Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

ÇOCUĞUNUZUN KUSURSUZ OLMASINA DEĞİL, SAĞLIKLI BÜYÜMESİNE İZİN VERİN

Son yıllarda anne babalar çocukları için hiç olmadığı kadar çaba gösteriyor. Daha iyi okullar, daha fazla kurs, yabancı dil eğitimleri, spor faaliyetleri, sanat etkinlikleri… Çocukların geleceği için yapılan bu fedakârlıklar elbette kıymetli. Ancak iyi niyetle başlayan bu çaba bazen görünmeyen bir baskıya dönüşebiliyor. *** Pek çok çocuk artık başarısız olmaktan değil, ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor. Bir sınavdan düşük not aldığında üzüldüğü için değil, "Annem ne der?", "Babam bana kızar mı?" diye kaygılanıyor. Çünkü çocuk, zamanla sevginin koşulsuz değil; başarıya bağlı olduğunu hissetmeye başlayabiliyor. *** Oysa çocukluk, hata yaparak öğrenilen bir dönemdir. Düşmeden yürümek mümkün olmadığı gibi, hata yapmadan da gelişmek mümkün değildir. Sürekli düzeltilen, eleştirilen veya başkalarıyla kıyaslanan bir çocuk, zamanla kendi değerini başarıları üzerinden ölçmeye başlar. Başarılı olduğunda kendini yeterli hisseder; başarısız olduğunda ise yalnızca yaptığı hatayı değil, kendisini de başarısız olarak görür. *** Bir başka önemli sorun ise çocukların programlarının yetişkinlerden daha yoğun hâle gelmesidir. Okuldan sonra kurs, ardından özel ders, sonra spor, hafta sonu deneme sınavı… Çocukların oyun oynayacak, sıkılacak, hayal kuracak veya sadece dinlenecek zamanları giderek azalıyor. Oysa oyun, çocuk için sadece eğlence değildir; duygularını düzenlediği, problem çözmeyi öğrendiği ve sosyal becerilerini geliştirdiği doğal bir gelişim alanıdır. *** Ebeveynlerin fark etmeden yaptığı bir diğer hata da çocuklarının yerine sürekli sorun çözmeleridir. Düşen çocuğun hemen ayağa kaldırılması, arkadaşlarıyla yaşadığı her tartışmaya yetişkinlerin müdahale etmesi veya en küçük zorlukta çözümün hazır sunulması, kısa vadede çocuğu rahatlatabilir. Ancak uzun vadede çocuk kendi başına baş edebilme becerisi geliştiremez. Hayatın her döneminde birilerinin onu kurtarmasını bekleyebilir. *** Çocukların ihtiyaç duyduğu şey kusursuz ebeveynler değildir. Onların ihtiyacı; dinleyen, anlamaya çalışan, sınır koyabilen ama aynı zamanda şefkat gösterebilen yetişkinlerdir. Anne babanın zaman zaman hata yapması, özür dilemesi ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmesi, çocuğa en değerli yaşam becerilerinden birini öğretir: İnsan olmak, mükemmel olmak demek değildir. *** Evde sık duyulan bazı cümleler üzerinde düşünmek faydalı olabilir. "Komşunun çocuğu senden daha başarılı.", "Sen bunu da beceremedin.", "Biz senin yaşındayken..." gibi ifadeler, motivasyon sağlamaktan çok yetersizlik duygusunu besler. Bunun yerine "Bu kez istediğin gibi olmadı ama birlikte neyi değiştirebiliriz?" demek hem sorumluluğu hem de umudu aynı anda destekler. *** Bir çocuğun yıllar sonra hatırlayacağı şey, kaç soru çözdüğü ya da kaç kursa gittiği olmayacaktır. Daha çok; hata yaptığında yanında kimin durduğu, üzüldüğünde kimin onu dinlediği ve koşulsuz kabul gördüğünü hissedip hissetmediği olacaktır. Çocuk yetiştirmek, mükemmel bir insan üretmek değildir. Amaç; kendi ayakları üzerinde durabilen, hata yapmaktan korkmayan, kendine güvenen, vicdan sahibi ve psikolojik olarak sağlam bireyler yetiştirebilmektir. *** Belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en büyük hediye, onları sürekli daha iyi olmaya zorlamak değil; oldukları hâliyle sevildiğini hissettirmektir. Çünkü kendini değerli hisseden bir çocuk, sadece başarılı bir yetişkin değil; aynı zamanda mutlu ve ruhsal olarak güçlü bir insan olma yolunda en önemli adımı atmış olur.
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2026 -Cuma

ÇOCUĞUNUZUN KUSURSUZ OLMASINA DEĞİL, SAĞLIKLI BÜYÜMESİNE İZİN VERİN

Son yıllarda anne babalar çocukları için hiç olmadığı kadar çaba gösteriyor. Daha iyi okullar, daha fazla kurs, yabancı dil eğitimleri, spor faaliyetleri, sanat etkinlikleri… Çocukların geleceği için yapılan bu fedakârlıklar elbette kıymetli. Ancak iyi niyetle başlayan bu çaba bazen görünmeyen bir baskıya dönüşebiliyor.

