Ayşe  Yıldız
Köşe Yazarı
Ayşe Yıldız
 

 NEYİ BİLDİĞİMİ DE NEYİ BİLMEDİĞİMİ DE BİLMİYORUM! 

Yaşamın amacı bilmek ve bilgiye ulaşmak değil mi?  İnsan bilmek istiyor; bilmek istemesini de geçtim, bilgisinden emin olmak istiyor. İnsanın felsefe ihtiyacı işte burada alevleniyor, kelimenin anlamından bile belli, felsefe: Bilgi arayışı, bilgelik sevdası. Her şeyin bir felsefesi var, bilimin bile. Dolayısıyla felsefe yapana, bilgiyi arayana da filozof deniyor. Bu arayış süreci hep devam ettiği için de felsefe dinamik kalıyor. Mesela bir insan düşünün "Ben bu konuya hakimim, bilmem nenin bilgisine sahibim, çok iyi bilirim" diyor, bir şeyleri bilmenin (ya da bildiğini zannetmenin) gevşemesine ulaşmış, otururken yastığa filan gerek duymuyor. O halde felsefe de bitiyor, çünkü bilgi arayışı sonlanmış durumda. Bu hususta söylenmiş en anlamlı söz de felsefenin babası Sokrates'in, üzerinde düşününce derin bir anlamı olduğunu fark edeceğimiz "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" cümlesi olabilir. Bu düşünceyle çekilmez ve huysuz bir ihtiyar (bilgiye erişememenin huysuzluk yarattığını söylemiş miydim?) modunda sürekli bilgi arayışına devam etmesidir Sokrates'i filozof yapan. Bir de Karneades var ki bilginin mümkünsüzlüğü konusundaki görüşünün nirvanaya ulaştığını şu sözüyle anlayabiliriz: "Hiçbir şey bilmediğimi de kesin olarak bilemem". Şimdi suratınızda ekşi bir ifadeyle doğru bildiğinizi düşündüğünüz şeyleri bir sorgulayıp, varoluş sancısı seansınıza başlayabilirsiniz. Şaka bir yana gerçekçi düşünmek şart, günlük yaşantıdaki genelgeçer ve bilimsel bilgileri, "Dünya düz değildir" gibi, sorgulamanın da alemi yok. Her şeyin abartısı pek iyi olmadığı gibi, kontrolsüz şüphecilik de insanı realiteden koparır. Burada önemli olan arayış farlarımızı açık tutmayı başarabilmek, yani kendimizi yenilemeye açık olabilmek. Bu durumda Nietzche'ye kulak vermek gerek; "Hayat sürekli tazelenen bir süreç, her gün yeniden doğmamız gerek, aksi takdirde kuruyup, çürüyüp, yozlaşıyoruz," dediği gibi... Herkes filozof olacak değil elbette. Ancak insan olmanın gereği; 'yeni fikirlere, yeni bilgilere açık olarak, yaşamın amacına uygun, hayatın hakkını vererek yaşamaktır" diyebiliriz.  Yeniliklerle yenileneceğiniz günlere… Kalın sağlıcakla.
Ekleme Tarihi: 10 Haziran 2022 - Cuma
Ayşe  Yıldız

 NEYİ BİLDİĞİMİ DE NEYİ BİLMEDİĞİMİ DE BİLMİYORUM! 

Yaşamın amacı bilmek ve bilgiye ulaşmak değil mi? 

İnsan bilmek istiyor; bilmek istemesini de geçtim, bilgisinden emin olmak istiyor. İnsanın felsefe ihtiyacı işte burada alevleniyor, kelimenin anlamından bile belli, felsefe: Bilgi arayışı, bilgelik sevdası. Her şeyin bir felsefesi var, bilimin bile. Dolayısıyla felsefe yapana, bilgiyi arayana da filozof deniyor. Bu arayış süreci hep devam ettiği için de felsefe dinamik kalıyor.

Mesela bir insan düşünün "Ben bu konuya hakimim, bilmem nenin bilgisine sahibim, çok iyi bilirim" diyor, bir şeyleri bilmenin (ya da bildiğini zannetmenin) gevşemesine ulaşmış, otururken yastığa filan gerek duymuyor. O halde felsefe de bitiyor, çünkü bilgi arayışı sonlanmış durumda. Bu hususta söylenmiş en anlamlı söz de felsefenin babası Sokrates'in, üzerinde düşününce derin bir anlamı olduğunu fark edeceğimiz "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" cümlesi olabilir. Bu düşünceyle çekilmez ve huysuz bir ihtiyar (bilgiye erişememenin huysuzluk yarattığını söylemiş miydim?) modunda sürekli bilgi arayışına devam etmesidir Sokrates'i filozof yapan.

Bir de Karneades var ki bilginin mümkünsüzlüğü konusundaki görüşünün nirvanaya ulaştığını şu sözüyle anlayabiliriz: "Hiçbir şey bilmediğimi de kesin olarak bilemem". Şimdi suratınızda ekşi bir ifadeyle doğru bildiğinizi düşündüğünüz şeyleri bir sorgulayıp, varoluş sancısı seansınıza başlayabilirsiniz.

Şaka bir yana gerçekçi düşünmek şart, günlük yaşantıdaki genelgeçer ve bilimsel bilgileri, "Dünya düz değildir" gibi, sorgulamanın da alemi yok. Her şeyin abartısı pek iyi olmadığı gibi, kontrolsüz şüphecilik de insanı realiteden koparır. Burada önemli olan arayış farlarımızı açık tutmayı başarabilmek, yani kendimizi yenilemeye açık olabilmek.

Bu durumda Nietzche'ye kulak vermek gerek; "Hayat sürekli tazelenen bir süreç, her gün yeniden doğmamız gerek, aksi takdirde kuruyup, çürüyüp, yozlaşıyoruz," dediği gibi...

Herkes filozof olacak değil elbette. Ancak insan olmanın gereği; 'yeni fikirlere, yeni bilgilere açık olarak, yaşamın amacına uygun, hayatın hakkını vererek yaşamaktır" diyebiliriz. 

Yeniliklerle yenileneceğiniz günlere…

Kalın sağlıcakla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.