Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

TARİH OKUMALARI 3

Değerli dostlar, önceki yazıda “Girit açılımının birinci aşaması” aktarılmıştı. Devam ediyoruz. Açılımın ikinci aşaması: Jandarma yeniden düzenlendi. *** Osmanlının 1878’de Ruslara yenilmesi Girit’te yeni bir ayaklanmaya neden oldu. Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu. Evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular. Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Onların bastırmalarıyla öbür Osmanlı vilayetlerinden farklı, Girit’e özel imtiyazlar tanındı. Yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı. 25 Ekim 1878’deki bu Halepa Sözleşmesi / Açılımı şöyleydi: 1. Girit Valisi, yalnızca Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı. 2. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı. 3. Hıristiyan kaymakamlar, Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı. 4. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti. 5. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti. *** Osmanlı, bu açılıma da “Evet” dedi. “Yeter ki kardeş kanı dursun!” diyordu. Fotyadi Paşa, Sava Paşa, Kostaki Anthopulos Paşa, Nikolaki Sartinski Paşa gibi isimler sırasıyla Girit’e vali atandı. Diyeceksiniz ki artık bu açılım adaya sükunet getirmiştir! Hayır!… AÇILIMDA ÜÇÜNCÜ AŞAMA Açılımın üçüncü aşaması: Avrupa’ya müdahale hakkı. 1885 – 1888 yılları arasında Girit, iki ayaklanmaya daha sahne oldu. Fakat en büyük isyan 1896’da oldu. Artık taraflardan biri asker değildi. Ağri’de, Kalives’te, Resmo’da, Hanya’da ve öbür yerleşimlerde 250 yıldır birlikte yaşayan komşular, birbirine silah sıkmaya başladı. Girit yanıyordu. Tabii yine beklenen oldu. İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya olaylara müdahale etti. Asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e gönderdiler. Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar. 1. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı. 2. Bu Vali, adada karışıklık çıkması durumunda Batı’dan silah ve asker yardımı isteyebilecekti. 3. Hemen genel af ilan edilecekti. 4. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı. 5. Avrupalı hukukçular, adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı. *** Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. Başkent İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Ancak 25 Ağustos 1896 Nizamnamesi/açılımı, Girit’in kopuşunu hızlandırdı. Elleri silahlı Rumlar, artık kent merkezlerinde bile gezip kimseden korkmadan Türkleri öldürmeye başladı. Bu cinayetler sonucu, Amcaoğlu Hüseyin, Bedeloğlu Mehmet, Bunacuoğlu Selim Ağanın çoban oğlu, Yanatoğlu Halim, Salih Kaziyatoğlu, Güldanoğlu Hüseyin, Muradoğlu Hasan, Osman Korethaki gibi yüzlerce Türk öldürüldü. Resmolu Hüseyin Subaşaki gibi Türkler şehit edildikten sonra, hıncını alamayan asiler tarafından kafatası, bıçak ve sopalarla delik deşik edildi. GİRİT’TE OLUK OLUK TÜRK KANI AKIYORDU Türkler korunaksızdı. Girit’in Hıristiyan valisi, kasten Osmanlıdan asker yardımı istemiyordu. Türklerin Girit’ten gitmesini istiyordu. Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Yazı devam ediyor… Sözün Özü: Tarihten ders ve ibrert alınmıyorsa tarih okumanın ne anlamı var? 
Ekleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 -Salı

TARİH OKUMALARI 3

Değerli dostlar, önceki yazıda “Girit açılımının birinci aşaması” aktarılmıştı. Devam ediyoruz. Açılımın ikinci aşaması: Jandarma yeniden düzenlendi.

