Türkiye’de yaşanan son şiddet olayları karşısında “Bir daha olmaz” demek istiyoruz. Oysa çocukların ve gençlerin neden şiddete yöneldiğini yeterince anlamadan, yalnızca olay yaşandıktan sonra alınan önlemlerle kalıcı bir çözüm bulamayız.
***
Şiddeti önlemek için önce riskleri görmemiz gerekiyor. Aile içinde yaşanan şiddet, çocukların karşılaştığı sorunlar ve çevrelerindeki koşullar birlikte ele alınmalı. Hangi şehirde, hangi grupların ne tür desteğe ihtiyaç duyduğunu ortaya koyan saha araştırmaları bu yüzden önemli.
***
Hayat Boyu Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM), uzun yıllardır şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalar yürütüyor. Vakfın şehirlerin risk haritalarını çıkarma çabasını değerli buluyorum. Ancak böyle çalışmaların sonuç vermesi için bir kurumun gayreti yetmez; üniversitelerin, kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin iş birliğini sürdürmesi gerekir.
***
2022 yılında HEGEM Vakfı ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi arasında başlayan çalışmaların yarıda kalması bu açıdan düşündürücü. Dönemin rektörü Prof. Dr. Ahmet Ataç’ın desteği ve başka devlet üniversitelerinin katılımıyla ilerlemesi hedeflenen bu çalışma neden sürdürülemedi? Kamu yararı taşıyan bir projenin hangi aşamada, hangi gerekçelerle durduğunun açıklığa kavuşması gerekir. Kişilere ilişkin sorumluluk iddiaları ise somut bilgi ve belgelerle değerlendirilmelidir.
***
Ailede başlayan eğitimi, okuldaki desteği ve çocukların dijital ortamda karşılaştığı şiddet içeriklerini de bu tartışmanın dışında bırakamayız. Polisiye tedbirler gerekli olabilir; fakat şiddeti besleyen koşulları anlamadan tek başlarına yeterli olmalarını bekleyemeyiz.
***
Bu nedenle her ilin risklerini araştıran, bulguları kamuoyuyla paylaşan ve bu bulgulara göre önlem geliştiren sürekli bir çalışma kurulmalıdır. Adalet Bakanlığı, üniversiteler ve sahada çalışan sivil toplum kuruluşları bu çalışmada birlikte yer almalıdır.
***
Bir olayın ardından duyduğumuz üzüntüyü, bir sonraki olayı önleyebilecek kararlı ve sürdürülebilir çalışmalara dönüştürmenin zamanı geldi.