Bülent Orakoğlu
Köşe Yazarı
Bülent Orakoğlu
 

NASILBİR ÜRETİM YAPMALIYIZ? NASIL TÜKETMELİYİZ?

Yaşadığımız dönemin en ilginç özelliklerinden biri de, ekonomimizin olumlu ya da olumsuz bir farkla yaşam biçimimiz olmasıdır. Bir başka özellik ise, siyasetin, geleneksel üslubundan, konularından, mücadele tarzından, artık son dönemlerde iktidarın hız alamayışından olsa gerek, iktidar atılım yapamamaktadır. En önemlisi ise, bu iki değişim çerçevesinde, günümüzde siyaset kurumunun bocaladığını, üretimsiz kaldığını görmekteyiz. Kimi yorumculara göre, bu durumun ana nedeni, toplumumuzun son 20 yıllık döneminde, hele hele son 5-6 yıllık döneminde iktidarın yorgun düşmesine bağladıklarına görmekteyiz. Bazı yorumcularımıza göre siyasetten ve siyasal mücadeleden insanlarımızın bıktığı kanısın da olduklarını izlemekteyiz. Bu durum da, siyasetin soluğunun kesilmekte olgusunu var saymaktadır. Bu durum son derece düşündürücü bir görünüm kazandırmaktadır. Siyasetin temel konusu “ ÜRETİM “ ve “ PAYLAŞIM” olduğuna göre, tüm siyaset “ Gelirin nasıl oluşacağını ve aynı gelirin, hangi ölçülerle, nasıl paylaşılacağı “ sorusuna dayandığına göre, “HERKESİN EKONOMİ KONUŞTUĞU” günümüz de cıvıl cıvıl bir siyasal ortam yaratılması gerekmez miydi? Bu gün gidişattaki durumun tersliği apaçık ortadadır. Bir yandan fiyatlar ve pahalılık, Bir yandan eksilen alım gücü, Bir yandan paylaşım eşitsizliği, Bir yandan hukuktaki adaletsizlik, Gelir oluşumunu etkileyen yeni yeni deneyler ortaya çıkarmaktadır. Bu durum toplumumuzun gündeminden düşmediği gibi dilinden ise hiçte düşmemektedir. Öte yandan siyaset kurumu bütün bu olaylara seyirci gibi ve en fazlası ilkokul kompozisyonlarının üslubu ve ağırlığındaki kınama veya övme demeçleriyle halkımıza oyalamaktadır. … ve bu demeçler de halkımız nezdinde hiçbir iz bırakmadan, ülkemizin geleceğini ve yönetimini hiç etkilemeden geçip gitmektedir. Bu siyaset kurumunun ana nedenleri ise; Ülke gelirinin oluşumu değişik sınıflarca, değişik zümrelerce, paylaşım gerçekleri üzerinde, bundan önce olduğu gibi bugün de yeterince bina edilememiş bulunmasıdır. Bugün üretimin hangi değişik yaklaşımla ve hangi ölçülerle paylaşılacağı modelleri siyasette temel alınmadığından, Bunların gerektirdiği çalışmalarda yapılmadığından, sınıfsal ve sosyolojik özellikler siyasi partilerimizde belirleyici özellikler taşımadığını görmekteyiz. Bir garip siyaset anlayışı bugün ülkemize yönetmektedir. Bu gün geçmişte yaşandığı gibi üretim ve paylaşımdan çok, dar anlamdaki siyasal kavgaya, çekişmeye, karşılıklı ağır sözlerle daha fazla siyaset yapma özelliği otaya çıkarmaktadır. Bu durumun toplum ve ülke geleceği açısından büyük bir kayıp olduğunu vurgulamak gerektiğini düşünüyorum. Toplumları geliştiren “gelirin oluşumu ve paylaşımı” diye düşündüğümü izah etmek istiyorum. Bu durum karşısında ülkem insanı dengesiz bir gelir dağılımı ile karşı karşıya gelmektedir. Üretim yok, tüketim çok, paylaşımcılıkta bugün ülkemiz de yok olmuştur. Bir özenti almış başına gidiyor. Ne kadar özenti duyarsan duy, o özentiler bir gün gelip ülkemizin ve ülkemiz insanın başına çorap örmekte olduğunu görmekteyiz. Üretim yapmadan tüketim olmaz. Yanlış mı düşünüyorum? Esen kalınız efendim.
Ekleme Tarihi: 30 Eylül 2019 - Pazartesi
Bülent Orakoğlu

NASILBİR ÜRETİM YAPMALIYIZ? NASIL TÜKETMELİYİZ?

