Birçok anne baba çocuklarının yanında tartışmamaya özen gösterir. Ancak çoğu zaman unutulan önemli bir gerçek vardır: Çocuklar sadece söylenenleri değil, hissedilenleri de duyar.
***
Evdeki sessizlik, gergin bakışlar, bastırılmış öfke ya da sürekli huzursuz bir atmosfer… Yetişkinlerin “anlamaz” dediği birçok şeyi çocuklar derinden hisseder. Çünkü çocuk zihni kelimelerden çok duygulara odaklanır. Güvende hissetmediği bir ortamda büyüyen çocuk, bunu ifade edemese bile psikolojik olarak etkilenir.
***
Psikoloji alanında yapılan çalışmalar gösteriyor ki çocukluk dönemindeki duygusal atmosfer, bireyin yetişkinlikte kuracağı ilişkilerden özgüvenine kadar birçok alanı etkiliyor. Sürekli eleştirilen bir çocuk zamanla kendisini yetersiz hissedebiliyor; sevgiyi koşullu yaşayan bir çocuk ise ilerleyen yaşlarda değer görmek için aşırı çaba gösterebiliyor.
***
Burada önemli olan “kusursuz ebeveyn” olmak değildir. Zaten psikolojik olarak mükemmel ebeveyn diye bir kavram yoktur. Önemli olan, çocuğun kendisini değerli, görülmüş ve güvende hissetmesidir. Çünkü çocuklar en çok söylenen sözleri değil, hissettikleri duyguları hatırlar.
***
Günümüzde birçok aile maddi ihtiyaçları karşılamayı iyi ebeveynlik için yeterli görüyor. Oysa bir çocuğun yalnızca iyi bir okula değil; anlaşılmaya, dinlenmeye ve duygusal yakınlığa da ihtiyacı vardır. Birlikte geçirilen kaliteli birkaç dakika bazen pahalı hediyelerden çok daha değerlidir.
***
Aile içinde kurulan iletişim biçimi toplumun geleceğini de şekillendirir. Kaygıyla büyüyen çocuklar kaygılı toplumlar oluşturur; sevgi ve güvenle büyüyen çocuklar ise daha sağlıklı ilişkiler kurabilen bireylere dönüşür.
***
Belki de çocuklara bırakılabilecek en büyük miras; kusursuz bir hayat değil, duygularını korkmadan yaşayabilecekleri güvenli bir ortamdır.