Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

TÜRK DİL BAYRAMI

Değerli dostlar, 13 Mayıs tarihi uzunca yıllardan beri “Türk Dil Bayramı” olarak kutlanmakta. Bu tarihin kaynağı, hepimizin bildiği Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 yılında Karamanoğlu Beyliği döneminde yayımladığı o ünlü bildirisidir. *** Karamanoğlu Mehmet Bey ne demişti? “Şimden gerü hiç kimesne divanda, dergahta, bargahta ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye!” *** Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu bildirisi, ulusal dil bilincinin korunması ve sürdürülmesi adına önemli bir adımdır. Çünkü dil, bir ulusun varlığının en temel ögesidir. Dil, tarihsel ve kültürel bir köprüdür; tüm değeler buradan geçer. Bu yüzden dil köprüsü sağlam olmak zorundadır. Bu köprü sağlam olmazsa gelecek kuşaklara ulaşmak ve gelecek kuşakların geçmişi anlaması güçleşecektir. Tarihi çok eskilere dayanan, dünyanın en eski, en anlamlı, en büyük ve en köklü dillerinden biri olan Türkçemize gereken değeri ve önemi vermezsek geleceğimiz ve varlığımız tehlikeye girecektir. *** Son yıllarda güzel dilimiz Türkçemizin kullanımına baktığımızda bazı olumsuzlukların yaşandığı bir gerçektir. Özellikle gençlerin, basının, sanal ve sosal medyanın kullandığı dil, yozlaşmanın ve bozulmanın ne duruma geldiğini göstermektedir. Yozlaşmanın yanında yalınlığını da yitirmeye başlamıştır. Binlerce sözcüğün Türkçesi varken o sözcüğün yabancı karşılığının kullanımının artması, bu görüşe en belirgin örnektir. O örnekleri burada tek tek sıralamayacağım; ama dikkatli gözler ve duyarlı kulaklar, yoğun biçimde kullanıldığını görebilecektir. *** Bir ulusun en önemli varlık nedenlerinden birinin dil olduğu bir gerçektir. Dil, bir ulusu ulus yapan en temel değerdir. O dil ile özümüzü kavrar, o dil ile bilinçlenir, o dil ile varlığımızı, geleneğimizi, kültürümüzü sürdürürüz. Uygarlıkların, tarihin, kültür ve sanatın, edebi ürünlerin kuşaktan kuşağa aktarımını sağlayan en temel varlık dildir. *** Bir ulusun tüm kültürel değerlerini, gelenek ve göreneklerini gelecek kuşaklara aktarmak için sağlam, güçlü ve etkili bir dile gerek vardır. Bu dilin varlığı ile geçmiş ile gelecek arasında bağ kurulur; ulusun varlığı ve sürekliliği sağlanır. Bu nedenle tüm kültürel, tarihsel, edebi ve geleneksel değerlerimiz dil aracılığıyla yaşatılır, sürdürülür. *** Dünyanın en eski ve en köklü dillerinden biri olan Türkçemiz, tarihimizin derinliklerinde yer alan tüm değerlerimizin günümüze taşınmasında en güzel araçtır. Böylelikle kuşaklar arasındaki duygu bağı da kopmadan kurulmuş olur. Bugün, Ahmet Yesevi’yi, Yunus Emre’yi, Hace Bektaş Veli’yi, Pir Sultan Abdal’ı, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu, Köroğlu’nu kolaylıkla anlayabiliyorsak güzel ve köklü dilimiz Türkçemizin sahiplenilmesinden, korunmasından ve sanatçılarımızca güçlü biçimde kullanılmasındandır.  *** Tarihsel süreç ve mirasımız içinde kendi dilimizi, Türkçemizi; kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi; özümüze, kültürümüze, tarihimize ve dilimize yabancılaşmadan, çocuklarımızı ve gelecek kuşakları yabancılaştırmadan, geleceğimizi ve varlığımızı güçlü ve sağlıklı biçimde sürdürebilmek için dilimize sahip çıkmamız, en temel görevimizdir. Bu görev, her Türk çocuğunun sorumluluğundadır. *** Karamanoğlu Mehmet Bey ne demişti? “Şimden gerü hiç kimesne divanda, dergahta, bargahta ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye.” TÜRKÇE KONUŞUP TÜRKÇE YAZMALIYIZ O zaman bizler de Türk ulusunun bir bireyi olarak özümüze dönüp öz benliğimizi korumalıyız, yüceltmeliyiz. Yapmamız gerekenler belli: Türkçe konuşup Türkçe yazmalıyız. Türkçe düşünüp Türkçe yaşamalıyız. Başka da yolu yoktur. Ne mutlu “Türk’üm” diyene! Sözün Özü: Mademki Türk’üz, öyleyse bir Türk gibi görür, bir Türk gibi düşünür, bir Türk gibi davranırız ve bir Türk gibi yazarız. Ömer Seyfettin
Ekleme Tarihi: 14 Mayıs 2026 -Perşembe

TÜRK DİL BAYRAMI

Değerli dostlar, 13 Mayıs tarihi uzunca yıllardan beri “Türk Dil Bayramı” olarak kutlanmakta. Bu tarihin kaynağı, hepimizin bildiği Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277 yılında Karamanoğlu Beyliği döneminde yayımladığı o ünlü bildirisidir.

