Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ

Özgüven, bireyin kendine dair algısı, yeteneklerine olan inancı ve karşılaştığı durumlarla başa çıkabileceğine dair hissettiği içsel güçtür. Sağlıklı bir özgüven, bireyin hem psikolojik iyi oluşunu hem de sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiler. Ancak özgüven eksikliği, bireyin kendini yetersiz, değersiz ve başarısız hissetmesine yol açarak yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bir problem durumudur. *** Özgüven eksikliğinin temelleri çoğu zaman çocukluk dönemine dayanmaktadır. Aşırı eleştirel ebeveyn tutumları, koşullu sevgi, sürekli başkalarıyla kıyaslanma ve başarının tek değer ölçütü olarak sunulması, bireyin benlik algısını zedeleyebilir. Bu tür deneyimler sonucunda birey, “yeterince iyi değilim” düşüncesini içselleştirerek yetişkinlik dönemine taşıyabilir. Zamanla bu düşünce kalıbı, bireyin yeni deneyimlerden kaçınmasına ve potansiyelini gerçekleştirememesine neden olur. *** Özgüven eksikliği, sosyal ilişkilerde de belirgin etkiler yaratır. Birey, reddedilme korkusu nedeniyle kendini ifade etmekten kaçınabilir, sınır koymakta zorlanabilir ve başkalarının beklentilerini kendi ihtiyaçlarının önüne koyabilir. Bu durum, sağlıksız ilişkilerin sürdürülmesine ve bireyin duygusal olarak tükenmesine yol açar. Akademik ve mesleki alanlarda ise hata yapma korkusu, performans kaygısını artırarak başarının önünde önemli bir engel oluşturur. *** Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, özgüven eksikliği çoğunlukla bireyin kendisiyle kurduğu içsel diyalogla ilişkilidir. Sürekli kendini eleştiren, hataları genelleyen ve başarıları küçümseyen bir iç ses, özgüvenin gelişmesini engeller. Bu noktada, bireyin düşünce kalıplarını fark etmesi ve daha gerçekçi, şefkatli bir bakış açısı geliştirmesi büyük önem taşır. Bilişsel farkındalık çalışmaları ve öz-şefkat temelli yaklaşımlar, bu süreci destekleyen etkili yöntemlerdir. *** Özgüvenin geliştirilmesi, kısa sürede gerçekleşen bir değişim değildir; ancak küçük ve tutarlı adımlarla mümkündür. Gerçekçi hedefler belirlemek, bireyin kendini güçlü hissettiği alanlara odaklanmak ve başarıları fark edip takdir edebilmek bu süreçte önemlidir. Ayrıca, bireyin gerektiğinde psikolojik destek alması, özgüven eksikliğinin altında yatan duygusal yaraların onarılmasına yardımcı olur. *** Sonuç olarak özgüven eksikliği, bireyin yaşamının birçok alanını etkileyen önemli bir psikolojik problemdir. Bireyin kendini tanıması, kabul etmesi ve geliştirmesi, sağlıklı bir benlik algısının temelini oluşturur. Psikolojik iyi oluş, bireyin kendine inandığı ve kendisiyle barışık olduğu bir yaşamla mümkündür.
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2026 -Cuma

ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ

Özgüven, bireyin kendine dair algısı, yeteneklerine olan inancı ve karşılaştığı durumlarla başa çıkabileceğine dair hissettiği içsel güçtür. Sağlıklı bir özgüven, bireyin hem psikolojik iyi oluşunu hem de sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiler. Ancak özgüven eksikliği, bireyin kendini yetersiz, değersiz ve başarısız hissetmesine yol açarak yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bir problem durumudur.

***

Özgüven eksikliğinin temelleri çoğu zaman çocukluk dönemine dayanmaktadır. Aşırı eleştirel ebeveyn tutumları, koşullu sevgi, sürekli başkalarıyla kıyaslanma ve başarının tek değer ölçütü olarak sunulması, bireyin benlik algısını zedeleyebilir. Bu tür deneyimler sonucunda birey, “yeterince iyi değilim” düşüncesini içselleştirerek yetişkinlik dönemine taşıyabilir. Zamanla bu düşünce kalıbı, bireyin yeni deneyimlerden kaçınmasına ve potansiyelini gerçekleştirememesine neden olur.

***

Özgüven eksikliği, sosyal ilişkilerde de belirgin etkiler yaratır. Birey, reddedilme korkusu nedeniyle kendini ifade etmekten kaçınabilir, sınır koymakta zorlanabilir ve başkalarının beklentilerini kendi ihtiyaçlarının önüne koyabilir. Bu durum, sağlıksız ilişkilerin sürdürülmesine ve bireyin duygusal olarak tükenmesine yol açar. Akademik ve mesleki alanlarda ise hata yapma korkusu, performans kaygısını artırarak başarının önünde önemli bir engel oluşturur.

***

Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, özgüven eksikliği çoğunlukla bireyin kendisiyle kurduğu içsel diyalogla ilişkilidir. Sürekli kendini eleştiren, hataları genelleyen ve başarıları küçümseyen bir iç ses, özgüvenin gelişmesini engeller. Bu noktada, bireyin düşünce kalıplarını fark etmesi ve daha gerçekçi, şefkatli bir bakış açısı geliştirmesi büyük önem taşır. Bilişsel farkındalık çalışmaları ve öz-şefkat temelli yaklaşımlar, bu süreci destekleyen etkili yöntemlerdir.

***

Özgüvenin geliştirilmesi, kısa sürede gerçekleşen bir değişim değildir; ancak küçük ve tutarlı adımlarla mümkündür. Gerçekçi hedefler belirlemek, bireyin kendini güçlü hissettiği alanlara odaklanmak ve başarıları fark edip takdir edebilmek bu süreçte önemlidir. Ayrıca, bireyin gerektiğinde psikolojik destek alması, özgüven eksikliğinin altında yatan duygusal yaraların onarılmasına yardımcı olur.

***

Sonuç olarak özgüven eksikliği, bireyin yaşamının birçok alanını etkileyen önemli bir psikolojik problemdir. Bireyin kendini tanıması, kabul etmesi ve geliştirmesi, sağlıklı bir benlik algısının temelini oluşturur. Psikolojik iyi oluş, bireyin kendine inandığı ve kendisiyle barışık olduğu bir yaşamla mümkündür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.