Ayşe  Yıldız
Köşe Yazarı
Ayşe Yıldız
 

 DÖVİZ KUR YAPTI, CAZİBESİ ENFLASYONU BAŞTAN ÇIKARDI

 Döviz kuru ile petrol fiyatlarındaki artış bir anda akaryakıt fiyatlarında da zamları beraberinde getirmiş oldu.  Geçen hafta benzine 18 kuruş, motorine 41 kuruş zammın geleceği haberini duyan her araç sahibi vatandaş bir anda aracına atlayıp petrol ofisinin yolunu tuttu. Hal böyle olunca; petrol ofislerinin önünde hiç alışık olmadığımız araç kuyrukları oluştu. Halk ne yapsın?  ENFLASYON HALKIN BELİNİ BÜKÜYORDU, ŞİMDİLERDE İSE KIRIYOR Türkiye gibi üretimin büyük oranda ithal girdilere bağlı olduğu ülkeler ne yazık ki yüksek enflasyonun krizlerini büyük oranda yaşıyor. Para politikasının iyi yönetilmediği ülkelerin "Makus talihi" yüksek enflasyon olmaya devam ediyor.  Döviz kurunda meydana gelen artışlar, sadece akaryakıt fiyatlarını etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda üreticilerin maliyetlerini artırdığı için satış fiyatlarına da yansıyor ve bu da enflasyonun yükselmesine neden oluyor. Çiftçiye bir dokunuyorsun bin ah işitiyorsun. Hayvancılıkla uğraşanlar ona keza... 'gel de üret diyor vatandaş' evet, gel de üret.  Meslek gereği ilçe ilçe, köy köy geziyoruz. Manisa bilindiği üzere bir tarım ovası. Tarımın olduğu yerde hayvancılık olmaz mı?  Son yıllarda döviz kurundan dolayı ve paramızın değer kaybetmesi ve hatta buna paralel olarak yaşanılan yüksek enflasyondan kaynaklı, yüksek maliyetlerin oluşturduğu krizler nedeni ile hayvancılık birçok ilçemizde, köylerimizde hiç kalmadı. Tarım için de korkarak söylüyorum ki azalarak, bitmeye yüz tutmuş bir durumda.  ÜRETİMİN OLMADIĞI BİR ÜLKE YOK OLMAYA MECBURDUR Ne ara üretemeyen ve her şeyi ithal eden bir ülke olduk? Aslında birçoğumuzun cevabını bildiği bir soru. Ülkede her şeyin siyasi meseleler üzerinden okunduğunu bilenler bu, "Ne zaman" sorumun cevabını kronolojik olarak çok iyi bildiğinden eminim. SORUN NASIL MI ÇÖZÜLÜR? Ben bir ekonomist değilim ancak; soran, sorgulayan, araştıran, analiz eden ve bu ülkede her şeyin sağlamasını yapan bir vatandaş olarak basit bir formül; -Para politikasında %100 şeffaflık -Türk parasının değerini artıracak yatırımcılar bulmak -Döviz kurunu düşürmek -Enflasyonu optimum hale getirmek -Faiz artışını, enflasyonu dengeleyecek bir seviyede tutmak -Halkın parasını türlü yöntemlerle halkın cebinden almadan, halkın cebinde bırakmak Diyeceğim o ki; her şey çok basit. Çünkü ülke olarak çalışkan bir milletiz. Kaynaklarımız çok. Yokluklar içinde gelişen, büyüyen bir ülkenin, varlık içinde küçülmesi büyük bir ironi değil mi sizce? O halde hep birlikte biraz düşünelim! Hatta birbirimizi biraz düşünmeye davet edelim mi? Belki de bugüne kadar düşünmeyi düşünememişizdir.
Ekleme Tarihi: 21 Ekim 2021 - Perşembe
Ayşe  Yıldız

 DÖVİZ KUR YAPTI, CAZİBESİ ENFLASYONU BAŞTAN ÇIKARDI

 Döviz kuru ile petrol fiyatlarındaki artış bir anda akaryakıt fiyatlarında da zamları beraberinde getirmiş oldu. 

Geçen hafta benzine 18 kuruş, motorine 41 kuruş zammın geleceği haberini duyan her araç sahibi vatandaş bir anda aracına atlayıp petrol ofisinin yolunu tuttu. Hal böyle olunca; petrol ofislerinin önünde hiç alışık olmadığımız araç kuyrukları oluştu.

Halk ne yapsın? 

ENFLASYON HALKIN BELİNİ BÜKÜYORDU, ŞİMDİLERDE İSE KIRIYOR

Türkiye gibi üretimin büyük oranda ithal girdilere bağlı olduğu ülkeler ne yazık ki yüksek enflasyonun krizlerini büyük oranda yaşıyor. Para politikasının iyi yönetilmediği ülkelerin "Makus talihi" yüksek enflasyon olmaya devam ediyor. 

Döviz kurunda meydana gelen artışlar, sadece akaryakıt fiyatlarını etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda üreticilerin maliyetlerini artırdığı için satış fiyatlarına da yansıyor ve bu da enflasyonun yükselmesine neden oluyor. Çiftçiye bir dokunuyorsun bin ah işitiyorsun. Hayvancılıkla uğraşanlar ona keza... 'gel de üret diyor vatandaş' evet, gel de üret. 

Meslek gereği ilçe ilçe, köy köy geziyoruz. Manisa bilindiği üzere bir tarım ovası. Tarımın olduğu yerde hayvancılık olmaz mı?  Son yıllarda döviz kurundan dolayı ve paramızın değer kaybetmesi ve hatta buna paralel olarak yaşanılan yüksek enflasyondan kaynaklı, yüksek maliyetlerin oluşturduğu krizler nedeni ile hayvancılık birçok ilçemizde, köylerimizde hiç kalmadı. Tarım için de korkarak söylüyorum ki azalarak, bitmeye yüz tutmuş bir durumda. 

ÜRETİMİN OLMADIĞI BİR ÜLKE YOK OLMAYA MECBURDUR

Ne ara üretemeyen ve her şeyi ithal eden bir ülke olduk? Aslında birçoğumuzun cevabını bildiği bir soru. Ülkede her şeyin siyasi meseleler üzerinden okunduğunu bilenler bu, "Ne zaman" sorumun cevabını kronolojik olarak çok iyi bildiğinden eminim.

SORUN NASIL MI ÇÖZÜLÜR?

Ben bir ekonomist değilim ancak; soran, sorgulayan, araştıran, analiz eden ve bu ülkede her şeyin sağlamasını yapan bir vatandaş olarak basit bir formül;

-Para politikasında %100 şeffaflık

-Türk parasının değerini artıracak yatırımcılar bulmak

-Döviz kurunu düşürmek

-Enflasyonu optimum hale getirmek

-Faiz artışını, enflasyonu dengeleyecek bir seviyede tutmak

-Halkın parasını türlü yöntemlerle halkın cebinden almadan, halkın cebinde bırakmak

Diyeceğim o ki; her şey çok basit. Çünkü ülke olarak çalışkan bir milletiz. Kaynaklarımız çok. Yokluklar içinde gelişen, büyüyen bir ülkenin, varlık içinde küçülmesi büyük bir ironi değil mi sizce? O halde hep birlikte biraz düşünelim!

Hatta birbirimizi biraz düşünmeye davet edelim mi? Belki de bugüne kadar düşünmeyi düşünememişizdir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.