Değerli dostlar, Ege insanı için Eylül ayı çok anlamlıdır. Eylül ayının ilk yarısı, Ege bölgesinin ve Manisa’mızın düşman işgalinden kurtarılışının yaşandığı günlerdir. Evet, 8 Eylül, Manisa’mızın; 9 Eylül de güzel İzmir’in kurtuluş günüdür. Kutlu olsun.
***
“Kurtuluş” ya da “kurtulmak”. Evet, ilginç kavramlar. İnsan neyden kurtulur? Örneğin korkularından, bağımlılıklarından, kötü alışkanlıklarından, sıkıntılarından, üzerindeki yüklerden, ağırlıklardan, baskılardan, kötülükten, kölelikten, tutsaklıktan… Daha onlarcasını sayabiliriz. Bir çırpıda aklıma geliverenler bunlar. Bir de kişisel olmayıp da toplumsal, ulusal düzeyde kurtuluşlar vardır. Bunlar, bir ulusun özgürlüğü, bağımsızlığı, geleceği ve varlığı açısından çok önemlidir. Örneğin işgalden kurtulmak, sömürüden ve sömürge olmaktan kurtulmak, emperyal güçlerin baskısından kurtulmak, toplum olarak tutsaklıktan kurtulmak. Daha başkaları da vardır ama benim aklıma geliverenler bunlar.
ANADOLU İŞGAL EDİLİR
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Birinci Dünya Savaşı fiilen sona erer. Savaş sona erer; ama Türk yurdu olan Anadolu işgal edilir. İlk fiili işgal, 1919 yılının 15 Mayıs’ında İzmir’den başlar. İşgalle bilikte vahşet, katliam; taciz, tecavüz; acı, ızdırap; yokluk, yoksul da gelir. Ve güzel ülkemizin cennet bölgesi Ege kıyılarından başlayan işgal hareketi, iç kesimlere doğru tüm acımazsızlığıyla, vahşetiyle, tecavüzleriyle, yakıp yıkmalarla yayılır.
106 KİŞİ DİRİ DİRİ YANARAK CAN VERİR
İlk toplu katliam Aydın'da yaşanır. Kızılcaköy'de insanları camiye toplarlar, sonra ateşe verirlir. 106 kişi diri diri yanarak can verir. Bu vahşet ve katlim, uluslararası soruşturma heyetince fotoğraflarla belgelenir. İşgal süresince yakılmış çocuklarımız, tacize ve tecavüze uğramış kadınlarımız, kızlarımız, vardır. Fiziksel yıkımın yanı sıra psikolojik yıkım da korkunç boyuttadır. Ezan okuduğu için müezzinin dili kesilir. Bazı insanlarımız, elleri bağlanıp kuyuya atılır. Kadınlarımız, kızlarımız çırılçıplak sokaklarda gezdirilir.
***
Süngüyle öldürülenlerin arasında altı aylık bebekler vardır. Gözleri oyulmuş dört aylık bebek, kuyuya atılmış yedi aylık bebek vardır. Gözleri oyulmuş, kulakları ve burunları kesilmiş insanlarımız, ağaçlara asılmış. Benzer biçimde öldürülenlerin sayısı beş binin üzerindedir. Menderes ırmağıdan günlerce ceset aktığı için suyu kıpkırmızıdır. Germencik'ten Aydın'a giden tren durdurulur. İçindeki 61 Türk yolcu kurşuna dizilir. Yine Germencik'te bambaşka vahşet yaşanır. Burada 921 ev vardır. Yakılır ve bu evlerin tümü kül olur. 150 kişi kurşuna dizilir. Topluca çukura gömülmüş 250 kişi bulunur.
***
Tenekelerle gazyağı getirilir. Türk mahalleleri ateşe verilir. Sipahi Çarşısı tümüyle yakılır. 300 dükkan kül olur. Gasbın ve yağmanın ölçüsü yoktur. Nazilli üzerinde dolaşan Yunan uçakları, buraları rastgele bombalar. Aydın ve ilçelerinde, ilk işgal sırasında dört binden fazla insan ölür. Bir o kadar da kayıp vardır. Kaç kişinin esir olarak götürüldüğü belli değildir. Yunanların bu kadar gaddar davranmalarının, dehşet saçmalarının nedeni, yalnızca Türk nefreti değildi; stratejik bir karardı. Bu zulüm, işkence, vahşet ve katliam, halkı göçe zorlamak içindi. Bölgeyi insansızlaştırmak amaçlanıyordu. Boşalan yerlere Rum nüfus taşınacaktı. Bölgedeki demografik yapı değiştirilmeye çalışılıyordu. İşgal edilen yerler, Türk kimliğinden arındırılıp Rumlaştırılacaktı.
***
İşte üç yıl üç ay sürecek işkence, zulüm, vahşet böyle başlamıştı; ama olmadı. Mavi gözlü, sarı saçlı dev, tüm planları bozdu. Umdukları gibi olmadı. Geldikleri gibi gittiler. Gittiler ama çok acı, ızdırap, açlık, yokluk ve yoksulluk bırakıp gittiler. İşte biz bunlardan kurtulduk. Ülkemizi paylaşmaya kalkan emperyal güçlerden kurtulduk. Güzel ülkemizi adım adım paylaşmak isteyen işgalcilerden kurtulduk. O işgalcilerin tecavüzünden, katliamından, yağmasından kurtulduk.
***
Tümüyle yakılıp yıkılmaktan, yok edilmekten, tarihten silinmekten kurtulduk. O günkü devletimizin başkenti, dünyanın incisi İstanbul’un İngiliz işgalinden kurtulduk. Özellikle Batılı ülkelerin elde ettiği ekonomik baskıdan, yüzlerce yıl süren kapitilasyonlardan ve tekel oluşturmuş bankerlerin ekonomik tutsaklığından kurtulduk. Ülkemiz üzerine çöreklenmiş özel haklar ve ayrıcalıklar elde etmiş soygunculardan kurtulduk. Daha ne olsun?
***
Tabii ki “Kurtuluş Savaşı”, tabii ki “Bağımsızlık Savaşı”, tabii ki “Özgürlük Savaşı”…
Kurtuluşumuz ve Kurtarılışımız Kutlu Olsun!
Ne Mutlu Türk’ün Diyene!
Sözün Özü:
Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir. Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK