Doğum travması her 100 kadından 4’ünü etkiliyor

SAĞLIK 15.08.2023 - 15:41, Güncelleme: 15.08.2023 - 15:41
 

Doğum travması her 100 kadından 4’ünü etkiliyor

Doğum sonrası travması her 100 kadından 4’ünü etkiliyor. Doğumla ilişkili stres bozukluğuna ilişkin doktorlar uyarı ve bilgilendirmelerde bulunmaya devam ediyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Canan Acar, “Doğum yapmak pek çok kadın için hayattaki en mutluluk verici, en özel ve eşsiz bir deneyim olarak nitelendirilir. Ancak maalesef bazı kadınlar için ise doğum eylemi bir çeşit travma olarak hafızalarda yer ediyor.” şeklinde konuştu.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Canan Acar, travmalardan uzak bir doğum deneyimi yaşamanın mümkün olduğunu dile getirdi.  “YÜZDE 18 ORANINDA KARŞILAŞILIYOR” Demir, “Doğum anı hatırlatıldığında yoğun kaygı, öfke, korku, suçluluk hissetmek, doğum hakkında aniden zihinde canlanan olumsuz hatıralar ve düşünceler, yorgunluk, uyku sorunları, konsantrasyon güçlükleri bu travmanın belirtileridir. Doğumla ilişkili travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olarak tanımlanan bu durum genel olarak 100 kadından 4’ünü etkilerken, risk faktörlerini taşıyan kadınlarda yüzde 18 oranında karşılaşılmaktadır” şeklinde açıkladı. BU KADINLAR DAHA ÇOK RİSK ALTINDA  TSSB için risk altında olanları Dr. Öğr. Üyesi Demir, şöyle açıkladı: “En büyük risk altındakiler depresyon ve anksiyete gibi önceden psikiyatrik hastalığı olanlar ve önceden psikolojik travma (özellikle cinsel istismar) geçirmiş olanlardır. Doğum eylemi ve doğum sürecindeki pek çok olay, kadınların kendilerinin veya bebeklerinin sakat kalmasına ve hatta ölümüne neden olabileceği korkusuna yol açabilir. Örneğin ağrılı veya uzun süreli doğum, kötü kontrol edilen doğum ağrısı, bebeğin doğuma bağlı travmaya maruz kalması, vakum veya forceps gibi alet yardımlı doğum, doğum sonu kanama veya acil sezaryen doğumlarda bu risk daha fazladır. Ayrıca önceki gebelik kaybı, erken doğum ve yüksek riskli gebelik durumunda da TSSB riski artar. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebekleri olan kadınlarda önemli ölçüde daha fazla travma sonrası stres belirtileri yaşarlar.”  TRAVMALARDAN UZAK BİR DOĞUM DENEYİMİ YAŞAMAK MÜMKÜN   Dr. Öğr. Üyesi Demir, “Yapılan bir araştırma, ilk doğum deneyimi olumsuz olan kadınların daha az çocuk sahibi olduğunu ve gebelik aralığının daha uzun olduğunu ortaya koydu. Sağlık profesyonelleri olarak doğum travmasını sadece fiziksel yaralanma ile ilişki olmadığı ve annenin ruh sağlığının, anne-bebek, anne-eş ilişkisi ve sonraki doğum üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceğine dikkat çekmeliyiz. Anne adaylarını hem bedensel hem de ruhsal olarak şuurlandırmak ve doğum sürecine hazırlamak için gebe okulu adı altında eğitimler düzenlemekteyiz. Bu eğitimlerde gebelikte oluşan fizyolojik değişiklikler, şikâyetler ve riskli durumlar, gebelikte günlük yaşam ve beslenme, gebelik ve lohusalık psikolojisi, doğum ağrısı ile başa çıkabilme teknikleri, masaj ve nefes tekniklerine kadar ayrıntılı bilgiler uzman doktor, ebe, hemşire ve fizyoterapistlerden oluşan deneyimli ekibimizce verilmektedir. Her kadının gerek takip oldukları doktorlarından danışmanlık alarak, merak ettiklerini işin uzmanlarına sorarak, gerekse eş ve yakınlarının sosyal desteklerini de alarak endişelerden, travmadan uzak güzel bir doğum deneyimi yaşaması mümkündür.” dedi. (İHA)  
Doğum sonrası travması her 100 kadından 4’ünü etkiliyor. Doğumla ilişkili stres bozukluğuna ilişkin doktorlar uyarı ve bilgilendirmelerde bulunmaya devam ediyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Canan Acar, “Doğum yapmak pek çok kadın için hayattaki en mutluluk verici, en özel ve eşsiz bir deneyim olarak nitelendirilir. Ancak maalesef bazı kadınlar için ise doğum eylemi bir çeşit travma olarak hafızalarda yer ediyor.” şeklinde konuştu.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Canan Acar, travmalardan uzak bir doğum deneyimi yaşamanın mümkün olduğunu dile getirdi. 