***

Pek çok çocuk artık başarısız olmaktan değil, ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor. Bir sınavdan düşük not aldığında üzüldüğü için değil, "Annem ne der?", "Babam bana kızar mı?" diye kaygılanıyor. Çünkü çocuk, zamanla sevginin koşulsuz değil; başarıya bağlı olduğunu hissetmeye başlayabiliyor.

***

Oysa çocukluk, hata yaparak öğrenilen bir dönemdir. Düşmeden yürümek mümkün olmadığı gibi, hata yapmadan da gelişmek mümkün değildir. Sürekli düzeltilen, eleştirilen veya başkalarıyla kıyaslanan bir çocuk, zamanla kendi değerini başarıları üzerinden ölçmeye başlar. Başarılı olduğunda kendini yeterli hisseder; başarısız olduğunda ise yalnızca yaptığı hatayı değil, kendisini de başarısız olarak görür.

***

Bir başka önemli sorun ise çocukların programlarının yetişkinlerden daha yoğun hâle gelmesidir. Okuldan sonra kurs, ardından özel ders, sonra spor, hafta sonu deneme sınavı… Çocukların oyun oynayacak, sıkılacak, hayal kuracak veya sadece dinlenecek zamanları giderek azalıyor. Oysa oyun, çocuk için sadece eğlence değildir; duygularını düzenlediği, problem çözmeyi öğrendiği ve sosyal becerilerini geliştirdiği doğal bir gelişim alanıdır.

***

Ebeveynlerin fark etmeden yaptığı bir diğer hata da çocuklarının yerine sürekli sorun çözmeleridir. Düşen çocuğun hemen ayağa kaldırılması, arkadaşlarıyla yaşadığı her tartışmaya yetişkinlerin müdahale etmesi veya en küçük zorlukta çözümün hazır sunulması, kısa vadede çocuğu rahatlatabilir. Ancak uzun vadede çocuk kendi başına baş edebilme becerisi geliştiremez. Hayatın her döneminde birilerinin onu kurtarmasını bekleyebilir.

***

Çocukların ihtiyaç duyduğu şey kusursuz ebeveynler değildir. Onların ihtiyacı; dinleyen, anlamaya çalışan, sınır koyabilen ama aynı zamanda şefkat gösterebilen yetişkinlerdir. Anne babanın zaman zaman hata yapması, özür dilemesi ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmesi, çocuğa en değerli yaşam becerilerinden birini öğretir: İnsan olmak, mükemmel olmak demek değildir.

***

Evde sık duyulan bazı cümleler üzerinde düşünmek faydalı olabilir. "Komşunun çocuğu senden daha başarılı.", "Sen bunu da beceremedin.", "Biz senin yaşındayken..." gibi ifadeler, motivasyon sağlamaktan çok yetersizlik duygusunu besler. Bunun yerine "Bu kez istediğin gibi olmadı ama birlikte neyi değiştirebiliriz?" demek hem sorumluluğu hem de umudu aynı anda destekler.

***

Bir çocuğun yıllar sonra hatırlayacağı şey, kaç soru çözdüğü ya da kaç kursa gittiği olmayacaktır. Daha çok; hata yaptığında yanında kimin durduğu, üzüldüğünde kimin onu dinlediği ve koşulsuz kabul gördüğünü hissedip hissetmediği olacaktır. Çocuk yetiştirmek, mükemmel bir insan üretmek değildir. Amaç; kendi ayakları üzerinde durabilen, hata yapmaktan korkmayan, kendine güvenen, vicdan sahibi ve psikolojik olarak sağlam bireyler yetiştirebilmektir.

***

Belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en büyük hediye, onları sürekli daha iyi olmaya zorlamak değil; oldukları hâliyle sevildiğini hissettirmektir. Çünkü kendini değerli hisseden bir çocuk, sadece başarılı bir yetişkin değil; aynı zamanda mutlu ve ruhsal olarak güçlü bir insan olma yolunda en önemli adımı atmış olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.