Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

DÜNYANIN GÜRÜLTÜSÜ VE İNSAN RUHU

Günün erken saatlerinde ekranlarımıza düşen haber bantları adeta modern insanın ruhsal sınırlarını test ediyor. Bir yanda Orta Doğu’da tırmanan ve diplomatik dili aşan askeri söylemler, diğer yanda iklim krizinin tetiklediği aşırı hava olayları ve bunların getirdiği gündelik hayat tıkanıklıkları... Dünya, adeta aynı anda birden fazla cephede yaşanan bir krizler çağından geçiyor. *** Bu yoğun ve kesintisiz bilgi akışı, bireylerde "ikincil travmatik stres" ve bir tür "duygusal duyarsızlaşma" yaratıyor. Ekran başında izlediğimiz yıkım ve çatışma görüntüleri, doğrudan yaşamasak bile sinir sistemimize mikro-düzeyde tehlike sinyalleri gönderiyor. Sonuç olarak toplum genelinde derin bir çaresizlik hissi ve buna eşlik eden yabancılaşma gelişiyor. *** Ancak insanın anlam arayışı en çok da bu karanlık dönemlerde ortaya çıkar. Frankl’ın ifade ettiği gibi, "Şartları değiştiremediğimiz zaman, kendimizi değiştirmekle yükümlüyüzdür." Küresel boyuttaki bu gürültünün ve yıkımın ortasında insan kalabilmek; kolektif bir zihinsel hijyen gerektirir. *** Bilgi bombardımanına sınır koymak, yerel topluluk bağlarını güçlendirmek ve yaşamın küçük ama anlamlı detaylarında insanı aramak, çağımızın getirdiği kolektif kaygıya karşı durabileceğimiz en köklü direniştir.
Ekleme Tarihi: 16 Ekim 2026 -Cuma

DÜNYANIN GÜRÜLTÜSÜ VE İNSAN RUHU

Günün erken saatlerinde ekranlarımıza düşen haber bantları adeta modern insanın ruhsal sınırlarını test ediyor. Bir yanda Orta Doğu’da tırmanan ve diplomatik dili aşan askeri söylemler, diğer yanda iklim krizinin tetiklediği aşırı hava olayları ve bunların getirdiği gündelik hayat tıkanıklıkları... Dünya, adeta aynı anda birden fazla cephede yaşanan bir krizler çağından geçiyor.

***

Bu yoğun ve kesintisiz bilgi akışı, bireylerde "ikincil travmatik stres" ve bir tür "duygusal duyarsızlaşma" yaratıyor. Ekran başında izlediğimiz yıkım ve çatışma görüntüleri, doğrudan yaşamasak bile sinir sistemimize mikro-düzeyde tehlike sinyalleri gönderiyor. Sonuç olarak toplum genelinde derin bir çaresizlik hissi ve buna eşlik eden yabancılaşma gelişiyor.

***

Ancak insanın anlam arayışı en çok da bu karanlık dönemlerde ortaya çıkar. Frankl’ın ifade ettiği gibi, "Şartları değiştiremediğimiz zaman, kendimizi değiştirmekle yükümlüyüzdür." Küresel boyuttaki bu gürültünün ve yıkımın ortasında insan kalabilmek; kolektif bir zihinsel hijyen gerektirir.

***

Bilgi bombardımanına sınır koymak, yerel topluluk bağlarını güçlendirmek ve yaşamın küçük ama anlamlı detaylarında insanı aramak, çağımızın getirdiği kolektif kaygıya karşı durabileceğimiz en köklü direniştir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.