Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

JAPONLAR 2

Değerli dostlar, geçen haftaki yazımızda Japonlarla ilgili bilgiler paylaşmıştım. Onların kültürel anlayışları, bakış açıları, değer yargıları, görgüleri, bireysel ve toplumsal davranışları hakkında bilgi aktarıyordum. Kalan bilgileri aktarmayı sürdürelim. *** Özveri: Japon kültüründe “özveri”, bireysel çıkarların toplumsal uyum, onur ve sarsılmaz bağlılık uğruna geri plana atılmasıdır. Bu köklü disiplin; ahlaki  değerler, çalışma yaşamı ve sosyal ilişkilerde kendini güçlü biçimde gösterir. O tsunami sonrasında nükleer reaktörleri su basmıştı. Elli kadar çalışan, nükleer reaktörlerin içindeki deniz suyunu pompalamak için nükleerin içinde kaldılar. Bu insanların yaptıklarının karşılığı nasıl ödenir? *** Duyarlılık: Japon kültüründe “duyarlılık”, temelde toplumsal uyum, başkalarına saygı ve empati kavramlarına dayanır. “Başkalarını rahatsız etmemek” ve “Bireysel çıkarları toplumun uyumunun önüne koymamak” gibi temel değerler, bu duyarlılığın merkezini oluşturur. Büyük deprem ve tsunami sonrasında kimse korumasız durumdaki bankamatiğe saldırmadı. Lokantalar, fiyat indirimi yaptı. Güçlüler, zayıflara baktı ve yardım etti. Bu köklü kültürel özelliğin günlük yaşamdaki yansımaları şöyledir: Sözsüz İletişim ve Başkalarının Duygularını Okuma, Kamusal Alan Disiplini ve Başkalarını Düşünme (Bu alanın içinde toplu taşıma, hijyen ve sağlık, çöp ve çevre konuları var.), Uyum ve Düzen Anlayışı, Başkalarına Yük Olmamak. *** Eğitim: Japonya’da “eğitim”, 6 yıl ilkokul, 3 yıl ortaokul (zorunlu), 3 yıl lise ve 4 yıl üniversite olmak üzere 6+3+3+4 biçimindedir. İlk 9 yıl zorunludur. Lise okullaşmasında oran, yüzde 98’in üzerindedir. Japon eğitim sisteminde akademik bilginin yanı sıra erken yaşta ahlak, temizlik ve toplumsal sorumluluk kazandırma odaklı eğitim ön plandadır. Yine o büyük depremde ve tsunamide yaşlılar ve çocuklar dahil herkes o büyük felaketten sonra ne yapacağını, nasıl davranacağını biliyordu. Çünkü iyi öğrenmişler, benimsemişler ve böylesi felaketlerle yaşamaya alışmışlardı. Öğrendiklerini ve içselleştirdikleri aynen yaptılar. Japon eğitim anlayışının temelini şunlar oluşturur: Karakter Eğitimi, Temzilik ve Sorumluluk Bilinci, Kulüp Etkinlikleri. *** Medya: Japonya’da “medya”, güvene, katı editoryal disipline ve çok güçlü yerel platformlara dayanır. Dünyanın öbür ülkelerine göre fiziksel medya (cd, dvd, dergi, gazete, baskı) hala çok büyük pazara sahip. Sanal iletişimde ise WhatsApp yerine Line kullanılıyor. Büyük felaket ve yıkım sonrası basında, bültenlerde kendilerini mükemmel biçimde dizginlediler. Saçma sapan söylemlerde ve eylemlerde bulunmadılar. Mantıksızca konuşan kimse yoktu. Sakince, yapıcı ve yatıştırıcı habercilik yaptılar. En önemlisi de durumdan yararlanmaya, krizi fırsata çevirmeye çalışanlar yoktu. *** Vicdan: Japon kültüründe “vicdan”, Batı’daki gibi soyut bir “günah” ve “ilahi adalet” kavramlarından çok “toplumsal uyum”, “başkalarının hakkına saygı”, “aileye/topluma karşı duyulan derin sorumluluk” ve “onur” değerleri üzerine kuruludur. Evet, o büyük yıkımın ardından kimse utanacak, onurunu küçültecek davranışlar sergilemedi. Örneğin bir mağazada alış veriş yapıldığı sırada elektrikler kesildi. İnsanlar, aldıkları şeyleri raflara, yerlerine bıraktılar ve sessizce çıktılar. Yağmalamaya, çalıp kaçmaya çalışmadılar. Japonlarda “vicdan” ve “ahlak” anlayışını biçimlendiren temel değerler şunlar: Utanma ve Utanç Odaklı Toplum, Kimseyi Rahatsız Etmeme, Doğa ile Bütünlük İnancı, Grup Sorumluluğu. Bu değerler sayesinde Japonlar, kurallara ve ahlaki değerlere dışarıdan bir karışma, yön verme veya denetim olmasa bile toplumsal yapıya duyulan saygı gereği sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Evet değerli dostlar, geçen haftadan süregelenlerle birlikte yukarıda örneklediğimiz bu davranışlar ve alışkanlıklar, bir masal değil. Ütopya da değil. 2011 yılında yaşanan o büyük deprem ve ardından oluşan tsunami sonrasında tüm dünyanın gördüğü gerçekler, Japon halkının davranışları. Dünya insanlarının ve özellikle bizim, ülkeleri çok büyük bir felakete uğramış Japonlardan alacağı çok önemli dersler var. Tabii, alabilene, anlayabilene! *** Sözün Özü: Uygarlığın gerçek ölçüsü ne nüfus ne kentlerin büyüklüğü ne de üretim bolluğudur. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların özellikleridir. Emerson
Ekleme Tarihi: 21 Temmuz 2026 -Salı

