Çevreci Belediyeler Birliği’ne katılma kararı alan Yunusemre Belediyesi, dosyasını hazırlıyor. Büyük olasılıkla üyelik de gelecek. Zira bugün birliğin üye profiline bakıldığında, özellikle CHP’li belediyelerin yoğunlukta olduğu görülüyor. Bu tablo, muhalefetin çevre duyarlılığı söylemini sahiplenmesiyle; merkezi iktidarın ise JES’ler, maden sahaları ve plansız sanayileşme karşısındaki tutumunun sıkça eleştirilmesiyle açıklanıyor.
Peki mesele şu: Birliğe üye olmak Gediz’i temizler mi?
Gediz Havzası yıllardır aynı hikâyeyi anlatıyor. JES’lerin (jeotermal enerji santralleri) tarım arazilerine bıraktığı tortular, altın madenciliğinin siyanür korkusu, OSB’lerin arıtmasız deşarjları, kapasite hesabı yapılmadan büyüyen sanayi alanları… Ve sonuç: Gediz Nehri, Türkiye’nin en kirli akarsularından biri olarak anılıyor.
BİRLİK, BU KİRLENMEYİ ÖNLEYEBİLİR Mİ?
Birliğin kuruluş amacı; çevre bilincini artırmak, iyi uygulamaları paylaşmak, belediyeler arasında koordinasyon sağlamak ve teknik kapasiteyi geliştirmek. Ancak unutmayalım: Birlik bir yaptırım kurumu değil, bir dayanışma ve koordinasyon platformudur. JES ruhsatını iptal edemez, maden sahasını kapatamaz, OSB’ye arıtma tesisi kurduramaz. Bu yetkiler merkezi idare ve ilgili bakanlıklardadır.
Dolayısıyla birliğe üyelik, tek başına Gediz’deki kirlenmeyi durdurmaz. Ama doğru kullanılırsa; veri toplama, kamuoyu baskısı oluşturma, ortak raporlama ve proje geliştirme açısından bir zemin yaratabilir.
ÜYE BELEDİYELER ÜZERİNDE ETKİSİ VAR MI?
Etkisi var; ama daha çok normatif ve moral etki. Yani “iyi belediyecilik standardı” üretme iddiası. Çevre eylem planları hazırlamak, atık yönetimini iyileştirmek, yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek gibi konularda rehberlik sunar. Fakat bir belediye sözünü tutmazsa üyeliği askıya almak dışında güçlü bir yaptırım mekanizması yoktur.
DENETİM YAPIYOR MU?
Birlik, klasik anlamda bir denetim organı değildir. Çevre politikalarını zorunlu olarak denetleyip yaptırım uygulamaz. Daha çok proje bazlı izleme ve raporlama yapar. Yani “çevreci” sıfatı otomatik bir kalite belgesi değildir.
YEŞİL KENTLEŞMEYE KATKISI VAR MI?
Evet, olabilir. Eğer belediye bunu bir vitrin değil, bir dönüşüm aracı olarak kullanırsa. Güneş enerjili tesisler, atık su geri kazanımı, kentsel ısı adasıyla mücadele, tarım alanlarının korunması gibi somut adımlar atılırsa üyelik anlam kazanır. Aksi halde tabelaya “çevreci” yazmakla, Gediz’in rengi değişmez.
ÖNCEKİ ÜYELERDE İYİLEŞME OLDU MU?
Bazı belediyelerde atık yönetimi ve yenilenebilir enerji projelerinde ilerlemeler görüldü. Fakat hiçbir yerde üyelik tek başına mucize yaratmadı. Değişim; siyasi irade, bütçe, planlama ve kamuoyu baskısıyla geldi.
YUNUSEMRE İÇİN ASIL SORU
Türkiye’nin en hızlı sanayileşen ilçelerinden biri olan Yunusemre’de, planlama olmadan büyüyen OSB’ler ve daralan tarım arazileri varken; su kaynakları sınırlıyken ve Gediz alarm verirken… Birliğe üyelik gerçek bir çevre politikası değişimine dönüşecek mi?
Eğer:
Sanayi genişlemesi su bütçesiyle birlikte planlanırsa,
Arıtma tesisleri sıkı biçimde izlenirse,
Tarım arazileri korunursa,
JES ve maden faaliyetlerine karşı şeffaf çevresel izleme yapılırsa,
o zaman bu üyelik anlamlıdır.
Ama eğer “Çevreci Belediyeler Birliği Üyesi” tabelası, kirli bir nehrin kenarında parlayan yeni bir tabela olacaksa… İşte o zaman ironi tamamlanmış olur.
Çevreci olmak birliğe katılmakla değil; kirli suyun hesabını sormakla başlar. Gediz, tabelaları değil; arıtılmış suyu ister.