Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

BARDAK

Değerli dostlar, yıllar önce karşıma çıkan ilginç bir paylaşımı not almıştım. Bu hafta sizlere o ilginç paylaşımı aktaracağım. Bu haftaki yazımızın başlığı ve içeriği bardak. Ancak “bardak”tan yola çıkarak farklı bir bakış açısıyla ve farklı bir sunumla ilginç bir yazı olmuş. O ilginç paylaşımın adı “Bardak Bilimi” idi. Ama önce ben sizlere biraz bardaklardan söz etmek istiyorum. *** Bu cam bardaklar çok yaygınlaşmadan önce evlerde genellikle “tas” vardı. Bu taslar genellikle metalden olurdu. Metalten önceki dönemlerde de ağaçtan yapılırdı. Hani çok ünlü, bilinen bir atasözümüz vardır. “Eski çamlar bardak oldu.” diye, işte o bardaklar, o zamanlar “tas” diye bilinir, kullanılırdı. Kırsallarda, köy yerlerinde “Bir tas su ver.” denirdi. *** Evet, bardaklar önce ağaçtan, sonra metalden ve camdan yapılır oldu. Daha sonra sert plastikten yapılmaya başlandı. Sonraki dönemlerde melamin denilen plastik karışımı bir ürün, yıllarca kullanıldı. Günümüze gelince bardak türleri o kadar çoğaldı ki pet bardak, kağıt bardak, poliüretan bardak gibi aynı amaçlı farklı türlerle karşılaştık. Şimdi gelelim asıl amaca; bardağın içindekine.   ***   Masaya yarısına kadar su olan bir bardak koymuşlar ve farklı görüş, düşünüş, inanış, anlayış ve bakış açılarına sahip kişilere bu bardak hakkında yorum yapmaları istenmiş. İlginç görüş, düşünüş, inanış, anlayış ve bakış açıları burada ortaya çıkıyor. İşte o “Bardak Bilimi”ni birlikte okuyalım. *** Bu bardağa bir “optimist”, “Bardak dolu.” derken bir “pesimist” ise boş! demiş. Bir “nihilist”, “Bardak yok!” derken bir “emperyalist”, “Bu bardak benim olmalı!” demiş. O bardağa bir “kapitalist”, “Bu bardaktan seri üretime geçelim.” derken bir “şovenist”, “Bu bardak kesin bizim imalatımız, kimse böyle yapamaz!” demiş. Bir “sadist”, “Bu bardağı alın buradan, yoksa kırarım!” derken bir “konformist” ise “Bir bardak su versene!” demiş. En ilginci “mazoşist” ve “kanibalist”ten. “Mazoşist”, “Bu bardak ne yenir be!” diye karşılık verirken  bir “kanibalist” de “Bardak yenmez; ağızı kesilir, insan eti mi bu?” demiş. Bir “narsist”, “Şu bardağın güzelliğine bak! Aynı ben!” derken bir “egoist” de “Bu bardak yalnızca benim!” demiş. Bir “anarşist”, “Bardağı bize vermezseniz o bardağı bir daha göremezsiniz.” derken bir “hümanist” de “Bu bardağı bulamayanlar da var!” demiş. O bardak için bir “kominist”, “Bardağı birlikte kullanalım.” derken bir “sosyalist” ise “Bardağı yıkarken kırmayalım.” demiş. O bardak için bir “faşist”, “Yarısı dolu, yarışı boş bardak ne demek? Bardağı kırın gitsin.” demiş. Bir “senarist”, “Kadın, bardağı aldı ve o güzel dudaklarına götürdü.” derken bir “ütopist” de “Bazen öyle bir bardak düşlüyorum ki!” demiş. Bir “Feminist”, “Bir kere ince belli bardak ne demek?” derken bir “idealist” de “Bu bardaktan bir gün öyle çok olacak ki!” diye görüş bildirmiş. Bir “Pozitivist” de “Bardak gibi görünüyor da test edelim bakalım bardak mı?” demiş. Bir “despotist”, “Bu bardağın asıl sahibi kimse görüşümü ona söylerim.” derken bir “fütürist” ise “Bu bardakları asıl yüz yıl sonra gör, bak, nasıl olacak?" demiş. Bir “kübist”, “Bardağın çizgileri çok keskin!” derken bir “minimalist” ise “Bu bardak güzel de biraz büyük.” demiş. Bir “stilist”, “Bardağın altına karşıt renkten bir örtü koyamadınız mı?” derken bir “determinist” de “Bardağın orada duruyor olması asla bir tesadüf değil; döngü gereği orada!” demiş. Bir “oportunist”, “Bardağın biçimi çok güzel; bir fotoğrafını çekeyim, lazım olur.” derken  bir “karikatürist”, “Kolay bir obje; rahat çizilir.”; bir “sürrealist” de “Sıradan bir bardak işte!” demiş. Bir “panteist”, “Bardak, camdır; cam da kum. Burada bir yaşam gizli.” derken bir “sofist” de “Hemen atlamayın; o, bardak olmayabilir!” demiş. Bir “resepsiyonist”, “Bardağı odanıza yolluyorum efendim!” deken bir “assolist” de “Bu bardak ne? Niye kristal değil?” demiş. *** Tüm bunlara dayanamayan “realist”in sabrı tükenmiş, “Altı üstü yarısı dolu, yarısı boş bir bardak. Amma da uzattınız ha!” diyerek tepkisini ortaya koymuş. Ama asıl bomba “turist”te. “Nasıl diyo siz? Su istiyo ben! Ama siz bi bardak suda fırtına kopartmak!” Evet, işte tam da bu! Bizim deyim bu tartışmaya, “Cuk!” diye oturuveriyor. Sözün Özü: Sorunlara nasıl baktığımız değil, onları nasıl gördüğümüz önemlidir. Henry David Thoreau
Ekleme Tarihi: 15 Eylül 2026 -Salı

