Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

YAŞADIĞIMIZ KENT

Değerli dostlar, bu haftaki yazımızı farklı bir konuda yazmak istedim. Yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere yaşadığımız kentlerin hangi özellikleri ve durumu, bu kente bir anlam ve değer katıyor, onlara bakmak gerek. Yaşadığımız kent, Manisa. Binlerce yıllık geçmişi var. Antik çağlardan günümüze kadar çok farklı kültürler, medeniyetler, devletler ve insanlar yaşamış bu kentte. Antik çağdan günümüze kadar yüzlerce iz ve kalıntı var burada. Böyle önemli ve değerli bir kent olan Manisa için “Manisa”ya özgü hem mimari hem de kentsel kimlik oluşturulması gerekirdi. Kuruluşu çok eski dönemlere, antik çağlara uzanan Manisa’nın, bugünden geriye doğru çok yönlü kronolojik geçmişi, tarihçiler, arkeologlar ve antropologlar tarafından araştırılmalı ve “kent arşivi” ya da “kent hafızası” olarak ortaya konulmalıdır. Yaşadığımız kent Manisa, öyle çok özelliğe sahip ki her biri ayrı yazı konusu olur. Örneğin Manisa’nın son 100 yıllık çok yönlü geçmişi bile ele alınsa yüzlerce öge ortaya çıkar. Manisa, ülkemizdeki bir çok kent gibi tarihi ve kültürel değerlerle dolu. Bu kadar değerlere sahip olmasına karşın, maalesef turistik ve kültürel geziler için durak olma özelliğine kavuşamadı. Bir anda aklımıza gelen Uşak, Afyon, Kastamonu, Amasya, Çorum gibi tarihi ve kültürel değerlere sahip kentlere turistik ve kültürel geziler yapılırken, Manisa’nın böyle bir özelliğe sahip olamaması hem düşündürücüdür hem de sorgulanmalıdır. Ülke içinde gezip gördüğümüz birçok kentin kendine özgü yapısı, mimarisi, kültürü, sanatı var. Çevre kentlerden Uşak, kültürel zenginliklerinin yanı sıra bu değerleri; müze, anıt, sergi gibi değerlerle sergileyip ziyaretçilerine sunması önemli. Muğla da böyle. Kendine özgü mimarisi, kültür ve sanat etkinlikleri, görülmesi ve değerlendirilmesi gereken değerler. Kütahya’da, Afyon’da, Balıkesir’de, Aydın’da, İzmir’de, Denizli’de onlarcasını görmek mümkün. Kent planlamacıları, kent estetiği uzmanları, “kent kimliği” konusunda araştırmalar yapmalı ve “Manisa’ya özgü” yeni kentsel üretimler oluşturmalıdır. Kentteki park ve bahçelerden tutun da yeni yeşil alanlara; kültürel ve kentsel ögelerden tutun da tarihi dokuların gün yüzüne çıkartılıp turizme açılmasına kadar çoğu konuda çalışmalar yapılmalı. Örneğin kentimizde yol kenarı ve kaldırım düzenlemeleri yapılıyor. Buralarda, “Yeşil Kuşak” denilen güzelleştirmelerle hoş bir görünüm oluştu. Bu çalışmalar, gerçekten çok hoş ve değerli. Yeni yerleşim yerleri oluşturulurken o bölgede “özel” mimari ile kendine özgü yerler oluşturulabilmeli. Kent kimliği gibi “Semt Kimliği” oluşturulabilmeli. Hatta o semtler, o kimlikle adlandırılıp tanınmalı. Yaşadığımız kentin var olan değerlerine yenileri eklenebilir. Bugün “Ağlayan Kaya” Niobe, “Ana Tanrıça” Kybele, Manisa Kalesi, Yoğurtçu Kalesi, Aigai Antik Kenti, Yunt Dağlarında Türkmen Şelalesi ve Obasya, Spil Dağı Milli Parkı, Yılkı Atları, Mesir Macunu, Sultaniye Üzüm, Manisa Bezi, Manisa Tarzanı, Manisa Lalesi Anemon, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinden kalma külliyeler, cami, medrese, türbe, han, hamam, çeşme ve hayratlar, Bedesten, Mevlevihane, Sardes Antik Kenti, Salihli-Kurşunlu Kaplıcaları, Lidyalılar ve Dünya’daki İlk Para, Kula’da Peri Bacaları Yanık Yöre ve Taptuk Emre Türbesi, Kula Evleri, Alaşehir’deki Philadelphia Antik Kenti, Akhisar’daki Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri olan antik Thyateira, Soma’da Darkale, Kırkağaç Kavunu, Akhisar Zeytini ve Yağı, Gördes Ayvası, Köprübaşı Çileği, Demirci-Selendi-Kula Halıları, Kula Leblebisi, daha aklımıza gelmeyen, unuttuğumuz onlarca özellik… Kentimizin birçok özelliğini tanımaktan ve tanıtmaktan o kadar uzağız ki! Peki, bu örneklediklerimin yanı sıra Turgutlu-Urganlı- ve Demirci Kaplıcalarını bu kentte yaşayan kaç kişi biliyor? Manisa, bu özelliklerinin yanı sıra “Şehzadeler Şehri” olarak da bilinir. En önemli özelliklerinden biri, bu olsa gerek. Ama ne yazık ki “Şehzadeler”in bir ilçenin adı olması dışında herhangi bir değer ve ürün ortaya konulamadı. Fazla uzatmadan sözü şöyle bağlayalım. Manisa, sadece tarihi, doğal ve kültürel yönleriyle değil; tarım, hayvancılık ve sanayi yönünden de öncü kentlerden biri. Ama sadece sanayi ve tarım ürünleri ile ön plana çıkmaya çalışması, kentimizin asıl kimliğini örtmemeli. Sözün Özü Kentimizi, yaşanılacak ve yaşamaya değer bir kent yapmalıyız.
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2021 - Çarşamba
Mustafa ATALAY

