İsmail Aydın
Köşe Yazarı
İsmail Aydın
 

BU ÜFÜRÜKLE BU GEMİLER YÜRÜMEZ

Bu ülkeye demokrasiyi getirmemiz, bu anlayışla pek mümkün görünmüyor. Çünkü tutum ve davranışlarımızın büyük bir bölümü ne yazık ki demokratik olmaktan uzak. Siyasi parti genel başkanları, partilerini bir liderlik makamı gibi değil, istedikleri zaman istedikleri yöne çevirebilecekleri kişisel alanlar gibi yönetiyorlar. Oy, seçim, kongre, delege iradesi gibi kavramlar çoğu zaman yalnızca görüntüden ibaret kalıyor. *** İktidarıyla muhalefetiyle maalesef birçok siyasi parti aynı anlayışın ürünü gibi hareket ediyor. Mahalle kongreleri, ilçe delegeleri, ilçe kongreleri, il delegeleri ve il kongreleri yapılıyor ama bu süreçlerin gerçek anlamda demokratik olup olmadığı ciddi bir tartışma konusu. Demokrasiyle ilgisi zayıf olan bu kongrelerin, yalnızca vitrin demokrasisi adına insanları yormaktan başka neye hizmet ettiğini anlamakta güçlük çekiyorum. *** Genel merkezler çoğu zaman kendi istediğini yapıyor. Seçilmiş yönetimler, hiçbir açık gerekçe gösterilmeden görevden alınabiliyor. İl ve ilçe kongreleri çoğu yerde tek listeyle yapılıyor. Karşı liste çıkarmak isteyenler ise çeşitli baskılarla karşı karşıya kalabiliyor. Hatta “Kazanırsanız bir hafta sonra görevden alınırsınız” gibi tehditlerle insanların demokratik yarışa girmesi engellenebiliyor. Bu yöntemin yalnızca iktidar partisinde uygulandığı yönünde bir algı yaratılıyor. Oysa gerçek böyle değil. Bu anlayış, ne yazık ki birçok siyasi partide karşımıza çıkıyor. Son görevden alma örneklerinden biri de Manisa’da İYİ Parti’de yaşandı. Seçilmiş il yönetimi, kamuoyuna açık ve ikna edici bir gerekçe sunulmadan görevden alındı. *** Peki bu nasıl bir yasa? Bu nasıl bir demokrasi anlayışı? Bir kişi çıkıyor, parti kuruyor, kendisini lider ilan ediyor ve o lideri kimse yerinden oynatamıyor. Çünkü bu ülkede liderler sultası var. Bu sulta yıllardır değişmiyor. Siyasi partilerde ilçe başkanlarından il yönetimlerine kadar birçok noktada asıl belirleyici olan tabanın iradesi değil, genel merkezin ve lider çevresinin tercihleri oluyor. *** Böyle bir düzende tabandaki partililere şirin görünmeye çalışmanızın da fazla bir anlamı kalmıyor. Ağzınızla kuş tutsanız bile bir yere gelmeniz zor. Eğer yükselmek istiyorsanız, çoğu zaman halka değil, lidere ve liderin yakın çevresine yakın durmanız gerekiyor. Siyasetin stratejisi ne yazık ki hizmet etmekten çok, merkeze yaranmak hâline geliyor. SİYASETÇİ TEŞKİLAT GEZİLERİ YAPIYOR Geçmiş dönemlerde milletvekilleri halkla iç içe olur, vatandaşın sorunlarını dinler, çözüm üretmeye çalışırdı. Bugün ise birçok siyasetçi teşkilat gezileri yapıyor, fotoğraf çektiriyor ve bunu görevini yerine getirmiş gibi sunuyor. Halkla temasın yerini görüntü, hizmetin yerini gösteriş alıyor. *** İşte bu nedenle bu gemi bu üfürükle yürümez. Bugün siyasi partiler yasasını gerçekten gündeme taşıyan kaç parti var? Bu konuyu samimiyetle tartışan, kendi iç demokrasisini sorgulayan kaç siyasi yapı görebiliyoruz? Göremeyiz. Çünkü mevcut düzen, en çok onların işine geliyor. Olan ise bu ülkenin demokrasisine oluyor. HERKES ŞİKÂYET EDİYOR Daha da acı olan şu ki, toplumda da bu konuda güçlü bir talep oluşmuş değil. Herkes şikâyet ediyor ama kimse siyasi partilerde gerçek demokrasinin nasıl kurulacağını yeterince sorgulamıyor. Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Demokrasi, parti içinde başlar. Eğer siyasi partilerin içinde demokrasi yoksa, ülkeye demokrasi vaat etmek de inandırıcı olmaz. Bu nedenle tekrar söylüyorum: Bu üfürükle bu gemiler yürümez.
Ekleme Tarihi: 03 Mayıs 2026 -Pazar

BU ÜFÜRÜKLE BU GEMİLER YÜRÜMEZ

Bu ülkeye demokrasiyi getirmemiz, bu anlayışla pek mümkün görünmüyor. Çünkü tutum ve davranışlarımızın büyük bir bölümü ne yazık ki demokratik olmaktan uzak. Siyasi parti genel başkanları, partilerini bir liderlik makamı gibi değil, istedikleri zaman istedikleri yöne çevirebilecekleri kişisel alanlar gibi yönetiyorlar. Oy, seçim, kongre, delege iradesi gibi kavramlar çoğu zaman yalnızca görüntüden ibaret kalıyor.

