OTİZMLE ZEKANIN BİR BAĞLANTISI VAR MI?

SAĞLIK 23.05.2025 - 13:23, Güncelleme: 23.05.2025 - 14:28
 

OTİZMLE ZEKANIN BİR BAĞLANTISI VAR MI?

ETV ekranlarından canlı olarak yayınlanan Sağlık Pusulası programında Belgin Koçak ve Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu’nun bu haftaki konuğu Prof. Dr. Hasan Kandemir oldu. Otizm bir hastalık mıdır, değil midir, tedavi edilebilinen bir şey midir? gibi sorulara yanıt aranan programda Prof. Dr. Kandemir merak edilen konuları yanıtladı.
Moderatörlüğünü Belgin Koçak ve Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu’nun yaptığı Sağlık Pusulası programının bu haftaki konusu Otizm oldu. Prof. Dr. Hasan Kandemir’in konuk olduğu programda merak edilen tüm konular masaya yatırıldı. Prof. Dr. Hasan Kandemir’in soruları yanıtladığı programda otizm konusunda farkındalık oluşturmak için önemli bilgiler verildi. Prof. Dr. Hasan Kandemir’in açıklamalarından satır başları şöyle: OTİZM TAM OLARAK NEDİR? Bununla ilgili hakikaten kafalarda çok büyük karışıklıklar oluyor. Nöro gelişimsel bir farklılık diyoruz biz. Aslında doğuştan gelen çocuklarda farklı normal çocuklara göre normal denilebilecek tırnak içerisinde farklı gelişim gösteren çocuklar olarak tarif edebiliriz. Tabii bazı özellikleri var. Doğuştan geliyor, erken çocukluk döneminde fark ediyor. Bunlar çok önemli. Ne kadar erken fark edilirse ve ilerleyen süreçlerde normal günlük yaşamda, akademik yaşamda, insan ilişkilerinde ciddi sıkıntı ve problemler yaratabiliyor. SPEKTRUM BOZUKLUĞU DENİLMESİNİN ANLAMI NEDİR? Burası da çok önemli bir nokta. Spektrum demek bir yelpaze gibi düşünebiliriz. Yelpazede de bir tarafta çok ağır semptomları olan farklılıklı bireyler de görebiliyoruz. Ama bir tarafta çok daha hafif yani çok fark edilmeyecek. Ben ailelere falan anlatırken bunu biraz bazen görme ve göz üzerinden anlatıyorum. Çok daha kolay anlaşılıyor. Yani diyorum ki gözünde 0-25 görme bozukluğu olan bir bireyde de tıbben görme bozukluğu vardır. Ama gözlük de kullanmaz. Dışarıdan çok fark edilmeyebilir. Belki çok iyi bir profesyonelin ancak bazı yöntem ve gereçlerle ortaya çıkarabileceği bir bozukluktur. Gözü 2,5 bozuk olan gözlük kullanan bireyler de vardır. Ya da gözü kör olan bireyler de var. Şimdi 3'ünün adı da tıpta aslında baktığınız zaman işlev anlamında bir görme bozukluğu olarak nitelendirebilirsiniz. Yani 3'üne de görme bozukluğu diyebiliriz. Fakat hiç 0-25 görmeyen de gözü kör olan biri olur mu? Olmaz. Olmaz. Şimdi otizm spektrumunda da gerçekten bu kadar farklı uçlarda bireyler görebiliyoruz. Nedeni biraz bundan kaynattı. Yani tamamen dediğim gibi her birey birbirinden çok farklı. İki tane aynı birey bulmanız mümkün değil. Ve pek çok farklı alanlarda farklı semptomlar üzerinden de farklılık gördüğümüz için yani benzetmek çok zor oluyor. Hani insanlar kıyaslayıp ya şu otizm ise bu değildir. Ya da biz otizm görmüştük ya da filancanın otizmli bir çocuğu vardır. Bizim çocuk ona aslında hiç benzemiyor. Nasıl buna otizm diyorlar diye ifade edilebiliyor. Onun için yani yeryüzünde nasıl iki tane aynı insan bulamazsak iki tane aynı otizm bulgu ve belirtileri olan birey bulabilmek şansımız da yok. Yani doğuştan geliyor yaşamın erken dönemlerinde fark ediliyor. Ve klinik görünüm olarak da birbirinden bu kadar farklı bireyler görebiliyoruz. HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR? Özellikle iki alanda önemli sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Birincisi sosyal iletişim. Yani iletişimle ilgili, temasla ilgili ki bunun içerisine dil giriyor, jest ve mimikler giriyor. Karşıdakini ne ifade etmek istediğini anlamaktan tutun. Yani zihin teorisi olarak algılamaya yönelik