Bülent Orakoğlu
Köşe Yazarı
Bülent Orakoğlu
 

BiLiNÇ Mi?... YOKSA DEĞiL Mi?...

Bilinçsizlik, yani bilgisizlik, cahillik değil mi? Bu kategoriye giren insanların, böyle toplumların bildikleri eksikler, yetersiz kalmıyor mu? Ya da öğrendikleri ile çağdaş bir dünya görüşüne ulaşamamışlık olmuyor mu? Dağınık kopuk bilgilerden yoksun olan toplumlar ve bu tip insanların bakışları geleceğe değil de geçmişlerine dönük değil midirler? Bilinçli insanlar geçmişlerin de olup bitenleri bilirler. Düşüncelerini de artı değer olarak değerlendirirler. … ve böylece bu tip toplumlar ve toplumun bireyleri geleceklerinin daha güzel bir yaşam olacağını seçerler. Gittikçe gelişen, gittikçe uygarlaşan, gittikçe medenileşen insanlar topluluğuna doğru yol almış olurlar. Aşama yapan bilimler, sanatlar, teknolojiler insanoğlunu daha parlak geleceğe götürmektedir. Aydınlanmacı eğitimden geçen insanlar bu gerçekleri apaçık görür ve kavrarlar. Ama; Ezbere dayalı, düşündürmeyen karanlıkçı eğitim ister istemez insanları ve toplumu geriye yöneltir. Uzayın derinliklerindeki karanlığa iter. Şunu iyi bilmeliyiz ki; Bu tip insan topluluklarında bir olgu vardır. Üzülerek  söylemek  gerekirse. Bu tip toplumlar ve insanlar hep DİNDAR mış gibi yaşamlarını sürdürürler. Allah, Din, Kur’an sözleri dillerinden düşmez. Bu tip insanlar okullarda da, bu inançların derslerine bile görmüşlerdir. Kur’andan bile ayet ezberlemişlerdir. Namazlarını da kılmışlardır. Oruçlarını da tutmuşlardır. Defalarca da Haç farizesini yerine getirmişlerdir. Eeee… Bunun yanı sıra; Bugün bu yaşamları özgürce yaşadıkları halde bunca hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık neyin nesi oluyor? Cumhuriyet Tarihimiz süresince, hiç görülmemiş oran da; Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırmacılığı, rüşvetle iş yapmalar almış başına gidiyor. Hepsi ortada. Bu mudur Dincilik? Bu mudur dine dayalı eğitim? Ülkemiz de bu insanların, bu tip yöneticilerin; Hiç mi, hiç vicdanları sızlamıyor? Hiç insani duygular yok mu bu insanlar da? Şu bir gerçek olarak ortaya çıkıyor ki; Gerici insan her alan da, her bakımdan, bir sorun haline geliyor veya getiriliyor. Bu tip insanlar da; Günümüz gerçeğini, çağdaş insan olma onurunu kendilerinde taşıyamıyorlar. Emperyal güçler insanları küçük duygularla boğmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken de eğitim seviyesi , kültür seviyesi ve düzeyi düşük kalan halkı da arkasına alarak ülke bazın da ki yönetimleri el koyuyorlar. Bu tip yönetimler de insanları bin bir hile ve entrikalarla halkını sömürüyorlar. Güya o halkın adamıymış gibi bir görüntü izliyor ve bu yolda gidiyorlar. Çünkü; Bilinçsiz ve kültürsüz halk toplulukları, kendi bireysel kararlarını veremeyecekleri için hep başkalarına bağımlı kalacaklardır. Eğitimsiz insanlar çok kolay güdülürler. Tarikat şeyhlerine, Aşiret reislerine, Toprak ağalarına, Körü körüne bağlıdırlar. Oysa aydınlanmacı eğitimden geçmiş insan ve toplum grupları, Doğruyu ve yanlışı kendi akıllarına göre irdelerler. Sonun da kararlarına o düşüncelerine göre verirler. Hiçbir zaman başkalarına bağımlı kalmazlar. Yalnız bu tip insanları da yönetmek zordur. Bu tip insanlar da demokrasi kavramı gelişmiştir. Yanlışları çabuk tepki verirler. Çabuk organize olurlar. Örgütlü toplum haline gelirler. İşte aydınlanmacı eğitim insan bilincini geliştirir. Sonuçta eğitimli toplumla, eğitimsiz toplumu karşılaştırdığımız da BİLİNÇ olgusu ortaya çıkıyor. Bilinç; Düşünmeyi , düşüne bilmeyi sağlar. Özgürce yaşam biçimini ortaya getirir. Esen Kalınız efendim.
Ekleme Tarihi: 24 Aralık 2018 - Pazartesi
Bülent Orakoğlu

BiLiNÇ Mi?... YOKSA DEĞiL Mi?...

