Lütfi  Vural
Köşe Yazarı
Lütfi Vural
 

SUYA ERİŞİM HAKKI VE SU VARLIĞI HAKKI

Su en temel bir ihtiyaç ve yaşamın temel kaynağı. Doğanın canlılığını sürdürebilmesi ve yaşamın devam etmesi için sadece insanların değil tüm ekosistemdeki canlıların su ihtiyacının karşılanması gerekiyor. Bunun için “suya erişim hakkı” en temel bir yaşam hakkı olarak ortaya çıkıyor. Su hakkı ya da suya erişim hakkının temel bir hak olarak ele alındığında su varlığının da kabul edilmesi gerekiyor ve su varlığı hakkı temel bir hak olarak ortaya çıkıyor. Su kaynaklarının varlığının devam ettirebilmesi için korunması gerekiyor. Tabiatta yaşam hakkı için hiçbir hak su hakkı kadar çok yönlü değildir. ihtiyacımız olan suyun kendisi içinde var olma hakkı en fazla su için geçerli ve gereklidir.   VAR OLAN SUYU KORUYABİLİYOR MUYUZ? Suyun var olma hakkından başlayarak suyun akma hakkı ve suya erişim hakkı olarak devam eden suyun tabiat ve insanoğlu ile olan ilişkilerini belirleyen çok yönlü ilişkiler ağı var. Bunların sağlıklı olarak devam edebilmesi ilk başta su varlığının korunmasına bağlı. Peki Gediz havzasına baktığımızda var olan suyu koruyabiliyor muyuz? Gelecek nesillerin ve doğadaki canlıların suyunu koruyabiliyor muyuz? Yoksa gelecek için susuz bir yaşam mı hazırlıyoruz? GÖLMARMARA’DA SU VARLIĞINI TAMAMEN YİTİRDİK Ege bölgesinin en büyük sulak alanı ve gölü olan Gölmarmara’da su varlığını tamamen yitirdik. Yani ege bölgesinin en büyük gölünü yanlış su politikaları yüzünden kendi elimizle kuruttuk. Gölü sadece kurutmakla yetinmedik gölün yakınındaki Gediz havzasının en büyük yeraltı kaynağı olan Sarıkız tesisleri olarak da bilinen yeraltı su kaynağını İzmir kentinin su ihtiyacı için verdik. Lütfiye beldesinin yakınlarında bulunan Sarıkız tesislerinden İzmir Büyükşehir Belediyesine ait derin yeraltı su pompaları ile her gün İzmir'e su aktarılıyor. ÇİFTÇİLERİN TARIMSAL SU İHTİYACINI KARŞILIYOR Bölgemizdeki su politikaları uygulamalarındaki gariplere bir örnek vermek için sarıkız tesislerinin yakınında bulunan Lütfiye beldesinde yaşanan garip bir su hikayesini aktarmak istiyorum. Lütfiye beldesinde tarımsal amaçlı sulama kooperatifi var kendi imkanlarıyla yeraltı kuyularından elde ettiği suyu kapalı devre sistemi ile Lütfiye beldesindeki çiftçilere dağıtıyor. Buradaki çiftçilerin tarımsal su ihtiyacını karşılıyor.  DEMİRKÖPRÜ BARAJINDAN YETERLİ SU VERİLMİYOR Lütfiye yakınındaki sarıkız tesisleri kurulurken buradaki yeraltı suyu güvenliği için çevrede koruma alanı yani koruma bandı oluşturularak buralarda yeraltı kuyusu açılması yasaklanıyor. Buradaki çiftçiler de düşünülüyor ve Demirköprü Barajı sulama sistemine bağlı sulama kanalı inşa ediliyor. 2006 ve 2007 yıllarında yaşanan kuraklık yüzünden İzmir’in tekrar su ihtiyacı gündeme geliyor. Tabi ilk müracaat edilen yer Manisa. Bu kez Gördes Çayı üzerine acele bir baraj yapılması ve biriken suyun yarısının İzmir’e verilmesi, yarısının da tarımsal amaçlı kullanılması planlanıyor. Sulama sistemi için çalışma başlatılıyor fakat Lütfiye beldesi kapsam dışında kalıyor. Yani Gördes barajından gelecek sulama sistemine dahil edilmiyor. Gerekçe olarak da Demirköprü Barajından gelen sulama kanalı gösteriliyor. Son yıllarda gerek kuraklığın etkisi gerekse Demirköprü baraj havzasındaki yeni gölet ve su yapıları yüzünden yeterli su tutulmuyor. Bu yüzden de Demirköprü Barajından yeterli su verilmiyor.  “SU GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEN AKARAK İZMİR’E GİDİYOR” Lütfiye beldesinin çiftçileri: “Demirköprü Barajından su gelmiyor, Gördes barajı sulama sistemine dahil edilmedik, kuraklıktan dolayı kuyularımızın verimi azaldı, yanı başımızdaki Sarıkız tesislerinden de su alamıyoruz ve de yeni kuyu açmamız yasak. Su gözümüzün önünden akarak İzmir’e gidiyor.”  
Ekleme Tarihi: 21 Ağustos 2023 - Pazartesi
Lütfi  Vural