YAŞADIĞIMIZ KENT

Değerli dostlar, bu haftaki yazımızı farklı bir konuda yazmak istedim. Yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere yaşadığımız kentlerin hangi özellikleri ve durumu, bu kente bir anlam ve değer katıyor, onlara bakmak gerek.

Yaşadığımız kent, Manisa.

Binlerce yıllık geçmişi var.

Antik çağlardan günümüze kadar çok farklı kültürler, medeniyetler, devletler ve insanlar yaşamış bu kentte.

Antik çağdan günümüze kadar yüzlerce iz ve kalıntı var burada.

Böyle önemli ve değerli bir kent olan Manisa için “Manisa”ya özgü hem mimari hem de kentsel kimlik oluşturulması gerekirdi.

Kuruluşu çok eski dönemlere, antik çağlara uzanan Manisa’nın, bugünden geriye doğru çok yönlü kronolojik geçmişi, tarihçiler, arkeologlar ve antropologlar tarafından araştırılmalı ve “kent arşivi” ya da “kent hafızası” olarak ortaya konulmalıdır.

Yaşadığımız kent Manisa, öyle çok özelliğe sahip ki her biri ayrı yazı konusu olur.

Örneğin Manisa’nın son 100 yıllık çok yönlü geçmişi bile ele alınsa yüzlerce öge ortaya çıkar.

Manisa, ülkemizdeki bir çok kent gibi tarihi ve kültürel değerlerle dolu. Bu kadar değerlere sahip olmasına karşın, maalesef turistik ve kültürel geziler için durak olma özelliğine kavuşamadı. Bir anda aklımıza gelen Uşak, Afyon, Kastamonu, Amasya, Çorum gibi tarihi ve kültürel değerlere sahip kentlere turistik ve kültürel geziler yapılırken, Manisa’nın böyle bir özelliğe sahip olamaması hem düşündürücüdür hem de sorgulanmalıdır.

Ülke içinde gezip gördüğümüz birçok kentin kendine özgü yapısı, mimarisi, kültürü, sanatı var.

