Türkiye’de çiftçinin yaş ortalaması 60’a dayanmış durumda. Gençler ise bir bir çiftçilikten ve tarımdan kopuyor.
***
Artan girdi maliyetleri çiftçimizi adeta canından bezdirmiş durumda. Başta akaryakıt olmak üzere işçilik, ilaç ve gübre maliyetleri artık üreticinin altından kalkamayacağı boyutlara ulaştı. Günlük işçi yevmiyelerinin ortalama 3.500 liraya kadar yükselmesi üretim maliyetlerini daha da artırıyor.
***
Asıl düşündürücü olan ise ürünlerin tarlada değil, raflarda pahalılaşmasıdır. Üretici ürününü maliyetini karşılamakta zorlanacağı fiyatlardan satarken, tüketici aynı ürünü markette ve pazarda çok daha yüksek fiyatlardan almak zorunda kalıyor. Sonuçta hem üretici hem de tüketici kaybediyor.
***
Üzüm bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Bir kilogram üzüm için 85 lira fiyat açıklanmasına rağmen görüştüğümüz üreticiler, ürünlerini tüccara ancak 67 liradan verebildiklerini söylüyor. Birçok üretici, bu şartlarda artık üzüm üretmeye devam edemeyeceğini ifade ediyor. Borçlarının ikiye katlandığını ve artan borçlar nedeniyle icra takipleriyle karşı karşıya kaldıklarını anlatıyorlar.
***
Bu örnekleri çoğaltmak elbette mümkün. Fındık üreticileri de artan maliyetler karşısında ürünlerinin yeterince para etmediğini ve kimi zaman maliyetlerinin altında satış yapmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Dünyanın en önemli fındık üreticilerinden biri olan Türkiye’de üreticinin bu noktaya gelmesi, tarım politikalarının yeniden ve ciddi biçimde ele alınması gerektiğini gösteriyor.
***
Devletin verdiği desteklerin çiftçinin artan borçları ve üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını söyleyen üreticilerin artık çok açık bir talebi var:
“Bize destek vermesinler, yeter ki girdi maliyetlerimizi düşürsünler.”
Bu söz aslında çiftçinin içinde bulunduğu durumu özetliyor.
***
Gençler de bir bir tarım alanlarından çekiliyor. Çünkü tarlada aylarca emek verdikleri ürün para etmezken, aynı ürünün raflarda tüketiciye çok yüksek fiyatlarla satılmasını anlamakta zorlanıyorlar. Çiftçinin yaş ortalamasının 60’a yaklaşması da gençlerin tarımdan uzaklaşmasının en önemli göstergelerinden biridir.
***
Bugün asıl üzerinde durmamız gereken mesele budur. Gençler çiftçilik yapmak istemezse yarın bu toprakları kim ekip biçecek? Üretim azalırsa ülkemizin gıda ihtiyacını nasıl karşılayacağız? Maliyetinin altında satılan ürünlerin, tarlada kalan sebze ve meyvelerin ve üretimden vazgeçen çiftçilerin nedenlerini artık ciddi biçimde masaya yatırmak zorundayız.
ÇİFTÇİ BU YÜKÜN ALTINDAN KALKAMAZ
Çiftçi borçlarının 1,5 trilyon liraya ulaşması ve yalnızca bu yıl borçlara 411 milyar lira daha eklenmesi, tarımın geleceği açısından son derece ciddi bir uyarıdır. Gerekli önlemler alınmaz, üretim maliyetleri düşürülmez ve çiftçinin ürününden hak ettiği geliri elde edebileceği bir sistem kurulmazsa, gençlerin tarımdan uzaklaşması daha da hızlanacaktır.
***
Bugün mesele yalnızca çiftçinin ne kadar kazanıp kaybettiği değildir. Mesele, Türkiye’nin gelecekte kendi toprağında üretmeye devam edip edemeyeceğidir. Çiftçi yaşlanıyor, gençler tarımdan uzaklaşıyor, borçlar büyüyor. Bu tabloyu değiştirecek adımlar bugün atılmazsa, yarın çok geç olabilir.