***

Karamanoğlu Mehmet Bey ne demişti?

“Şimden gerü hiç kimesne divanda, dergahta, bargahta ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye!”

***

Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu bildirisi, ulusal dil bilincinin korunması ve sürdürülmesi adına önemli bir adımdır. Çünkü dil, bir ulusun varlığının en temel ögesidir. Dil, tarihsel ve kültürel bir köprüdür; tüm değeler buradan geçer. Bu yüzden dil köprüsü sağlam olmak zorundadır. Bu köprü sağlam olmazsa gelecek kuşaklara ulaşmak ve gelecek kuşakların geçmişi anlaması güçleşecektir. Tarihi çok eskilere dayanan, dünyanın en eski, en anlamlı, en büyük ve en köklü dillerinden biri olan Türkçemize gereken değeri ve önemi vermezsek geleceğimiz ve varlığımız tehlikeye girecektir.

***

Son yıllarda güzel dilimiz Türkçemizin kullanımına baktığımızda bazı olumsuzlukların yaşandığı bir gerçektir. Özellikle gençlerin, basının, sanal ve sosal medyanın kullandığı dil, yozlaşmanın ve bozulmanın ne duruma geldiğini göstermektedir. Yozlaşmanın yanında yalınlığını da yitirmeye başlamıştır. Binlerce sözcüğün Türkçesi varken o sözcüğün yabancı karşılığının kullanımının artması, bu görüşe en belirgin örnektir. O örnekleri burada tek tek sıralamayacağım; ama dikkatli gözler ve duyarlı kulaklar, yoğun biçimde kullanıldığını görebilecektir.

***

Bir ulusun en önemli varlık nedenlerinden birinin dil olduğu bir gerçektir. Dil, bir ulusu ulus yapan en temel değerdir. O dil ile özümüzü kavrar, o dil ile bilinçlenir, o dil ile varlığımızı, geleneğimizi, kültürümüzü sürdürürüz. Uygarlıkların, tarihin, kültür ve sanatın, edebi ürünlerin kuşaktan kuşağa aktarımını sağlayan en temel varlık dildir.

***

Bir ulusun tüm kültürel değerlerini, gelenek ve göreneklerini gelecek kuşaklara aktarmak için sağlam, güçlü ve etkili bir dile gerek vardır. Bu dilin varlığı ile geçmiş ile gelecek arasında bağ kurulur; ulusun varlığı ve sürekliliği sağlanır. Bu nedenle tüm kültürel, tarihsel, edebi ve geleneksel değerlerimiz dil aracılığıyla yaşatılır, sürdürülür.

***

Dünyanın en eski ve en köklü dillerinden biri olan Türkçemiz, tarihimizin derinliklerinde yer alan tüm değerlerimizin günümüze taşınmasında en güzel araçtır. Böylelikle kuşaklar arasındaki duygu bağı da kopmadan kurulmuş olur. Bugün, Ahmet Yesevi’yi, Yunus Emre’yi, Hace Bektaş Veli’yi, Pir Sultan Abdal’ı, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu, Köroğlu’nu kolaylıkla anlayabiliyorsak güzel ve köklü dilimiz Türkçemizin sahiplenilmesinden, korunmasından ve sanatçılarımızca güçlü biçimde kullanılmasındandır. 

***

Tarihsel süreç ve mirasımız içinde kendi dilimizi, Türkçemizi; kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi; özümüze, kültürümüze, tarihimize ve dilimize yabancılaşmadan, çocuklarımızı ve gelecek kuşakları yabancılaştırmadan, geleceğimizi ve varlığımızı güçlü ve sağlıklı biçimde sürdürebilmek için dilimize sahip çıkmamız, en temel görevimizdir. Bu görev, her Türk çocuğunun sorumluluğundadır.

***

Karamanoğlu Mehmet Bey ne demişti?

“Şimden gerü hiç kimesne divanda, dergahta, bargahta ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye.”

TÜRKÇE KONUŞUP TÜRKÇE YAZMALIYIZ

O zaman bizler de Türk ulusunun bir bireyi olarak özümüze dönüp öz benliğimizi korumalıyız, yüceltmeliyiz. Yapmamız gerekenler belli: Türkçe konuşup Türkçe yazmalıyız. Türkçe düşünüp Türkçe yaşamalıyız. Başka da yolu yoktur. Ne mutlu “Türk’üm” diyene!

Sözün Özü:

Mademki Türk’üz, öyleyse bir Türk gibi görür, bir Türk gibi düşünür, bir Türk gibi davranırız ve bir Türk gibi yazarız. Ömer Seyfettin

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.