BARDAK

Değerli dostlar, yıllar önce karşıma çıkan ilginç bir paylaşımı not almıştım. Bu hafta sizlere o ilginç paylaşımı aktaracağım. Bu haftaki yazımızın başlığı ve içeriği bardak. Ancak “bardak”tan yola çıkarak farklı bir bakış açısıyla ve farklı bir sunumla ilginç bir yazı olmuş. O ilginç paylaşımın adı “Bardak Bilimi” idi. Ama önce ben sizlere biraz bardaklardan söz etmek istiyorum.

***

Bu cam bardaklar çok yaygınlaşmadan önce evlerde genellikle “tas” vardı. Bu taslar genellikle metalden olurdu. Metalten önceki dönemlerde de ağaçtan yapılırdı. Hani çok ünlü, bilinen bir atasözümüz vardır. “Eski çamlar bardak oldu.” diye, işte o bardaklar, o zamanlar “tas” diye bilinir, kullanılırdı. Kırsallarda, köy yerlerinde “Bir tas su ver.” denirdi.

***

Evet, bardaklar önce ağaçtan, sonra metalden ve camdan yapılır oldu. Daha sonra sert plastikten yapılmaya başlandı. Sonraki dönemlerde melamin denilen plastik karışımı bir ürün, yıllarca kullanıldı. Günümüze gelince bardak türleri o kadar çoğaldı ki pet bardak, kağıt bardak, poliüretan bardak gibi aynı amaçlı farklı türlerle karşılaştık. Şimdi gelelim asıl amaca; bardağın içindekine.

 

***

 

Masaya yarısına kadar su olan bir bardak koymuşlar ve farklı görüş, düşünüş, inanış, anlayış ve bakış açılarına sahip kişilere bu bardak hakkında yorum yapmaları istenmiş. İlginç görüş, düşünüş, inanış, anlayış ve bakış açıları burada ortaya çıkıyor. İşte o “Bardak Bilimi”ni birlikte okuyalım.

***

Bu bardağa bir “optimist”, “Bardak dolu.” derken bir “pesimist” ise boş! demiş.

