Şerif Ali Başkurt
Köşe Yazarı
Şerif Ali Başkurt
 

BİR MUHABİRİN KIYAFETİNDEN KİME NE?

Bir pazar haberi düşünün… Muhabir sahaya çıkmış, mikrofonunu eline almış. Amacı belli: Vatandaşın cebini, esnafın durumunu, pazardaki fiyatları ve hayat pahalılığını anlamak. Sorusu da son derece basit: “Pazar fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?” *** Karaköy Pazarı’nda geçtiğimiz günlerde vatandaş konuştu, esnaf konuştu. Kimi fiyatlardan yakındı, kimi alışverişin zorlaştığını anlattı, kimi ise mevcut durumdan memnun olduğunu  söyledi. Yani olması gereken oldu. Ta ki mikrofon 80 yaşındaki bir vatandaşa uzatılana kadar… “NİYE BÖYLE GİYİNİYORSUN?” Kendisini “Milli Görüş’ün duayen lideri” olarak tanıtan şahıs, pazar fiyatlarına ilişkin soruya cevap vermek yerine genç kadın muhabirin özel hayatına ve görünüşüne yönelik sorular yöneltmeye başladı; “Nerelisin?”, “Nerede okuyorsun?”, “Ne mezunusun?”, “Dört yıllık mı, iki yıllık mı?”   Ve ardından o soru: “Niye böyle giyiniyorsun?” *** Şimdi burada durup sormak gerekiyor: Bu sorunun pazar fiyatlarıyla ne ilgisi var? Bir gazeteciye mikrofon uzattığı için onun eğitimini, memleketini, yaşını, medeni durumunu ya da kıyafetini sorgulamak kimin haddine? Üstelik karşınızdaki kişi genç bir kadınsa… *** Genç bir kadın muhabirin ne giydiğini sorgulamak HADSİZLİKTİR!!! Gazetecilik; sokakta insanın sesini duyurmak, sorulmayanı sormak ve toplumun gündemini kamuoyuna taşımaktır. Genç muhabir ise kendisine yöneltilen bu hadsiz sorular karşısında tartışmayı büyütmemeyi tercih etti. Mesleki saygınlığını korudu, cevap vermek yerine işini yapmaya devam etti. Ancak karşısındaki kişi bununla yetinmedi. Parmağını sallayarak konuşmaya devam etti. Üst perdeden ifadeler kullandı. Kameramanın müdahalesiyle röportaj sona erdiğinde ise bu kez “İleri gitme, gel buraya” sözleriyle tepki gösterdi. *** İşin farklı bir boyutu ise şahsın elindeki bastonla kameramana vurması oldu. İşte burada mesele artık yalnızca “talihsiz bir soru” olmaktan çıkıyor. Bu, sınırları aşan bir davranışa dönüşüyor. Bir gazeteciye katılmayabilirsiniz. Sorularını beğenmeyebilirsiniz. Görüşlerini eleştirebilirsiniz. Hatta mikrofon uzatıldığında “Ben konuşmak istemiyorum” deme hakkınız da vardır. *** Ama bir insanın özellikle de görevini yapan genç bir kadının kıyafeti üzerinden sorgulanmasını normalleştiremeyiz. Çünkü bugün bir kadın muhabire “Neden böyle giyiniyorsun?” diye soruluyorsa, yarın başka bir kadına “Neden çalışıyorsun?”, “Neden böyle konuşuyorsun?”, “Neden tek başına buradasın?” diye sorulmasının da önü açılır. *** Mesele yalnızca bir kıyafet meselesi değildir. Mesele, bir kadının kendi hayatı ve bedeni üzerinde söz hakkının başkasına ait olmadığını hatırlamaktır.
Ekleme Tarihi: 22 Ağustos 2026 -Cumartesi

BİR MUHABİRİN KIYAFETİNDEN KİME NE?

Bir pazar haberi düşünün…

Muhabir sahaya çıkmış, mikrofonunu eline almış. Amacı belli: Vatandaşın cebini, esnafın durumunu, pazardaki fiyatları ve hayat pahalılığını anlamak.

Sorusu da son derece basit: “Pazar fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?”

***

Karaköy Pazarı’nda geçtiğimiz günlerde vatandaş konuştu, esnaf konuştu. Kimi fiyatlardan yakındı, kimi alışverişin zorlaştığını anlattı, kimi ise mevcut durumdan memnun olduğunu  söyledi. Yani olması gereken oldu. Ta ki mikrofon 80 yaşındaki bir vatandaşa uzatılana kadar…

“NİYE BÖYLE GİYİNİYORSUN?”

Kendisini “Milli Görüş’ün duayen lideri” olarak tanıtan şahıs, pazar fiyatlarına ilişkin soruya cevap vermek yerine genç kadın muhabirin özel hayatına ve görünüşüne yönelik sorular yöneltmeye başladı; “Nerelisin?”, “Nerede okuyorsun?”, “Ne mezunusun?”, “Dört yıllık mı, iki yıllık mı?”   Ve ardından o soru: “Niye böyle giyiniyorsun?”

***

Şimdi burada durup sormak gerekiyor: Bu sorunun pazar fiyatlarıyla ne ilgisi var? Bir gazeteciye mikrofon uzattığı için onun eğitimini, memleketini, yaşını, medeni durumunu ya da kıyafetini sorgulamak kimin haddine? Üstelik karşınızdaki kişi genç bir kadınsa…

***

Genç bir kadın muhabirin ne giydiğini sorgulamak HADSİZLİKTİR!!! Gazetecilik; sokakta insanın sesini duyurmak, sorulmayanı sormak ve toplumun gündemini kamuoyuna taşımaktır. Genç muhabir ise kendisine yöneltilen bu hadsiz sorular karşısında tartışmayı büyütmemeyi tercih etti. Mesleki saygınlığını korudu, cevap vermek yerine işini yapmaya devam etti. Ancak karşısındaki kişi bununla yetinmedi. Parmağını sallayarak konuşmaya devam etti. Üst perdeden ifadeler kullandı. Kameramanın müdahalesiyle röportaj sona erdiğinde ise bu kez “İleri gitme, gel buraya” sözleriyle tepki gösterdi.

***

İşin farklı bir boyutu ise şahsın elindeki bastonla kameramana vurması oldu. İşte burada mesele artık yalnızca “talihsiz bir soru” olmaktan çıkıyor. Bu, sınırları aşan bir davranışa dönüşüyor. Bir gazeteciye katılmayabilirsiniz. Sorularını beğenmeyebilirsiniz. Görüşlerini eleştirebilirsiniz. Hatta mikrofon uzatıldığında “Ben konuşmak istemiyorum” deme hakkınız da vardır.

***

Ama bir insanın özellikle de görevini yapan genç bir kadının kıyafeti üzerinden sorgulanmasını normalleştiremeyiz. Çünkü bugün bir kadın muhabire “Neden böyle giyiniyorsun?” diye soruluyorsa, yarın başka bir kadına “Neden çalışıyorsun?”, “Neden böyle konuşuyorsun?”, “Neden tek başına buradasın?” diye sorulmasının da önü açılır.

***

Mesele yalnızca bir kıyafet meselesi değildir. Mesele, bir kadının kendi hayatı ve bedeni üzerinde söz hakkının başkasına ait olmadığını hatırlamaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.