JAPONLAR 2

Değerli dostlar, geçen haftaki yazımızda Japonlarla ilgili bilgiler paylaşmıştım. Onların kültürel anlayışları, bakış açıları, değer yargıları, görgüleri, bireysel ve toplumsal davranışları hakkında bilgi aktarıyordum. Kalan bilgileri aktarmayı sürdürelim.

***

Özveri: Japon kültüründe “özveri”, bireysel çıkarların toplumsal uyum, onur ve sarsılmaz bağlılık uğruna geri plana atılmasıdır. Bu köklü disiplin; ahlaki  değerler, çalışma yaşamı ve sosyal ilişkilerde kendini güçlü biçimde gösterir. O tsunami sonrasında nükleer reaktörleri su basmıştı. Elli kadar çalışan, nükleer reaktörlerin içindeki deniz suyunu pompalamak için nükleerin içinde kaldılar. Bu insanların yaptıklarının karşılığı nasıl ödenir?

***

Duyarlılık: Japon kültüründe “duyarlılık”, temelde toplumsal uyum, başkalarına saygı ve empati kavramlarına dayanır. “Başkalarını rahatsız etmemek” ve “Bireysel çıkarları toplumun uyumunun önüne koymamak” gibi temel değerler, bu duyarlılığın merkezini oluşturur. Büyük deprem ve tsunami sonrasında kimse korumasız durumdaki bankamatiğe saldırmadı. Lokantalar, fiyat indirimi yaptı. Güçlüler, zayıflara baktı ve yardım etti. Bu köklü kültürel özelliğin günlük yaşamdaki yansımaları şöyledir: Sözsüz İletişim ve Başkalarının Duygularını Okuma, Kamusal Alan Disiplini ve Başkalarını Düşünme (Bu alanın içinde toplu taşıma, hijyen ve sağlık, çöp ve çevre konuları var.), Uyum ve Düzen Anlayışı, Başkalarına Yük Olmamak.