Yaşadığımız dönemin en ilginç özelliklerinden biri de, ekonomimizin olumlu ya da olumsuz bir farkla yaşam biçimimiz olmasıdır.

Bir başka özellik ise, siyasetin, geleneksel üslubundan, konularından, mücadele tarzından, artık son dönemlerde iktidarın hız alamayışından olsa gerek, iktidar atılım yapamamaktadır.

En önemlisi ise, bu iki değişim çerçevesinde, günümüzde siyaset kurumunun bocaladığını, üretimsiz kaldığını görmekteyiz.

Kimi yorumculara göre, bu durumun ana nedeni, toplumumuzun son 20 yıllık döneminde, hele hele son 5-6 yıllık döneminde iktidarın yorgun düşmesine bağladıklarına görmekteyiz.

Bazı yorumcularımıza göre siyasetten ve siyasal mücadeleden insanlarımızın bıktığı kanısın da olduklarını izlemekteyiz.

Bu durum da, siyasetin soluğunun kesilmekte olgusunu var saymaktadır.

Bu durum son derece düşündürücü bir görünüm kazandırmaktadır.

Siyasetin temel konusu “ ÜRETİM “ ve “ PAYLAŞIM” olduğuna göre, tüm siyaset “ Gelirin nasıl oluşacağını ve aynı gelirin, hangi ölçülerle, nasıl paylaşılacağı “ sorusuna dayandığına göre, “HERKESİN EKONOMİ KONUŞTUĞU” günümüz de cıvıl cıvıl bir siyasal ortam yaratılması gerekmez miydi?

Bu gün gidişattaki durumun tersliği apaçık ortadadır.

Bir yandan fiyatlar ve pahalılık,

Bir yandan eksilen alım gücü,

Bir yandan paylaşım eşitsizliği,

Bir yandan hukuktaki adaletsizlik,

Gelir oluşumunu etkileyen yeni yeni deneyler ortaya çıkarmaktadır.

Bu durum toplumumuzun gündeminden düşmediği gibi dilinden ise hiçte düşmemektedir.

Öte yandan siyaset kurumu bütün bu olaylara seyirci gibi ve en fazlası ilkokul kompozisyonlarının üslubu ve ağırlığındaki kınama veya övme demeçleriyle halkımıza oyalamaktadır.

… ve bu demeçler de halkımız nezdinde hiçbir iz bırakmadan, ülkemizin geleceğini ve yönetimini hiç etkilemeden geçip gitmektedir.

Bu siyaset kurumunun ana nedenleri ise;

Ülke gelirinin oluşumu değişik sınıflarca, değişik zümrelerce, paylaşım gerçekleri üzerinde, bundan önce olduğu gibi bugün de yeterince bina edilememiş bulunmasıdır.

Bugün üretimin hangi değişik yaklaşımla ve hangi ölçülerle paylaşılacağı modelleri siyasette temel alınmadığından,

Bunların gerektirdiği çalışmalarda yapılmadığından, sınıfsal ve sosyolojik özellikler siyasi partilerimizde belirleyici özellikler taşımadığını görmekteyiz.

Bir garip siyaset anlayışı bugün ülkemize yönetmektedir.

Bu gün geçmişte yaşandığı gibi üretim ve paylaşımdan çok, dar anlamdaki siyasal kavgaya, çekişmeye, karşılıklı ağır sözlerle daha fazla siyaset yapma özelliği otaya çıkarmaktadır.

Bu durumun toplum ve ülke geleceği açısından büyük bir kayıp olduğunu vurgulamak gerektiğini düşünüyorum.

Toplumları geliştiren “gelirin oluşumu ve paylaşımı” diye düşündüğümü izah etmek istiyorum.

Bu durum karşısında ülkem insanı dengesiz bir gelir dağılımı ile karşı karşıya gelmektedir.

Üretim yok, tüketim çok, paylaşımcılıkta bugün ülkemiz de yok olmuştur.

Bir özenti almış başına gidiyor.

Ne kadar özenti duyarsan duy, o özentiler bir gün gelip ülkemizin ve ülkemiz insanın başına çorap örmekte olduğunu görmekteyiz.

Üretim yapmadan tüketim olmaz.

Yanlış mı düşünüyorum?

Esen kalınız efendim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.