SERVET TEKBAŞ
Köşe Yazarı
SERVET TEKBAŞ
 

MEDENİYET YÜRÜYÜŞÜ

Tarih, milletlerin sadece ekonomik güçleriyle veya askeri başarılarıyla ayakta kalmadığını gösterir. Büyük medeniyetler; sağlam aile yapısı, güçlü ahlaki değerler, adalet anlayışı ve ortak bir ülkü etrafında birleşen toplumlarla yükselmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin bugün yaşadığı bazı sorunların temelinde sadece ekonomik sıkıntılar değil, aynı zamanda bir değer ve yön arayışı da bulunmaktadır. *** Son yıllarda ülkemizde teknoloji gelişmiş, şehirler büyümüş, imkânlar artmıştır. Ancak maddi kalkınmanın tek başına bir toplumu mutlu etmeye yetmediği de açıkça görülmektedir. Gençler arasında umutsuzluğun artması, aile kurumunun zayıflaması, tüketim kültürünün hayatın merkezine yerleşmesi ve bireysel çıkarların ortak sorumlulukların önüne geçmesi üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken meselelerdir. İKTİDARLAR GELİP GEÇİCİDİR Siyaset cephesine bakıldığında ise Türkiye’de yıllardır süren en büyük eksikliklerden biri, uzun vadeli devlet aklının günlük siyasi hesapların gerisinde kalmasıdır. İktidarlar gelip geçicidir; kalıcı olan devletin itibarı, milletin birliği ve gelecek nesillerin hakkıdır. Bu nedenle yöneticilerin popüler kararların peşinden gitmek yerine, zaman zaman zor ama doğru kararları alma cesaretini göstermesi gerekir. *** Muhalefetin de kendisini sorgulaması kaçınılmazdır. Sadece iktidara karşı çıkmak bir siyaset anlayışı değildir. Milletin değerlerini, tarihî birikimini ve kültürel hassasiyetlerini küçümseyen bir dil, toplumun geniş kesimleriyle gerçek bir bağ kuramaz. Bu ülkeye hizmet etmek isteyen herkes, önce bu milletin hafızasını, inancını ve yaşam biçimini anlamak zorundadır. *** Bununla birlikte muhafazakârlık sadece geçmişi savunmak değildir. Gerçek muhafazakârlık; gelenekten aldığı güçle çağın ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Bilimde geri kalmış, eğitimde kaliteyi sağlayamamış, üretimde dışa bağımlı hâle gelmiş bir toplum sadece geçmişiyle övünerek geleceği inşa edemez. *** Bugün Türkiye’nin en büyük tehlikelerinden biri de birbirini dinlemeyen, sadece kendi mahallesinin doğrularını kabul eden bir siyasal iklimin oluşmasıdır. Oysa bu toprakların en büyük gücü, farklılıkları ortak bir medeniyet anlayışı içinde bir arada yaşatabilmesidir. Ayrıca devlet yönetiminde liyakatten uzaklaşmak, kamu kaynaklarının verimsiz kullanılması ve hesap verebilirlik konusunda ortaya çıkan eksiklikler hangi dönemde ve hangi yönetim altında yaşanırsa yaşansın eleştirilmelidir. Çünkü adalet, sadece mahkemelerde değil; işe alımdan eğitime, ekonomiden kamu yönetimine kadar hayatın her alanında hissedilmelidir. *** Türkiye bugün yeni bir yüzyılın eşiğinde, önemli bir tercih ile karşı karşıyadır: Ya geçmişin tecrübelerini, milletin köklü değerlerini ve çağın bilimsel gerçeklerini bir araya getirerek güçlü bir gelecek kuracaktır; ya da günlük çekişmeler, kısır tartışmalar ve geçici hesaplarla zaman kaybetmeye devam edecektir. *** Mesele sadece daha fazla bina yapmak, daha büyük projeler açıklamak veya daha yüksek rakamlar telaffuz etmek değildir. Asıl mesele; adil, eğitimli, üretken, ahlaklı ve kendine güvenen bir nesil yetiştirebilmektir. *** Tarih bize şunu öğretir: Bir millet, kendi kökleriyle bağını kopardığında yönünü kaybeder; fakat sadece geçmişine sığınarak da ilerleyemez. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, inancından ve tarihinden güç alan; fakat bilimi, hukuku ve çağın gereklerini rehber edinen güçlü bir medeniyet yürüyüşüdür. Kalın sağlıcakla
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2026 -Perşembe

MEDENİYET YÜRÜYÜŞÜ

Tarih, milletlerin sadece ekonomik güçleriyle veya askeri başarılarıyla ayakta kalmadığını gösterir. Büyük medeniyetler; sağlam aile yapısı, güçlü ahlaki değerler, adalet anlayışı ve ortak bir ülkü etrafında birleşen toplumlarla yükselmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin bugün yaşadığı bazı sorunların temelinde sadece ekonomik sıkıntılar değil, aynı zamanda bir değer ve yön arayışı da bulunmaktadır.

