Ayşe  Yıldız
Köşe Yazarı
Ayşe Yıldız
 

DÜŞÜNCELERİMİZİN ÜRÜNÜYÜZ

Anda kalmanın metodolojisi üzerinde duralım mı biraz? Farklı açılardan baktığımızda zihni, ana odaklayarak yaşamanın farkındalığını kazanma teknikleri var aslında. Anda kalmak; anın tadını çıkartarak, keyifli bir yaşam sağlamak çok kolay değil ancak; bu hiç de mümkün değil anlamına da gelmiyor. Anda kalma düsturu ile yaşayan bu bilinci, bu farkındalığı kazanmış ve hayatın tadını derin derin, keyifle yaşayan insanlar var ise; böyle bir yaşam anlayışı ile yaşamak isteyen insan bunu başarabilir demek ki. GEÇMİŞ YA DA GELECEK, SADECE DÜŞÜNCELERİN ÜRÜNÜR Geçmiş ya da gelecek, sadece düşüncelerin ürettiği, şu ana ait olmayan kurgulardır. Her şey çok basit aslında, her şey düşüncelerimizden ibaret ve biz düşüncelerimizin eseriyiz. Anda kalmak harika bir şey, eğer bunu istersek ve istekle başarabilirsek. Geçmişte, geçmiş sorunlarda takılıp kalmak insana hiçbir şey kazandırmıyor, hatta geriye çekiyor, ilerlemeyi engelliyor. Gelecek kaygısı da insana bir şey kazandırmıyor. Bilmediğimiz, içinde olmadığımız bir zamanın kaygıları insana ne kazandırabilir ki? Kişileri ve olayları aşırı önemsemek ve abartmak, her şeye gereğinden fazla anlam yüklemek huzurlu yaşamayı biraz örseliyor diye düşünüyorum. Düşüncelerde her şeyi fazla büyütmekten dolayı insan kendi kendisine üzüntü veremiyor mu? HİÇBİR ŞEY VE HİÇ KİMSE KENDİMİZDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİL Kendi öz değerlerimizi, yeteneklerimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Ne kadar karışık sorunlar içinde olsak da geçmişte ne kadar çok sorunlar yaşasak da bunların üstesinden gelecek güce sahibiz. Bu güç her insanda mevcut. Olumsuz düşüncelerin, kaygıların asla sorunları çözmeyeceği bilincinde olan kişiler, olumsuz düşüncelerin yarattığı o sıkıntılı ruh halinden çıkabilir. Bilmek gerekiyor ki; şu anımızdan daha önemli hiçbir şey yok! Bir dakika öncesine gidemiyorsak, geçen zamanı geri getiremiyorsak, demek ki şu ana odaklanarak anın tadını çıkarmak gerekiyor. Anda kaldıkça yani, yaşadıklarımıza, gördüklerimize, hissettiklerimize, duyduklarınıza herhangi bir anlam yüklemeden yaşamayı becerebildiğimizde daha rahat ve barış içinde olmak mümkün hale geliyor. Hatta daha rahat ve barış içinde olmak beraberinde mutluluğu da getiriyor. Bunun asıl püf noktası zihinden geçenlere tutunmamakta saklı diye düşünüyorum. Mutluluğun yolu hiçbir şeye tutunmamaktan geçiyor diyebiliriz. Fakat ne yazık ki bunu gerçekleştirmek pek kolay değil. Ancak çaba harcamak, yani terlemek gerekiyor. Armut piş ağzıma düş sloganı " Anda Kalma" işinde etkili olmuyor. ACI ÇEKMEK KAÇINILMAZ, KABUL ET HER DUYGUNU Acı çekmenin kaçınılmaz olduğunu bilerek başınıza her ne gelir gelsin ne hissederseniz hissedin orada kalarak hiçbir tarafa çekilmeden becerebildiğinizde, yani " Bu olabilir", " Bu olmamalı" demeden hissettiğiniz her ne ise, onunla birlikte olabilirseniz anda kalma kasınızı geliştirmiş olursunuz. Olumlu ya da olumsuz her duyguyu anda yaşamak çok önemli. Hiçbir duygudan kaçmadan, o duyguları kabullenerek o anda yaşamak, gelecekte daha elem duygular yaşamamızı önler. Zaten bir şeylere tutunmak tamamen illüzyon. Çünkü evrende her şey an ve an değişiyor. Anla ilgili en önemli ve bana en çok faydası dokunan bakış açısı açıkçası şu oldu: "İçinde bulunduğum ana en fazla katkıyı nasıl sağlayabilirim?" Bu soruyu kendinize sık sık sorun! Anda kalmaya ilişkin olarak söylemek istediğim son bir şey var, o da anda kaldığınızda, yani geçmişi ve geleceği düşünmediğinizde, kendi gücünüzün de daha çok farkına vardığınız. Bu anda kalmanın çok faydalı bir etkisi. Bir şeyi değiştirebileceğiniz tek an aslında içinde bulunduğunuz an ve siz "doğru" enerjilerle hareket ettiğinizde denklemdeki en büyük güç ve etken siz oluyorsunuz. Geçmişe ilişkin kötü deneyimlerimiz ve geleceğe ilişkin korkularımız genellikle diğer insanları da içeren senaryolardır. Ben, şu an kendime nasıl katkıda bulunabilirim metodolojisi ile bakış açınızı geliştirirseniz, anı yakalamış olursunuz. Özne zaten "Ben". Anda, mutlu kalmak dileği ile...
Ekleme Tarihi: 08 Nisan 2022 - Cuma
Ayşe  Yıldız

DÜŞÜNCELERİMİZİN ÜRÜNÜYÜZ

Anda kalmanın metodolojisi üzerinde duralım mı biraz? Farklı açılardan baktığımızda zihni, ana odaklayarak yaşamanın farkındalığını kazanma teknikleri var aslında. Anda kalmak; anın tadını çıkartarak, keyifli bir yaşam sağlamak çok kolay değil ancak; bu hiç de mümkün değil anlamına da gelmiyor. Anda kalma düsturu ile yaşayan bu bilinci, bu farkındalığı kazanmış ve hayatın tadını derin derin, keyifle yaşayan insanlar var ise; böyle bir yaşam anlayışı ile yaşamak isteyen insan bunu başarabilir demek ki.

