Manisa’nın asırlardır süregelen en önemli kültürel miraslarından biri olan Uluslararası Mesir Macunu Festivali, bu yıl ne yazık ki beklenen coşkudan uzak bir başlangıç yaptı. 486’ncısı düzenlenen festivalin Nevruz Bayramı ile birlikte başlaması, kağıt üzerinde anlamlı görünse de sahadaki gerçeklik aynı etkiyi yaratmadı. Baharın habercisi Nevruz’un simgeleri canlandırıldı, kortej yürüyüşü yapıldı, 41 çeşit baharatla mesir macunu hazırlandı… Ancak tüm bu ritüeller, neredeyse boş meydanlara karşı gerçekleştirildi.
***
Sorulması gereken ilk soru şu: Böylesine köklü ve simgesel bir etkinliğin takvimi doğru planlandı mı?
***
Bayramın ikinci gününe denk gelen program Manisa’da nereyse kimsenin olmadığı bir döneme denk geldi. insanlar ya aile ziyaretlerinde ya da şehir dışında… Hal böyle olunca, kortej yürüyüşüne katılım yok denecek kadar az, meydanlar ise beklenen kalabalıktan uzak kaldı. Oysa birkaç gün sonrasına ertelense, bayram yoğunluğu azalmış, insanlar gündelik hayatlarına dönmüş olacak ve katılım çok daha yüksek olabilecekti. Ancak mesele yalnızca katılımın düşüklüğü değil.
***
Mesir macunu karma töreninin finalinde yaşanan görüntüler artık “gelenek” kavramının sorgulanmasını gerektiriyor. Kazanın yere indirilmesiyle birlikte vatandaşların adeta bir yarış içine girerek mesir macunu almaya çalışması, her yıl benzer görüntülere sahne oluyor. Ezilme tehlikesi geçirenler, kazana düşenler, üzeri başı tamamen mesir macununa bulanan insanlar… Bu görüntüler sosyal medyada milyonlara ulaşıyor, ancak ne yazık ki çoğu zaman hayranlık değil, alay ve eleştiri topluyor.
***
Daha da üzücüsü, bu eleştirilerin doğrudan Manisalılara yönelmesi. Bir yanda köklü bir gelenek, diğer yanda çağın iletişim gerçekliği var. Artık her görüntü saniyeler içinde dünyaya yayılıyor ve şehirlerin imajı bu karelerle şekilleniyor. Bu noktada “gelenek böyle” demek yeterli mi, yoksa geleneği çağın koşullarına göre yeniden yorumlamak mı gerekiyor?
***
Belki de çözüm çok basit: Daha düzenli, daha güvenli ve daha saygın bir dağıtım modeli. İnsanların sıraya girerek mesir macunu alabildiği, izdihamın yaşanmadığı, kimsenin zarar görmediği bir sistem… Bu, geleneğin ruhuna zarar vermez; aksine onu daha sürdürülebilir kılar. Çünkü kültürel miras, sadece geçmişten gelen bir alışkanlık değil, aynı zamanda geleceğe bırakılacak bir itibardır.
***
Eğer bu görüntüler her yıl aynı şekilde devam ederse, Mesir Macunu Festivali konuşulmaya devam eder; ancak ne yazık ki içeriğiyle değil, yarattığı olumsuz algıyla… Manisa böylesine köklü bir mirası çok daha iyi temsil edebilecek güce sahip. Geriye sadece doğru planlama ve biraz da cesur bir değişim iradesi kalıyor.