Nihal KARA
Köşe Yazarı
Nihal KARA
 

ALLAH KİMSEYİ SADECE KENDİSİNE CÖMERT OLACAK KADAR KÜÇÜLTMESİN

Başlıktan da anlayacağınız üzere, yine giydirmeli kaydırmalı kondurmalı doldurmalı bir yazı yazacağım. Geçtiğimiz günlerde bir kurban bayramı yaşandı. Kime göre yaşandı? Neye göre bayram oldu? Orası kocaman bir soru işareti. Türkiye’de orta düzeyde olarak düşünülen ama aslında magma tabakasına 1 cm kalmış bir ailenin bayramını ele almak istiyorum.  *** Anne-baba ve 2 çocuk toplam 4 kişilik bir aile düşünün. Bayramda dahi fabrikada çalışmak zorunda olan babadan başlayalım; kurbanı bırakın, 250 gram bayram diye kahvaltıya çocukları ve eşi yesin yeter düşüncesi ile et alan ya da alamayan bir baba. Sabahlara kadar mesaide olan, kendi çocukluğu aklına geldiğinde bayramlık alındığı zaman ne kadar heyecanlandığını hatırlayıp, kendi çocuklarına bayram diye bir çift çorap dahi alamayan bir baba. Bir anne düşünün; evlatlarına bayramlığı bırakın okul için beslenme çantasını dolduramayan, eşine yüklenmek istemediği için her yemeğe un, sebze vs. katarak çoğaltmaya çalışan. 2 çocuk düşünün; sosyal medyanın bu kadar revaçta olduğu bir dönemde belli kesimdeki ailelerde büyüyen yaşıtlarının tatile gittiğini gören, ama kendisinin bayram olduğunu büyüklerinin eli öpmekten ibaret sanan çocuklar var.  DÜŞÜNÜRKEN NEFESSİZ KALIYORUM Şimdi bu çocuklar neden bunu yaşıyoruz diye biraz farkında olsalar ve fark ettikleri “Allah bereket versin” cümlesinin neden kendi ailesinde kendi hayatında işleme geçmediğini düşünmez mi? Sizler bizim çocuklarımıza, çalarsanız, başkalarının üstüne basarak haklarını gasp ederseniz rahat ve sözde mutlu bir hayat yaşarsınız demekten başka ne yapıyorsunuz? Yöneticilere sizlere soruyorum? Bizim çocuklarımıza ülkemizin geleceği olan bu çocuklara, yalanı, riyâya, çalmayı, hak yemeyi öğretiyorsunuz? Hemze bunu açık açık yaparak zenginleşiyor, utanmadan da arkasında duruyorsunuz? Bizler halk olarak kahvaltımızda yüzlerce çeşit şey yiyemiyor, ama sizler, kuşu kiralayıp sütünü içip kirasını da bize ödetiyorsunuz ki, yaptığınız şey aynen bu. Bunu bize yaşatmaya ne hakkınız var? Hiçbir şeyi geçmeden kenara koyarak soruyorum; depremde aileleri hala enkaz altında olan fareler tarafından belki de besin haline gelen çocukların gözyaşları sizi boğmuyor mu? Ben düşünürken nefessiz kalıyorum peki sizler, kirasını bize ödettiğiniz kuş tüyünden yapılan yastıklarda uyuyabiliyor musunuz?  YAZIK DEĞİL Mİ? HEPİMİZE Ne bayram bayram gibi. Ne hayat hayat gibi. Bizler balkonlarımıza çiçek alamazken, sizler saraylarınızın bahçelerinde çiçek açar mı sanıyorsunuz? Evet doğru sanıyorsunuz. Çünkü bizlerin içinde de bizleri göremeyenlerimiz var. Sizler iyi olun da bizler ne olursak olalım diyenler sayesinde, evet sizlerin bahçelerinizde çiçekler açıyor. Ama ben şuna hala bir gram da olsa inanıyorum. Bir gün tüm halk uyanacak. Ve Allah’ın ayetinde de söylediği gibi “Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; ve gözlerinin üzerine de perde (çekmiştir). Ve büyük azap onlar içindir.” Bakara 7.ayet. Ben herhangi bir dine mensup değilim. Ama uyuyan insanlar ilam dinini tercih ettiği ve sırf bu yüzden, gösterişte ilam dinini tercih ettiklerine inandıran insanları savunmalarından dolayı, inandıkları dini biraz araştırarak savundukları kişilerin din ile alakası olmadığını anlamaları için ayeti yazdım. Eminim buna da bir cevap bulurlar. Uyandıklarında benimde onlara cevabım olacak; sizin yüzünüzden bu mutsuz ve umutsuz nesil. Vesselam.
Ekleme Tarihi: 04 Ağustos 2023 - Cuma
Nihal KARA

ALLAH KİMSEYİ SADECE KENDİSİNE CÖMERT OLACAK KADAR KÜÇÜLTMESİN

Başlıktan da anlayacağınız üzere, yine giydirmeli kaydırmalı kondurmalı doldurmalı bir yazı yazacağım. Geçtiğimiz günlerde bir kurban bayramı yaşandı. Kime göre yaşandı? Neye göre bayram oldu? Orası kocaman bir soru işareti. Türkiye’de orta düzeyde olarak düşünülen ama aslında magma tabakasına 1 cm kalmış bir ailenin bayramını ele almak istiyorum. 

