Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

BAZI İNSANLARI DEĞİL, ONLARIN BİZE HİSSETTİRDİĞİ HÂLİ ÖZLÜYORUZ

Hayatımızdan bazı insanlar çıkar ve biz onların gerçekten geride kaldığını düşünürüz. Zaman geçer, hayat devam eder, yeni insanlar tanır, yeni hikâyeler yaşarız. Fakat hiç beklemediğimiz bir anda bir şarkı duyar, bir sokaktan geçer ya da yıllar önce yaşadığımız sıradan bir anı hatırlarız. O anda geçmiş yeniden karşımıza çıkar. Bir insanı özlediğimizi fark ederiz. Bazen de kendimize şu soruyu sorarız: “Neden hâlâ onu özlüyorum?” *** Belki de bu sorunun cevabı sandığımız kadar basit değildir. Çünkü insan her zaman bir insanı özlemez. Bazen bir insanın yanında hissettiği kendisini özler. *** Hayatımıza giren bazı insanlar, bizde daha önce fark etmediğimiz duyguları ortaya çıkarır. Onların yanında kendimizi değerli, özel, güvende, heyecanlı ya da anlaşılmış hissedebiliriz. Belki uzun zamandır ilk defa birinin bizi gerçekten gördüğünü düşünürüz. Birlikte geçirilen zaman yalnızca o kişiyle ilgili değildir; aynı zamanda kendimizle ilgili yeni bir deneyim yaşamış oluruz. O kişi hayatımızdan çıktığında ise yalnızca bir insanı değil, onun yanında olduğumuz hâli de kaybetmiş gibi hissederiz. *** Bu nedenle bazı ayrılıklar beklediğimizden daha uzun sürer. Çünkü özlediğimiz şey yalnızca karşımızdaki insan değildir. Onunla birlikte yaşadığımız duygular, kurduğumuz hayaller ve kendimizin o ilişkideki hâli de zihnimizde yaşamaya devam eder. Üstelik zaman geçtikçe hafızamız da geçmişi olduğu gibi saklamaz. Özellikle özlem duyduğumuz dönemlerde güzel anılar daha görünür hâle gelir. Birlikte güldüğümüz günleri, güzel konuşmaları, bize kendimizi özel hissettiren anları hatırlarız. Fakat bizi kıran, yoran, değersiz hissettiren ya da ilişkinin bitmesine neden olan olaylar aynı canlılıkta aklımıza gelmeyebilir. Böylece geçmiş, olduğundan daha güzel görünmeye başlayabilir. İnsan bazen yaşadığı ilişkiyi değil, zihninde yeniden oluşturduğu ilişkiyi özler. *** Bu yüzden geçmişten birini özlediğimizde kendimize yalnızca “Onu neden unutamıyorum?” diye sormak yerine başka bir soru sormak belki daha anlamlıdır: “Ben onun yanında kendimi nasıl hissediyordum?” *** Çünkü bazen özlediğimiz şey sevgidir. Bazen ait olmaktır. Bazen birinin bizi beklediğini bilmektir. Bazen birinin gözünde önemli olduğumuzu hissetmektir. Bazen de hayatın daha heyecanlı olduğu o döneme duyduğumuz özlemdir. Bunu fark etmek, geçmişe bakışımızı değiştirebilir. Çünkü bir insanın bize kendimizi değerli hissettirmiş olması, değerimizin o insana ait olduğu anlamına gelmez. Bir insanın bizi sevmiş olması, sevilebilir olmamızın tek nedeninin o insan olduğu anlamına gelmez. Bir insanın hayatımızdan çıkması da onunla birlikte kendimizi kaybetmemiz gerektiği anlamına gelmez. *** Belki de bazı ayrılıklardan sonra yapmamız gereken en önemli şey, kaybettiğimiz kişiyi geri getirmeye çalışmak değil, onun yanında ortaya çıkan kendimizi yeniden tanımaktır. Eğer onun yanında daha neşeli hissediyorsak, hayatımızda neşeye yeniden yer açabiliriz. Eğer daha değerli hissediyorsak, kendi değerimizi başkasının sevgisine bağlamadan hatırlamayı öğrenebiliriz. Eğer kendimizi güvende hissediyorsak, hayatımızda bize güven veren ilişkiler ve alanlar oluşturabiliriz. *** Çünkü bir duygunun yalnızca tek bir insana ait olmadığını fark ettiğimizde, geçmişin üzerimizdeki gücü de yavaş yavaş azalır. İnsan bazen bir kişiyi kaybettiğinde aslında kendisinin bir parçasını kaybettiğini düşünür. Oysa çoğu zaman kaybettiğimizi sandığımız şey hâlâ içimizdedir. Sadece onu yeniden ortaya çıkaracak koşulları henüz oluşturamamışızdır. Bu nedenle bazı insanları unutmak zorunda değiliz. Her insanın hayatımızda bıraktığı bir iz vardır. Bazıları bize sevgiyi, bazıları hayal kırıklığını, bazıları sınırlarımızı, bazıları ise kendimizi öğretir. Geçmişte yaşanan güzel şeylerin değerini inkâr etmeden, artık orada yaşamamayı öğrenmek mümkündür. *** Belki de iyileşmek, “Onu artık hiç özlemiyorum.” diyebilmek değildir. İyileşmek, özlediğimizde neyi özlediğimizi anlayabilmektir. Çünkü bazen insanın özlediği kişi değil, o kişinin yanında olduğu kendisidir. Ve belki de hayatın bize verdiği en önemli fırsatlardan biri tam burada başlar: Geçmişte başka birinin yanında hissettiğimiz o güzel hâli, bu kez kendi hayatımızın içinde yeniden kurabilmek. Çünkü bazı insanları geri getiremeyiz. Ama onların yanında kaybettiğimizi sandığımız kendimize yeniden kavuşabiliriz.
Ekleme Tarihi: 04 Eylül 2026 -Cuma