Çevre kentlerden Uşak, kültürel zenginliklerinin yanı sıra bu değerleri; müze, anıt, sergi gibi değerlerle sergileyip ziyaretçilerine sunması önemli.

Muğla da böyle. Kendine özgü mimarisi, kültür ve sanat etkinlikleri, görülmesi ve değerlendirilmesi gereken değerler.

Kütahya’da, Afyon’da, Balıkesir’de, Aydın’da, İzmir’de, Denizli’de onlarcasını görmek mümkün.

Kent planlamacıları, kent estetiği uzmanları, “kent kimliği” konusunda araştırmalar yapmalı ve “Manisa’ya özgü” yeni kentsel üretimler oluşturmalıdır.

Kentteki park ve bahçelerden tutun da yeni yeşil alanlara; kültürel ve kentsel ögelerden tutun da tarihi dokuların gün yüzüne çıkartılıp turizme açılmasına kadar çoğu konuda çalışmalar yapılmalı.

Örneğin kentimizde yol kenarı ve kaldırım düzenlemeleri yapılıyor. Buralarda, “Yeşil Kuşak” denilen güzelleştirmelerle hoş bir görünüm oluştu. Bu çalışmalar, gerçekten çok hoş ve değerli.

Yeni yerleşim yerleri oluşturulurken o bölgede “özel” mimari ile kendine özgü yerler oluşturulabilmeli. Kent kimliği gibi “Semt Kimliği” oluşturulabilmeli. Hatta o semtler, o kimlikle adlandırılıp tanınmalı.

Yaşadığımız kentin var olan değerlerine yenileri eklenebilir. Bugün “Ağlayan Kaya” Niobe, “Ana Tanrıça” Kybele, Manisa Kalesi, Yoğurtçu Kalesi, Aigai Antik Kenti, Yunt Dağlarında Türkmen Şelalesi ve Obasya, Spil Dağı Milli Parkı, Yılkı Atları, Mesir Macunu, Sultaniye Üzüm, Manisa Bezi, Manisa Tarzanı, Manisa Lalesi Anemon, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinden kalma külliyeler, cami, medrese, türbe, han, hamam, çeşme ve hayratlar, Bedesten, Mevlevihane, Sardes Antik Kenti, Salihli-Kurşunlu Kaplıcaları, Lidyalılar ve Dünya’daki İlk Para, Kula’da Peri Bacaları Yanık Yöre ve Taptuk Emre Türbesi, Kula Evleri, Alaşehir’deki Philadelphia Antik Kenti, Akhisar’daki Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri olan antik Thyateira, Soma’da Darkale, Kırkağaç Kavunu, Akhisar Zeytini ve Yağı, Gördes Ayvası, Köprübaşı Çileği, Demirci-Selendi-Kula Halıları, Kula Leblebisi, daha aklımıza gelmeyen, unuttuğumuz onlarca özellik…

Kentimizin birçok özelliğini tanımaktan ve tanıtmaktan o kadar uzağız ki!

Peki, bu örneklediklerimin yanı sıra Turgutlu-Urganlı- ve Demirci Kaplıcalarını bu kentte yaşayan kaç kişi biliyor?

Manisa, bu özelliklerinin yanı sıra “Şehzadeler Şehri” olarak da bilinir. En önemli özelliklerinden biri, bu olsa gerek. Ama ne yazık ki “Şehzadeler”in bir ilçenin adı olması dışında herhangi bir değer ve ürün ortaya konulamadı.

Fazla uzatmadan sözü şöyle bağlayalım.

Manisa, sadece tarihi, doğal ve kültürel yönleriyle değil; tarım, hayvancılık ve sanayi yönünden de öncü kentlerden biri. Ama sadece sanayi ve tarım ürünleri ile ön plana çıkmaya çalışması, kentimizin asıl kimliğini örtmemeli.

Sözün Özü

Kentimizi, yaşanılacak ve yaşamaya değer bir kent yapmalıyız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.