Mert Kıncı
Köşe Yazarı
Mert Kıncı
 

KÖMÜR KARARDI, SOMA’NIN YÜREĞİ YANDI

Bazı haberlerin başlığı vardır ama kelimeleri yetmez… Bazı acıların tarifi yoktur. Soma’da yine bir maden ocağından kara haber yükseldi. Yer altında kalan işçilerin tamamına ulaşıldı. İki işçi yaralı kurtuldu. Beş işçi ise evlerine, sevdiklerine, çocuklarına dönemedi. Beş ocak daha yandı… *** Onlar sabah evlerinden çıkarken belki de her zamanki gibi “Akşam görüşürüz” dedi. Kimi çocuğunun başını okşadı, kimi eşine sarıldı. Kimi sofrada yarım kalan çayını bıraktı. Hiçbiri, o günün son vardiyaları olacağını bilmiyordu. Madencilik böyle bir meslek… Toprağın altında ekmek kazanmak, her vardiyada ölüm ihtimalini de omuzlarında taşımak demek. Yukarıda hayat devam ederken onlar yüzlerce metre aşağıda, karanlığın içinde alın teri döküyor. Ve biz çoğu zaman onların çıkmasını bekleyen aileleri sadece böyle acı haberlerde hatırlıyoruz. SOMA SADECE KÖMÜR DEĞİLDİR Soma’nın adı madenle özdeşleşmiş olabilir. Ama Soma sadece kömür değildir. Soma; sabahın erken saatlerinde işine giden madencidir. Soma; vardiya çıkışında babasını bekleyen çocuktur. Soma; eşinin telefonunu bekleyen kadındır. Soma; “Sağ salim gelsin” diye dua eden annedir. Ve Soma, bugün yine beş ailesinin sessizliğine gömüldü. *** Göçük altındaki son işçiye ulaşıldığında belki kurtarma ekipleri görevini tamamlamıştı. Ancak geride kalan aileler için hiçbir şey bitmedi. Asıl şimdi başladı… Bir evde boş kalan sandalye, bir odada asılı kalan iş kıyafeti, çocuğun “Babam ne zaman gelecek?” sorusu, eşinin telefon ekranına bakarak geçireceği geceler… Bunların hiçbirinin adı tutanaklarda yazmayacak. Ama acının en ağır tarafı da zaten burada. Beş işçinin hayatını kaybettiği bu kazayı yalnızca bir maden kazası olarak görmemeliyiz. Her ölümün arkasında bir aile, bir hayat, yarım kalmış hayaller ve geri dönmeyi bekleyen insanlar var. *** Bugün yapılması gereken sadece başsağlığı dilemek değil. Bu insanların neden öldüğünü, kazanın nasıl meydana geldiğini, gerekli güvenlik önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını ve bir daha aynı acının yaşanmaması için ne yapılması gerektiğini de sormak. Çünkü madencinin eve sağ salim dönmesi bir şans olmamalı. Bir babanın çocuğuna yeniden sarılması, bir eşin kapıda sevdiğini karşılaması, bir annenin evladının sesini duyması en doğal hak olmalı. HİÇBİR KÖMÜR, İNSAN HAYATINDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİL Bugün beş isim daha Soma’nın maden tarihine yazıldı. Ama dileğimiz, bu isimlerin bundan sonra sadece acı haberlerin içinde anılmaması… Dileğimiz, onların ardından konuşulan her cümlenin aynı zamanda daha güvenli madenler için bir adım olması. Çünkü yerin altında kömür var. Ama o karanlığın içinde insan hayatı var. Ve hiçbir kömür, hiçbir üretim, hiçbir vardiya bir insan hayatından daha değerli değil.
Ekleme Tarihi: 04 Ekim 2026 -Pazar

KÖMÜR KARARDI, SOMA’NIN YÜREĞİ YANDI

Bazı haberlerin başlığı vardır ama kelimeleri yetmez… Bazı acıların tarifi yoktur. Soma’da yine bir maden ocağından kara haber yükseldi. Yer altında kalan işçilerin tamamına ulaşıldı. İki işçi yaralı kurtuldu. Beş işçi ise evlerine, sevdiklerine, çocuklarına dönemedi.

Beş ocak daha yandı…

***

Onlar sabah evlerinden çıkarken belki de her zamanki gibi “Akşam görüşürüz” dedi. Kimi çocuğunun başını okşadı, kimi eşine sarıldı. Kimi sofrada yarım kalan çayını bıraktı. Hiçbiri, o günün son vardiyaları olacağını bilmiyordu. Madencilik böyle bir meslek… Toprağın altında ekmek kazanmak, her vardiyada ölüm ihtimalini de omuzlarında taşımak demek. Yukarıda hayat devam ederken onlar yüzlerce metre aşağıda, karanlığın içinde alın teri döküyor. Ve biz çoğu zaman onların çıkmasını bekleyen aileleri sadece böyle acı haberlerde hatırlıyoruz.

SOMA SADECE KÖMÜR DEĞİLDİR

Soma’nın adı madenle özdeşleşmiş olabilir. Ama Soma sadece kömür değildir.

Soma; sabahın erken saatlerinde işine giden madencidir.

Soma; vardiya çıkışında babasını bekleyen çocuktur.

Soma; eşinin telefonunu bekleyen kadındır.

Soma; “Sağ salim gelsin” diye dua eden annedir.

Ve Soma, bugün yine beş ailesinin sessizliğine gömüldü.

***

Göçük altındaki son işçiye ulaşıldığında belki kurtarma ekipleri görevini tamamlamıştı. Ancak geride kalan aileler için hiçbir şey bitmedi. Asıl şimdi başladı… Bir evde boş kalan sandalye, bir odada asılı kalan iş kıyafeti, çocuğun “Babam ne zaman gelecek?” sorusu, eşinin telefon ekranına bakarak geçireceği geceler… Bunların hiçbirinin adı tutanaklarda yazmayacak. Ama acının en ağır tarafı da zaten burada. Beş işçinin hayatını kaybettiği bu kazayı yalnızca bir maden kazası olarak görmemeliyiz. Her ölümün arkasında bir aile, bir hayat, yarım kalmış hayaller ve geri dönmeyi bekleyen insanlar var.

***

Bugün yapılması gereken sadece başsağlığı dilemek değil. Bu insanların neden öldüğünü, kazanın nasıl meydana geldiğini, gerekli güvenlik önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını ve bir daha aynı acının yaşanmaması için ne yapılması gerektiğini de sormak. Çünkü madencinin eve sağ salim dönmesi bir şans olmamalı. Bir babanın çocuğuna yeniden sarılması, bir eşin kapıda sevdiğini karşılaması, bir annenin evladının sesini duyması en doğal hak olmalı.

HİÇBİR KÖMÜR, İNSAN HAYATINDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİL

Bugün beş isim daha Soma’nın maden tarihine yazıldı. Ama dileğimiz, bu isimlerin bundan sonra sadece acı haberlerin içinde anılmaması… Dileğimiz, onların ardından konuşulan her cümlenin aynı zamanda daha güvenli madenler için bir adım olması. Çünkü yerin altında kömür var. Ama o karanlığın içinde insan hayatı var. Ve hiçbir kömür, hiçbir üretim, hiçbir vardiya bir insan hayatından daha değerli değil.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.