Harun Ülger
Köşe Yazarı
Harun Ülger
 

İLİŞKİLERDE DOZ AYARI

Sağlıklı bir ilişkide bireylerin altın orta nokta kuralı dediğimiz iki tarafın da kabul ettiği orta yolu bulma konusunda olan başarısı ilişki sürecini daha sağlam temellere oturtulmuş şekilde ilerlemesine olanak sağlıyor fakat tarafların bu noktada inatçı bir şekilde yaklaşmamaları gerekiyor. İnatçılık kavramını düşünce katılığı olarak da ele alabiliriz. Düşünce katılığının arkasında genellikle benmerkezci kişiler, narsist kişiler, obsesif kişiler olmaktadır. Herkes benim şartlarıma uysun, benim kuralarım geçerli olsun, güç bende, otorite bende şeklinde bir yaklaşım ilişkiyi köle-efendi ilişkisine indirger. Bireylerin benliklerini koruyarak biz olma yolunda çaba göstermelerini istiyoruz ki bu bireylerin uzun soluklu ve huzurlu bir yuva kurabilmelerinde en önemli etkenlerden biridir.  ** Kurulan ilişkilerde bireylerin birbirlerine karşı beklentilerini gerçekçi sınırlarda tutmaları gerekmektedir. İlişkilerde önemli olan ve yoğunlaşmamız gereken nokta ortak hedeflerimizin uyuşmasıdır. Uzun vadeli olan bu hedefler iyi bir evlat yetiştirme, mutlu bir yuva kurma gibi varoluşsal amaç olarak da nitelendirebileceğimiz bir takım hedeflerimiz uyuşuyorsa diğer beklentilerimiz ikinci planda kalıyor. Birincil konumuz ilişkilerde bireylerin yaşam felsefelerinin, yüksek ideallerinin, yüksek hedeflerinin, hayata bakışlarının aynı yönde olmasıdır. Evlilik açısından bakarsak bireylerin aynı amaç doğrultusunda benzer şekilde hareket etmelerine biz evlilik diyoruz. Eşler birbirlerine değil aynı yöne bakmalıdırlar.  ** İlacı ilaç yapan dozudur, ilacı zehir yapan da aşırı dozda olmasıdır. İlişkilerde aynı şekilde doz ayarlaması yapılması çok önemlidir. Bu doz ayarı da eşlerin oturup karşılıklı olarak konuşabilmelerinden, beklenti ve isteklerinin belirlenmesinden, sınırların çizilmesinden başlıyor fakat ortak ilgi alanlarına karşı olan ilginin iki taraf için de %50 üzerinde olması gerekiyor çünkü sevgi değişkendir ve ayrışma yaşanabiliyor. Bu durumda eşlerin açıkça karşılıklı konuşabilmesi gerekiyor. Eşinin hoşlanmadığı aktivite veya etkinliklerde uyum sağlayabilmesi veyahut ona eşlik edebilmesi ilişkinin devamlılığı açısından önemlidir. Tarafların birbirlerinin kopyası olması da sağlıklı bir durum değildir, bireylerin kendilerine özel sessiz zamanlarının da olması gerekiyor. Bu noktada bireylerin ben kalarak biz olmayı başarmaları ilişki olgunluğunu, evlilik olgunluğunu gösterir. Bu olgunluğa sahip olunduğunda birey karşı tarafı değiştirmeye çalışmaz böyle durumlarda karşıdakinin olumsuz yönlerini de görür onun huyu böyle der ama bir çok güzel huyu da var deyip olumsuz yönlerini tolere eder.  ** Evlilikte tolerans çok önemlidir bu noktada. Karşı tarafı mükemmel yapmaya çalışma yani totaliter, otoriter, tekelci bir zihniyete sahip, pasif narsist bireylerde olan ben mükemmelim yanımdakiler de mükemmel olmalı gibi bir bakış açısı bencil bir bakış açısıdır, iyi niyettir fakat kişilikte son derece ezen bir tarzdır. Sağlıklı bir ilişkinin temelinde olması gereken bireylerin düşünce katılığının tersine esnek ve ılımlı olmalarıdır. Bireylerin zıt yönlere ilgileri olabilir, aynı anda aynı etkinlik veya aktiviteden zevk alamaya bilirler ama birbirlerine özel zaman ayırarak bunlara saygı duymaları ve bireylerin yapılan aktiviteye partneri kadar ilgi duymasa da o an eşlik edebilmeleri, orta noktada buluşabilmeleri çok önemlidir. İlişkinin dozunu eşler arasında ki iletişimin açık ve net olması, benmerkezci olmayan düşüncelerin olması, eşlerin beklentileri ve isteklerini karşılıklı olarak altın orta noktada buluşturmaları belirler.
Ekleme Tarihi: 01 Ocak 2022 - Cumartesi
Harun Ülger