Bilinçsizlik, yani bilgisizlik, cahillik değil mi?
Bu kategoriye giren insanların, böyle toplumların bildikleri eksikler, yetersiz kalmıyor mu?
Ya da öğrendikleri ile çağdaş bir dünya görüşüne ulaşamamışlık olmuyor mu?
Dağınık kopuk bilgilerden yoksun olan toplumlar ve bu tip insanların bakışları geleceğe değil de geçmişlerine dönük değil midirler?
Bilinçli insanlar geçmişlerin de olup bitenleri bilirler.
Düşüncelerini de artı değer olarak değerlendirirler.
… ve böylece bu tip toplumlar ve toplumun bireyleri geleceklerinin daha güzel bir yaşam olacağını seçerler.
Gittikçe gelişen, gittikçe uygarlaşan, gittikçe medenileşen insanlar topluluğuna doğru yol almış olurlar.
Aşama yapan bilimler, sanatlar, teknolojiler insanoğlunu daha parlak geleceğe götürmektedir.
Aydınlanmacı eğitimden geçen insanlar bu gerçekleri apaçık görür ve kavrarlar.
Ama;
Ezbere dayalı, düşündürmeyen karanlıkçı eğitim ister istemez insanları ve toplumu geriye yöneltir.
Uzayın derinliklerindeki karanlığa iter.
Şunu iyi bilmeliyiz ki; Bu tip insan topluluklarında bir olgu vardır.
Üzülerek  söylemek  gerekirse.
Bu tip toplumlar ve insanlar hep DİNDAR mış gibi yaşamlarını sürdürürler.
Allah, Din, Kur’an sözleri dillerinden düşmez.
Bu tip insanlar okullarda da, bu inançların derslerine bile görmüşlerdir.
Kur’andan bile ayet ezberlemişlerdir.
Namazlarını da kılmışlardır. Oruçlarını da tutmuşlardır.
Defalarca da Haç farizesini yerine getirmişlerdir.
Eeee…
Bunun yanı sıra;
Bugün bu yaşamları özgürce yaşadıkları halde bunca hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık neyin nesi oluyor?
Cumhuriyet Tarihimiz süresince, hiç görülmemiş oran da;
Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırmacılığı, rüşvetle iş yapmalar almış başına gidiyor.
Hepsi ortada.

Bu mudur Dincilik?
Bu mudur dine dayalı eğitim?
Ülkemiz de bu insanların, bu tip yöneticilerin;
Hiç mi, hiç vicdanları sızlamıyor?
Hiç insani duygular yok mu bu insanlar da?
Şu bir gerçek olarak ortaya çıkıyor ki;
Gerici insan her alan da, her bakımdan, bir sorun haline geliyor veya getiriliyor.
Bu tip insanlar da;
Günümüz gerçeğini, çağdaş insan olma onurunu kendilerinde taşıyamıyorlar.
Emperyal güçler insanları küçük duygularla boğmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken de eğitim seviyesi , kültür seviyesi ve düzeyi düşük kalan halkı da arkasına alarak ülke bazın da ki yönetimleri el koyuyorlar.
Bu tip yönetimler de insanları bin bir hile ve entrikalarla halkını sömürüyorlar.
Güya o halkın adamıymış gibi bir görüntü izliyor ve bu yolda gidiyorlar.
Çünkü;
Bilinçsiz ve kültürsüz halk toplulukları, kendi bireysel kararlarını veremeyecekleri için hep başkalarına bağımlı kalacaklardır.
Eğitimsiz insanlar çok kolay güdülürler.
Tarikat şeyhlerine,
Aşiret reislerine,
Toprak ağalarına,
Körü körüne bağlıdırlar.
Oysa aydınlanmacı eğitimden geçmiş insan ve toplum grupları,
Doğruyu ve yanlışı kendi akıllarına göre irdelerler.
Sonun da kararlarına o düşüncelerine göre verirler.
Hiçbir zaman başkalarına bağımlı kalmazlar.
Yalnız bu tip insanları da yönetmek zordur. Bu tip insanlar da demokrasi kavramı gelişmiştir.
Yanlışları çabuk tepki verirler. Çabuk organize olurlar. Örgütlü toplum haline gelirler.
İşte aydınlanmacı eğitim insan bilincini geliştirir.
Sonuçta eğitimli toplumla, eğitimsiz toplumu karşılaştırdığımız da BİLİNÇ olgusu ortaya çıkıyor.
Bilinç; Düşünmeyi , düşüne bilmeyi sağlar. Özgürce yaşam biçimini ortaya getirir.
Esen Kalınız efendim.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.