pek çok nokta giriyor. Ama en basit olarak mesela konuşamıyorsa bir çocuk. Konuşmasında gecikme ya da gerilik varsa bu da kafayı karıştıran noktalardan bir tanesi. Ya da konuşmasında farklılık varsa. Çünkü bazen görüyoruz evet çocuk konuşuyor, konuşabiliyor. Ama konuşmanın kendi içerisinde bir sürü ayrıntıları var. Şimdi ben sizinle konuşurken bile bir şey vurgulamak istediğimde bir ses tonumu arttırabiliyorum, azaltabiliyorum. Ya da bir ses tonuma bir jest mimik eşlik edebiliyor konuşurken. Tamamen konuşsa bile o tonlaması olabilir, prozodi vesaire falan. Bir gariplik oluyor. Yani önce konuşma, konuşmadan sonra anlatma, anlatmadan sonra da sohbet dediğimiz bu sefer bu konuşmayı karşılıklı bir etkileşim içerisinde kullanabilme. Bu bireylerde bu sürecin farklı noktalarında sıkıntı ve problemler görebiliyoruz. İkinci bir alanda takıntılı, bazı noktalarda takıntılı hareketler, davranışlar veya yaşamda bazı noktalarda takıntılar diyebileceğimiz yani kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı hareket ve davranışlar olarak nitelendirebileceğimiz alan. "OTİZMLE ZEKANIN DİREKT BİR BAĞLANTISI YOK" Evet gördüğümüz bireylerin büyük bir kısmında gelişimsel farklılıklar olduğu için zeka ile ilgili sıkıntı ve problemlerle de karşılaşabiliyoruz. Ama bütün hepsinde böyle değil. Yani normal zekada olan otizmli bireyler de var. Düşük zekada olan otizmli bireyler de var. Yüksek zekada olan normale göre daha yüksek zekada olan otizmli bireyler de var. Bazı becerilerin ön plana çıkması, bir dili çok iyi öğrenebilme, bazı sayısal işlemleri çok rahat yapabilme veya bazı görsel alanlarda çok iyi beceri ortaya koyabilme insanlarda otizm eşittir yüksek zeka gibi. Yani bunların çoğu yüksek zekalı gibi bir algı oluşturabiliyor. Hayır öyle değil. Normal zekada da düşük zekada da, yüksek zekada olan bireyler de biz görebiliyoruz. GENETİK FAKTÖRLER, OTİZM ÜZERİNDE ETKİLİ Mİ? Maalesef bulunmuş herhangi... Şunun da genden kaynaklı ya da şundan ortaya çıkar gibi bir bilgi yok. Doğuştan geldiğini, genetik olduğunu biliyoruz. Nasıl biliyoruz? İşte bir ailede varsa görülme ihtimali artıyor. Bir kardeşte varsa görülme ihtimali artabiliyor. İkizlerde görülme ihtimallerinin daha sık olması... Evet burada biyolojik doğuştan gelen bir neden olduğunu düşündürtüyor bize. "OTİZMİN TEDAVİSİ TAMAMEN ÖZEL EĞİTİM" İlaç falan yok. Ama bu özel eğitim işte bireyselleştirilmiş kişiye özgün. İçeriğinin doldurulmuş olması gereken bir eğitim. Yani bunda işte sporla ilgili beceriler, işte sosyal beceriyle ilgili, günlük yaşam becerileriyle ilgili akademik kazanımlarla ilgili duyusal çok bahsetmedik aşırı duysal hassasiyetleri olabiliyor bu bireylerin. Bütün bunların bir araya gelmesi gerekiyor. Haftada 2 gün gibi yani 2 ders gibi mesela devletimizin rapor alınırsa bu çocuklar o özel eğitim merkezlerine haftada 2 saat bir eğitim hakları oluyor ama bahsettiğimiz sıkıntı ve problemlerin büyüklüğüne bakacak olursak bu 2 saat maalesef çok çok yetersiz. Ve pek çok birey bunun dışına çıkamıyor. Yani ekonomik anlamda kendileri de bunu çok yapamıyorlar. Hadi yaptılar diyelim yapabilenler için de bu sefer o kurumlardaki hani eksiklikler öyle söyleyeyim ve yetersizlikler gündeme gelmiş oluyor. Onun için en zorlandığımız noktalardan bir tanesi aileler açısından gerçekten bu. (Ahmet İlhan Sağlam)
ETV ekranlarından canlı olarak yayınlanan Sağlık Pusulası programında Belgin Koçak ve Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu’nun bu haftaki konuğu Prof. Dr. Hasan Kandemir oldu. Otizm bir hastalık mıdır, değil midir, tedavi edilebilinen bir şey midir? gibi sorulara yanıt aranan programda Prof. Dr. Kandemir merak edilen konuları yanıtladı.

