Nihal KARA
Köşe Yazarı
Nihal KARA
 

DÖNÜŞ

Bazen esen bir rüzgâra ihtiyaç duyarınız. Bazen içinizi ısıtacak güneşe. Öyle bir an gelir, güneşli bir hava da bir meltem esiverir. İstediğiniz size fazlasıyla sunulur ama bizler o kadar çok yağmura odaklanmış oluruz ki, yağmurun dindiğini gökkuşağının çıktığının güneşle beraber esen meltemi görmemekte ısrar ederiz. Ve sonra bir de şu soruyu sorarız, ‘neden istediğim hiçbir şey olmuyor?’ *** Elimizdekine odaklandığımız zaman; Soğuk hava da ufak bir kıvılcımın ısıttığını, Yağmurdan dolayı kapalı olan havadan ziyade, damlalarla beraber gelen toprak kokusunun rahatlattığını, Güneşin verdiği sıcaklık ile tenimizden akan terin ardında gelecek soğuk bir duşun kan dolaşımını hızlandırdığını ve sağlıklı olduğumuzu fark ederiz. *** Bizler elimizde olmayanlara odaklanmayı tercih ettiğimiz için, elimizde olanlara kör hale geliyoruz. İlk başta kendimize, daha sonra çevremize hayatı çekilmez hale getiriyoruz. Ailemizden bu şekilde görerek büyümüş olabiliriz. Ama böyle bir dünyada, doğruyu yanlışı ayırt edebileceğimiz bir çok imkan elimizin altında. *** Çevremden gözlemlediğim kadarıyla; Bizi kötü gideceği başta belli olan bir evliliğe, acımasız bir patrona, berbat bir mahalleye, toksik bir aileye katlanmak zorunda bırakan çıplak bir gerçek var. Maddi durumunuz mahallenizi belirliyor. Uygun görülen bir evlilik yapmak daha uygun görülüyor. *** Hayatında bir kitap bitirmemiş cahillerin efendisi olan bir patronla çalışınca, daha çok para kazanır hale geliyoruz. Acımasız bir ailede büyümek zorunda olabiliriz. Ama sevmek için aynı çatı altında yaşamak zorunda değiliz. Hele ki ailenin acımasız davranışlarda bulunduğunu bildiğimiz halde onu başka birinin hayatında uygulamak sözün bittiği yer oluyor. *** Herkes ailesinden aldığı iyi ya da kötü bir şeyler vardır. Bunları keşfetmek gerek. Bu konunun yazı ile ne alakası var derseniz? Her şey temele dayalı. Aile demek, çocukluğumuz, hayatın temeli demektir. Temeli sağlam düzgün olmayan bir bina bir gün yıkılmaya mahkumdur. Bu durumda sadece kendimizi değil, çevremizi de yıkıyoruz. Bize yaslanan binalar da devriliyor. *** Bir örnek vereyim; Siz hiç yıkılan bir site duydunuz mu? Sitelerde her bina ayrıdır. Arasına çimenler yeşillikler havuzlar koyulur. Hem görsel açıdan güzel görünür. Hem de insan başkasının binasına yakın olmadığı için mahremiyetinin daha güvende olduğunu hisseder. Bizler de aynı siteler gibi bireysel olarak ayakta durabilsek, eşimiz ya da işimiz ile aramıza sadece çiçekler ile mesafeler koyabilsek. Hem o zaman siteye yağan yağmurdan sonra arada kalan çimenlerden gelen toprak kokusunu duyabilir, yağmur sonrası açan çiçekleri de görebiliriz. *** 4 mevsim yaşanacak bu bir gerçek. Önemli olan, her mevsime uygun hareket etmek. Dışarı çıkmadan önce yağmur uyarısı varsa, terlik yerine kapalı ayakkabı tercih ederiz. Kar yağıyorsa bot tercih eder, ayağımızın kaymayacağı yerlere basarız daha emin adımlar atarız. Hava çok sıcak olacaksa, ikindi vakitlerini tercih eder gölge olmasını bekleriz. *** 4 mevsime uygun yaşamak fıtratımızda var. Engel olamadığımız mevsimlere bile bu kadar uyum sağlarken, direksiyonu elimizde olan kendimize neden uyum sağlayamıyoruz? Vesselam.
Ekleme Tarihi: 15 Şubat 2023 - Çarşamba
Nihal KARA