Bir “nihilist”, “Bardak yok!” derken bir “emperyalist”, “Bu bardak benim olmalı!” demiş.

O bardağa bir “kapitalist”, “Bu bardaktan seri üretime geçelim.” derken bir “şovenist”, “Bu bardak kesin bizim imalatımız, kimse böyle yapamaz!” demiş.

Bir “sadist”, “Bu bardağı alın buradan, yoksa kırarım!” derken bir “konformist” ise “Bir bardak su versene!” demiş.

En ilginci “mazoşist” ve “kanibalist”ten. “Mazoşist”, “Bu bardak ne yenir be!” diye karşılık verirken  bir “kanibalist” de “Bardak yenmez; ağızı kesilir, insan eti mi bu?” demiş.

Bir “narsist”, “Şu bardağın güzelliğine bak! Aynı ben!” derken bir “egoist” de “Bu bardak yalnızca benim!” demiş.

Bir “anarşist”, “Bardağı bize vermezseniz o bardağı bir daha göremezsiniz.” derken bir “hümanist” de “Bu bardağı bulamayanlar da var!” demiş.

O bardak için bir “kominist”, “Bardağı birlikte kullanalım.” derken bir “sosyalist” ise “Bardağı yıkarken kırmayalım.” demiş.

O bardak için bir “faşist”, “Yarısı dolu, yarışı boş bardak ne demek? Bardağı kırın gitsin.” demiş.

Bir “senarist”, “Kadın, bardağı aldı ve o güzel dudaklarına götürdü.” derken bir “ütopist” de “Bazen öyle bir bardak düşlüyorum ki!” demiş.

Bir “Feminist”, “Bir kere ince belli bardak ne demek?” derken bir “idealist” de “Bu bardaktan bir gün öyle çok olacak ki!” diye görüş bildirmiş.

Bir “Pozitivist” de “Bardak gibi görünüyor da test edelim bakalım bardak mı?” demiş.

Bir “despotist”, “Bu bardağın asıl sahibi kimse görüşümü ona söylerim.” derken bir “fütürist” ise “Bu bardakları asıl yüz yıl sonra gör, bak, nasıl olacak?" demiş.

Bir “kübist”, “Bardağın çizgileri çok keskin!” derken bir “minimalist” ise “Bu bardak güzel de biraz büyük.” demiş.

Bir “stilist”, “Bardağın altına karşıt renkten bir örtü koyamadınız mı?” derken bir “determinist” de “Bardağın orada duruyor olması asla bir tesadüf değil; döngü gereği orada!” demiş.

Bir “oportunist”, “Bardağın biçimi çok güzel; bir fotoğrafını çekeyim, lazım olur.” derken  bir “karikatürist”, “Kolay bir obje; rahat çizilir.”; bir “sürrealist” de “Sıradan bir bardak işte!” demiş.

Bir “panteist”, “Bardak, camdır; cam da kum. Burada bir yaşam gizli.” derken bir “sofist” de “Hemen atlamayın; o, bardak olmayabilir!” demiş.

Bir “resepsiyonist”, “Bardağı odanıza yolluyorum efendim!” deken bir “assolist” de “Bu bardak ne? Niye kristal değil?” demiş.

***

Tüm bunlara dayanamayan “realist”in sabrı tükenmiş, “Altı üstü yarısı dolu, yarısı boş bir bardak. Amma da uzattınız ha!” diyerek tepkisini ortaya koymuş. Ama asıl bomba “turist”te. “Nasıl diyo siz? Su istiyo ben! Ama siz bi bardak suda fırtına kopartmak!” Evet, işte tam da bu! Bizim deyim bu tartışmaya, “Cuk!” diye oturuveriyor.

Sözün Özü:

Sorunlara nasıl baktığımız değil, onları nasıl gördüğümüz önemlidir. Henry David Thoreau

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

15
Eylül
08
Eylül
01
Eylül
25
Ağustos
18
Ağustos
11
Ağustos
04
Ağustos
28
Temmuz
21
Temmuz
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.