“YÜZDE 18 ORANINDA KARŞILAŞILIYOR”

Demir, “Doğum anı hatırlatıldığında yoğun kaygı, öfke, korku, suçluluk hissetmek, doğum hakkında aniden zihinde canlanan olumsuz hatıralar ve düşünceler, yorgunluk, uyku sorunları, konsantrasyon güçlükleri bu travmanın belirtileridir. Doğumla ilişkili travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olarak tanımlanan bu durum genel olarak 100 kadından 4’ünü etkilerken, risk faktörlerini taşıyan kadınlarda yüzde 18 oranında karşılaşılmaktadır” şeklinde açıkladı.

BU KADINLAR DAHA ÇOK RİSK ALTINDA 

TSSB için risk altında olanları Dr. Öğr. Üyesi Demir, şöyle açıkladı: “En büyük risk altındakiler depresyon ve anksiyete gibi önceden psikiyatrik hastalığı olanlar ve önceden psikolojik travma (özellikle cinsel istismar) geçirmiş olanlardır. Doğum eylemi ve doğum sürecindeki pek çok olay, kadınların kendilerinin veya bebeklerinin sakat kalmasına ve hatta ölümüne neden olabileceği korkusuna yol açabilir. Örneğin ağrılı veya uzun süreli doğum, kötü kontrol edilen doğum ağrısı, bebeğin doğuma bağlı travmaya maruz kalması, vakum veya forceps gibi alet yardımlı doğum, doğum sonu kanama veya acil sezaryen doğumlarda bu risk daha fazladır. Ayrıca önceki gebelik kaybı, erken doğum ve yüksek riskli gebelik durumunda da TSSB riski artar. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebekleri olan kadınlarda önemli ölçüde daha fazla travma sonrası stres belirtileri yaşarlar.” 

TRAVMALARDAN UZAK BİR DOĞUM DENEYİMİ YAŞAMAK MÜMKÜN  

Dr. Öğr. Üyesi Demir, “Yapılan bir araştırma, ilk doğum deneyimi olumsuz olan kadınların daha az çocuk sahibi olduğunu ve gebelik aralığının daha uzun olduğunu ortaya koydu. Sağlık profesyonelleri olarak doğum travmasını sadece fiziksel yaralanma ile ilişki olmadığı ve annenin ruh sağlığının, anne-bebek, anne-eş ilişkisi ve sonraki doğum üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceğine dikkat çekmeliyiz. Anne adaylarını hem bedensel hem de ruhsal olarak şuurlandırmak ve doğum sürecine hazırlamak için gebe okulu adı altında eğitimler düzenlemekteyiz. Bu eğitimlerde gebelikte oluşan fizyolojik değişiklikler, şikâyetler ve riskli durumlar, gebelikte günlük yaşam ve beslenme, gebelik ve lohusalık psikolojisi, doğum ağrısı ile başa çıkabilme teknikleri, masaj ve nefes tekniklerine kadar ayrıntılı bilgiler uzman doktor, ebe, hemşire ve fizyoterapistlerden oluşan deneyimli ekibimizce verilmektedir. Her kadının gerek takip oldukları doktorlarından danışmanlık alarak, merak ettiklerini işin uzmanlarına sorarak, gerekse eş ve yakınlarının sosyal desteklerini de alarak endişelerden, travmadan uzak güzel bir doğum deneyimi yaşaması mümkündür.” dedi. (İHA)

 

Habere ifade bırak !
Haberle İlişkili Haber
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.