***

Anne-baba ve 2 çocuk toplam 4 kişilik bir aile düşünün. Bayramda dahi fabrikada çalışmak zorunda olan babadan başlayalım; kurbanı bırakın, 250 gram bayram diye kahvaltıya çocukları ve eşi yesin yeter düşüncesi ile et alan ya da alamayan bir baba. Sabahlara kadar mesaide olan, kendi çocukluğu aklına geldiğinde bayramlık alındığı zaman ne kadar heyecanlandığını hatırlayıp, kendi çocuklarına bayram diye bir çift çorap dahi alamayan bir baba. Bir anne düşünün; evlatlarına bayramlığı bırakın okul için beslenme çantasını dolduramayan, eşine yüklenmek istemediği için her yemeğe un, sebze vs. katarak çoğaltmaya çalışan. 2 çocuk düşünün; sosyal medyanın bu kadar revaçta olduğu bir dönemde belli kesimdeki ailelerde büyüyen yaşıtlarının tatile gittiğini gören, ama kendisinin bayram olduğunu büyüklerinin eli öpmekten ibaret sanan çocuklar var. 

DÜŞÜNÜRKEN NEFESSİZ KALIYORUM

Şimdi bu çocuklar neden bunu yaşıyoruz diye biraz farkında olsalar ve fark ettikleri “Allah bereket versin” cümlesinin neden kendi ailesinde kendi hayatında işleme geçmediğini düşünmez mi? Sizler bizim çocuklarımıza, çalarsanız, başkalarının üstüne basarak haklarını gasp ederseniz rahat ve sözde mutlu bir hayat yaşarsınız demekten başka ne yapıyorsunuz? Yöneticilere sizlere soruyorum? Bizim çocuklarımıza ülkemizin geleceği olan bu çocuklara, yalanı, riyâya, çalmayı, hak yemeyi öğretiyorsunuz? Hemze bunu açık açık yaparak zenginleşiyor, utanmadan da arkasında duruyorsunuz? Bizler halk olarak kahvaltımızda yüzlerce çeşit şey yiyemiyor, ama sizler, kuşu kiralayıp sütünü içip kirasını da bize ödetiyorsunuz ki, yaptığınız şey aynen bu. Bunu bize yaşatmaya ne hakkınız var? Hiçbir şeyi geçmeden kenara koyarak soruyorum; depremde aileleri hala enkaz altında olan fareler tarafından belki de besin haline gelen çocukların gözyaşları sizi boğmuyor mu? Ben düşünürken nefessiz kalıyorum peki sizler, kirasını bize ödettiğiniz kuş tüyünden yapılan yastıklarda uyuyabiliyor musunuz? 

YAZIK DEĞİL Mİ? HEPİMİZE

Ne bayram bayram gibi. Ne hayat hayat gibi. Bizler balkonlarımıza çiçek alamazken, sizler saraylarınızın bahçelerinde çiçek açar mı sanıyorsunuz? Evet doğru sanıyorsunuz. Çünkü bizlerin içinde de bizleri göremeyenlerimiz var. Sizler iyi olun da bizler ne olursak olalım diyenler sayesinde, evet sizlerin bahçelerinizde çiçekler açıyor. Ama ben şuna hala bir gram da olsa inanıyorum. Bir gün tüm halk uyanacak. Ve Allah’ın ayetinde de söylediği gibi “Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; ve gözlerinin üzerine de perde (çekmiştir). Ve büyük azap onlar içindir.” Bakara 7.ayet. Ben herhangi bir dine mensup değilim. Ama uyuyan insanlar ilam dinini tercih ettiği ve sırf bu yüzden, gösterişte ilam dinini tercih ettiklerine inandıran insanları savunmalarından dolayı, inandıkları dini biraz araştırarak savundukları kişilerin din ile alakası olmadığını anlamaları için ayeti yazdım. Eminim buna da bir cevap bulurlar. Uyandıklarında benimde onlara cevabım olacak; sizin yüzünüzden bu mutsuz ve umutsuz nesil. Vesselam.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.