Moderatörlüğünü Belgin Koçak ve Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu’nun yaptığı Sağlık Pusulası programının bu haftaki konusu Otizm oldu. Prof. Dr. Hasan Kandemir’in konuk olduğu programda merak edilen tüm konular masaya yatırıldı. Prof. Dr. Hasan Kandemir’in soruları yanıtladığı programda otizm konusunda farkındalık oluşturmak için önemli bilgiler verildi. Prof. Dr. Hasan Kandemir’in açıklamalarından satır başları şöyle:

OTİZM TAM OLARAK NEDİR?

Bununla ilgili hakikaten kafalarda çok büyük karışıklıklar oluyor. Nöro gelişimsel bir farklılık diyoruz biz. Aslında doğuştan gelen çocuklarda farklı normal çocuklara göre normal denilebilecek tırnak içerisinde farklı gelişim gösteren çocuklar olarak tarif edebiliriz. Tabii bazı özellikleri var. Doğuştan geliyor, erken çocukluk döneminde fark ediyor. Bunlar çok önemli. Ne kadar erken fark edilirse ve ilerleyen süreçlerde normal günlük yaşamda, akademik yaşamda, insan ilişkilerinde ciddi sıkıntı ve problemler yaratabiliyor.

SPEKTRUM BOZUKLUĞU DENİLMESİNİN ANLAMI NEDİR?

Burası da çok önemli bir nokta. Spektrum demek bir yelpaze gibi düşünebiliriz. Yelpazede de bir tarafta çok ağır semptomları olan farklılıklı bireyler de görebiliyoruz. Ama bir tarafta çok daha hafif yani çok fark edilmeyecek. Ben ailelere falan anlatırken bunu biraz bazen görme ve göz üzerinden anlatıyorum. Çok daha kolay anlaşılıyor. Yani diyorum ki gözünde 0-25 görme bozukluğu olan bir bireyde de tıbben görme bozukluğu vardır. Ama gözlük de kullanmaz. Dışarıdan çok fark edilmeyebilir. Belki çok iyi bir profesyonelin ancak bazı yöntem ve gereçlerle ortaya çıkarabileceği bir bozukluktur. Gözü 2,5 bozuk olan gözlük kullanan bireyler de vardır. Ya da gözü kör olan bireyler de var. Şimdi 3'ünün adı da tıpta aslında baktığınız zaman işlev anlamında bir görme bozukluğu olarak nitelendirebilirsiniz. Yani 3'üne de görme bozukluğu diyebiliriz. Fakat hiç 0-25 görmeyen de gözü kör olan biri olur mu? Olmaz. Olmaz. Şimdi otizm spektrumunda da gerçekten bu kadar farklı uçlarda bireyler görebiliyoruz. Nedeni biraz bundan kaynattı. Yani tamamen dediğim gibi her birey birbirinden çok farklı. İki tane aynı birey bulmanız mümkün değil. Ve pek çok farklı alanlarda farklı semptomlar üzerinden de farklılık gördüğümüz için yani benzetmek çok zor oluyor. Hani insanlar kıyaslayıp ya şu otizm ise bu değildir. Ya da biz otizm görmüştük ya da filancanın otizmli bir çocuğu vardır. Bizim çocuk ona aslında hiç benzemiyor. Nasıl buna otizm diyorlar diye ifade edilebiliyor. Onun için yani yeryüzünde nasıl iki tane aynı insan bulamazsak iki tane aynı otizm bulgu ve belirtileri olan birey bulabilmek şansımız da yok. Yani doğuştan geliyor yaşamın erken dönemlerinde fark ediliyor. Ve klinik görünüm olarak da birbirinden bu kadar farklı bireyler görebiliyoruz.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Özellikle iki alanda önemli sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Birincisi sosyal iletişim. Yani iletişimle ilgili, temasla ilgili ki bunun içerisine dil giriyor, jest ve mimikler giriyor. Karşıdakini ne ifade etmek istediğini anlamaktan tutun. Yani zihin teorisi olarak algılamaya yönelik pek çok nokta giriyor. Ama en basit olarak mesela konuşamıyorsa bir çocuk. Konuşmasında gecikme ya da gerilik varsa bu da kafayı karıştıran noktalardan bir tanesi. Ya da konuşmasında farklılık varsa. Çünkü bazen görüyoruz evet çocuk konuşuyor, konuşabiliyor. Ama konuşmanın kendi içerisinde bir sürü ayrıntıları var. Şimdi ben sizinle konuşurken bile bir şey vurgulamak istediğimde bir ses tonumu arttırabiliyorum, azaltabiliyorum. Ya da bir ses tonuma bir jest mimik eşlik edebiliyor konuşurken. Tamamen konuşsa bile o tonlaması olabilir, prozodi vesaire falan. Bir gariplik oluyor. Yani önce konuşma, konuşmadan sonra anlatma, anlatmadan sonra da sohbet dediğimiz bu sefer bu konuşmayı karşılıklı bir etkileşim içerisinde kullanabilme. Bu bireylerde bu sürecin farklı noktalarında sıkıntı ve problemler görebiliyoruz. İkinci bir alanda takıntılı, bazı noktalarda takıntılı hareketler, davranışlar veya yaşamda bazı noktalarda takıntılar diyebileceğimiz yani kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı hareket ve davranışlar olarak nitelendirebileceğimiz alan.