***

Son yıllarda ülkemizde teknoloji gelişmiş, şehirler büyümüş, imkânlar artmıştır. Ancak maddi kalkınmanın tek başına bir toplumu mutlu etmeye yetmediği de açıkça görülmektedir. Gençler arasında umutsuzluğun artması, aile kurumunun zayıflaması, tüketim kültürünün hayatın merkezine yerleşmesi ve bireysel çıkarların ortak sorumlulukların önüne geçmesi üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken meselelerdir.

İKTİDARLAR GELİP GEÇİCİDİR

Siyaset cephesine bakıldığında ise Türkiye’de yıllardır süren en büyük eksikliklerden biri, uzun vadeli devlet aklının günlük siyasi hesapların gerisinde kalmasıdır. İktidarlar gelip geçicidir; kalıcı olan devletin itibarı, milletin birliği ve gelecek nesillerin hakkıdır. Bu nedenle yöneticilerin popüler kararların peşinden gitmek yerine, zaman zaman zor ama doğru kararları alma cesaretini göstermesi gerekir.

***

Muhalefetin de kendisini sorgulaması kaçınılmazdır. Sadece iktidara karşı çıkmak bir siyaset anlayışı değildir. Milletin değerlerini, tarihî birikimini ve kültürel hassasiyetlerini küçümseyen bir dil, toplumun geniş kesimleriyle gerçek bir bağ kuramaz. Bu ülkeye hizmet etmek isteyen herkes, önce bu milletin hafızasını, inancını ve yaşam biçimini anlamak zorundadır.

***

Bununla birlikte muhafazakârlık sadece geçmişi savunmak değildir. Gerçek muhafazakârlık; gelenekten aldığı güçle çağın ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Bilimde geri kalmış, eğitimde kaliteyi sağlayamamış, üretimde dışa bağımlı hâle gelmiş bir toplum sadece geçmişiyle övünerek geleceği inşa edemez.

***

Bugün Türkiye’nin en büyük tehlikelerinden biri de birbirini dinlemeyen, sadece kendi mahallesinin doğrularını kabul eden bir siyasal iklimin oluşmasıdır. Oysa bu toprakların en büyük gücü, farklılıkları ortak bir medeniyet anlayışı içinde bir arada yaşatabilmesidir. Ayrıca devlet yönetiminde liyakatten uzaklaşmak, kamu kaynaklarının verimsiz kullanılması ve hesap verebilirlik konusunda ortaya çıkan eksiklikler hangi dönemde ve hangi yönetim altında yaşanırsa yaşansın eleştirilmelidir. Çünkü adalet, sadece mahkemelerde değil; işe alımdan eğitime, ekonomiden kamu yönetimine kadar hayatın her alanında hissedilmelidir.

***

Türkiye bugün yeni bir yüzyılın eşiğinde, önemli bir tercih ile karşı karşıyadır: Ya geçmişin tecrübelerini, milletin köklü değerlerini ve çağın bilimsel gerçeklerini bir araya getirerek güçlü bir gelecek kuracaktır; ya da günlük çekişmeler, kısır tartışmalar ve geçici hesaplarla zaman kaybetmeye devam edecektir.

***

Mesele sadece daha fazla bina yapmak, daha büyük projeler açıklamak veya daha yüksek rakamlar telaffuz etmek değildir. Asıl mesele; adil, eğitimli, üretken, ahlaklı ve kendine güvenen bir nesil yetiştirebilmektir.

***

Tarih bize şunu öğretir: Bir millet, kendi kökleriyle bağını kopardığında yönünü kaybeder; fakat sadece geçmişine sığınarak da ilerleyemez. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, inancından ve tarihinden güç alan; fakat bilimi, hukuku ve çağın gereklerini rehber edinen güçlü bir medeniyet yürüyüşüdür.

Kalın sağlıcakla

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.