GEÇMİŞ YA DA GELECEK, SADECE DÜŞÜNCELERİN ÜRÜNÜR

Geçmiş ya da gelecek, sadece düşüncelerin ürettiği, şu ana ait olmayan kurgulardır.

Her şey çok basit aslında, her şey düşüncelerimizden ibaret ve biz düşüncelerimizin eseriyiz. Anda kalmak harika bir şey, eğer bunu istersek ve istekle başarabilirsek. Geçmişte, geçmiş sorunlarda takılıp kalmak insana hiçbir şey kazandırmıyor, hatta geriye çekiyor, ilerlemeyi engelliyor. Gelecek kaygısı da insana bir şey kazandırmıyor. Bilmediğimiz, içinde olmadığımız bir zamanın kaygıları insana ne kazandırabilir ki?

Kişileri ve olayları aşırı önemsemek ve abartmak, her şeye gereğinden fazla anlam yüklemek huzurlu yaşamayı biraz örseliyor diye düşünüyorum. Düşüncelerde her şeyi fazla büyütmekten dolayı insan kendi kendisine üzüntü veremiyor mu?

HİÇBİR ŞEY VE HİÇ KİMSE KENDİMİZDEN DAHA ÖNEMLİ DEĞİL

Kendi öz değerlerimizi, yeteneklerimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Ne kadar karışık sorunlar içinde olsak da geçmişte ne kadar çok sorunlar yaşasak da bunların üstesinden gelecek güce sahibiz. Bu güç her insanda mevcut. Olumsuz düşüncelerin, kaygıların asla sorunları çözmeyeceği bilincinde olan kişiler, olumsuz düşüncelerin yarattığı o sıkıntılı ruh halinden çıkabilir. Bilmek gerekiyor ki; şu anımızdan daha önemli hiçbir şey yok!

Bir dakika öncesine gidemiyorsak, geçen zamanı geri getiremiyorsak, demek ki şu ana odaklanarak anın tadını çıkarmak gerekiyor.

Anda kaldıkça yani, yaşadıklarımıza, gördüklerimize, hissettiklerimize, duyduklarınıza herhangi bir anlam yüklemeden yaşamayı becerebildiğimizde daha rahat ve barış içinde olmak mümkün hale geliyor. Hatta daha rahat ve barış içinde olmak beraberinde mutluluğu da getiriyor. Bunun asıl püf noktası zihinden geçenlere tutunmamakta saklı diye düşünüyorum. Mutluluğun yolu hiçbir şeye tutunmamaktan geçiyor diyebiliriz. Fakat ne yazık ki bunu gerçekleştirmek pek kolay değil. Ancak çaba harcamak, yani terlemek gerekiyor. Armut piş ağzıma düş sloganı " Anda Kalma" işinde etkili olmuyor.

ACI ÇEKMEK KAÇINILMAZ, KABUL ET HER DUYGUNU

Acı çekmenin kaçınılmaz olduğunu bilerek başınıza her ne gelir gelsin ne hissederseniz hissedin orada kalarak hiçbir tarafa çekilmeden becerebildiğinizde, yani " Bu olabilir", " Bu olmamalı" demeden hissettiğiniz her ne ise, onunla birlikte olabilirseniz anda kalma kasınızı geliştirmiş olursunuz. Olumlu ya da olumsuz her duyguyu anda yaşamak çok önemli. Hiçbir duygudan kaçmadan, o duyguları kabullenerek o anda yaşamak, gelecekte daha elem duygular yaşamamızı önler. Zaten bir şeylere tutunmak tamamen illüzyon. Çünkü evrende her şey an ve an değişiyor.

Anla ilgili en önemli ve bana en çok faydası dokunan bakış açısı açıkçası şu oldu: "İçinde bulunduğum ana en fazla katkıyı nasıl sağlayabilirim?" Bu soruyu kendinize sık sık sorun!

Anda kalmaya ilişkin olarak söylemek istediğim son bir şey var, o da anda kaldığınızda, yani geçmişi ve geleceği düşünmediğinizde, kendi gücünüzün de daha çok farkına vardığınız. Bu anda kalmanın çok faydalı bir etkisi.

Bir şeyi değiştirebileceğiniz tek an aslında içinde bulunduğunuz an ve siz "doğru" enerjilerle hareket ettiğinizde denklemdeki en büyük güç ve etken siz oluyorsunuz.

Geçmişe ilişkin kötü deneyimlerimiz ve geleceğe ilişkin korkularımız genellikle diğer insanları da içeren senaryolardır.

Ben, şu an kendime nasıl katkıda bulunabilirim metodolojisi ile bakış açınızı geliştirirseniz, anı yakalamış olursunuz.

Özne zaten "Ben".

Anda, mutlu kalmak dileği ile...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.