DÖNÜŞ

Bazen esen bir rüzgâra ihtiyaç duyarınız. Bazen içinizi ısıtacak güneşe. Öyle bir an gelir, güneşli bir hava da bir meltem esiverir. İstediğiniz size fazlasıyla sunulur ama bizler o kadar çok yağmura odaklanmış oluruz ki, yağmurun dindiğini gökkuşağının çıktığının güneşle beraber esen meltemi görmemekte ısrar ederiz. Ve sonra bir de şu soruyu sorarız, ‘neden istediğim hiçbir şey olmuyor?’
***
Elimizdekine odaklandığımız zaman; Soğuk hava da ufak bir kıvılcımın ısıttığını, Yağmurdan dolayı kapalı olan havadan ziyade, damlalarla beraber gelen toprak kokusunun rahatlattığını, Güneşin verdiği sıcaklık ile tenimizden akan terin ardında gelecek soğuk bir duşun kan dolaşımını hızlandırdığını ve sağlıklı olduğumuzu fark ederiz.
***
Bizler elimizde olmayanlara odaklanmayı tercih ettiğimiz için, elimizde olanlara kör hale geliyoruz. İlk başta kendimize, daha sonra çevremize hayatı çekilmez hale getiriyoruz. Ailemizden bu şekilde görerek büyümüş olabiliriz. Ama böyle bir dünyada, doğruyu yanlışı ayırt edebileceğimiz bir çok imkan elimizin altında.
***
Çevremden gözlemlediğim kadarıyla; Bizi kötü gideceği başta belli olan bir evliliğe, acımasız bir patrona, berbat bir mahalleye, toksik bir aileye katlanmak zorunda bırakan çıplak bir gerçek var. Maddi durumunuz mahallenizi belirliyor. Uygun görülen bir evlilik yapmak daha uygun görülüyor.
***
Hayatında bir kitap bitirmemiş cahillerin efendisi olan bir patronla çalışınca, daha çok para kazanır hale geliyoruz. Acımasız bir ailede büyümek zorunda olabiliriz. Ama sevmek için aynı çatı altında yaşamak zorunda değiliz. Hele ki ailenin acımasız davranışlarda bulunduğunu bildiğimiz halde onu başka birinin hayatında uygulamak sözün bittiği yer oluyor.
***
Herkes ailesinden aldığı iyi ya da kötü bir şeyler vardır. Bunları keşfetmek gerek. Bu konunun yazı ile ne alakası var derseniz? Her şey temele dayalı. Aile demek, çocukluğumuz, hayatın temeli demektir. Temeli sağlam düzgün olmayan bir bina bir gün yıkılmaya mahkumdur. Bu durumda sadece kendimizi değil, çevremizi de yıkıyoruz. Bize yaslanan binalar da devriliyor.
***
Bir örnek vereyim; Siz hiç yıkılan bir site duydunuz mu? Sitelerde her bina ayrıdır. Arasına çimenler yeşillikler havuzlar koyulur. Hem görsel açıdan güzel görünür. Hem de insan başkasının binasına yakın olmadığı için mahremiyetinin daha güvende olduğunu hisseder. Bizler de aynı siteler gibi bireysel olarak ayakta durabilsek, eşimiz ya da işimiz ile aramıza sadece çiçekler ile mesafeler koyabilsek. Hem o zaman siteye yağan yağmurdan sonra arada kalan çimenlerden gelen toprak kokusunu duyabilir, yağmur sonrası açan çiçekleri de görebiliriz.
***
4 mevsim yaşanacak bu bir gerçek. Önemli olan, her mevsime uygun hareket etmek. Dışarı çıkmadan önce yağmur uyarısı varsa, terlik yerine kapalı ayakkabı tercih ederiz. Kar yağıyorsa bot tercih eder, ayağımızın kaymayacağı yerlere basarız daha emin adımlar atarız. Hava çok sıcak olacaksa, ikindi vakitlerini tercih eder gölge olmasını bekleriz.
***
4 mevsime uygun yaşamak fıtratımızda var. Engel olamadığımız mevsimlere bile bu kadar uyum sağlarken, direksiyonu elimizde olan kendimize neden uyum sağlayamıyoruz? Vesselam.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.