BAZI İNSANLARI DEĞİL, ONLARIN BİZE HİSSETTİRDİĞİ HÂLİ ÖZLÜYORUZ

Hayatımızdan bazı insanlar çıkar ve biz onların gerçekten geride kaldığını düşünürüz. Zaman geçer, hayat devam eder, yeni insanlar tanır, yeni hikâyeler yaşarız. Fakat hiç beklemediğimiz bir anda bir şarkı duyar, bir sokaktan geçer ya da yıllar önce yaşadığımız sıradan bir anı hatırlarız. O anda geçmiş yeniden karşımıza çıkar. Bir insanı özlediğimizi fark ederiz. Bazen de kendimize şu soruyu sorarız: “Neden hâlâ onu özlüyorum?”

***

Belki de bu sorunun cevabı sandığımız kadar basit değildir. Çünkü insan her zaman bir insanı özlemez. Bazen bir insanın yanında hissettiği kendisini özler.

***

Hayatımıza giren bazı insanlar, bizde daha önce fark etmediğimiz duyguları ortaya çıkarır. Onların yanında kendimizi değerli, özel, güvende, heyecanlı ya da anlaşılmış hissedebiliriz. Belki uzun zamandır ilk defa birinin bizi gerçekten gördüğünü düşünürüz. Birlikte geçirilen zaman yalnızca o kişiyle ilgili değildir; aynı zamanda kendimizle ilgili yeni bir deneyim yaşamış oluruz. O kişi hayatımızdan çıktığında ise yalnızca bir insanı değil, onun yanında olduğumuz hâli de kaybetmiş gibi hissederiz.

