Sevgili okurlar, Kurban Bayramınızı içtenlikle kutlarım. Bu mübarek günlerde birlik, merhamet ve paylaşımın gönüllerimize ve toplumumuza yeniden hâkim olması dileğiyle… Bayramınız mübarek olsun. Şimdi size küçük bir metafor anlatayım.
***
Afrika savanlarını gözünüzün önüne getirin. Geniş, altın renkli ot denizinde yaban öküzleri sürüler halinde otluyor. Başları önlerinde, gözleri sadece bir iki metre ilerideki otlarda. Arkalarında ise dev bir yangın yavaş yavaş yükseliyor; alevler otları, ağaçları yutarak yaklaşıyor. Duman gökyüzünü kaplıyor. Ama öküzler hâlâ farkında değil. Çünkü akılları sadece bugünkü otlakta. Yangın kuyruklarını yakmaya başlayana kadar da başlarını kaldırmayacaklar.
İşte bugün Türk toplumu da maalesef bu kör öküzlere benziyor.
İNANÇSAL DEĞERLERİMİZ AŞINDIRILDI
Arkamızda koskoca bir yangın var ve biz hâlâ otlamaya devam ediyoruz. İnançsal değerlerimiz aşındırıldı, kültürel bağlarımız zayıflatıldı, ortak tarih şuurumuz sulandırıldı, sanatsal zevklerimiz bayağılaştı. Bizi birbirimize kenetleyecek neredeyse hiçbir harç bırakılmadı. Geriye sadece “ben, benim çıkarım, benim koltuğum, benim menfaatim” kaldı.
HERKES KENDİ KÜÇÜK ÇEMBERİNDE OTLUYOR
Siyasetçi koltuğunu, bürokrat makamını, tüccar kârını, entelektüel itibarını, sıradan vatandaş ise günlük konforunu düşünüyor. Herkes kendi küçük çemberinde otluyor. Yangın büyüyor ama “benim kuyruğum henüz yanmadı” diye teselli buluyoruz.
SAVANDA YANGIN KİMSEYE ACIMAZ
En rahatsız edici tarafı da şu: Bu körlük artık bir tercih haline geldi. Birçok kişi yangını görüyor ama görmezden geliyor. Çünkü başını kaldırmak, bugünkü otu riske atmak demek. Oysa savanda yangın kimseye acımaz. Ne güçlüye ne zayıfa, ne zenginine ne fakirine. Hepimizi aynı şekilde yutar.
***
Bugün ekonomideki kırılganlık, ahlaki erozyon, toplumsal güvenin dibine vurması, gençlerin gelecekten umudunu kesmesi, ailelerin dağılması, komşuluk ilişkilerinin bitmesi… Bunların hepsi o savandaki yangının alevleri. Ama biz hâlâ “her şey yolunda” diye otlamaya devam ediyoruz.
***
En büyük eleştiri de şuraya: Bu ülkede sorumluluk sahibi olması gerekenler, yangını söndürmek yerine rüzgârı arkalarına alıp kendi otlaklarını genişletmeye çalışıyor. Halkın bir kısmı da “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla sessizce izliyor. Bu kadar kısa vadeli düşünmek, bu kadar sorumsuz davranmak, toplum olarak bizi hızla uçuruma sürüklüyor.
***
Kurban Bayramı tam da bu körlüğe karşı bir duruştur aslında. Kurban, egodan, bencillikten, sadece kendini düşünmekten vazgeçme iradesidir. Birlikte vermek, birlikte fedakârlık etmek ve birlikte ayakta kalmaktır.
***
Artık başımızı otlaktan kaldırma vakti geldi. Yangın kuyruklarımızı yakmadan önce dönüp arkamıza bakmalıyız. Aksi takdirde geriye sadece küller ve “keşke”ler kalacak. Bayramınız mübarek olsun. Belki bu bayram, körlüğümüzden uyanmamıza vesile olur. Kalın sağlıcakla