***

İktidarıyla muhalefetiyle maalesef birçok siyasi parti aynı anlayışın ürünü gibi hareket ediyor. Mahalle kongreleri, ilçe delegeleri, ilçe kongreleri, il delegeleri ve il kongreleri yapılıyor ama bu süreçlerin gerçek anlamda demokratik olup olmadığı ciddi bir tartışma konusu. Demokrasiyle ilgisi zayıf olan bu kongrelerin, yalnızca vitrin demokrasisi adına insanları yormaktan başka neye hizmet ettiğini anlamakta güçlük çekiyorum.

***

Genel merkezler çoğu zaman kendi istediğini yapıyor. Seçilmiş yönetimler, hiçbir açık gerekçe gösterilmeden görevden alınabiliyor. İl ve ilçe kongreleri çoğu yerde tek listeyle yapılıyor. Karşı liste çıkarmak isteyenler ise çeşitli baskılarla karşı karşıya kalabiliyor. Hatta “Kazanırsanız bir hafta sonra görevden alınırsınız” gibi tehditlerle insanların demokratik yarışa girmesi engellenebiliyor. Bu yöntemin yalnızca iktidar partisinde uygulandığı yönünde bir algı yaratılıyor. Oysa gerçek böyle değil. Bu anlayış, ne yazık ki birçok siyasi partide karşımıza çıkıyor. Son görevden alma örneklerinden biri de Manisa’da İYİ Parti’de yaşandı. Seçilmiş il yönetimi, kamuoyuna açık ve ikna edici bir gerekçe sunulmadan görevden alındı.

***

Peki bu nasıl bir yasa? Bu nasıl bir demokrasi anlayışı?

Bir kişi çıkıyor, parti kuruyor, kendisini lider ilan ediyor ve o lideri kimse yerinden oynatamıyor. Çünkü bu ülkede liderler sultası var. Bu sulta yıllardır değişmiyor. Siyasi partilerde ilçe başkanlarından il yönetimlerine kadar birçok noktada asıl belirleyici olan tabanın iradesi değil, genel merkezin ve lider çevresinin tercihleri oluyor.

***

Böyle bir düzende tabandaki partililere şirin görünmeye çalışmanızın da fazla bir anlamı kalmıyor. Ağzınızla kuş tutsanız bile bir yere gelmeniz zor. Eğer yükselmek istiyorsanız, çoğu zaman halka değil, lidere ve liderin yakın çevresine yakın durmanız gerekiyor. Siyasetin stratejisi ne yazık ki hizmet etmekten çok, merkeze yaranmak hâline geliyor.

SİYASETÇİ TEŞKİLAT GEZİLERİ YAPIYOR

Geçmiş dönemlerde milletvekilleri halkla iç içe olur, vatandaşın sorunlarını dinler, çözüm üretmeye çalışırdı. Bugün ise birçok siyasetçi teşkilat gezileri yapıyor, fotoğraf çektiriyor ve bunu görevini yerine getirmiş gibi sunuyor. Halkla temasın yerini görüntü, hizmetin yerini gösteriş alıyor.

***

İşte bu nedenle bu gemi bu üfürükle yürümez. Bugün siyasi partiler yasasını gerçekten gündeme taşıyan kaç parti var? Bu konuyu samimiyetle tartışan, kendi iç demokrasisini sorgulayan kaç siyasi yapı görebiliyoruz? Göremeyiz. Çünkü mevcut düzen, en çok onların işine geliyor. Olan ise bu ülkenin demokrasisine oluyor.

HERKES ŞİKÂYET EDİYOR

Daha da acı olan şu ki, toplumda da bu konuda güçlü bir talep oluşmuş değil. Herkes şikâyet ediyor ama kimse siyasi partilerde gerçek demokrasinin nasıl kurulacağını yeterince sorgulamıyor. Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Demokrasi, parti içinde başlar. Eğer siyasi partilerin içinde demokrasi yoksa, ülkeye demokrasi vaat etmek de inandırıcı olmaz.

Bu nedenle tekrar söylüyorum: Bu üfürükle bu gemiler yürümez.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.