğimiz. Bunu da bu alana has bir alt başlık olarak sisteme dahil etmiş durumdayız. Bir diğer son dönemde yaptığımız uygulama ise ceza infaz kurumlarında bu mücadeleyi sürdürmek. Ceza infaz kurumlarında Adana’da ilk defa bu modeli hayata geçirdik. Örnek bir pilot uygulama yapıyoruz. Daha sonra bunu tüm ülkede yaygınlaştıracağız. Burada da ceza infaz kurumlarını tedavi, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma sürecinin etkin bir parçası haline getirme gayreti içindeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, bağımlılıkla mücadele kapsamında alınan bazı tedbirlerin belirli kısıtlamalar içerebildiğini ancak bunların amacının özgürlükleri sınırlamak değil, bireylerin bağımlılıktan uzak, özgür iradeleriyle yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.
Bağımlılıkla mücadele çerçevesinde güçlü aile yapısının korunması, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesinin temel öncelikler arasında yer aldığını vurgulayan Yılmaz, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı bu işin merkezinde görüyoruz. Güçlü aile varsa aslında bu sorunların birçoğu kendiliğinden zaten ortadan kalkıyor. Bağımlılıkla mücadelede her adımda bu amaçlarımıza hizmet ediyor" dedi.
"Kamu-sivil toplum iş birliğini daha güçlü ve kurumsal bir zemine taşıyacak bir model üzerinde çalışıyoruz"
Yılmaz, bağımlılıkla mücadelenin devletin kararlı politikalarının yanı sıra akademinin bilimsel birikimi ve sivil toplumun sahadaki tecrübesini de gerekli kılan çok yönlü bir mücadele olduğunun altını çizerek, "Bu anlayışla bağımlılıkla mücadelede kamu-sivil toplum iş birliğini daha güçlü ve kurumsal bir zemine taşıyacak bir model üzerinde çalışıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında fedakârca çalışan 994 derneğimiz ve gönüllülerimiz kimi zaman bir gencimizin hayatına dokunuyor, kimi zaman bir ailenin kapısını çalıyor, kimi zaman da toplumu kuşatan güçlü farkındalık çalışmalarıyla sahada etkili bir dönüşüme öncülük ediyor. Son üç yılı ve bu yılın ilk altı ayını kapsayan dönemde, bağımlılıkla mücadele alanında faaliyet gösteren 72 derneğimizin projelerine katkı sağladık. Sivil toplum kuruluşlarımızın bu alandaki çalışmalarını önümüzdeki dönemde de güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz" dedi.
Yılmaz, Yeşilay başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitesinin güçlendirildiğini belirterek, kamu kurumları ile sivil toplum arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesiyle bağımlılıkla mücadele ve sosyal uyum çalışmalarının daha etkin yürütüldüğünü vurguladı.
Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Yılmaz, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve TASAV Başkanı İsmail Faruk Aksu’nun yanı sıra katkı sunan akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine, kamu kurumlarına, Yeşilay’a ve bağımlılıkla mücadeleye gönüllü destek veren vatandaşlara şükranlarını sundu.
Program, Yılmaz’ın konuşmasının ardından sempozyum oturumlarıyla devam etti.
Ankara HABERİ
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