***

Bu nedenle bazı ayrılıklar beklediğimizden daha uzun sürer. Çünkü özlediğimiz şey yalnızca karşımızdaki insan değildir. Onunla birlikte yaşadığımız duygular, kurduğumuz hayaller ve kendimizin o ilişkideki hâli de zihnimizde yaşamaya devam eder. Üstelik zaman geçtikçe hafızamız da geçmişi olduğu gibi saklamaz. Özellikle özlem duyduğumuz dönemlerde güzel anılar daha görünür hâle gelir. Birlikte güldüğümüz günleri, güzel konuşmaları, bize kendimizi özel hissettiren anları hatırlarız. Fakat bizi kıran, yoran, değersiz hissettiren ya da ilişkinin bitmesine neden olan olaylar aynı canlılıkta aklımıza gelmeyebilir. Böylece geçmiş, olduğundan daha güzel görünmeye başlayabilir. İnsan bazen yaşadığı ilişkiyi değil, zihninde yeniden oluşturduğu ilişkiyi özler.

***

Bu yüzden geçmişten birini özlediğimizde kendimize yalnızca “Onu neden unutamıyorum?” diye sormak yerine başka bir soru sormak belki daha anlamlıdır: “Ben onun yanında kendimi nasıl hissediyordum?”

***

Çünkü bazen özlediğimiz şey sevgidir. Bazen ait olmaktır. Bazen birinin bizi beklediğini bilmektir. Bazen birinin gözünde önemli olduğumuzu hissetmektir. Bazen de hayatın daha heyecanlı olduğu o döneme duyduğumuz özlemdir. Bunu fark etmek, geçmişe bakışımızı değiştirebilir. Çünkü bir insanın bize kendimizi değerli hissettirmiş olması, değerimizin o insana ait olduğu anlamına gelmez. Bir insanın bizi sevmiş olması, sevilebilir olmamızın tek nedeninin o insan olduğu anlamına gelmez. Bir insanın hayatımızdan çıkması da onunla birlikte kendimizi kaybetmemiz gerektiği anlamına gelmez.

***

Belki de bazı ayrılıklardan sonra yapmamız gereken en önemli şey, kaybettiğimiz kişiyi geri getirmeye çalışmak değil, onun yanında ortaya çıkan kendimizi yeniden tanımaktır. Eğer onun yanında daha neşeli hissediyorsak, hayatımızda neşeye yeniden yer açabiliriz. Eğer daha değerli hissediyorsak, kendi değerimizi başkasının sevgisine bağlamadan hatırlamayı öğrenebiliriz. Eğer kendimizi güvende hissediyorsak, hayatımızda bize güven veren ilişkiler ve alanlar oluşturabiliriz.

***

Çünkü bir duygunun yalnızca tek bir insana ait olmadığını fark ettiğimizde, geçmişin üzerimizdeki gücü de yavaş yavaş azalır. İnsan bazen bir kişiyi kaybettiğinde aslında kendisinin bir parçasını kaybettiğini düşünür. Oysa çoğu zaman kaybettiğimizi sandığımız şey hâlâ içimizdedir. Sadece onu yeniden ortaya çıkaracak koşulları henüz oluşturamamışızdır. Bu nedenle bazı insanları unutmak zorunda değiliz. Her insanın hayatımızda bıraktığı bir iz vardır. Bazıları bize sevgiyi, bazıları hayal kırıklığını, bazıları sınırlarımızı, bazıları ise kendimizi öğretir. Geçmişte yaşanan güzel şeylerin değerini inkâr etmeden, artık orada yaşamamayı öğrenmek mümkündür.

***

Belki de iyileşmek, “Onu artık hiç özlemiyorum.” diyebilmek değildir. İyileşmek, özlediğimizde neyi özlediğimizi anlayabilmektir. Çünkü bazen insanın özlediği kişi değil, o kişinin yanında olduğu kendisidir. Ve belki de hayatın bize verdiği en önemli fırsatlardan biri tam burada başlar: Geçmişte başka birinin yanında hissettiğimiz o güzel hâli, bu kez kendi hayatımızın içinde yeniden kurabilmek. Çünkü bazı insanları geri getiremeyiz. Ama onların yanında kaybettiğimizi sandığımız kendimize yeniden kavuşabiliriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.