Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

İÇ SESİYLE YÖNETİLENLER

Çoğu zaman içim rahat etmiyor, huzursuzum, içimden bir ses böyle yapma diyor gibi kendi iç konuşmalarımızda ana konuşmacı anne ve babamızdır. Çocukluğunda sürekli yönlendirilen, doğruyu bir kalıp olarak bizlere sunan, kendi başımıza hareket etmemize karşı çıkarak yumuşak sınırlar yerine daha keskin sınırlar çizen, sürekli yargılayan ve otoriter bir tavırla mükemmel oldurtmaya çalışan ebeveynlere sahip bireylerin anne ve babalarından ayrılması dahi onların seslerinden ayrılmasına yetmemektedir. Bu eleştiri ve yargılayıcı ifadelere maruz kalan çocuk uzaklaşarak bu söylemlerden kaçabilirken büyüyüp evden ayrılan ve kendi düzenini kuran yetişkinlerin zihinlerinde ebeveynleri tarafından oluşmuş mekanizma bu söylemlere ara vermeden devam ediyor ve kaçış yolu maalesef olmuyor. Sürekli olarak zihninde kendini yargılayan ve mükemmel olmaya çalıştıran mekanizma anne ve babanın birer mirası olarak kalıyor bizlere. **** Çocukken kaçıp kurtulabileceğimiz söylemler büyüyünce zihinde devam ediyor fakat kaçacak bir yer maalesef olmuyor. Genellikle Obsesif kompulsif bozukluğa sahip bireylerin bana başvurmalarında oluşmuş ebeveyn mekanizmalarının bireyin sosyal yaşamına derinden etki etmesini görüyorum. İşitsel, dokunsal ve görsel bireyler olarak ele alıyorum danışanlarımı ve incelediğim sorunlar bu başlıklar altında dizilmeye başlıyor. Çocuklukta oluşan bu hassasiyetler birer bozukluğa dönüşüyor bireyin etken duyu organına bağlı olarak. Dokunsal bir bireyin eline yağ bulaşması ve o yağ hissi kişiyi o kadar rahatsız etmektedir ki tüm odak noktasını oraya çevirir. Başka bir örnek para sesi, su sesi, kağıt sesi ve daha silik sesleri dahi duyabilecek ve onlardan rahatsızlık duyabilecek bireyler de bana başvuruyor. Tüm bu hassasiyet gelişmiş durumların temelinde ebeveynlerin söylem ve davranışları yer alıyor. Tüm bu durumların aksine duyarsızlığa ulaşmış bireyler de mevcuttur. *** Çocukluğunda fiziksel şiddete maruz kalmış bireylerin ileride canlarının yanma hislerinin olmadığını görebilirsiniz. İşitsel olarak da aynı şekilde duyarsızlığa ulaşmış bireylerin olduğunu biliyoruz. Zihninde ebeveyn mekanizması kurulmuş ve oradan yönetilen tüm bireylerin bunu fark etmesi ve psikolojik destek almaları gerekmektedir. Kişi annesinin sözlerinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Anne çocuğu nasıl görmüşse çocuk kendini de öyle görür. Anne çocuğa neler söylemişse çocukta hayatı boyunca kendine aynı şeyleri söyler. Özellikle sosyofobik bireyler girdiği ortamda kendi düşünceleri olarak hissettiği düşünceler ebeveynlerinin cümleleri onların sözleridir. *** Peki siz hala bazen çocuk gibi davrandığınızı, kendinizi sürekli yargıladığınızı, iç sesinizin sürekli sizi rahatsız ettiğini, eşinizin dahi biraz sorumluluk sahibi ol dediğini, yaptıklarınızdan sürekli pişmanlık duyduğunuzu, insanlara küstüğünüzü görüyor ve özellikle işten gelip yemeğini yedikten sonra kahveye gidip geç saatlerde gelen kocalardansanız hala çocukluğa saplanmış duygu yaşı büyümemiş kişilersiniz. Bu durumu çözmek farkındalıkla başlar ve profesyonel bir yardım almak gerekmektedir. Birey olma terapinin özüdür. Ben terapilerimde birey olmayı ve duygusal olarak özgürleşmeyi, gerçek manada affetmeyi öğretiyorum. Tüm okurlarıma kendileri ile içsel muhasebeye girerek kendinde hala çocukluk hallerinin olduğunu incelemesini ve bizlerden destek almalarını tavsiye ediyorum.
Ekleme Tarihi: 19 Şubat 2022 - Cumartesi
Harun Ülger