"OTİZMLE ZEKANIN DİREKT BİR BAĞLANTISI YOK"

Evet gördüğümüz bireylerin büyük bir kısmında gelişimsel farklılıklar olduğu için zeka ile ilgili sıkıntı ve problemlerle de karşılaşabiliyoruz. Ama bütün hepsinde böyle değil. Yani normal zekada olan otizmli bireyler de var. Düşük zekada olan otizmli bireyler de var. Yüksek zekada olan normale göre daha yüksek zekada olan otizmli bireyler de var. Bazı becerilerin ön plana çıkması, bir dili çok iyi öğrenebilme, bazı sayısal işlemleri çok rahat yapabilme veya bazı görsel alanlarda çok iyi beceri ortaya koyabilme insanlarda otizm eşittir yüksek zeka gibi. Yani bunların çoğu yüksek zekalı gibi bir algı oluşturabiliyor. Hayır öyle değil. Normal zekada da düşük zekada da, yüksek zekada olan bireyler de biz görebiliyoruz.

GENETİK FAKTÖRLER, OTİZM ÜZERİNDE ETKİLİ Mİ?

Maalesef bulunmuş herhangi... Şunun da genden kaynaklı ya da şundan ortaya çıkar gibi bir bilgi yok. Doğuştan geldiğini, genetik olduğunu biliyoruz. Nasıl biliyoruz? İşte bir ailede varsa görülme ihtimali artıyor. Bir kardeşte varsa görülme ihtimali artabiliyor. İkizlerde görülme ihtimallerinin daha sık olması... Evet burada biyolojik doğuştan gelen bir neden olduğunu düşündürtüyor bize.

"OTİZMİN TEDAVİSİ TAMAMEN ÖZEL EĞİTİM"

İlaç falan yok. Ama bu özel eğitim işte bireyselleştirilmiş kişiye özgün. İçeriğinin doldurulmuş olması gereken bir eğitim. Yani bunda işte sporla ilgili beceriler, işte sosyal beceriyle ilgili, günlük yaşam becerileriyle ilgili akademik kazanımlarla ilgili duyusal çok bahsetmedik aşırı duysal hassasiyetleri olabiliyor bu bireylerin. Bütün bunların bir araya gelmesi gerekiyor. Haftada 2 gün gibi yani 2 ders gibi mesela devletimizin rapor alınırsa bu çocuklar o özel eğitim merkezlerine haftada 2 saat bir eğitim hakları oluyor ama bahsettiğimiz sıkıntı ve problemlerin büyüklüğüne bakacak olursak bu 2 saat maalesef çok çok yetersiz. Ve pek çok birey bunun dışına çıkamıyor. Yani ekonomik anlamda kendileri de bunu çok yapamıyorlar. Hadi yaptılar diyelim yapabilenler için de bu sefer o kurumlardaki hani eksiklikler öyle söyleyeyim ve yetersizlikler gündeme gelmiş oluyor. Onun için en zorlandığımız noktalardan bir tanesi aileler açısından gerçekten bu. (Ahmet İlhan Sağlam)

Manisa HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.