İsmail Aydın
Köşe Yazarı
İsmail Aydın
 

İKTİDAR HIRSI

Her siyasi parti, doğal olarak iktidar olmak için kurulur. Tabela partisi olmak ya da “dostlar alışverişte görsün” anlayışıyla siyaset yapmak için parti kurulmaz. Ancak ne yazık ki ülkemizde kurulan birçok siyasi parti, daha kuruluş aşamasında topluma açık ve somut bir program ya da proje sunmadan yola çıkıyor. Ne yapacağını anlatmak yerine mevcut iktidarı eleştirmeyi yeterli görüyor ve yalnızca bu eleştiriler üzerinden kendisini alternatif olarak göstermeye çalışıyor. *** Ağzı iyi laf yapan bir lider çıkıyor; ancak halka ne vereceği, ülkenin hangi sorununu nasıl çözeceği belli değil. İlkesiz, programsız, yalnızca yeni kurulan ittifaklar sayesinde siyasette bir yer edinmeye ve sağından solundan birkaç milletvekili çıkarmaya yönelik siyasi oluşumlardan ülke adına ne beklenebilir? *** Yaşananları hep birlikte görüyoruz. Yıllarca “Atatürk’ün partisiyiz” diyerek Büyük Atatürk’ün adını dillerinden düşürmeyenler, bir gecede partilerinden ayrılıp yeni bir siyasi oluşum kurabiliyorlar. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Bir zamanlar çok keskin bir Atatürkçü olduğunu söyleyen Turhan Feyzioğlu da CHP’den ayrılarak Güven Partisi’ni kurmuştu. Güven Partisi, Atatürkçü çizgiden sapmayacağını söyleyerek siyasette yol almaya çalıştı. Ancak zaman içinde Güven Partisi tarihten silindi; CHP ise bütün eleştirilere rağmen Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri olarak varlığını sürdürdü ve bugün de ülkenin iki büyük siyasi gücünden biri konumunda. *** Ancak CHP’nin uzun yıllardır iktidar olamayışının nedenleri üzerinde de ciddi biçimde düşünmek gerekir. Bana göre bunun temel nedenlerinden biri, katı merkeziyetçi ve statükocu siyasi anlayıştan yeterince uzaklaşamamasıdır. Dünya değişiyor. Yönetim anlayışları değişiyor. Yeni dünya düzeninde daha katılımcı, daha yerel ve daha ademimerkeziyetçi modeller öne çıkıyor. Buna rağmen biz hâlâ eski siyasi anlayışları korumakta ısrar ediyoruz. *** Kısacası statükodan vazgeçemiyoruz. Şimdi CHP’den ayrılarak yeni siyasi oluşumların içinde yer alan ve kendilerini yine Atatürk’ün çizgisinde tanımlayanların nasıl farklı bir yapı ortaya koyacaklarını hep birlikte göreceğiz. Ben açıkçası bu konuda çok umutlu değilim. Çünkü sorun yalnızca parti isimlerinde ya da liderlerde değil; klasik siyaset anlayışı adeta iliklerimize kadar işlemiş durumda. Sürekli “değişim” diyoruz ama aslında hiçbir şeyi değiştirmiyoruz. İsimler değişiyor, partiler değişiyor, ittifaklar değişiyor; fakat siyaset yapma biçimi aynı kalıyor. Ben özellikle CHP’den kopan yeni siyasi hareketleri yakından izliyorum. Çok şey konuşuyorlar ama benim kulağımda kalan, “İşte bunu yapacaklar” diyebileceğim tek bir güçlü söylem yok. Demokratikleşme konusunda ne düşünüyorlar? Eğitim sistemini nasıl değiştirecekler? Sağlık politikalarında ne yapacaklar? İç ve dış politikada Türkiye’ye nasıl bir yol öneriyorlar? Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirecekler mi? Yerel yönetimleri nasıl güçlendirecekler? Ekonomiye ilişkin somut projeleri nelerdir? Bunların hangisi açık biçimde kamuoyuna anlatıldı? Ben görmedim. Gören varsa bizi de bilgilendirirse sevinirim. Oysa bu ülkede proje üretebilecek, sorunları doğru analiz edebilecek, son derece bilinçli, donanımlı ve dürüst insanlar var. Ne yazık ki asıl sorun, bu insanların siyaset sahnesinde yeterince yer bulamaması. *** Siyaset yalnızca iyi konuşmak, rakibini eleştirmek ya da birkaç milletvekili daha kazanmak değildir. Siyaset, ülkenin sorunlarını bilmek ve o sorunlara uygulanabilir çözümler sunabilmektir. İşte o bilgili, dürüst ve ülkesine gerçekten hizmet etmek isteyen insanlar siyaset sahnesine çıkmadığı sürece bu ülkede gerçek anlamda hiçbir şey değişmez. Değişim, yeni bir parti tabelası asmakla değil; yeni bir siyaset anlayışı ortaya koymakla mümkündür.
Ekleme Tarihi: 28 Ağustos 2026 -Cuma

İKTİDAR HIRSI

Her siyasi parti, doğal olarak iktidar olmak için kurulur. Tabela partisi olmak ya da “dostlar alışverişte görsün” anlayışıyla siyaset yapmak için parti kurulmaz. Ancak ne yazık ki ülkemizde kurulan birçok siyasi parti, daha kuruluş aşamasında topluma açık ve somut bir program ya da proje sunmadan yola çıkıyor. Ne yapacağını anlatmak yerine mevcut iktidarı eleştirmeyi yeterli görüyor ve yalnızca bu eleştiriler üzerinden kendisini alternatif olarak göstermeye çalışıyor.