***

Osmanlının 1878’de Ruslara yenilmesi Girit’te yeni bir ayaklanmaya neden oldu. Olan, köylerine dönen açılım kurbanı Türklere oldu. Evleri, tarlaları yakıldı; canlarından oldular. Osmanlı ordusu yine isyancıların peşine düştü. Ve devreye yine Avrupalılar girdi. Onların bastırmalarıyla öbür Osmanlı vilayetlerinden farklı, Girit’e özel imtiyazlar tanındı. Yani yeni bir sözleşme/açılım yapıldı. 25 Ekim 1878’deki bu Halepa Sözleşmesi / Açılımı şöyleydi:

1. Girit Valisi, yalnızca Müslümanlardan seçilmeyecekti, Hıristiyan da olacaktı.

2. Vilayet genel meclisinde Rumlar (49/31) çoğunlukta olacaktı.

3. Hıristiyan kaymakamlar, Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı.

4. Vilayet Meclisi ve mahkeme dili Rumca olacak; ancak resmi zabıtlar ve dilekçeler Rumca ve Türkçe olabilecekti.

5. Ve en önemlisi asayişi sağlayan jandarma, yerli halktan seçilecekti.

***

Osmanlı, bu açılıma da “Evet” dedi. “Yeter ki kardeş kanı dursun!” diyordu. Fotyadi Paşa, Sava Paşa, Kostaki Anthopulos Paşa, Nikolaki Sartinski Paşa gibi isimler sırasıyla Girit’e vali atandı. Diyeceksiniz ki artık bu açılım adaya sükunet getirmiştir! Hayır!…

AÇILIMDA ÜÇÜNCÜ AŞAMA

Açılımın üçüncü aşaması: Avrupa’ya müdahale hakkı. 1885 – 1888 yılları arasında Girit, iki ayaklanmaya daha sahne oldu. Fakat en büyük isyan 1896’da oldu. Artık taraflardan biri asker değildi. Ağri’de, Kalives’te, Resmo’da, Hanya’da ve öbür yerleşimlerde 250 yıldır birlikte yaşayan komşular, birbirine silah sıkmaya başladı. Girit yanıyordu. Tabii yine beklenen oldu. İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Rusya olaylara müdahale etti. Asayiş amacıyla savaş gemilerini Girit’e gönderdiler. Ve Osmanlıya yine, yeni bir sözleşme/açılım dayattılar.

1. Girit valisi kesinlikle Hıristiyan olacaktı.

2. Bu Vali, adada karışıklık çıkması durumunda Batı’dan silah ve asker yardımı isteyebilecekti.

3. Hemen genel af ilan edilecekti.

4. Memurların üçte biri Hıristiyan olacaktı.

5. Avrupalı hukukçular, adli bir ıslahat reformu hazırlayacaktı.

***

Osmanlı bu açılıma da boyun eğdi. Başkent İstanbul’un Girit’te açılım yapmaktan başı dönmüştü. Ancak 25 Ağustos 1896 Nizamnamesi/açılımı, Girit’in kopuşunu hızlandırdı. Elleri silahlı Rumlar, artık kent merkezlerinde bile gezip kimseden korkmadan Türkleri öldürmeye başladı. Bu cinayetler sonucu, Amcaoğlu Hüseyin, Bedeloğlu Mehmet, Bunacuoğlu Selim Ağanın çoban oğlu, Yanatoğlu Halim, Salih Kaziyatoğlu, Güldanoğlu Hüseyin, Muradoğlu Hasan, Osman Korethaki gibi yüzlerce Türk öldürüldü. Resmolu Hüseyin Subaşaki gibi Türkler şehit edildikten sonra, hıncını alamayan asiler tarafından kafatası, bıçak ve sopalarla delik deşik edildi.

GİRİT’TE OLUK OLUK TÜRK KANI AKIYORDU

Türkler korunaksızdı. Girit’in Hıristiyan valisi, kasten Osmanlıdan asker yardımı istemiyordu. Türklerin Girit’ten gitmesini istiyordu. Girit’te oluk oluk Türk kanı akıyordu. Yazı devam ediyor…

Sözün Özü:

Tarihten ders ve ibrert alınmıyorsa tarih okumanın ne anlamı var? 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

18
Ağustos
11
Ağustos
04
Ağustos
28
Temmuz
21
Temmuz
15
Temmuz
07
Temmuz
30
Haziran
24
Haziran
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.