***

Eğitim: Japonya’da “eğitim”, 6 yıl ilkokul, 3 yıl ortaokul (zorunlu), 3 yıl lise ve 4 yıl üniversite olmak üzere 6+3+3+4 biçimindedir. İlk 9 yıl zorunludur. Lise okullaşmasında oran, yüzde 98’in üzerindedir. Japon eğitim sisteminde akademik bilginin yanı sıra erken yaşta ahlak, temizlik ve toplumsal sorumluluk kazandırma odaklı eğitim ön plandadır. Yine o büyük depremde ve tsunamide yaşlılar ve çocuklar dahil herkes o büyük felaketten sonra ne yapacağını, nasıl davranacağını biliyordu. Çünkü iyi öğrenmişler, benimsemişler ve böylesi felaketlerle yaşamaya alışmışlardı. Öğrendiklerini ve içselleştirdikleri aynen yaptılar. Japon eğitim anlayışının temelini şunlar oluşturur: Karakter Eğitimi, Temzilik ve Sorumluluk Bilinci, Kulüp Etkinlikleri.

***

Medya: Japonya’da “medya”, güvene, katı editoryal disipline ve çok güçlü yerel platformlara dayanır. Dünyanın öbür ülkelerine göre fiziksel medya (cd, dvd, dergi, gazete, baskı) hala çok büyük pazara sahip. Sanal iletişimde ise WhatsApp yerine Line kullanılıyor. Büyük felaket ve yıkım sonrası basında, bültenlerde kendilerini mükemmel biçimde dizginlediler. Saçma sapan söylemlerde ve eylemlerde bulunmadılar. Mantıksızca konuşan kimse yoktu. Sakince, yapıcı ve yatıştırıcı habercilik yaptılar. En önemlisi de durumdan yararlanmaya, krizi fırsata çevirmeye çalışanlar yoktu.

***

Vicdan: Japon kültüründe “vicdan”, Batı’daki gibi soyut bir “günah” ve “ilahi adalet” kavramlarından çok “toplumsal uyum”, “başkalarının hakkına saygı”, “aileye/topluma karşı duyulan derin sorumluluk” ve “onur” değerleri üzerine kuruludur. Evet, o büyük yıkımın ardından kimse utanacak, onurunu küçültecek davranışlar sergilemedi. Örneğin bir mağazada alış veriş yapıldığı sırada elektrikler kesildi. İnsanlar, aldıkları şeyleri raflara, yerlerine bıraktılar ve sessizce çıktılar. Yağmalamaya, çalıp kaçmaya çalışmadılar. Japonlarda “vicdan” ve “ahlak” anlayışını biçimlendiren temel değerler şunlar: Utanma ve Utanç Odaklı Toplum, Kimseyi Rahatsız Etmeme, Doğa ile Bütünlük İnancı, Grup Sorumluluğu. Bu değerler sayesinde Japonlar, kurallara ve ahlaki değerlere dışarıdan bir karışma, yön verme veya denetim olmasa bile toplumsal yapıya duyulan saygı gereği sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Evet değerli dostlar, geçen haftadan süregelenlerle birlikte yukarıda örneklediğimiz bu davranışlar ve alışkanlıklar, bir masal değil. Ütopya da değil. 2011 yılında yaşanan o büyük deprem ve ardından oluşan tsunami sonrasında tüm dünyanın gördüğü gerçekler, Japon halkının davranışları. Dünya insanlarının ve özellikle bizim, ülkeleri çok büyük bir felakete uğramış Japonlardan alacağı çok önemli dersler var. Tabii, alabilene, anlayabilene!

***

Sözün Özü: Uygarlığın gerçek ölçüsü ne nüfus ne kentlerin büyüklüğü ne de üretim bolluğudur. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların özellikleridir. Emerson

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

21
Temmuz
15
Temmuz
07
Temmuz
30
Haziran
24
Haziran
02
Haziran
14
Mayıs
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.