Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

ANKSİYETE İLE YAŞAMAK

Günümüzün hızlı ve yoğun yaşamı içinde insanlar çoğu zaman birbirlerinin dış görünüşlerine bakarak her şeyin yolunda olduğunu varsayıyor. Oysa her parlak yüzün ardında sessizce sürdürülen iç savaşlar olabilir. Anksiyete bozukluğu da bu görünmez savaşlardan biri olarak birçok insanın yaşamına yerleşmiş durumdadır. Sabah gün doğarken bile kalbi sanki aniden koşmaya başlamış gibi çarpan, iç sesinin hiç susmadığı o kişilerin hikâyesini çoğu zaman fark etmeyiz. Çünkü kaygı, en çok içerden tüketir ve en çok dışardan anlaşılmaz. *** Anksiyete yaşayan bireyler için dünya, sıradan insanlara göre daha gürültülü ve daha tehlikeli bir yerdir. Basit bir telefon sesi, kalabalık bir cadde veya bir iş toplantısı bile bedenin alarma geçmesine neden olabilir. O an kişi, mantıksız olduğunu bilse bile zihninde yükselen “Ya kötü bir şey olursa?” düşüncesine engel olamaz. Böyle anlarda kalp hızlanır, nefes daralır, avuç içleri terler; dünya güvenilirliğini bir anda kaybeder. Toplumun sıklıkla gözden kaçırdığı gerçek de tam burada gizlidir: Anksiyete, kişinin tercihi değil; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin bir bütün olarak oluşturduğu bir ruhsal yüklenmedir. *** Ne yazık ki ruhsal sorunlar hâlâ birçok yerde yanlış anlaşılmakta ve etiketlenmektedir. “Abartıyorsun”, “Kafana takma”, “Güçlü ol biraz” gibi cümleler, iyi niyetli görünse bile çoğu zaman kişinin yalnızlık duygusunu derinleştirir. Oysa bir kol kırıldığında hepimiz anlarız, çünkü gözümüzle görebiliriz. Fakat kaygı bozukluğu yaşayan birinin kırılan yerleri gözle görünmez; yine de acı gerçek, tam da o görünmezlikte saklıdır. Bu nedenle anksiyete yaşayan kişiler için en büyük ihtiyaç, anlaşılmak ve yargılanmadan dinlenmektir. *** Toplum olarak yapabileceklerimiz aslında sanıldığından daha basittir. Bir insanın duygularını küçümsemeden dinlemek, çözüm vermeye çalışmadan yanında durmak büyük bir destektir. Bir diğer önemli adım ise, ruhsal sorunların tıpkı fiziksel rahatsızlıklar kadar normal olduğunu kabul etmektir. Bazen bir kişinin profesyonel yardım almasını cesaretlendirmek, onun hayatında yeni bir başlangıcın kapısını aralayabilir. Ruh sağlığı üzerine konuşmak, konuyu görünür kılar; görünür olan her şey ise zamanla daha az korkutucu hâle gelir. *** Sonuç olarak, anksiyete bozukluğu insan olmanın kırılgan yanlarını hatırlatan bir deneyimdir. Hepimiz hayatın farklı dönemlerinde zorlanabilir, içsel fırtınalar yaşayabiliriz. Bu yüzden görünmeyen bir yük taşıyan insanları anlamaya çalışmak, onları yargılamamak ve gerektiğinde destek olmak, daha sağlıklı bir toplumun temel taşlarından biridir. Unutmayalım: İçinde fırtına kopan her insan bunu dışarıdan belli etmek zorunda değildir; ancak biz fark etmeye çalışırsak o fırtınanın şiddeti bir nebze olsun dinebilir.  
Ekleme Tarihi: 12 Aralık 2025 -Cuma

ANKSİYETE İLE YAŞAMAK

Günümüzün hızlı ve yoğun yaşamı içinde insanlar çoğu zaman birbirlerinin dış görünüşlerine bakarak her şeyin yolunda olduğunu varsayıyor. Oysa her parlak yüzün ardında sessizce sürdürülen iç savaşlar olabilir. Anksiyete bozukluğu da bu görünmez savaşlardan biri olarak birçok insanın yaşamına yerleşmiş durumdadır. Sabah gün doğarken bile kalbi sanki aniden koşmaya başlamış gibi çarpan, iç sesinin hiç susmadığı o kişilerin hikâyesini çoğu zaman fark etmeyiz. Çünkü kaygı, en çok içerden tüketir ve en çok dışardan anlaşılmaz.

***

Anksiyete yaşayan bireyler için dünya, sıradan insanlara göre daha gürültülü ve daha tehlikeli bir yerdir. Basit bir telefon sesi, kalabalık bir cadde veya bir iş toplantısı bile bedenin alarma geçmesine neden olabilir. O an kişi, mantıksız olduğunu bilse bile zihninde yükselen “Ya kötü bir şey olursa?” düşüncesine engel olamaz. Böyle anlarda kalp hızlanır, nefes daralır, avuç içleri terler; dünya güvenilirliğini bir anda kaybeder. Toplumun sıklıkla gözden kaçırdığı gerçek de tam burada gizlidir: Anksiyete, kişinin tercihi değil; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin bir bütün olarak oluşturduğu bir ruhsal yüklenmedir.

***

Ne yazık ki ruhsal sorunlar hâlâ birçok yerde yanlış anlaşılmakta ve etiketlenmektedir. “Abartıyorsun”, “Kafana takma”, “Güçlü ol biraz” gibi cümleler, iyi niyetli görünse bile çoğu zaman kişinin yalnızlık duygusunu derinleştirir. Oysa bir kol kırıldığında hepimiz anlarız, çünkü gözümüzle görebiliriz. Fakat kaygı bozukluğu yaşayan birinin kırılan yerleri gözle görünmez; yine de acı gerçek, tam da o görünmezlikte saklıdır. Bu nedenle anksiyete yaşayan kişiler için en büyük ihtiyaç, anlaşılmak ve yargılanmadan dinlenmektir.

***

Toplum olarak yapabileceklerimiz aslında sanıldığından daha basittir. Bir insanın duygularını küçümsemeden dinlemek, çözüm vermeye çalışmadan yanında durmak büyük bir destektir. Bir diğer önemli adım ise, ruhsal sorunların tıpkı fiziksel rahatsızlıklar kadar normal olduğunu kabul etmektir. Bazen bir kişinin profesyonel yardım almasını cesaretlendirmek, onun hayatında yeni bir başlangıcın kapısını aralayabilir. Ruh sağlığı üzerine konuşmak, konuyu görünür kılar; görünür olan her şey ise zamanla daha az korkutucu hâle gelir.

***

Sonuç olarak, anksiyete bozukluğu insan olmanın kırılgan yanlarını hatırlatan bir deneyimdir. Hepimiz hayatın farklı dönemlerinde zorlanabilir, içsel fırtınalar yaşayabiliriz. Bu yüzden görünmeyen bir yük taşıyan insanları anlamaya çalışmak, onları yargılamamak ve gerektiğinde destek olmak, daha sağlıklı bir toplumun temel taşlarından biridir. Unutmayalım: İçinde fırtına kopan her insan bunu dışarıdan belli etmek zorunda değildir; ancak biz fark etmeye çalışırsak o fırtınanın şiddeti bir nebze olsun dinebilir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.