Her şeyde olduğu gibi demokrasilerde de özgürlüklerin bir sınırı vardır. Bu alan alabildiğine geniştir; ancak sınırların dışına çıkıldığında herkes yaptıklarının hesabını vermek zorundadır.
***
“Bu ülkede demokrasi var, istediğimi yaparım, bana kimse karışamaz” diyemezsiniz. Yolsuzluk yapmayı, hırsızlığı, insan haklarını ihlal etmeyi, uyuşturucu ticaretini ya da kamu malını kendi çıkarınız için kullanmayı demokratik hak diye savunamazsınız. Başkasının hakkına ve özgürlüğüne dokunduğunuz yerde sizin özgürlüğünüzün de sınırı başlar.
***
Aynı durum basın için de geçerlidir. Gazeteci olmak, gazete ya da televizyon sahibi olmak kimseye dokunulmazlık sağlamaz. Ancak burada bir ayrımı da doğru yapmak gerekir: Basın özgürlüğünü savunmak başka, bu özgürlüğün arkasına sığınarak suçun üzerini örtmeye çalışmak başkadır. Suç iddiaları delillerle araştırılmalı, sorumluluklar somut olarak ortaya konulmalıdır. Ne gazetecilik kimliği hesap vermeyi engeller ne de bir suç iddiası tek başına suçluluğun kanıtı sayılır.
***
Geçtiğimiz günlerde MHP Yunusemre İlçe Başkanlığının düzenlediği basın toplantısına katıldım. Genellikle bu tür toplantıları takip etmesi için yayın yönetmenimi ya da muhabirimi görevlendiririm. Bu kez bizzat aranarak katılımım istendi. Ben de davete icabet ettim. Toplantıda gazeteci arkadaşlarımızdan biri, İlçe Başkanı Ali Özkan’a Yunusemre Belediyesinde uyuşturucu kullanıldığı ve satıldığı yönündeki iddiaları sordu. Özkan, daha önce bu iddiaları gündeme getiren AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı İlkcan Durmaz’ın açıklamalarına katıldığını belirterek konunun üzerinde durulması gerektiğini söyledi.
***
Bunlar son derece ciddi iddialardır. Söylenip geçilecek, siyasi tartışmaların arasında kaybolmasına izin verilecek türden değildir. İddiaların araştırılması, doğruluğunun ya da asılsızlığının ortaya çıkarılması gerekir. Kamuoyunun beklentisi de açık ve somut bir açıklamadır. Toplantıda söz alan belediye meclis üyesi, odalarla birlikte ve onların talepleri doğrultusunda hareket ettiğini ifade etti.
***
Belediye Meclisi ve İmar Komisyonu Üyesi İsmail Ergin ise denetim komisyonunun incelemelerine dayanarak belediyenin iş ve işlemlerine ilişkin çeşitli iddialar dile getirdi. Ergin, belediye işlerinin yüzde 80’inin doğrudan temin yöntemiyle yapıldığını ileri sürdü. Özellikle üç ayrı işte sözleşme, yapım ve fatura tarihlerinin aynı olduğunu iddia ederek bu duruma dikkat çekti. Taşınmaz satışlarındaki rekabet eksikliğini de gündeme getiren Ergin, Muradiye bölgesindeki bir taşınmazın satışına yalnızca tek firmanın katıldığını söyledi. Satış bedelinin, söz konusu firmanın belediyeden alacağıyla mahsuplaştırıldığını ve bu nedenle belediyenin kasasına nakit girmediğini ifade etti.
İMAR UYGULAMALARI
Ergin’in üzerinde durduğu bir diğer konu da imar uygulamalarıydı. Birbirine yakın parsellerde iki kat ile on kat arasında değişen yapılaşma izinleri verildiğini savundu. Muradiye’deki 33 bin metrekarelik bir arsa için normal koşullarda 27 bin metrekarelik inşaat alanı hesaplanırken bu alanın 118 bin metrekareye çıkarılmasının gündeme geldiğini iddia etti. Ayrıca Gediz Elektrik’in trafo alanı talebine ilişkin düzenlemede, komisyona sunulan dosya ile Büyükşehir Belediyesine gönderilen dosya arasında farklılıklar bulunduğunu öne sürdü. Vatandaşlara da haklarını korumak için imar planlarını yakından takip etmeleri çağrısında bulundu.
***
Şimdi yapılması gereken, bu iddiaların her birine belgeleriyle ve açık biçimde yanıt verilmesidir. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, taşınmazların hangi koşullarda satıldığı ve imar kararlarının hangi gerekçelerle alındığı vatandaşın doğrudan meselesidir. Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Biz gazetecilik yapıyor, bir kamu hizmeti veriyorsak kamunun hakkını korumak da görevimizdir. Bu görev, siyasi yakınlıklara göre değişmez. Kim yaparsa yapsın, yanlışın karşısında durmak zorundayız.
YOLSUZLUK İDDİALARININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ
Demokratlık, yalnızca kendi hakkını savunurken hatırlanacak bir sıfat değildir. Şeffaflığı, hesap vermeyi ve başkasının hakkını korumayı da gerektirir. Yorulabiliriz; ancak soru sormaktan ve kamu adına takip etmekten vazgeçemeyiz. Yolsuzluk iddialarının sonuna kadar takipçisi olacağız.