Ayşe  Yıldız
Köşe Yazarı
Ayşe Yıldız
 

NE KADAR GERÇEKSİNİZ? NE KADAR KENDİNİZSİNİZ?

En büyük ahlaksızlar, en koyu ahlakçı görünümünde, devinize edilmiş ahlak savunucuları gibidir... Tahsil gösterişi ile görgü abideliği sergileyerek, adaleti sözde savunan, pratik aklın eleştrisine “haa-hoo” demekten öteye gidemez tepkileri yok mu bu insanların? İnsan çatlatırlar doğrusu... Olduğun gibi görünememek belli bir memnuniyetsizliği yansıtır kişiye, kendi hakkında. Eksikliğinden hoşlanmaz, gizliden gizliye gıpta ettiği, olmak isteyip de olamadığı gibi olmak ister, içten içe. Yetersizliğini üretebilecekleriyle, eğitim ve görgüyle donatacağı, kabiliyetlerini yükselteceği yerde daha çok ortamı aşağı çekerek, diğerlerini aşağılayarak, kendi ile eşitlemeye kalkar bu yetersiz yeterliler... Zorlukların altında ezildikleri zaman bile iradelerinden ziyade hırs ve ihtiraslarından dolayı ayakta kalmaya çalışır bu zatlar. Öteki insanlardan kendilerini ayıran sadece doymak bilmez tamahlarıdır oysa... Aslında; tutkularınızı denetleyemiyorsanız bu daha çok iradenizin güçsüzlüğünden ve tutkularınıza yeterince köle oluşunuzdandır zaar... Kıskançlık bile bir bakıma anlaşılabilir. Ancak; ''Neden ben öyle olamadım, öyle olamıyorum, neden bende yok ve onda var?'' psikozunun yalın asabiyetidir, aslında birçok insanın isimlendirilemeyen gizli duygusu ve yüzleşmekten korktuğu bilinçaltı, birikmiş kirli tortusu... Statüsü sizden yüksek olan, fazla para kazanan, fiziki şartlarda size müthiş farklar atanları kıskananlar! Prokrustes kompleksi denilen berbat bir kompleks içindesiniz aslında. Çünkü olmak istediğiniz ama olmadığınız da bunlardı zaten ve asıl bu korkunç kompleksti, sizi kimliği belirsiz bu başka kimliklere sokan... Halbuki mutluluğu malda değil, güçte değil, gösterişte değil canda aramaktır doğru olan. Canınız kadar neniz, neleriniz, kaç güvendiğiniz insan var kıymetli olan? Başkalarının sizde hoşlandıkları şeyleri sergilemek, sizde görmelerini istediğiniz en güzel özellikleri üretmeye çalışmak mıdır sizi mutlu eden? Yoksa başkalarını mutlu etmek için midir, olmadığınız bir kimliğe bürünmeye çalışmak? İnsanın kendini bilmesi çok daha fazla mutluluk verir ruha... Zira; kedini bilmek aslında gerçeği tüm çıplaklığı ile görmek demektir. Tabii kendiniz ile yüzleşmeye de cesaretiniz varsa... ki bu çok önemli bir meziyettir, kişinin kendini tamamlamasında atabileceği en büyük adımdır aynı zamanda.... Peki, kendinizi gerçekten mutlu hissettiğiniz, gerçek bir gerçeğiniz var mı? Eh, yine bir sürü laf ettik. Biri özetini çıkarsa bari... Biraz da kalın sağlıcakla
Ekleme Tarihi: 03 Haziran 2020 - Çarşamba
Ayşe  Yıldız

NE KADAR GERÇEKSİNİZ? NE KADAR KENDİNİZSİNİZ?

En büyük ahlaksızlar, en koyu ahlakçı görünümünde, devinize edilmiş ahlak savunucuları gibidir...

Tahsil gösterişi ile görgü abideliği sergileyerek, adaleti sözde savunan, pratik aklın eleştrisine “haa-hoo” demekten öteye gidemez tepkileri yok mu bu insanların? İnsan çatlatırlar doğrusu...

Olduğun gibi görünememek belli bir memnuniyetsizliği yansıtır kişiye, kendi hakkında.

Eksikliğinden hoşlanmaz, gizliden gizliye gıpta ettiği, olmak isteyip de olamadığı gibi olmak ister, içten içe.

Yetersizliğini üretebilecekleriyle, eğitim ve görgüyle donatacağı, kabiliyetlerini yükselteceği yerde daha çok ortamı aşağı çekerek, diğerlerini aşağılayarak, kendi ile eşitlemeye kalkar bu yetersiz yeterliler...

Zorlukların altında ezildikleri zaman bile iradelerinden ziyade hırs ve ihtiraslarından dolayı ayakta kalmaya çalışır bu zatlar.

Öteki insanlardan kendilerini ayıran sadece doymak bilmez tamahlarıdır oysa...

Aslında; tutkularınızı denetleyemiyorsanız bu daha çok iradenizin güçsüzlüğünden ve tutkularınıza yeterince köle oluşunuzdandır zaar...

Kıskançlık bile bir bakıma anlaşılabilir. Ancak;

''Neden ben öyle olamadım, öyle olamıyorum, neden bende yok ve onda var?'' psikozunun yalın asabiyetidir, aslında birçok insanın isimlendirilemeyen gizli duygusu ve yüzleşmekten korktuğu bilinçaltı, birikmiş kirli tortusu...

Statüsü sizden yüksek olan, fazla para kazanan, fiziki şartlarda size müthiş farklar atanları kıskananlar! Prokrustes kompleksi denilen berbat bir kompleks içindesiniz aslında. Çünkü olmak istediğiniz ama olmadığınız da bunlardı zaten ve asıl bu korkunç kompleksti, sizi kimliği belirsiz bu başka kimliklere sokan...

Halbuki mutluluğu malda değil, güçte değil, gösterişte değil canda aramaktır doğru olan.

Canınız kadar neniz, neleriniz, kaç güvendiğiniz insan var kıymetli olan?

Başkalarının sizde hoşlandıkları şeyleri sergilemek, sizde görmelerini istediğiniz en güzel özellikleri üretmeye çalışmak mıdır sizi mutlu eden? Yoksa başkalarını mutlu etmek için midir, olmadığınız bir kimliğe bürünmeye çalışmak? İnsanın kendini bilmesi çok daha fazla mutluluk verir ruha... Zira; kedini bilmek aslında gerçeği tüm çıplaklığı ile görmek demektir. Tabii kendiniz ile yüzleşmeye de cesaretiniz varsa... ki bu çok önemli bir meziyettir, kişinin kendini tamamlamasında atabileceği en büyük adımdır aynı zamanda....

Peki, kendinizi gerçekten mutlu hissettiğiniz, gerçek bir gerçeğiniz var mı?

Eh, yine bir sürü laf ettik. Biri özetini çıkarsa bari...

Biraz da kalın sağlıcakla

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.