Değerli dostlar, gün geçmiyor ki ilginç bilgilerle karşılaşmayalım. Bakınız, bir yanda yeni buluşlar ve keşifler, bir yanda boş işler ve dedikodular; bir yanda dünyayı değiştirecek gelişmeler, öbür yanda saçma sapan paylaşımlar…
***
Bir araştırmacı, bulduğu bir azı dişin, 50 bin yıl önce yaşamış bir insana ait olduğunu öğreniyor. Daha da ileri gidip meraklanıyor ve DNA kodları ile o insanın yüzünün nasıl biri olduğunu ortaya çıkartmaya çalışıyor. Peki, birileri bu ilginç buluşla insanoğlunu tanımaya ve tanıtmaya çalışırken başka birileri ne yapıyor?
***
Maço veya maganda tipli ekran meraklıları, Tik Tok çekip ona buna şarkılar eşliğinde akıl veriyor, ayar çekiyor. Tabii, olduğunu sandığı ama olmayan aklıyla!
***
Adam, damarların içinden kablo geçirerek insan beynini Windows 10 işletim sistemli bilgisayara bağlamayı başarıyor. Ama öbür yanda birileri de aynı bilgisayarla akşama kadar kim ne yapmış, ne yemiş, ne giymiş, kim kiminle birlikte olmuş onu araştırıyor. Adam, bir kara deliğin yakından neye benzediğini merak ediyor ve çabalayıp fotoğrafını çekmeyi başarıyor. Ama başka birileri, daha elini yüzü yıkamadan, gözündeki çapağı silmeden, kargalar ilk kahvaltısını bile yapmadan önüne çıkan ilk kadına “Selam, tanışalım mı?” diye yazıyor. Adam, bir mantar türünün bir beyine ihtiyacı olmadan hafızası olduğunu keşfedip bunu alzheimer tedavisi için kullanabilmenin yollarını arıyor. Ama bir başka yerde bir başkaları, bir beyine sahip olup olmadığını düşündürtecek kadar makyaj videoları izleyip “Çantanda neler var, göster n’ooluuur?” diye yorum yazıyor, üstelik bunu yaparken de üşenmiyor bile!
***
İlginç olan ne, biliyor musunuz? Basit bir bileklik, internet ile buluşunca akıllı oluyor. Sıradan bir ev, internet devreye girince o ev, akıllı ev oluveriyor. Çok sıradan bir saat, internetle bütünleşince akıllı saat oluyor. Ee, peki, bazı insanlar, internetle buluşunca neden akıllı insan olmuyor? Sonuç neden tersine dönüyor?
***
Geçtiğimiz yıllarda çok sık kullanılan bir söz vardı. “Cihazlar akıllı olunca insanlar akıllarını kullanmayı bıraktı.” ya da “Cihazlar akıllandıkça insanlar akılsızlaşıyor.” Ne kadar doğru bir söz, değil mi?
***
Evet, çok merak edilen o soru akla geliyor. Bileklik, saat, ev, telefon internete bağlanınca akıllı oluyor da insan internete bağlanınca niye akıllı olmuyor, neden aklını kaçırıyor, akılsızlaşıyor? Bunu kendimize niye uyarlamıyoruz? Hani, “Deli, deliyi görünce sopasını saklarmış.” diye bir söz var ya; bu sözden uyarladığım bir sözü de ben söyleyeyim. “Akıllı, sanal akılla karşılaşınca kendi aklını askıya alıyor.” Demek ki insan, kendi aklını o cihazlardan daha yetersiz görüyor ki kendi aklını kullanmayı gerek görmüyor. İnternete bağlanınca insanın aklını kaçırması, akılsızlaşması veya aklını devre dışı bırakması, araştırılması gereken bir davranış biçimi.
***
Bakınız, dünyadaki en büyük sorunlardan biri bu dijital bağımlılık olmaya başladı. İnternet bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı toplumları felakete sürüklüyor. Bu durum, düşünmeyen, sormayan, sorgulamayan, çalışmayan, çabalamayan insanlar topluluğu oluşturuyor. Birçok gelişmiş ülke okullarda tableti, akıllı tahtayı, telefonu yasakladı. Eski sisteme, kara tahtaya, kağıt, kalem, defter ve kitaba döndü. Doğrusu da bu. Çünkü okumak, kişiyi düşündürür, hayal kurdurur, kurgulatır. İzlemek ise aklı dondurur, tek tipleştirir, hayallerini engeller, düşünmene izin vermez.
***
Toplum olarak, ülke olarak, ulus olarak kendimize gelmek, hem bilişsel hem de zihinsel gelişimimizi arttırmak zorundayız. Yoksa gelişmiş ülkelerin, soran ve sorgulayan toplumların, araştırıp yeni buluşlar ve keşifler yapanların kölesi oluruz.
***
Sözün Özü: İnsan, aklının sınırlarını zorlamadıkça ve onu etkili kılmadıkça hiçbir gerçek başarıya ulaşamaz. Kitap Yüzü