İLİŞKİLERDE DOZ AYARI

Sağlıklı bir ilişkide bireylerin altın orta nokta kuralı dediğimiz iki tarafın da kabul ettiği orta yolu bulma konusunda olan başarısı ilişki sürecini daha sağlam temellere oturtulmuş şekilde ilerlemesine olanak sağlıyor fakat tarafların bu noktada inatçı bir şekilde yaklaşmamaları gerekiyor. İnatçılık kavramını düşünce katılığı olarak da ele alabiliriz. Düşünce katılığının arkasında genellikle benmerkezci kişiler, narsist kişiler, obsesif kişiler olmaktadır. Herkes benim şartlarıma uysun, benim kuralarım geçerli olsun, güç bende, otorite bende şeklinde bir yaklaşım ilişkiyi köle-efendi ilişkisine indirger. Bireylerin benliklerini koruyarak biz olma yolunda çaba göstermelerini istiyoruz ki bu bireylerin uzun soluklu ve huzurlu bir yuva kurabilmelerinde en önemli etkenlerden biridir. 

**

Kurulan ilişkilerde bireylerin birbirlerine karşı beklentilerini gerçekçi sınırlarda tutmaları gerekmektedir. İlişkilerde önemli olan ve yoğunlaşmamız gereken nokta ortak hedeflerimizin uyuşmasıdır. Uzun vadeli olan bu hedefler iyi bir evlat yetiştirme, mutlu bir yuva kurma gibi varoluşsal amaç olarak da nitelendirebileceğimiz bir takım hedeflerimiz uyuşuyorsa diğer beklentilerimiz ikinci planda kalıyor. Birincil konumuz ilişkilerde bireylerin yaşam felsefelerinin, yüksek ideallerinin, yüksek hedeflerinin, hayata bakışlarının aynı yönde olmasıdır. Evlilik açısından bakarsak bireylerin aynı amaç doğrultusunda benzer şekilde hareket etmelerine biz evlilik diyoruz. Eşler birbirlerine değil aynı yöne bakmalıdırlar. 

**

İlacı ilaç yapan dozudur, ilacı zehir yapan da aşırı dozda olmasıdır. İlişkilerde aynı şekilde doz ayarlaması yapılması çok önemlidir. Bu doz ayarı da eşlerin oturup karşılıklı olarak konuşabilmelerinden, beklenti ve isteklerinin belirlenmesinden, sınırların çizilmesinden başlıyor fakat ortak ilgi alanlarına karşı olan ilginin iki taraf için de %50 üzerinde olması gerekiyor çünkü sevgi değişkendir ve ayrışma yaşanabiliyor. Bu durumda eşlerin açıkça karşılıklı konuşabilmesi gerekiyor. Eşinin hoşlanmadığı aktivite veya etkinliklerde uyum sağlayabilmesi veyahut ona eşlik edebilmesi ilişkinin devamlılığı açısından önemlidir. Tarafların birbirlerinin kopyası olması da sağlıklı bir durum değildir, bireylerin kendilerine özel sessiz zamanlarının da olması gerekiyor. Bu noktada bireylerin ben kalarak biz olmayı başarmaları ilişki olgunluğunu, evlilik olgunluğunu gösterir. Bu olgunluğa sahip olunduğunda birey karşı tarafı değiştirmeye çalışmaz böyle durumlarda karşıdakinin olumsuz yönlerini de görür onun huyu böyle der ama bir çok güzel huyu da var deyip olumsuz yönlerini tolere eder. 

**

Evlilikte tolerans çok önemlidir bu noktada. Karşı tarafı mükemmel yapmaya çalışma yani totaliter, otoriter, tekelci bir zihniyete sahip, pasif narsist bireylerde olan ben mükemmelim yanımdakiler de mükemmel olmalı gibi bir bakış açısı bencil bir bakış açısıdır, iyi niyettir fakat kişilikte son derece ezen bir tarzdır. Sağlıklı bir ilişkinin temelinde olması gereken bireylerin düşünce katılığının tersine esnek ve ılımlı olmalarıdır. Bireylerin zıt yönlere ilgileri olabilir, aynı anda aynı etkinlik veya aktiviteden zevk alamaya bilirler ama birbirlerine özel zaman ayırarak bunlara saygı duymaları ve bireylerin yapılan aktiviteye partneri kadar ilgi duymasa da o an eşlik edebilmeleri, orta noktada buluşabilmeleri çok önemlidir. İlişkinin dozunu eşler arasında ki iletişimin açık ve net olması, benmerkezci olmayan düşüncelerin olması, eşlerin beklentileri ve isteklerini karşılıklı olarak altın orta noktada buluşturmaları belirler.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.