İÇ SESİYLE YÖNETİLENLER

Çoğu zaman içim rahat etmiyor, huzursuzum, içimden bir ses böyle yapma diyor gibi kendi iç konuşmalarımızda ana konuşmacı anne ve babamızdır. Çocukluğunda sürekli yönlendirilen, doğruyu bir kalıp olarak bizlere sunan, kendi başımıza hareket etmemize karşı çıkarak yumuşak sınırlar yerine daha keskin sınırlar çizen, sürekli yargılayan ve otoriter bir tavırla mükemmel oldurtmaya çalışan ebeveynlere sahip bireylerin anne ve babalarından ayrılması dahi onların seslerinden ayrılmasına yetmemektedir. Bu eleştiri ve yargılayıcı ifadelere maruz kalan çocuk uzaklaşarak bu söylemlerden kaçabilirken büyüyüp evden ayrılan ve kendi düzenini kuran yetişkinlerin zihinlerinde ebeveynleri tarafından oluşmuş mekanizma bu söylemlere ara vermeden devam ediyor ve kaçış yolu maalesef olmuyor. Sürekli olarak zihninde kendini yargılayan ve mükemmel olmaya çalıştıran mekanizma anne ve babanın birer mirası olarak kalıyor bizlere.

****

Çocukken kaçıp kurtulabileceğimiz söylemler büyüyünce zihinde devam ediyor fakat kaçacak bir yer maalesef olmuyor. Genellikle Obsesif kompulsif bozukluğa sahip bireylerin bana başvurmalarında oluşmuş ebeveyn mekanizmalarının bireyin sosyal yaşamına derinden etki etmesini görüyorum. İşitsel, dokunsal ve görsel bireyler olarak ele alıyorum danışanlarımı ve incelediğim sorunlar bu başlıklar altında dizilmeye başlıyor. Çocuklukta oluşan bu hassasiyetler birer bozukluğa dönüşüyor bireyin etken duyu organına bağlı olarak. Dokunsal bir bireyin eline yağ bulaşması ve o yağ hissi kişiyi o kadar rahatsız etmektedir ki tüm odak noktasını oraya çevirir. Başka bir örnek para sesi, su sesi, kağıt sesi ve daha silik sesleri dahi duyabilecek ve onlardan rahatsızlık duyabilecek bireyler de bana başvuruyor. Tüm bu hassasiyet gelişmiş durumların temelinde ebeveynlerin söylem ve davranışları yer alıyor. Tüm bu durumların aksine duyarsızlığa ulaşmış bireyler de mevcuttur.

***

Çocukluğunda fiziksel şiddete maruz kalmış bireylerin ileride canlarının yanma hislerinin olmadığını görebilirsiniz. İşitsel olarak da aynı şekilde duyarsızlığa ulaşmış bireylerin olduğunu biliyoruz. Zihninde ebeveyn mekanizması kurulmuş ve oradan yönetilen tüm bireylerin bunu fark etmesi ve psikolojik destek almaları gerekmektedir. Kişi annesinin sözlerinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Anne çocuğu nasıl görmüşse çocuk kendini de öyle görür. Anne çocuğa neler söylemişse çocukta hayatı boyunca kendine aynı şeyleri söyler. Özellikle sosyofobik bireyler girdiği ortamda kendi düşünceleri olarak hissettiği düşünceler ebeveynlerinin cümleleri onların sözleridir.

***

Peki siz hala bazen çocuk gibi davrandığınızı, kendinizi sürekli yargıladığınızı, iç sesinizin sürekli sizi rahatsız ettiğini, eşinizin dahi biraz sorumluluk sahibi ol dediğini, yaptıklarınızdan sürekli pişmanlık duyduğunuzu, insanlara küstüğünüzü görüyor ve özellikle işten gelip yemeğini yedikten sonra kahveye gidip geç saatlerde gelen kocalardansanız hala çocukluğa saplanmış duygu yaşı büyümemiş kişilersiniz. Bu durumu çözmek farkındalıkla başlar ve profesyonel bir yardım almak gerekmektedir. Birey olma terapinin özüdür. Ben terapilerimde birey olmayı ve duygusal olarak özgürleşmeyi, gerçek manada affetmeyi öğretiyorum. Tüm okurlarıma kendileri ile içsel muhasebeye girerek kendinde hala çocukluk hallerinin olduğunu incelemesini ve bizlerden destek almalarını tavsiye ediyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.