***

Ağzı iyi laf yapan bir lider çıkıyor; ancak halka ne vereceği, ülkenin hangi sorununu nasıl çözeceği belli değil. İlkesiz, programsız, yalnızca yeni kurulan ittifaklar sayesinde siyasette bir yer edinmeye ve sağından solundan birkaç milletvekili çıkarmaya yönelik siyasi oluşumlardan ülke adına ne beklenebilir?

***

Yaşananları hep birlikte görüyoruz.

Yıllarca “Atatürk’ün partisiyiz” diyerek Büyük Atatürk’ün adını dillerinden düşürmeyenler, bir gecede partilerinden ayrılıp yeni bir siyasi oluşum kurabiliyorlar. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.

Bir zamanlar çok keskin bir Atatürkçü olduğunu söyleyen Turhan Feyzioğlu da CHP’den ayrılarak Güven Partisi’ni kurmuştu. Güven Partisi, Atatürkçü çizgiden sapmayacağını söyleyerek siyasette yol almaya çalıştı. Ancak zaman içinde Güven Partisi tarihten silindi; CHP ise bütün eleştirilere rağmen Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biri olarak varlığını sürdürdü ve bugün de ülkenin iki büyük siyasi gücünden biri konumunda.

***

Ancak CHP’nin uzun yıllardır iktidar olamayışının nedenleri üzerinde de ciddi biçimde düşünmek gerekir. Bana göre bunun temel nedenlerinden biri, katı merkeziyetçi ve statükocu siyasi anlayıştan yeterince uzaklaşamamasıdır. Dünya değişiyor. Yönetim anlayışları değişiyor. Yeni dünya düzeninde daha katılımcı, daha yerel ve daha ademimerkeziyetçi modeller öne çıkıyor. Buna rağmen biz hâlâ eski siyasi anlayışları korumakta ısrar ediyoruz.

***

Kısacası statükodan vazgeçemiyoruz.

Şimdi CHP’den ayrılarak yeni siyasi oluşumların içinde yer alan ve kendilerini yine Atatürk’ün çizgisinde tanımlayanların nasıl farklı bir yapı ortaya koyacaklarını hep birlikte göreceğiz. Ben açıkçası bu konuda çok umutlu değilim.

Çünkü sorun yalnızca parti isimlerinde ya da liderlerde değil; klasik siyaset anlayışı adeta iliklerimize kadar işlemiş durumda. Sürekli “değişim” diyoruz ama aslında hiçbir şeyi değiştirmiyoruz. İsimler değişiyor, partiler değişiyor, ittifaklar değişiyor; fakat siyaset yapma biçimi aynı kalıyor.

Ben özellikle CHP’den kopan yeni siyasi hareketleri yakından izliyorum. Çok şey konuşuyorlar ama benim kulağımda kalan, “İşte bunu yapacaklar” diyebileceğim tek bir güçlü söylem yok.

Demokratikleşme konusunda ne düşünüyorlar?

Eğitim sistemini nasıl değiştirecekler?

Sağlık politikalarında ne yapacaklar?

İç ve dış politikada Türkiye’ye nasıl bir yol öneriyorlar?

Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirecekler mi?

Yerel yönetimleri nasıl güçlendirecekler?

Ekonomiye ilişkin somut projeleri nelerdir?

Bunların hangisi açık biçimde kamuoyuna anlatıldı?

Ben görmedim. Gören varsa bizi de bilgilendirirse sevinirim.

Oysa bu ülkede proje üretebilecek, sorunları doğru analiz edebilecek, son derece bilinçli, donanımlı ve dürüst insanlar var. Ne yazık ki asıl sorun, bu insanların siyaset sahnesinde yeterince yer bulamaması.

***

Siyaset yalnızca iyi konuşmak, rakibini eleştirmek ya da birkaç milletvekili daha kazanmak değildir. Siyaset, ülkenin sorunlarını bilmek ve o sorunlara uygulanabilir çözümler sunabilmektir.

İşte o bilgili, dürüst ve ülkesine gerçekten hizmet etmek isteyen insanlar siyaset sahnesine çıkmadığı sürece bu ülkede gerçek anlamda hiçbir şey değişmez.

Değişim, yeni bir parti tabelası asmakla değil; yeni bir siyaset anlayışı ortaya koymakla mümkündür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.