SUYA ERİŞİM HAKKI VE SU VARLIĞI HAKKI

Su en temel bir ihtiyaç ve yaşamın temel kaynağı. Doğanın canlılığını sürdürebilmesi ve yaşamın devam etmesi için sadece insanların değil tüm ekosistemdeki canlıların su ihtiyacının karşılanması gerekiyor. Bunun için “suya erişim hakkı” en temel bir yaşam hakkı olarak ortaya çıkıyor. Su hakkı ya da suya erişim hakkının temel bir hak olarak ele alındığında su varlığının da kabul edilmesi gerekiyor ve su varlığı hakkı temel bir hak olarak ortaya çıkıyor. Su kaynaklarının varlığının devam ettirebilmesi için korunması gerekiyor. Tabiatta yaşam hakkı için hiçbir hak su hakkı kadar çok yönlü değildir. ihtiyacımız olan suyun kendisi içinde var olma hakkı en fazla su için geçerli ve gereklidir.  

VAR OLAN SUYU KORUYABİLİYOR MUYUZ?

Suyun var olma hakkından başlayarak suyun akma hakkı ve suya erişim hakkı olarak devam eden suyun tabiat ve insanoğlu ile olan ilişkilerini belirleyen çok yönlü ilişkiler ağı var. Bunların sağlıklı olarak devam edebilmesi ilk başta su varlığının korunmasına bağlı. Peki Gediz havzasına baktığımızda var olan suyu koruyabiliyor muyuz? Gelecek nesillerin ve doğadaki canlıların suyunu koruyabiliyor muyuz? Yoksa gelecek için susuz bir yaşam mı hazırlıyoruz?

GÖLMARMARA’DA SU VARLIĞINI TAMAMEN YİTİRDİK

Ege bölgesinin en büyük sulak alanı ve gölü olan Gölmarmara’da su varlığını tamamen yitirdik. Yani ege bölgesinin en büyük gölünü yanlış su politikaları yüzünden kendi elimizle kuruttuk. Gölü sadece kurutmakla yetinmedik gölün yakınındaki Gediz havzasının en büyük yeraltı kaynağı olan Sarıkız tesisleri olarak da bilinen yeraltı su kaynağını İzmir kentinin su ihtiyacı için verdik. Lütfiye beldesinin yakınlarında bulunan Sarıkız tesislerinden İzmir Büyükşehir Belediyesine ait derin yeraltı su pompaları ile her gün İzmir'e su aktarılıyor.

ÇİFTÇİLERİN TARIMSAL SU İHTİYACINI KARŞILIYOR

Bölgemizdeki su politikaları uygulamalarındaki gariplere bir örnek vermek için sarıkız tesislerinin yakınında bulunan Lütfiye beldesinde yaşanan garip bir su hikayesini aktarmak istiyorum. Lütfiye beldesinde tarımsal amaçlı sulama kooperatifi var kendi imkanlarıyla yeraltı kuyularından elde ettiği suyu kapalı devre sistemi ile Lütfiye beldesindeki çiftçilere dağıtıyor. Buradaki çiftçilerin tarımsal su ihtiyacını karşılıyor. 

DEMİRKÖPRÜ BARAJINDAN YETERLİ SU VERİLMİYOR

Lütfiye yakınındaki sarıkız tesisleri kurulurken buradaki yeraltı suyu güvenliği için çevrede koruma alanı yani koruma bandı oluşturularak buralarda yeraltı kuyusu açılması yasaklanıyor. Buradaki çiftçiler de düşünülüyor ve Demirköprü Barajı sulama sistemine bağlı sulama kanalı inşa ediliyor. 2006 ve 2007 yıllarında yaşanan kuraklık yüzünden İzmir’in tekrar su ihtiyacı gündeme geliyor. Tabi ilk müracaat edilen yer Manisa. Bu kez Gördes Çayı üzerine acele bir baraj yapılması ve biriken suyun yarısının İzmir’e verilmesi, yarısının da tarımsal amaçlı kullanılması planlanıyor. Sulama sistemi için çalışma başlatılıyor fakat Lütfiye beldesi kapsam dışında kalıyor. Yani Gördes barajından gelecek sulama sistemine dahil edilmiyor. Gerekçe olarak da Demirköprü Barajından gelen sulama kanalı gösteriliyor. Son yıllarda gerek kuraklığın etkisi gerekse Demirköprü baraj havzasındaki yeni gölet ve su yapıları yüzünden yeterli su tutulmuyor. Bu yüzden de Demirköprü Barajından yeterli su verilmiyor. 

“SU GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEN AKARAK İZMİR’E GİDİYOR”

Lütfiye beldesinin çiftçileri: “Demirköprü Barajından su gelmiyor, Gördes barajı sulama sistemine dahil edilmedik, kuraklıktan dolayı kuyularımızın verimi azaldı, yanı başımızdaki Sarıkız tesislerinden de su alamıyoruz ve de yeni kuyu açmamız yasak. Su gözümüzün önünden akarak İzmir’e gidiyor.”

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.